Ladin


LADİN

Ağaç
20-50m
5-6 Aylar
Ar,Na
Yaprak, Dal,Gövdesi,Zamk ve Yağı
Ladin, Fichte, Picea abies KARSTEN (Syn: Picea excelsa LAM.)
Kızıl Ladin
Familyası: İğneyapraklıgiller, Kİeferngewâchse, Pinaceae
Drugları:
Ladin yaprağı; Pini turio
Ladin tomurcuğu; Piceae turiones recentes
Ladin eter yağı; Piceae aetheroleum
Ladin ekstresi; Pini extractum
Ladinin iğne yaprakları, sürgünleri ve dallarını su buharı ile damıtılmasıyla (destilasyon) eter yağı veya ekstraksiyonu ile ekstresi (hülasası) elde edilir. Ladin yaprağı ve tomurcuğu çay, Eter yağı Aroma tedavisi, Natürel ilaç yapımında ve ekstresi banyoda kullanılır.
Giriş: İğneyapraklıgilleri 6 ana gruba ayırmak mümkündür ve bunlardan çamları birinci grupta inceledik. Ladin, Köknar ve Melezçamgiller birbirlerine çok benzer özelliklere sahip olduklarından bu 3 grubu burada inceleyeceğiz. Piceagillerden (Ladingillerden) takriben 100 alt türü mevcuttur ve en önemlisi Kızıl Ladin olup onu ele alacağız ve sonra diğerlerine birer örnek vereceğiz. Ladin’in asıl vatanı Batı ülkeleri ve Finlandiya olup günümüzde Avrupa ülkelerinin çoğunda yaygın olarak yetiştirilmektedir.
Botanik: Ladin ağacı 20-50m boyunda genellikle Piramit şeklinde, gövdesi iki metreyi bulabilir. İğne yaprakları 1,5-3cm uzunluğunda ana ve yan dallara spiral (helezon) şeklinde dizilmiş olup oldukça sık şekilde dizilmişlerdir. İğne yaprakları koyu yeşil renkte, doğru veya hafif eğik ve ucunda kısa bir sivrilik mevcuttur. Kızıl Ladin’i diğerlerinden ayırmak için iğne yapraklarının alt yüzeyinde ince iki şerit şeklinde çok silik grimsi beyaz şeritler uzanır ve yaprakları Ladin’in büyüklüğüne göre değişir ve genellikle 1,5-2,5cm uzunluğundadır. Kozalakları 10-18 cm boyunda iğ şeklinde üzeri kahverengimsi pullarla bezenmiş olup pullar üst üste kiremit gibi dururlar. Kızıl Ladin’in kozalağı 10-18cm iken Bosna Ladin’inin kozalakları 4-8cm uzunluğundadır.
Yetiştirilmesi: Türkiye’de yetişmemesi için herhangi bir neden yoktur. Özellikle Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgesi’nde çok rahat yetişir ve büyür.
Hasat zamanı:
1)
Taze sürgünleri (tomurcukları) Nisan ve Mayıs aylarında toplanır, havalı güneşli bir yerde kurutulur ve porselen kaplarda muhafaza edilir.
2)
Ladin sürgün, yaprak ve dalları su buharı ile damıtılarak eter yağı elde edilir.
Birleşiminde: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.

Araştırmalar: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Tesir şekli: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Kullanılması:
a) Halk arasında eter yağı ve tomurcukları dahilen başta sinüzit, bronşit, astım, akciğer hastalıkları, yutak iltihaplanması (farenjit), pis kokulu bronşit, öksürük, üşütme, grip ve boğmacaya karşı kullanılır. haricen sinirsel ağrılar (nevralji), siyatik, kas krampı, romatizma, nikris (gut hastalığı), sinirsel yorgunluk ve uyuyamamaya karşı kullanılır.
b) Terpentin yağı aynı eter yağı gibi kullanılır fakat çok sert olması nedeniyle çok dikkat etmek gerekir. Aksi halde deride kabarcıklara sebep olur.
Çayı: Ladin tomurcukları (taze sürgünleri) taze veya kurutulmuşundan iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dk demlenmeye bırakıldıktan sonra süzülerek içilir.
Çay Harmanları;
Aroma tedavisi: Ladin’in tomurcuk, İğne yaprak ve dalları su buharı ile damıtılarak (destilasyon) eter yağı elde edilir. Bu eter yağı sade alkol, bitki yağı (jojoba veya badem yağı), merhem, jel veya emülsiyonlarla belli oranda karıştırılarak kullanılır.
Banyolar; Ladin yağından 1-2 ml (30-40 damla) küvetteki suya karıştırılır ve bu su ile 15-20 dk banyo yaptıktan sonra 30-45 dk dinlenmek gerekir. Banyo esnasında şampuan veya sabun kullanılmaz (öncesinde kullanılabilir).
Merhemi: 10 gr Okaliptus yağı, 5 gr Bodur çam yağı, 5 gr Ladin yağı, 5 gr Kafur, 5 gr Nane yağı, 4 gr Terpentin, 1 gr Kekik yağı, 35 gr Parafin ve 40 gr Vazelin ile karıştırıldıktan (Parafin ve Vazelinönceden ısıtılır) sonra bir kutuya (merhem kutusu) konur ve buzdolabında muhafaza edilir. Bu merhem kulak ağrıları ve kas ağrılarına (omuz, sırt, bel, bacak ve kol kasları) karşı kullanılır.
Yan tesirleri: Eter yağının ve tomurcuğunun biline bir yan tesiri yoktur fakat Terpentin yağına çok dikkat edilmesi gerekir.

