6- 2/2871-Tutyalı maşrapaOsmanlı
16.yüzyılın ilkyarısı
İnci Çin mitolojisine göre saflık ve değeri simgeler. Gözyaşına “küçük inciler” diyen Çinlilerinci yetiştirmeye milattan önce başlamışlardı. Bazı hastalarını da inci tozuyla iyileştirmişler. Antik çağda incilerin yağmur damlalarından oluştuğuna inanılmış. Suyun olduğu her yerde inci de olabileceği düşünülmüş.
Hindistan’da Hinduizm’in en kutsal ve en sevilen tanrılarından Krişnaölümden ve kötülüklerden korunmak için inci takarmış. Hintli kadınlar ve erkekler bedenlerini
giysilerini özel adlar taşıyan çeşitli mücevherler ve inciler ile süslermiş. Babil’de Eski Çin’de olduğu gibi incilerin ölümsüzlük sağladığına inanılırmış.
Kur’anı-ı Kerim’in Rahman Suresi’nin 22. Ayetinde de iki denizden söz edilir ve bu denizlerden inci ve mercan çıktığı anlatılır. İnciFarsça “ışığın çocuğu” anlamına gelir. Hint ve İran dünyasında tahtlar
taçlar
sorguçlar
elbiseler
ok-yay keseleri
örtüler
halılar vb bu ilahi taşla süslenir
bezenirdi.
Eski Yunan mitolojisine göreaşk tanrıçası Aphrodite’de dalgaların köpüğünden bir inci gibi doğup
kıyıya çıkmıştır. Romalı bilgin Plinius (M.S. 77) incisinin saltanat taşı olduğu ve ondan değerli bir ikinci taş daha bulunmadığını yazar.
Saltanatın incileri
Kostantinapolis’in en görkemli dönemindediğer Roma kentlerinde bulunandan daha fazla inci vardı. Bizans İmparatoru İustinianos (527-565) ve saraydakiler
güç ve zenginliklerini göstermek için tepeden tırnağa değerli taşlar ve incilerle süslenirdi. Elbiseleri ve taçları incilerle süslenmiş İmparator İustinianos
İmparatoriçe Teodora ile bakanları ordu komutanları ve din adamlarının tasvirleri
Revenna’daki San Vitale Kilisesi’nde bulunan mozaik panolarda görüldüğü gibi
o dönemin görkemini yansıtıyordu. Mimarlık
resim sanatı
mozaik ve fresklerde olduğu gibi
çağın en büyük kuyumcuları da Konstantinapolis’de yetişmiş ve yarattıkları sanat eserleri dünyanın dört yanına dağılmıştı.
Orta çağda genellikle saflığın ve inancın simgesi olarak görülen inciyi Hristiyanlar Hz. Meryem’e yakıştırır ve onu başında incili bir taçla betimlerdi. Giyim eşyaları ve takıların yanı sıradua kitapları
rölikleri (kutsal kitapların saklandığı muhafazalar)
ikonalar
kilise kapları ve diğer önemli kilise eşyaları hep incilerle süslenmişti.
İncilerRönesans döneminde yaşama güzellik katarak değerlendirildiler. Avrupa’da en değerli taşlar arasında sayılan ve pırıltısıyla göz alan deniz incileri ya da Doğu incilerinin büyük bölümü Basra Körfezi’nden
tatlı su incileri de İskoçya’nın göl ve ırmaklarından getiriliyordu.
Değişik boyutlardaki inciler elbiselilerinkemerlerin
başlıkların üzerine işleniyordu. Çantalar
terlikler
örtüler de bunlara eklendi. Mücevherler ve takılar içine yerleştirilen yuvarlak ya da barok inciler güç ve saygınlığın simgelerine dönüştü.
Yeniçağda saçların vazgeçilmez süsünü inci dizileri oluşturmuştu. Damla şeklindeki inci küpelermineli ve taşlı gerdanlıklarla beraber takılan inci kolyeler ve incili bilezikler bu dönemin modası olmuştu. 16.yüzyılın ikinci yarısından 17.yüzyılın başlarına kadar hüküm süren ünlü İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in 1591 tarihli portresi üzerinde
Rönesans’ın soylu kadın takıları incelendiğinde inciye verilen önem görülür. Şıklığı ile tanınan I. Elizabeth
incili taç
kolyeleri
elbisesi ve saç süsü ile döneminin takı beğenisini ve çeşidini yansıtır.
Mücevherlerde inci modası
18.yüzyılda rokoko döneminde mücevher modasını Paris yönlendirmişşık bir görünüm için incili broş
düğme
manşet takısı
küpe
gerdanlık
bilezik ve diğer takılar takımlar halinde tasarlanmıştı.
Avrupalı ressamların yapmış olduğu oryantalist üsluptaki yağlıboya resimlerde gördüğümüz yelpazeayna
tespih ve inci ile işlenmiş elbiseler
kemerler
örtüler ile incili mücevherler
pırlantalı korsaj süsler
“tiara” denilen taçlar
sallantılı broşlar
inci tasmalar ve küpeler. 18.yüzyıl sonları
19.yüzyıl Avrupa takı modasını yansıtır. Bu moda Osmanlının varlıklı kesimini ve kadınlarını da etkilemişti. Saray ve çevresi Avrupa modasını yakından takip etmiş. Batı’nın zarafetini Doğu’nun zenginliği ile birleştirmişti.
Hazinede günümüze ulaşan kadın takıları az olmakla birlikte büyük bir çoğunluğunun padişahlara ait olduğu görülür ve saray atölyelerinde yapılmış incili eserler kullanım ve çeşitlilik açısından geniş bir yelpaze oluşturur. Yabancı devletlerden gelen hediyelerin dışında takıaskı
kur’an kapları
kap-kaçaklardaki dekoratif süs unsur ve diğer kullanım eşyaları büyük bir grubu oluşturur. Taht örtüleri
kahve tepsisi örtüleri
cüz keseleri
kemerler
mahfazalar ve ok-yay keseleri gibi tekstil üzerine işlenen incili eserler
ikinci grubu meydana getirir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Osmanlı



Alıntı ile Cevapla


Bookmarks