+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Isirganin faydalari!!!

 Sağlıklı Yaşam Katagorisinde ve  Alternatif Tıp Forumunda Bulunan  Isirganin faydalari!!! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Latince adı: Urtica dioica İngilizce: Nettle Almanca: Brennessel Özellikleri: Akciğer kanseri ● şeker hastaları ● kuyruk sokumu iltihabı ● saçlara ...

  1. #1
    Süper Üye pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur Baktabul'un Çılgını pembish_nur - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    Aklının Estiği yerde=)))
    Mesajlar
    467
    Tecrübe Puanı
    34271295

    ehuu Isirganin faydalari!!!





    Latince adı: Urtica dioica
    İngilizce: Nettle
    Almanca: Brennessel
    Özellikleri: Akciğer kanseri şeker hastaları kuyruk sokumu iltihabı saçlara parlaklık ve canlılık saçlardaki kepeğe karşı romatizma arthiritis romatizmal ağrı ve şikâyetlerine karşı alerjiye karşı direnç inflamasyonu azaltır


    Isırgan, bugüne kadar tanıdığım bitkiler arasında en karmaşık olanıdır. Bu bitkiyi araştırırken, daha dikkatli ve sabırlı olmam gerektiğini anladım. Isırgan, birbirlerinden tamamen farklı yüzlerce bitkiye uyguladığım sistematiğime ve araştırma metodolojime kesinlikle uymuyordu. Hem kimyası hem de biyokimyası değişkenlik gösteren bir bitkidir. Bugüne kadar incelediğim ve araştırdığım hiçbir bitkiye benzemiyordu. Bir kısım etkin maddeleri, metabolitlere doğrudan etki ederken, bazı etkin maddeleri de hormonal denge üzerinden etki ediyordu. Beni, kendisini tanımamda çaresiz bırakmıştı. Yıllar içerisinde geliştirmiş olduğum sistematiğe ve sistematiğimin kurallarına adeta karşı çıkıyordu. Isırganla inatlaştığımın farkına vardım. Bana adeta, “beni tanımak için ya sistematiğini ve kurduğun sistematiğinin kurallarını değiştir ya da beni istisna kabul et” der gibiydi. Yaklaşık otuzbeş yıldır sistemli olarak geliştirdiğim ve kurduğum araştırma kurallarını ve prensiplerini değiştiremezdim. Yıkmaya veya değiştirmeye de hiç niyetim yoktu…

    Isırgan, doğal ortamında çevre şartlarına aşırı derecede bağlı olan bir bitkidir. Yetiştiği toprağın mineral ve tuz dengesinden en çok etkilenen bitki ısırgandır. Onun iri, sağlıklı ve geniş yapraklı yapısına bakarak, “işte bu en etkili olanıdır” diye düşünüp, sakın aldanmayınız. Cılız görüpte toplamak istemediğiniz bir ısırgan, tedavi amaçlı olarak bazen daha güçlü ve etkili olabilir. Bazende cılız deyip toplamamakla doğru karar vermiş olabilirsiniz. Bunu yazmakla sizi ikilem içerisinde bıraktığımın farkındayım. Peki, tedavi gücü en etkili olanı nasıl ayırt edeceğiz?

    Yukarıda da belirttiğim gibi ısırgan benim için en karmaşık bitki olmuştur. Araştırmalarımda beni çok fazla yormuştur. Çünkü, içerdiği etkin maddelerin bütünlüğü yetiştiği toprağın kimyasal yapısına ve asitlik derecesine (pH) çok bağlıdır. Topladığınız yerden birkaç yüz metre ilerdeki ısırgan aynı özelliğe sahip olmayabilir. Bunun nedeni, toprağın kimyasal yapısı, nem oranı ve tuz dengesi aynı alanda farklılık gösterebilir.

    Şimdi size başka bir örnek vermek istiyorum, duvar dibinde yetişen ısırgan ile hemen birkaç metre ilerisinde ve açıkta yetişen ısırgan arasında toprağın kimyasal yapısı ve elektrolit dengesi aynı olmasına rağmen, etkin maddelerin bütünlüğü açısından önemli farklılıklar vardır. Peki, birbirlerine sadece birkaç metre uzakta olan bu iki ısırganın etkin maddeler bütünlüğü bakımından farklılıkları nereden kaynaklanıyor? Bunun sebebi, duvar dibinde yetişenin gün içerisinde güneşi daha az görmesi ve yine duvar dibinde yetişenin toprağının daha nemli olmasıdır. Duvardan sadece birkaç metre uzakta olan ısırgan ise, gün boyu güneşi daha fazla görür ve toprağı da güneşi daha fazla gördüğü için daha az nemlidir. Bu farklılıklar ısırganın etkin madde bütünlüğünü kolayca etkileyebilmektedir. Tanıdığım en karmaşık bitki derken bu özelliğini vurgulamaya çalıştım. İşte, ısırganın bu özelliğinin olması ona ayrı bir gizemlilik kazandırmaktadır. Kısaca, ısırganın etkin madde bütünlüğü hem çevre şartlarından, hem toprağının kimyasından ve neminden, hem de güneşten büyük oranda etkilenmektedir. Bu özelliği, tanıdığım başka bitkiler aynı boyutlarda göstermiyorlar.

    Uğrunda mücadele verdiğim, savunmasını yaptığım sistematiğimden ve bu sistematiğimin kurallarından asla vazgeçmeyeceğim ve bu konuda taviz vermeyeceğim konusunda kesin kararlıydım. Ancak, onu bir istisna olarak tanımak ve kabul etmek de istemiyordum. Onun bu özelliği beni adeta yol ayrımına getirmişti. Uzun yıllar emek vererek geliştirdiğim bilimsel kurallarıma uymuyordu. Çoğu bitkide yaptığım gibi, ara vererek çalışıyordum. Çünkü, hep aynı bir bitki üzerinde çalışmak, insanı kolayca kısır döngünün içerisine itebiliyordu. En doğru olan kısa aralıklarla değişik bitkiler üzerine çalışmaktır. Bu sayede hem monotonluk hem de kısır döngü riskini yaşamaktan uzaksınız demektir. Isırgana her defasında döndüğümde, hep aynı çözümsüzlükle karşı karşıya kalıyordum. Zamanla ona ön yargılı davrandığımın farkına varmıştım. Onu iyi tanımadığıma karar vermiştim. Üzerinde daha çok çalışmam gerektiğine inandım. Eğer onu iyi tanımış olsaydım, geliştirmiş olduğum sistematiğimin onu istisna kabul etmesine gerek kalmayacaktı.