B) Bosna Ladini, Serbische Fichle, Picea omorika
Kızıl Ladin’den iki farkla ayrılır;
1)
Yapraklarının altındaki beyaz şeritler oldukça koyudur.
2)
Kozalakları 4-8 cm uzunluğunda yani takriben Kızıl Ladin’in kozalağına göre yarısı kadardır.
Birleşiminde Nane ve Okaliptus yağı olan merhemler üşütme rahatsızlıklarında göğse sürülürse daha çok balgam salgılayarak daha fazla rahatsızlığa neden olur.
C) Kara Ladin, Kanadische Fichte, Picea glauca
Kara Ladin’in Kızlı Ladin’den iki farklı şekli vardır;
1)
Yaprakları grimsi beyazdır.
2)
Kozalakları sarımsı ve sarkıktır.
Ağaç
30-60m
5-6 Aylar
Ça,Na
Tomurcuk ve Eter yağı
II) Köknar, Weiβ-Tanne, Abies alba
Ak köknar
Gök köknar
Familyası: İğne yapraklılar, Kieferngewâchse, Pinaceae
Drugları:
Köknar tomurcuğu; Abietis albae furines
“ eter yağı; “ “ aetheroleum
“ sakızı; “ “ resina
“ kozalak yağı; ;Templinum oleum
Köknarın sürgünleri (tomurcukları), yaprakları ve dalları su buharı ile damıtılarak (destilasyon) Eter yağı elde edilir ve genellikle bu Eter yağı kullanılır. ayrıca tomurcukları kurutularak çayı yapılır (tazede olabilir) ve bazı yörelerde kozalakları damıtılarak özel yağı elde edilir ve kozalaklardan Köknar sakızı elde edilir.
Giriş: İğneyapraklıların bir alt grubu olan Köknargiller (abiesgiller) üç önemli türü mevcuttur;
1)
Ak Köknar; Abies alba
2)
Toros Köknarı; Abies cilicia
3)
Türk Köknarı; Abies nordmanniana’yı sayabiliriz.
Toros ve Türk Köknar’ının yaprakları yeşil iken Ak Köknarın yaprakları grimsi beyaz renktedir. Bizi daha çok Ak Köknar ilgilendirmektedir.
Botanik: Köknar 30-60 m boyunda olup, geriden piramit gibi görünür. Gövdesinin çapı 2 metreyi bulabilir. Kabukları düz, dalları yanlara doğru, terazi şeklindedir. Yaprakları diğer iğneyapraklılardan farklı olarak dal ve tomurcuklara iki tarafı dişli tarak şeklinde dizilmiş olup grimsi beyaz renkte 4-6 cm uzunluğunda, 2-3 mm eninde ince uzun ve alt kısmında iki ince beyaz şerit vardır. Köknar kozalakları diğer iğneyapraklılardan farklı olarak dikine yukarı doğru dururlar. Kozalakları döllenme zamanı 5-10 cm uzunluğunda silindir veya loğ şeklinde, tohumları olgunlaştığında ise 10-20 cm uzunluğunda 5-10 cm eninde üzeri pul pul tohumlarla donatılmıştır ve bu tohumlar olgunlaşınca yere dökülür. Köknar Güneydoğu Avrupa’da ve Türkiye’nin Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgesi’nde yetişir. Birleşimindeki maddeler, kullanılması ve diğer özellikleri Ladin’e benzediğinden incelemeyeceğiz.
B) Türk Köknarı, Türkische Tane, Abies nordmanniana
Yukarıdaki türden sadece yapraklarının yeşil olması nedeni ile ayrılır. Türkiye’nin Karadeniz, Marmara ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde yabani olarak yetişir ve yetiştirilir.
C) Toros Köknarı, Toros Tnne, Abies cilicia
Türkiye’nin Akdeniz bölgesi’nde yaygın olarak yetişir ve yetiştirilir. Yaprakları aynı Türk köknarı gibidir. Sonbaharda dökülen kozalaklarındaki sakızlar toplanır (Türk köknar da aynı şekilde) ve birleştirilir. Bu sakızlardan yakı ve merhem yapılır ve dahilen nefes yoları rahatsızlıklarına karşı 1-2 gram alınabilir.
Ağaç
20-40m
4-6 Aylar
Terpentin yağı
III) Melez çam, Laerche, Larix decidua
Familyası:
İğneyapraklılardan, Kieferngewâchse, Pinaceae
Drugları:
Melez çam Terpentin yağı; Terebinthina laricina
Melez çamın sadece Terpentin yağı ve Balsamı kullanılır.
Botanik: İğneyapraklıların 4. alt grubunu Melezçamgiller (Larixgiller) oluşturur ve bu gruba 12 Melez çam dahildir. Yapraklarının diğerlerine benzememesi nedeni ile ayırt etmek oldukça kolaydır. Sanki bir demet iğne yaprak bağlanarak püskül veya süpürge yapmış gibi topluca bir arada bulunurlar. Nisan ayında leylak renkli olan kozalakları sonbaharda üzeri pullu kahverengimsi bir renge dönüşür. İğneyapraklılardan sadece bu türün yaprakları kış aylarında dökülür. Boyu 40 metreyi bulan ağacın gövdesinden açılan yaralardan akan zamk toplanır ve su buharı ile damıtılarak Terpetin yağı Balsam elde edilir. Sürgün (tomurcuk) ve yapraklarının çayı içilmez.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.

Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, fakat karpuz da tatlıdır ve bu da mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içer.