Sanma ki unuttum seni...
Sanma ki seni unuttum; kasırgalar kopsa da, ayrılıklar güz yaprakları gibi solup düşse de sen hep yüreğimin en derin derinliklerdesin. Saçmalıkları anımsamam unutum derim, hırçınlıkların da öyle.

Şimdi öyle değilim, sara nöbetleri gibi seni hatırladıkça ağlıyorum ve gözyaşlarımı döker olmuşum kızıl ırmaklara...şimdi gözyaşlarıma başkaları dokunuyor ve acımasızca karışıyor senin hayallerin yerine, sensizken kuduruyorum denizler de dalgalar gibi. Dalgayım şimdi dalgakıran kayalıklarından, deniz feneri yalnız korsanların yolunu aydınlatıyor beni tutuklatıp zindanlara atmaları için! Yıldızlar tanıklıktan vazgeçmiş gibi bulutların ardı sıra gizlenmekte.

Şimdi çılgınca düşlerine vurdum kendimi her yanım kan bere içinde sanki bir savaş sonrasında azat edilmiş bir esir gibi. Ben unutmadım diyorum sen "inanmıyorum diyorsun" ve haklı çıkıyorsun kin mahkemelerin temyiz kağıtların arasından.

Ben pes etmedim diyorum gönül festivallerine dönmüş rüyalarımda, rüyalarımın ne rengi soluk nede efsanesi yıkık sana dair yaşadığım sevdalar üstüne. Sadece ellerim titrer seni hatırladıkça, dudaklarım büzüşür seni kaybetme korkusuyla.

Sanma ki seni unuttum; kasırgalar kopsa da, ayrılıklar güz yaprakları gibi solup düşse de sen hep yüreğimin en derin derinliklerdesin. Saçmalıkları anımsamam unutum derim, hırçınlıkların da öyle.