    Isırgan türleri
    Isırgan, yöreden yöreye farklı türler gösterir. Avrupa, Amerika, Asya veya Avusturalya’da hep farklı türleri vardır. Çevresinde yetişen bitki florasına bağlı olarak çok fazla yatay geçişten etkilenmektedir. Ülkeden ülkeye değişen o kadar fazla türü vardır ki, saymakla bitmez. İşte size birkaç örnek,
    • Urtica angustifolia (Çin, Japonya, Kore)
    • Urtica ardens (Çin)
    • Urtica atrichocaulis (Himalaya, Çin’in güney-batısı)
    • Urtica atrovirens (Batı Akdeniz Bölgesi)
    • Urtica cannabina (Asya ve Sibirya)
    • Urtica chamaedryoides (Kuzey Amerika)
    • Urtica dioica L. (Avrupa, Kuzey Karadeniz)
    • Urtica dubia (Kanada)
    • Urtica ferox (Avusturalya, Yeni Zellanda)
    • Urtica fissa (Çin)
    • Urtica galeopsifolia (Orta Avrupa, Çorum, Sivas, Yozgat)
    • Urtica gracilenta (Orta Amerika)
    • Urtica hyperborea (Karadeniz’in yüksek yaylaları, Pakistan)
    • Urtica incisa (Avusturalya)
    • Urtica kioviensis (İngiltere, Fransa, Hollanda)
    • Urtica laetivirens (Moğolistan, Japonya)
    • Urtica mairei (Himalaya)
    • Urtica membranace(İngiltere, Azor Adaları)
    • Urtica morifolia (Kanarya Adaları)
    • Urtica parviflora (Hindistan)
    • Urtica pilulifera (İtalya, Sicilya, Fransa’nın güneyi)
    • Urtica platyphylla (Çin, Japonya)
    • Urtica pubescens (İran, Rusya)
    • Urtica rupestris (Sicilya)
    • Urtica sondenii (İskandinav Ülkeleri, Rusya)
    • Urtica taiwaniana (Tayvan, Endenozya)
    • Urtica thunbergiana (Japonya, Tayvan)
    • Urtica triangularis
    • Urtica urens (Ege, Orta Avrupa)
    Daha onlarca türü vardır. Safranbolu evlerinin arka bahçelerinde yetişen ısırgan bu bölgenin endemik bitkisidir. Özellikle, Safranbolu evlerinin arka bahçelerinde yatişen diyorum çünkü, Safranbolu evlerinin arka bahçelerinin kendine özgü bir alt yapısı vardır. Bu alt yapının toprağa kazandırdığı özellik sayesinde burada yetişen ısırgan, yıllar içerisinde evrimini tamamlayarak Safranbolu’nun endemik bitkisi olmaya hak kazanmıştır. Bu alt yapı özelliği bozulduğu taktirde, Safranbolu’ya özgü (has) endemik ısırgan da kayıp olmaya mahkumdur.


    Değerli okuyucu, araştırma, doğru soru sorabilme sanatıdır. Araştırdığınız konu ve konuya ilişkin sorunun cevabı her hangi bir kitapta yazılı değildir. Araştırdığınız konuyla ilgili kafanızda binlerce soru veya sorular zinciri vardır. Bu sorulardan bir tanesi doğrudur. Eğer, doğru soruyu sorabiliyorsanız, alacağınız cevap da doğrudur ve sizi doğru sonuca götürür. Eğer, yanlış soru soruyorsanız, yanlış cevap alırsınız. Doğru soruyu bulup sorana kadar, bazen günler, bazen aylar bazen de yıllar geçer. Bazen de o doğru soruyu bir türlü soramazsınız çünkü aklınıza gelmez.

    Nihayet, 2005 yılının Eylül ayında ısırganla ilgili olarak doğru soruyu sorabilmiştim. Isırganın içerdiği etkin maddeler kompozisyonu, çevre şartlarına (iklime, havanın nemine, güneşin şiddetine, güneşi alış süresine) ve de toprağın kimyasına, mikrobiyolojik florasına, asitlik derecesine, elektrolit dengesine ve toprağın nemliliğine sıkı sıkıya bağlıdır. Öyle ise, ısırganın etkin maddeler dengesini bu kadar çok etkileyen faktör varken, onun tedavi gücünden nasıl emin olabilirim? İşte, bu soru yanlış. Doğru olan soru, mademki ısırganın etkin maddeler dengesini bu kadar çok etkileyen faktör var, bu faktörlerden (parametrelerden) hangisini veya hangilerini kontrol ederek veya kontrol altında tutarak, içerdiği etkin maddeleri en etkili olan şekliyle koruyabilirim? Isırganı amaca uygun olarak yetiştirmek bizim elimizdedir. Onu yönetebiliriz. Doğru soruyu bulduktan sonra sistematiğimi değiştirmeme ve ısırganı da bir istisna olarak tanımama gerek kalmamıştı.

    Isırganın, saçlaraverdiği canlılık, parlaklık ve kepeğe karşı koruyucu etkisi bilinen en genel özelliğidir. Isırganın tarihçesinde kanser tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Bunun dışında kabızlığa, astıma, gut (gout) hastalığına, romatizmal şikayetlere, bel soğukluğuna ve tüberküloza karşı kullanıldığı tarihçesi içinde bir çok yerde belirtilmiştir. Son yıllarda ısırganın tohumlarının da özellikle Avrupa’da iyi huylu prostat büyümesine (Prostate Hyperplazy) karşı tablet olarak kullanılmasına başlanmıştır. Tüm bunların yanında hemen hemen bir çok bitkide bulunan idrar söktürücü (diüretik) özellik ısırganda da bulunmaktadır. Vücuttan su atılmasında oldukça etkilidir. Su atılması esnasında elektrolit de atılmaktadır. Kısaca, vücudun tuz dengesini de etkilemektedir. Tuz dengesi denilince potasyum, sodyum, kalsiyum gibi iyonlar akla gelmelidir. Özellikle, potasyum kalp için çok önemlidir. Potasyum dengesizliği kalp ritim bozukluğuna (aritmi, ekstrasistol) neden olabilmektedir. Bu yüzden ısırgan çayını sık sık tüketenlere, ısırgana karşı ölçülü olmalarını öneririm. Çünkü, ısırgan çayını tüketen bir çok insana soru sorduğumda, aldıkları ısırgan miktarının, demleme sürelerinin ve de kullandıkları ısırganın doğru seçilmiş olmadığını gördüm.

    Değerli okuyucu, kullanacağınız her bitkisel kürün, bitki miktarları, demleme süreleri, içim zamanları farklıdır. Bunlar doğru uygulanmadığı taktirde başarılı bir sonuç yerine olumsuz sonuçlar alınabilir. Bitkisel kürlerini öylesine yanlış uygulayan insanlar gördüm ve tanıdım ki, daha etkili olur düşüncesiyle yarım saat veya bir saat kaynatıyorlar. Böylece daha etkili olacağını zannediyorlar. Tam aksine, bu şekilde bitkinin tüm şifa veren gücünü ortadan kaldırıyorlar.

