Özgürsün artık kanatlanabilirsin uçurumlara

Çünkü kuruttum sevgini..

Kendin kadar yalnız,
Ben kadar kalabalıksın dört duvar arasında..
Şimdi içimde rahatça ölebilirsin çünkü unuttum seni…”





Eli kanlı bir katile nasıl bir mektup yazılır bilmiyorum. Diri diri gömdüğün yüreğimle karşındayım. Dimdik ve bir o kadar mutlu..Söylenecek çok fazla sözüm yok aslında. Adın hiçliği andırıyor bende. İçi boş bir cümleye benziyor bendeki sen..Şimdi sana yazdığım bu satırlara bakıp yanlış anlamlar çıkarma sakın..Bende kapladığın yer boşluğa bakıyor. Gözlerin ise karanlığı anımsatıyor bana. Hadi mutlu olabilirsin artık. Doya doya sevinebilirsin.. Ellerinle gömdüğün bu adamın ardından yaktığın sahte ağıtları söndür artık. Yüzüne giydirdiğin benli acıları da sıyır artık .Ben öldüm artık/ gayri mutluluklar senin..




Başardın en sonunda. Senaryosunu yazıp yönettiğin bu oyunu kazandın velhasıl. Tükettin beni.Dilediğince kanat çırpabilirsin bulutlara. Dilediğince gülüşler saçabilirsin etrafına. Ve bitirdin diyecektim..Lakin bitiremedin beni..Çünkü sen hiçbir zaman bende başlamadın ki.. Unutma sende bir cümlelik yerim bile olmamıştı..Sakın kızma bu cümleme..Bu cümleyi sen söylemiştin..Şimdi arkanı dön ve git. Ait olduğun karanlıklar seni bekliyor. Dört duvar sancılarında seni bekleyen bir ömür var. Benden alıntı bile yapmadığın geçmişine bir çizik at yeter. Gerisini cümlelere bırak. Ve bundan sonraki cümleyi okumadan ellerinle bir yerlere tut. Üzgünüm ama sendeleyeceksin..Beni diri diri gömen kadın, üzgünüm ama benim sessiz cümlelerimde sana ait tek bir sesli harf bulunmamakta..




Şimdi ağlamayı bırak ve uzandığın yerden kalk. Doğrul hayata. Varlığımda yokluğumu ezberlemeyi becerebilen ve yokluğumda varlığımı yaşatabilen birisi olarak dayanabilirsin bunca şeye: Hem üzülmeye değer mi ki. Varlığını reddettiğin bu adamın laflarına aldırma sen. Dön sırtını karanlığa. Unutma ki gözyaşlarını kurutacak bir göğüs kafesini bulman hiçte zaman almayacaktır. Ya da beni unutturacak bir cümle kurman için dudaklarını bükmek yeterli olacaktır.





Biliyorum bu satırlar sana küfür gibi gelecek. Ya da beddua ettiğimi düşüneceksin. Asla böyle düşünme. Sen benim eli kanlı katilimsin. Hangi kurban katiline beddua eder ki ? Hadi beni gömdüğün yere bir bak. Bak diyorum sana. Kanlı gözyaşlarıyla uzan mezarıma. Biraz üşüyeceksin ama bir adamın yalnızlığında tüketeceksin içindeki yaşama sevincini. Acılarına kefil olan bu adamı sen öldürdün sen..Suçlusun..Seni sevmekten öte ne yaptım sana. Hangi suçun cezası olarak beni diri diri gömdün ? Hangi sebebe istinaden vurdun beni yalnızlığa. Artık özgürsün…Beni öldürdün ya..Ne kadar inkar etsen de, sen eli kanlı katilsin..Yüzünde suçlu yazmasa da vicdanın hiçbir zaman seni temize çekemeyecektir. İstediğin gibi rahat dolaş sokaklarda. İstediğin maskeyi de vur yüzüne. Gerçeklerden ne kadar kaçabilirsin..





Seni çok sevmiştim lakin yanılmışım…




Üzgünüm ama geçmişimde sana dair tek bir iz yok




Ha, boynumda izler ne diyorsan

Onlar beni diri diri gömerken senden bana kalan son armağan….




Git..

Hiç gelmemiş gibi.
Bit.
Hiç başlamamış gibi
Kendin kadar yalnızsın..
Ben kadar ölüsün





Adın boşluk şimdi..

Ait olduğun karanlıklarda temize çek kendini.
Öldür beni diyeceğim ama
Sen beni sende hiç yaşatmadın ki..
İstesen de ölemem ki..
Sen de hiçbir zaman varolmadım ki öldürebilesin..
Ben sende hiçtim..
Şimdi sıra sende…




“ Beni diri diri gömen kadın,

Üzgünüm ama benim sessiz cümlelerimde
Sana ait tek bir sesli harf bulunmamakta..”




(alıntıdır)