Ey Aşk..!














Yorgunsun Ey Aşk!








Biliyorum sende en az benim kadar yorgunsun, ey aşk! Bu sefer finalini mutlulukla bitiremedin ne yazık ki… Kapında nöbet tutan-elinde kırmızı gülle, yüreğinde “seni seviyorum’la” tarifi olamadın bu cennetvari anların…

Biliyorum ansızın çivilenmişti bu ayrılığın tortusu, üstelik daha haritada yerimizi bile tayin edememişken. Birbirimize anlatacağımız anılardan en komik olanını seçememişken ve gülersek senin daha fazla eğleneceğin fıkraları lügatime ısmarlamamışken. Yasak tezgâhlardan ateşli aşk kitaplarını satın alacak parayı babamın cüzdanından aşırmamışken, “öcü” gibi nasılda omzuma koydu ellerini o cehennem ayrılık… Ve kelepçelerken yüreğimden, yokluğa hapsetti bu ölümsüz aşkı da.
(şimdi en az benim kadar mahkûmsun bu dünyada, ey aşk)

Toprağa geç düşen cemre gibiyim ey aşk! Ne çiftçiye ne de açmayı bekleyen çiçeklere faydam var… Yalnızca ayrılığa yakınım hiç istemesem de. Yapraklar ürperiyor geçtiğim yollarda ve anlamsızca bir nehir tersine akmaya başlıyor-imkânsızı başarıyorum, senden çok uzaklarda…

“-ki alınyazısı” diye, bir şey varmış. Geçenlerde postacı evde olmadığım bir zamanda komşuya bırakmış kefen rengindeki zarfı… Umudunu kaybetmiş, söndürülmüş bir fener gibi kendi dibine ışık veremeyen yarınlara doğru çoktan biletimi kesmişler. Şimdi ne haldeyim hiç sorma! Gelincik tarlasındaki ilk ölümün adıyım…

Anlayamadım, esen her fırtınada yaklaşmayı umarken senliğine, şimdi iki çift göze ömrünü feda edecek mecnunum çöllerde. Ve aşk “sen” olabilmenin tek yoluyken-kaybolduğum sokakların hiçbirinde varlığına dair hiç umut yok. Duvarlara attığım çentiklere bakılırsa her sokaktan sayısız kez geçmişim…
(anla beni aşkın ne belalar atçıda, yine senden vazgeçemedim…)

Hele bir gel sen; o gamzeli gülüşünden, esmer teninden-her şeyden vazgeçmiş bedenime ömür kat! Bak nasıl yorgunluğu gidiyor yüreğimin… İşte o zaman en yitik hayalleri nasıl korsan baskınıyla denize gömüyorum, göreceksin.
( en çok yine ben beklerim seni, unutma.)

Sen yüreğindeki cesaret kadar yakınsın cennete, yanılma! Ve unutma ki tek kurtuluş inanmakta, göreceksin…



Emre onbey

alıntıdır