    Benim, ısırgan üzerinde yaptığım çalışmalarımda üzerinde durduğum nokta, ısırganın akciğer kanserine karşı olan etkisini daha da artıracak olan ikinci bir promotor veya stimule özelliği olan bitkiyi aramaktı. Aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi ısırganın kanseri önleyici, tümörü yok edici ve de vücudumuzdaki kanserojen maddeleri uzaklaştırma gücü var. Bu gücü, tek bir etkin maddeden kaynaklanmamakdadır. Isırganda kansere karşı savaşan en az onbeş tane birbirinden farklı etkin madde bulunmaktadır. Ancak, bu gücü çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Bunun nedeni, ısırganın içerdiği etkin maddelerin vücudumuz tarafından yeterli düzeyde absorbe (emilmek) edilememesidir.

    Akciğer kanserinin tedavisinde, tek başına ısırganın başarılı olma gücü çok çok azdır. Isırganın tek başına akciğer kanserini tedavi etmekteki gücü bir milyonda bir civarındadır diyebilirim. Yani, bir milyon akciğer kanseri hastasından bir tanesini tedavi edebilir. Bu da çok az bir orandır. Birbirinden çok farklı özellikte etkin madde içeren ısırganın akciğer kanserine karşı hem önleyici hem de tedavi edici gücünü arttıran bitki ebegümecidir. Isırgan-Ebegümeci karışımı bazı akciğer kanseri hastalarında tedavi başarı oranını %3 – 5’e kadar yükseltebilmektedir. Yani %3-%5 oranında akciğer kanserini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu noktada çok sık karşılaştığım sorulardan bir tanesi de neden bazı akciğer kanseri hastalarında tedavi gücü var ama bazılarında yok? Bunun en önemli nedeni genetik yapıda gizlidir. Çünkü, hücre içerisinde bulunan genler, o hücrenin metabolizmasını kontrol etmektedir.

    Unutmayınızki, hiçbir insanın genetik yapısı bir başka insanın genetik yapısına benzemez. Bir insanın bir başka insana tıpa tıp (%100) benzemesi mümkün değildir. Bu kişiler aynı yumurta ikizi dahi olsa birbirleri ile aynı genetik yapıya sahip değillerdir. Her insan orjinal olarak yaratılmış olup, özdeşi yoktur. İşte, genetik yapının farklı olması demek, hastalığın seyrinin de farklı olması demektir.

    Hemen belirtmekte fayda görüyorum; tek başına ebegümeci bitkisinin de akciğer kanseri üzerinde önleyici, durdurucu veya tedavi edici bir etkisi yoktur. Ebegümeci, ısırganla karıştırıldığı zaman ısırganın kansere karşı etkin olan maddelerinin vücudumuz tarafından emilmesini arttırıcı ve bu etkin maddelere medyatör ve işlevlerini arttırıcı rol oynamaktadır. Isırganın ülkemizde ve dünyada çok değişik çeşitleri vardır. Mühim olan doğru ısırgan türünü bulmaktır. Isırganın küründen amaca uygun olarak faydalanabilmek için ısırganın çiçek açmadan önce toplanması gerekir. Isırgan toplandıktan sonra köklerinden iple bağlanarak asılıp (yaprakları aşağıya doğru) havadar ve gölge bir ortamda kurutulması gerekir.

    Değerli okuyucu, yeri gelmişken vurgulamak istediğim bir nokta da şudur, ısırganla ilgili bu yazının ilk paragrafında ısırganın çok kolaylıkla etkin madde spektrumunun toprağın pH’ına (asitlik derecesi) ve elektrolit dengesine ve güneşe bağlı olarak değiştiğini belirtmiştim. Her nekadar ısırgan doğru zamanda toplansa bile, etkin madde bütünlüğünün toprağa ve güneşe olan bağımlılığı önemli bir noktadır. Isırgan kesinlikle hassas bir bitki değildir. O sadece, etkin madde bakımından çok değişken bir bitkidir. Onun bu değişkenliği toprağa, güneşe, yağış debisine, vb. sıkı sıkıya bağlıdır. Isırgan demek istiyorki, “benim yetiştiğim toprağın özelliğini ve üzerime düşen güneş ışığını öyle kontrol ediniz ki, siz insanlara en iyi şekilde, amacınıza uygun olarak hizmet vereyim”. Doğru toprakta, doğru yağış alanında ve doğru güneş ışığında yetişmiş olanları öylesine tedavi ve önleyici gücüne sahiptir ki, adeta mucize yaratırlar.

    Tablo: Isırganın yapraklarında ve saplarında bulunan temel etkin maddeler
    formic acid
    flavonoids
    histamine,
    sterols
    serotonin
    tannins
    choline
    acetophenone
    friedelins
    linolenic acid
    carotenoids
    agglutinins


    Lycopen maddesinin etki farklılığı
    Karpuz, domates, soğan ve ısırganda bol miktarda bulunan lycopen, prostat, rahim, idrar kesesi ve meme kanserlerine karşı önleyici, koruyucu ve tedavi edici güce sahip bir maddedir. Ancak, lycopenin bu kanser türlerini önleyici gücü tedavi gücünden çok daha fazladır. Değerli okuyucu bir hastalığı önlemek onu tedavi etmekten çok daha kolaydır.

    Yeri gelmişken bir noktaya açıklık getirmek istiyorum, son birkaç yıldan beri lycopen moda bir kelime haline geldi. Lycopen maddesi öyle sanıldığı gibi tek başına ve doğrudan etkili bir etkin madde değildir.

    Isırganda, domateste ve soğanda bulunan lycopen hep aynı lycopendir. Peki, farklı olan nedir? Farklı olan nokta, lycopenin soğanda, domateste veya ısırganda bulunmasındaki etki farklılığındadır. Lycopenin etki mekanizmasını farklı kılan bulunduğu bitkiye bağlıdır. Soğanda bulunan lycopen aynı lycopendir ancak, soğanda bulunan medyatör ve fonksiyonel maddeler domateste yoktur, bu çok önemli bir fark ve ayrıcalıktır. Aynı şekilde domateste bulunan medaytör ve fonksiyonel maddeler de soğanda yoktur. Bu nedenle soğanda bulunan lycopenin etkisi ve endikasyonları farklıdır. Ve yine domateste bulunan lycopenin etkisi ve endikasyonları da farklıdır.

    Domateste bulunan lycopen maddesinin endikasyonları (etki ettiği hastalıklar) kendisinde bulunan medyatör ve fonksiyonel maddelerden dolayı farklıdır. Şöyle de açıklayabiliriz, domates kürünü uyguladığımız zaman, domateste bulunan medyatör ve fonksiyonel maddeler lycopeni spesifik olarak farklı bir organa yönlendirirken, soğanda bulunan medyatör ve fonksiyonel maddeler domatestekinden farklı olduğu için, lycopeni spesifik olarak farklı organlara yönlendirir.

    Buna bir örnek vermek gerekirse, domates kürü uygulandığında lycopen gözlere, kalbe ve idrar torbasına yönelik etkisini gösterir. Soğan kürü uygulandığında ise, prostata ve karaciğer metabolizmasına yönelir ve orada ağırlıklı olarak etkisini gösterir. Buradan çok önemli bir sonuç çıkmaktadır. Saf halde lycopen etkin maddesini tablet olarak aldığımızda lycopen nereye yönelecektir ve hangi endikasyonu gösterecektir? Lycopen saf halde olduğu ve medyatör ve de fonksiyonel etkin maddeleri yanında bulunmadığı için yönlendirilemeyecek ve de istenilen endikasyonuda (etkiyi, etkili tedaviyi) göstermekte zorlanacaktır. Bu zorlanma insan vücudunda yan tesir olarak çeşitli reaksiyonların ortaya çıkmasına veya da hemen hemen hiçbir etki gösteremeden vücuttan dışarı atılmasına neden olacaktır.

    Unutmayınız, alınan her etkin maddenin vücutta belli bir kalış süresi vardır. Eğer, bir etkin maddeyi yardımcı etkin maddeleri (medyatör, fonksiyonel, ikincil yardımcı maddeler) ile beraber vücudumuza alırsak kısa sürede hem doğrudan gideceği dokuyu veya organı bulur hem de kısa sürede etkisini gösterir. Tablet formunda olan bitkisel kökenli tabletler, saflaştırılarak elde edildiklerinden ve de katkı maddeleri de içerdiklerinden, yardımcı ve fonksiyonel yardımcı etkin maddeleri içermemektedirler. Çünkü, tablet haline getirlirken çok sayıda yardımcı ve fonksiyonel madde uzaklaştırılmaktadır. Bir bitkiyi doğal olarak kullanmakla onun tabletini kullanmak arasında mukayese dahi edilemeyecek kadar büyük farklar vardır. Memleketimiz hemen hemen her ürünün doğal olarak yetiştiği mükemmel bir ülkedir. Hedef, hep doğal ürünü kullanmak olmalıdır. Böyle zengin bir ülkede yaşıyor olmak gurur verici ve bundan dolayı da Allah’a şükrediyorum.

    Bu noktada önemle belirtmek istediğim bir sonuç daha ortaya çıkmaktadır. Bitkilerin ana etkin maddelerini (lycopen, quercetin, beta-karoten, agglutinin gibi) saf halde örneğin, tablet olarak tüketmeyi tercih etmeyiniz. Daha ziyade o bitkiyi bir bütün olarak düşününüz. Ana etkin maddelerinin etkilerini gösterebilmesi için de mutlaka yardımcı maddelerini de vücudumuza almak zorundayız. Bunun yoluda o bitkinin doğru hazırlanacak ve doğru tüketilecek kürü ile mümkündür. Bu size iki önemli avantaj sağlayacaktır. Birincisi, başarılı bir kür uygulamış olacaksınız, ikincisi ise, paranız cebinizde kalacaktır. Doğru bitkiyi aktarlardan birkaç YTL’ ye satın alabilirsiniz.

    Dikkat!: Menopoz dönemindeki bayanlar
    Menopoz dönemine girmekte veya girmiş olan bayanların ısırgan tüketiminden ve ısırgan küründen uzak durmaları gerekir. Isırgan, östrojen hormonunun üretimini baskılama (inhibe etme) gücüne sahiptir. Başka bir ifade tarzıyla, ısırganın östrojen hormon üretimini yavaşlatma gücü vardır. Menopoz dönemine girmekte olan veya girmiş olan bayanlarda östrojen hormon üretimi zaten yavaşlamaktadır. Bu durumda birde ısırgan tüketimi veya kürü uygulandığı taktirde, östrojen üretimi daha da fazla inhibe edileceğinden, yani, daha da az üretileceğinden, menopoz dönemindeki bayanların şikâyetlerini artırıcı etkisi olacak demektir.

    Kısaca, ısırgan tüketimi veya ısırgan kürünün uygulanması menopoz dönemindeki bayanlar için kontra endikedir (ters etkili, zıt etkili) . Östrojen dengesi ile kalsiyum dengesi adeta iki kardeş gibidir. Menepoz döneminde üretimi azalmaya başlayan östrojen hormonu, kemiklerden kalsiyumun atılmasına neden olur.

    Erkeklerde iyi huylu prostat büyümesi ve ısırgan kürü
    Bayanlarda nasıl menopoz dönemi varsa erkeklerde de androgen dönem vardır. Erkeklerin androgen dönemi gerek psikolojik olarak gerekse de genel sağlıkları açısından, kadınların menopoz dönemlerine göre oldukça rahat geçmektedir. Yaklaşık kırk yaşından sonra erkeklerin %40’ ında iyi huylu prostat büyümesi gelişmektedir. Altmış yaşına gelmiş erkeklerin yaklaşık %60’ ında iyi huylu prostat büyümesi gözlenmektedir. Kadınlarda görülen menopozun temel nedeni östrojen hormonudur. Erkeklerde görülen androgen dönemin temel sebebi de yine hormonal olup testosteron hormonudur. Erkekler kadınların aksine androgen dönemlerinde ve iyi huylu prostat büyümesine karşı (benigne prostate hyperplazy), ısırgan kürünü hem bir önleyici hem de yardımcı tedavi olarak uygulayabilirler. Çünkü, erkeklerin ileri yaşlarında ortaya çıkan testosteron hormonunun dihydrotestosterona dönüşümünü baskılamaktadır (inhibe etmektedir). Erkeklerin yaşı ilerledikçe, testosteronun dihydrotestosteron’a dönüşümü artmaktadır. Bu artış, prostat hücrelerinde büyümeye neden olmaktadır. Isırgan kürü, iyi huylu prostat büyümesini (bph), dihydrotestosteron üretimini frenleyebilmektedir (inhibe ederek). Bu sayede ısırgan kürü bph hastaları için iyi bir destekleyici ve iyi bir önleyicidir.

    Tablo: Isırganda bulunan bazı etkin maddelerin özellikleri
    hypotensive
    tansiyon düşürücü
    immunostimulant
    bağışıklık sistemini güclendirici
    spermigenic
    sperm artırıcı
    vulnerary
    yara iyileştirici
    antiobesity
    şişmanlamaya karşı
    laxative
    müshil
    antimigrene
    migrene karşı
    antibacterial
    bakterilere karşı
    antiseptic
    antiseptik
    analgesic
    ağrı kesici
    cancer preventive
    kanser önleyici
    antitumor
    tümöre karşı
    hypoglycemic
    şeker düşürücü
    antiacne
    sivilcelere karşı
    antiasthmatic
    astıma karşı
    antifatigue
    yorgunluğa karşı
    antihepatotoxic
    karaciğer arındırıcı
    antihypercholesterolemic
    kolestrol düşürücü
    anticancer
    kansere karşı
    hypoglycemic
    kan şekerini düşürücü
    antioxsidant
    antioksidan
    antiprostatic
    prostat rahatsızlıklarına karşı
    hepatoprotective
    karaciğeri koruyucu
    antieczemic
    egzamaya karşı
    antianemic
    kansızlığa karşı
    vasodilator
    damar genişletici
    antidepressant
    depresyona karşı
    diuretic
    idrar söktürücü
    antiviral
    virüslere karşı
    antiinflammatory
    enfeksiyonlara karşı
    antiaging
    yaşlanmaya karşı


    Yukarıdaki tabloda belirtilmiş olan özellikler aynı anda çok az bitkide bulunur. Her insanın yılda bir veya iki defa yapacağı ısırganotu kürü. vücudunu ve bazı organlarını arındırmış ve aynı zamanda da bir çok rahatsızlığa karşı da kendisini korumuş olur. Yılda bir veya iki defa yapılacak onbeş günlük kürlerin nasıl uygulanacağı aşağıda belirtilmiştir. Isırgan, Allah’ın insanlara sunduğu sonsuz nimetlerinden biridir.

    Isırganın, pankreas bezini uyarıcı etkisi olduğu genel olarak bilinen bir özelliğidir. Bu özelliğinden dolayı kan şekerini düşürücü ve dengeleyici etkisi de vardır. Pankreası uyarması demek, insulin hormonunun daha çok salgılanması anlamına gelir. Insulin hormonu, pankreas tarafından yeterli düzeyde salgılana biliyor ise, kan şekeri de yeterli düzeyde (normal sınırları içerisinde) kontrol altında tutulabiliyor demektir. Bazı şeker hastaları, ısırganın kan şekerlerini düşürmekte veya dengelemekte hiçbir etkisinin olmadığını söylemişlerdir. Böylesi bir durum beni, ısırganı tekrar tekrar başa dönerek araştırmaya yöneltmiştir. Bu ayrıcalığın nedenini bulmam gerekiyordu. Neden bazı şeker hastalarında etkili ol muyordu? Bu ayrıcalık niye? Her zaman söylerim, hastalık yoktur hasta vardır. Hiçbir insanın metabolizması, bir başka insanın metabolizması ile aynı değildir. Detaya inildiği zaman her insanın metabolizması farklılıklar gösterir. Yani, farklı çalışır. Bu nedenle ısırganın her şeker hastasında aynı oranda kan şekerini düşüremeyeceği sonucu da doğaldır. Kısaca, her şeker hastası için ısırgan etkili olmayabilir. Bu durum modern tıbbın tedavi yöntemlerinde de aynıdır.

    Bir hastaya uygulanan tedavi bir başka hastada hiç cevap vermeyebilir. Tıpkı, interferon tedavisinin her hepatit hastasında etkili olmadığı gibi. Günümüzde interferon tedavisinin başarı oranı ancak %25 civarındadır. Öyle ise, ısırgan da her şeker hastasında etkili olmayabilir. Yani, bazı şeker hastalarında etkili olabilir bazılarında ise etkili olmayabilir. Tam bu noktada ısırganın bazı şeker hastalarında, metabolizma farklılıklarından dolayı etkili olamayacağı kararını vererek, araştırma-larımı sonlandıracaktım ki, ısırganın çevre şartlarına ne denli bağlı olduğunu son bir defa değerlendirdikten sonra karar vermem gerektiği sonucuna vardım. Çünkü, ısırganın tedavideki gizemliliği (sırları) toprağına, iklim şartlarına ve doğrudan aldığı güneş ışığı miktarına sıkı sıkya bağlıydı.

    Isırgandan fayda görmemiş şeker hastaları ile görüşmemin hiçbir anlamı yoktu. Çünkü, bu hastalar ısırganı aktarlardan satın alıyorlardı. Aktarlar da toplayıcılardan alıyorlar. Aktar, satın aldığı ısırganın hangi yöreden ve hangi mevsimde toplandığını nereden bilebilir ki? Isırganın kaynağını araştırarak harekete geçmek yolu kapanmıştı. Bu şartlar altında tek bir yol kalıyordu, ısırganı tekrar kendim araştırmam ve incelemem gerekiyordu. Önce, mevsime bağlı ısırganı araştırmakla işe başladım. Hayatımda hiç bu kadar şanslı olduğum olmamıştım. Daha ilk kararımda, beni doğru sonuca ulaştıracak soruyu sorabilmiştim.

    Her zaman bu kadar şanslı olmayabiliyorum. Sonbahardan kışa geçiş dönemindeki ayda toplanan ısırgan etkin maddeler bakımından çok ayrıcalıklı idi. Şeker hastaları için bu aylarda toplanan ısırgan en doğru olanıydı. Bu çalışmamda neden bazı şeker hastalarının ısırgandan faydalanamadıklarını ortaya koyabilmiştim. Şimdi, bunun bilimsel nedenlerini aşağıda “şeker hastaları ve ısırgan” başlığıyla açıklamak istiyorum.

    Değerli okuyucu, ısırgan öylesine bir nimettir ki, onu amaca uygun olarak yetiştirmek bizim elimizdedir. Isırganın, çevre koşullarına aşırı derecede bağlı olarak etkin madde spektrumunu değiştirmesi, bir dez avantaj değil aksine çok büyük ve önemli bir avantajdır. Çünkü, çevre koşullarını kontrol ederek ve dilediğimiz şekilde ona hükmederek etkin madde spektrumunun denetlenmesi imkanını bizlere sunuyor. Isırgan üzerine çalışan ve çalışacak olan genç araştırma-cılara yollarının açık olmasını diliyorum.



    Şeker hastaları ve ısırgan
    Sonbahar mevsiminin sonlarına ve kış aylarının ilk dönemlerine doğru yetişen ısırganın ayrıcalığı vardır. Özellikle bu bir aylık dönemde toplanan ısırganın (Urtica dioica) rhizome’larında, yapraklarında ve yaprak saplarında isolectin adı verilen kompleks bir karışım (grup) oluşmaktadır. Heterojen yapılı bu grup, glycoprotein özelliği taşımaktadır ve kimyasal yapıları birbirlerinden tamamen farklıdır. Kimyasal yapılarındaki bu farklılıklar aminoasit dizilişlerinden kaynaklanmaktadır. Kimyasal yapıları çok farklı olmasına rağmen, hepsinin biyokimyasal olarak etkisi aynıdır. Bu ortak tarafları da farklı şeker moleküllerini tanımaları ve tanıdıkları bu şeker moleküllerini de kendilerine bağlamalarıdır. Şeker hastalarının kanında yükselmesi istenmeyen şekerin adı glukoz’dur (kan şekeri). İşte, söz konusu aylarda toplanan ısırganın kürü doğru uygulandığında kan şekerini bağlayarak, kandaki şekerin düşürülmesinde etkin rol oynayabilmektedir. Değerli okuyucu, bu çalışmamda ısırganın kan şekerinin düşürülmesinde iki farklı etkisinin olduğunu gördüm. Bunlar sırasıyla,

    1. Isırgan, pankreası uyararak daha fazla insulin hormonu salgılatıyor
    2. Isırgan, kandaki şekeri (glukoz) kendisine bağlıyor.

    Kısaca, ısırganın aynı anda iki farklı etkisi olmaktadır. Bir taraftan pankreası uyararak kan şekerinin kontrolünü destekliyor. Diğer taraftanda kanda bulunan glukozu kendisine bağlayarak, glukozun düşüşünü sağlıyor. Bazı şeker hasta-larının pankreası az çalışmaktadır. Yeterli oranda insulin hormonu salgılaya-mamaktadır. Bu tip şeker hastalarının pankreasını uyararak kan şekerlerinin düşmesine yardımcı olmaktadır.

    Dikkat:Hypoglysemi hastalarının (kan şekeri düşük olanlar veya ani kan şekeri düşüşü yaşayanlar) hekimlerine danışmadan kesinlikle ısırgan kürünü uygula-mamalarını, ısırgan çorbası veya salatasını tüketmemelerini öneririm.

    Radyoterapi veya kemoterapi almış hastalar dikkat:
    Radyoterapi (RT) ve/veya kemoterapi (KT) alan hastalarda panzitopeni çok sık görülen bir tablodur. Panzitopeni, kandaki alyuvarların (eritrozit) azalması, akyuvarların (lökosit) azalması ve kansızlığın (anemi) gelişmesidir. Panzitopeniye düşen hastanın bağışıklık sistemi zayıflamış demektir. RT ve KT alan hastaların çoğunda trombozit (platelet) seviyesi de düşmektedir. Isırgan bu hastalarda trombozit seviyesinin daha da düşmesine neden olduğundan, kullanılmaması gerekir. Unutmayınız, trombozit seviyesinin düşüklüğü, iç kanama veya dış kanama riskiyle doğru orantılıdır. Peki, hiç mi ısırgan kullanılmamalıdır? Kan tahliline bakılarak hareket edilmesi gerekir. Eğer, trombozit (PLT) seviyesi normal değerinin altında seyrediyor ise, kullanılmamalıdır.

    Isırganın, daladığını (deride kaşıntıya ve yanma duygusuna sebep olduğunu) hemen herkes bilir. Isırgan bitkisinin üzerindeki tüylerde alerjiye ve yanmaya neden olan bileşikler (kimyasallar) formik asit, histamin, seretonin, acethylcolin, 5- hydroxy tryptamine ve diğer bazı iritant’lardır (tahriş ediciler). Dalama özelliği pişirildikten veya kurutulduktan sonra kaybolur. Isırgan otunun genç (taze) olanları hem besleyici hem de yemeği yapıldığında daha lezzetlidir.

    Kuyruk sokumunda kıl dönmesi (kist dermoid sakral)
    Kuyruk sokumunda zaman zaman beliren çıbanlara, halk arasında kıl dönmesi denmektedir. Tıp dilinde kist dermoid sakral olarak adlandırılır. Kuyruk sokumunda bulunan kıl kökleri oturma veya giydiğiniz kıyafetin sürtmesi gibi etkenler ile içe doğru döner ve kıl deri altına doğru büyümeye başlar. Deri altında zamanla oluşan kıl yumağı bu bölgede kistik bir yapı oluşturur. İşte bu bölgenin iltihaplanması cerahatli bir çıbanın ortaya çıkmasına neden olur. Kendiliğinden ya da yardımla patladığı zaman içindeki cerahat boşalır, ancak kistik yapı ve kıl yumağı içeride kaldığı için olay tekrar tekrar ortaya çıkabilir. Böyle durumlarda ısırgan lapası mükemmel bir yardımcıdır. (Bakınız: Kür 3) Kıl dönmesine karşı şikayeti olan Çankırı’lı bir hasta, kitabımdaki ısırgan kürünü uyguladıktan sonra bakınız ne anlatıyor, “ hocam, yıllardır kuyruk sokumumdaki kıl dönmesine bağlı iltihaplan-madan ve ağrıdan çektiğimi bir Allah, bir de ben bilirim. Ne zamanki, kitabınızı okudum ve oradaki ısırgan lapasını uyguladım ve şifa buldum. Her uygulayışımda topak topak siyah kıl yumakları çıktı. O kadar çok çıktı ki, hayret ettim. Size minnettarım, yıllardır çektiğim bu dertten kurtuldum.”

    Değerli okuyucu, ısırgan lapası kürünü kullanıp başarılı sonuç almış o kadar çok insan var ki, küçük bir kıl dönmesi, insanın tüm yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Ne rahat oturabilirler, ne de sızıları diner. Bazen öylesine rahatsız edicidir ki, insanı çalışamaz hale getirebilir. Şüphesiz ki, bir çözümü de ameliyattır. Hekiminize bu konuda danışınız. Bazen ameliyat da çözüm olamamaktadır, çünkü, tekrar nüks etme ihtimali de vardır.

    Isırgan aynı zamanda zirai ilaç olarak da kullanılabilir. Taze ısırganın yapraklarını ve saplarını 24 saat suyun içerisinde bekletirseniz, içerdiği formik asit suya geçer. Bu suyu maytlara (mite) ve yaprak bitlerine (aphids) karşı başarı ile kullanabilirsiniz. Formik asit, zirai ilaç sektöründe organik pestizid olarak bilinmekte ve kullanılmaktadır.

    Romatizma ağrılarının olduğu bölgeye uygulayacağınız ısırgan lâpası ağrı kesici ve tedavi edici özelliğe sahiptir. Onun bu gücünden istifade edebilmek için haftada iki-üç defa uygulanması gerekir. Kürün uygulama şekli Kür 4 de verilmiştir. Bu kürü uygularken taze ısırganı kullanmak daha etkilidir. Eğer, kurutulmuş ısırgan kullanılacaksa, aktarlardan satın alırken en azından o yılın ürünü olmasına dikkat ediniz. Kurutulmuş ısırganın, kök kısımlarını içermediğine ve çiçek açmış olmamasına dikkat ediniz. Eğer satın alacağınız ısırgan aynı zamanda çiçeklerini de içeriyor ise, o ısırganı satın almayınız. Çünkü, ısırganın bu uygulamada çiçek açmadan önce toplanmış olması gerekir. Romatizmaya ve arthiritis’e karşı ısırganın tedavi edici gücü olduğu çok sayıda yapılan klinik deneyler ile kanıtlanmıştır. Ancak, onun hazırlama ve uygulama şekline uyulması başarı oranını artırmaktadır. Özellikle de yetiştiği çevre şartları ve toprağının kimyasal yapısı da dikkate alınmalıdır.

    Isırganın toplama zamanı da çok önemlidir. Tedavi amaçlı kullanılacak olan ısırganın çiçek açmadan önce toplanması gerekir. Bazı hastalıklarda ısırganın sadece çiçeklerinin kullanılması veya da çiçek açtıktan sonra toplanmış olma şartı da vardır. Isırgan zengin beta-karoten, C- ve E-vitamini kaynağıdır.

    Kür 1: Akciğer kanserini önleyici ve tedavi edici
    Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine bir tutam ebegümeci (yaklaşık 4-5 gram) ve bir tutam da ısırgan (yaklaşık 4-5 gram) atınız. Hafif ateşte ağzı kapalı olarak 4 dakika haşlayınız. Ilıdıktan sonra mutlaka süzerek bitkileri ayırınız. Aç karına sabah ve akşam bir çay bardağı içiniz. Aç karna içtikten en az yirmi dakika sonra yemek yemeye başlanabilir. Önleyici kür olarak haftada 3-4 gün uygulanır ve bir ay devam edilir. Yılda en az iki defa uygulanır. Kanserli hastalarda ise üç ay boyunca hergün hiç ara vermeden günde bir su bardağı içilerek devam edilir.
    Üç ay tamamlandıktan sonra 15 gün ara verilir ve tekrar 3 ay boyunca bir gün atlayarak bir su bardağı içilir. Daha sonraki günlerde zaman zaman uygulanır.


    Dikkat:
    Her iki bitkinin de aynı şartlarda kullanılması gerekir. Ya her ikisi de kurutulmuş veya her ikisi de taze olarak kullanılmak zorundadır. Birini taze olarak, diğerini kurutulmuş olarak kesinlikle kullanmayınız. Kullanma aşağıdaki şekilde olmalıdır:

    Birinci hafta bir gün arayla, sabah ve akşam aç karna
    İkinci hafta iki gün arayla, sabah ve akşam aç karna
    Üçüncü hafta üç gün arayla, sabah ve akşam aç karna
    Dördüncü hafta dört gün arayla, sabah ve akşam aç karna
    Beşinci haftadan itibaren haftada bir defa sabah ve akşam aç karna birer çay bardağı içilecek.

    Kür 2: Saçlara canlılık ve parlaklık vermek ve kepeği önlemek
    Bu amaçla ısırgan otunu kuru veya taze olarak kullanabilirsiniz. Bir tutam ısırgan otunu (yaklaşık 4-5 gram) 750 ml kaynamakta olan suda dört dakika hafif ateşte haşlayınız. Soğuduktan sonra süzünüz. Eğer saçlarınız temiz ise ısırgan otu suyu ile yıkayınız. Yarım saat etki ettiriniz. Daha sonra sadece su ile yıkayıp kurulayınız. Eğer saçınız kirli ise önce şampuan veya sabunla yıkayınız. Daha sonra hazırladığınız ısırgan otu suyunu saçlarınıza yarım saat etki ettiriniz ve sadece suyla yıkayıp kurulayınız. Bu uygulama ile saçlarınıza, canlılık, parlaklık kazandırmış olursunuz. Aynı zamanda kepeklenmeyi de önlemiş olursunuz.

    Kür 3: Kuyruk sokumu iltihablanmasına karşı
    Kurutulmuş ısırganı çok az suda beş dakika haşlayıp lapasını yapınız. Ilıdıktan sonra on–onbeş dakika üzerinde bekletiniz. Lapayı ince tülbente sararak da yaranın üzerine on-onbeş dakika koyabilirsiniz. Bu işlemi yara kapanana kadar haftada iki-üç defa tekrar edebilirsiniz.

    Kür 4: Romatizma ağrılarına karşı
    Çok az suda beş dakika haşlayarak lapası yapılır. Hazırlanmış olan bu ısırgan lâpası çok sıcak olmamak şartıyla tülbente sarılarak romatizma ağrısının olduğu bölgenin üzerine konularak onbeş dakika etki ettirilir. Haftada iki-üç defa uygulanır.

  2. #2
    Onursal Üye Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! Baktabul'un Çılgını Boramir!! - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    Zahitlik Bizi Tan Eyleme..
    Mesajlar
    4.872
    Blog Yazıları
    42
    Tecrübe Puanı
    107374648

    Tanımlı Isırgan otu faydası , Alternatif Tıp Tedavisi

    Isırgan


    ISIRGAN
    Çok Yıllık
    0,5-1,5m
    5-10 Aylar
    Ca,Ho,Na
    Otu,Kökü,Tohumları
    Isırgan otu, Brennessel, Urtica dioica L.
    Dızlagan
    Isırgan
    Prostat kökü
    Romatizma kökü
    Büyük Isırgan otu
    Familyası: Isırganotugillerden, Brennesselgewâchse, Urticaceae
    Drugları:
    Isırgan otu; Urticae herba
    Isırgan yaprağı; Urticae folium
    Isırgan kökü; Urticae radix
    Isırgan tohumu; Urticae fructus (semen)
    Isırgan otu ve kökü çay, tentür ve natürel ilaç yapımında, tohumları ise nadiren çay yapımında kullanılmaktadır.
    Giriş: Isırgan otunun bilinen 3 önemli türü vardır ve bunlardan Büyük Isırgan otu; Urtica dioica, Küçük Isırgan otu; Urtica urens ve Kara Isırgan otu; Urtica pilulifera’yı sayabiliriz. Büyük ısırgan en yaygın olarak yetişen ve kullanılan bir türdür, Küçük Isırgan otu ise tentür ve Kara ısırgan otunun tohumları kullanılır. Urtica “urere” kelimesinden türemiş olup yakıcı anlamında, Dioica ise “çift evli” anlamına gelir. Türkçe Isırgan diye anılması ısırması nedeni iledir. Isırgan otu takriben 2000 yıldır halk arasında romatizma ve idrar yolları rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Günümüzde yapılan son araştırmalarla bitkinin önemi oldukça artmıştır.
    Botanik: Isırgan otu çok yıllık, dikine yükselen, üzeri yakıcı tüylü bir bitkidir. Kökleri ana ve yan köklerden oluşur. Yan kökleri sayesinde bitki kısa zamanda bulunduğu yerde kümeler oluşturur. Gövdesi 4 köşeli, üzeri tüylü, içi boş ve nadiren çatallaşır. Alt yapraklarının geri kısmı kalp şeklinde ve uca doğru sivricedir ve de yukarıdaki yaprakları ise mızrak şeklinde, kenarları kertikli veya dişli, üzerinde tüyler ve de arada bir iğne gibi sert içi Histamine benzeyen yakıcı bir madde ile doludur. Çiçekleri ayrı ayrı bitkide yani iki evli yukarıdaki sap diplerinden çıkan uzun saplar üzerinde oldukça küçük ve çok miktarda hafif sarımsı yeşil çiçeklerden oluşur.
    Yetiştirilmesi: Bazıları Isırgan otunun sebze ve meyvelere zarar ver*diğini düşünerek onu yok etmeye çalışırlar oysa Isırgan otu toprağın minerallerini artırarak onu zenginleştirir. Bahçe veya tarlanın bir köşe*sine ekilecek bir kökün kısa zamanda geniş bir alanı kapladığını görür*sünüz. Genellikle yol kenarları, ırmak kenarları, nemli topraklar, hayvan gübresinin bulunduğu yerler ve ormanların ışık gören seyrek yörelerinde oldukça sık görülür.
    Hasat zamanı: Nisan’dan Ağustos’a kadar yaprakları veya bitkinin yerden 5-10cm yukarıdan gövdesi kesilerek tamamı toplanır, havalı ve gölgelik bir yerde kurutulur. Kökleri de söküldükten sonra iyice yıkanır ve kurutulduktan sonra ince kıyılarak kaldırılır. Malesef şifalı bitkiler toplama, kurutma, paketleme ve depolama işlemleri sırasında çok yan*lışlar yapılmaktadır. Bitkinin şifalı kısmı yaprak veya çiçekleri ise asla Güneş altında kurutulmaz ve mutlaka gölgede kurutulmalıdır. Ayrıca örneğin bitki 5 günde kurudu ise, 2 gün daha kurumada bırakmak mah*zurludur, çünkü birleşimindeki eterik yağları kaybettiğinden kalitesi dü*şer. Sadece bitki kökleri Güneş’te kurutulur ve kurur kurumaz hemen paketlenip depolanması gerekir. Şifalı bitkilerin Aktarlar’da açıkta satıl*ması kalitesini kısa sürede düşürür ve etkisini oldukca azaltır..
    Birleşiminde: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.

    Araştırmalar: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
    Tesir şekli: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
    Kullanılması:
    1) Araştırmalara göre; Köklerinden elde edilen çay, damla ve draje gibi preparatlar başta I.ve II. dereceden Prostat büyümesi, idrar yolları iltihaplanması, geceleri sık sık tuvalete idrar yapmak için gitmeye (noktüri) karşı kullanılır.
    2) Isırgan otunun çay, damla ve hapları başta; artrit (eklem iltihap*lanması) ve artroz (eklemin deforme olması) gibi romatizma hastalıklarına karşı kullanılır.
    3) Komisyon E’nin 17/01/1991 tarih ve 11nolu Monografi bildirisine göre Isıragn kökü ve preparatları (ilaçları) başta I.ve II. dereceden Prostat büyümesine karşı kullanılır.
    4) Komisyon E’nin 23/04/1987 tarih ve 76nolu Monografi bildirisine göre Isırgan otu ve preparatları dahilen idrar yolları iltihaplanması ve kumlarına karşı kullanılır. Ayrıca haricen romatizma rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
    5) Homeopati’de Isırgan tentürü genellikle Ürtiker (kurdeşen=deri üzerinde şiddetli kaşıntı ve yanma hissinin eşlik ettiği pembemsi kırmızı kabarcıklar oluşması ile belirgin alerjik durum), Nikris (gut hastalığı), romatizma, emzikli annelerde süt yetmezliği, Myralji (kas ağrısı)’na karşı kullanılır.
    6) Halk arasında Isırgan otu Artrit, Artroz ve kas ağrısı gibi romatizma hastalıkları, böbrek ve mesane iltihap, kum ve taşları, kandaki Üre, Ürik asit, Kansızlık, Akciğerleri üşütme, üşütme, grip gibi rahatsız*lıklara karşı kullanılır.
    7) Tohumları dövüldükten sonra bal ile karıştırılıp macunu yapılır ve bu macundan günde 3 defa bir kahve kaşığı alındığında cinsel gücü artırdığı ve nefes darlığına karşı iyi geldiği iddia edilmektedir. Isırgan tohumu ezilip süt ile içilirse decinsel gücü artırdığı söylenmektedir.
    Açıklama:
    1) Et, et mamulleri, peynir, peynir mamulleri ve yumurta ile yumurta mamulleri gibi yüksek dereceli proteinli besinler kandaki Üre ve Ürik asit’i artırır.
    2) Interferon, Interleulin, Tumornekrosefaktör gibi Proteinler, Makro*fajlar ve Manozitler tarafından vücudu savunmak için salgılanır, fakat çok aşırı salgılandıklarından kendileri iltihaplanmaya sebep olurlar. Böylece Artroz (eklemlerin deforme olmadı) ve Artrit (eklemlerin iltihaplanması) ortaya çıkar. Isırgan otu tohumu ekstresi Interleukin-1β ve Tumornekrosefaktör-α’nın (TNF-α) salgılanmasını (oluşmasını) frenleyerek iltihaplanmayı önler. (Nhp,7,98,1137, ZP.5.99.284)
    3) Erkeklerde görülen seksüel hormon anormallikleri, prostat büyüme*sine neden olur. Isırgan kökü ekstresinden elde edilen ilaçlar bu düzensizliği düzenler ve prostat büyümesi de normale döner. Bunun muhtemelen Isırgan kökündeki Steroitler (β-Sitosterin..) tarafından yapıldığı görüşü yaygındır. (ZP.4.95.199 ve ZP.3.95.175 ve Zp.4.00.214)
    Çayı: Isırgan yaprağı veya kökünden 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml kaynar su ilave edilerek haşlanır (Infus). Sonra 5-10dk demlenmeye bırakılır ve sonra süzülerek içilir. Nadiren Dekoktu da (kaynatma) yapılır. Isırgan otu veya kökünden 2 kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-400ml soğuk su ilave edildikten sonra kaynatılır, 5-10dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.
    Çay Harmanları;
    Homeopati’de: Isırgan otunun yaprak, çiçek ve taze sürgünlerinden 20gr ince kıyılarak bir şişeye konur ve üzerine %70’lik 100ml alkol (etanol) ilave edilerek, iki günde bir çalkalamak suretiyle güneş ışın*larından uzakta 4-6hafta bekletildikten sonra süzülerek Homeopati’de <>ismi ile anılan tentür elde edilir. Bu tentürden günde 3-5defa 10-15damla 4-6hafta süreyle alınır.
    Hatsallığın belirtileri (semptom);
    1)
    Kurdeşen (Ürtiker) gibi kabarcıklar, yoğun kaşıntı ve yanma
    2)
    İdrar az ve yoğun
    3)
    İdrarda kum ve taş, böbrekte taş ve sancılı durumlar
    4)
    Yetersiz süt üretme (emzikli annelerde)
    5)
    Kronik ve zor ishal ve kabızlık
    6)
    Ağrılar aynı anda tekrar ediyorsa
    7)
    Omurilik rahatsızlıkları
    8)
    Gaitanın sümüksü ve kanlı olması
    9)
    Uzuvlarda romatizmalı ağrılar
    Bu gibi hallerde Isırgan otu tentürü kullanılır.

    Yan tesirleri: Bilinen bir yan tesiri yoktur.

    Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

    Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.

+ Konu Cevapla

Benzer Konular

  1. Kiraz ve faydalari
    By NoBoDyS in forum Şifahane
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-16-2011, 10:11
  2. Çilek ve Faydalari
    By NoBoDyS in forum Şifahane
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-16-2011, 10:09
  3. iste sigaranin faydalari
    By sweet75 in forum Komik Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 12-06-2008, 19:19
  4. IRK'larin Faydalari
    By uDanGAçMeLeq in forum Komik Flashlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-06-2008, 16:10
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-07-2008, 12:41

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375