Kadına Şiddet Uygulayan Erkeklerin Psikolojisi

Erkek, neden kadınını döver? Çocuk, kendisine şiddet gösteren babasına ilerde nasıl dönüşür? Kadına yönelen erkek merkezli şiddetin psikolojik gerekçeleri...



Türkiye, şiddet gören kadınları konuşmaya mecbur. Çünkü sorunun bir ucunda, babadan oğla geçebilen bir kısır döngü var. Peki, bu kısır döngüye hangi erkekler karşı koyar, hangileri koyamaz?
Dilara Eldaş, ntvmsnbc.com da 8 Mart Dünya kadınlar günü dolayısıyla gündeme gelen kadına yönelik şiddeti Aile Terapisti Sosyal Pedagog Lale Akat ile konuştu.
Dilara Eldaş / ntvmsnbc.com
8 Mart'ın anlam ve önemi kadındır, haklarıdır. Dönüp dolaşıp her 8 Mart'ta maalesef aynı nokta vurgulanır: Kadına yönelik şiddet. ntvmsnbc, Aile Terapisti Psikolog Lale Akat'a şiddetin kaynağını sordu.
Erkek, neden kadınını döver?

Birincisi ahlak… Dövmeyi yanlış diye düşünmüyor erkek, ailenin geleneksel yapısına bağlı olarak. İkincisi korktuğu vakit, utanç duyduğu vakit, agresif olması. Bu sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da da böyle. Kontrolü ve gücü elinde tutma isteğine, kendisinin adam yerine koyma isteğine aykırı davranışlar gördüğünde şiddete yöneliyor.

ERKEK BEBEKLERİN GÖZ TEMASI BİLE FARKLI
Oğlan çocuklarının daha bebekken bile farkları var, küçük kızlar sizinle göz temasınızı uzun süre tutabiliyor… Ama erkek bebekler bir süre sonra gözünü kaçırabiliyor, çünkü erkek uyarılabilen bir yaratık. Bu onun doğasında var. Etrafından çok çabuk etkilenebiliyor, agresif duyguları da öyle. Amerika'da son yapılan araştırmalar bu yönde. Hatta annelere bunun için salık veriliyor, “bebeğinizi severken sizden gözünü kaçırıyorsa, ille de onunla göz kontağı kurmaya çalışmayın” Erkek her türlü konuda huylanabilir, bütün bir tarihe dönecek olursak, erkeğin uyarılma güdüsü gelişmiş. En ufak bir tehlikeyi, tehdidi hissettiğinde, bütün sistemini harekete geçirecek bir yapıya sahip, biyolojik olarak.

Madem güdüsel olarak böyle, Erkek kadını neden bir tehlike ya da tehdit olarak görür de ona saldırır?

Karısında ahlak değerlerine tehdit unsuru görüyorsa ve rol model aldığı babasının da annesine şiddet uyguladığını görmüşse ya da kendisi küçükken şiddete maruz kalmışsa tüm bu faktörler onu şiddete iter.

ÇOCUK DAYAK ATAN BABASINI DA İÇSELLEŞTİRİR

Çocuk, kendisine şiddet gösteren babasına ilerde nasıl dönüşür?

Baba şiddet uygularken, tam da o anda babanın hissetmediği şeyleri çocuk hissetmeye başlar. Yani babada o an eksik olan duyguları hissederek, çocuk babasıyla bütünleşebilir. Örneğin, şiddet sırasında babada utanç yoktur, bunu hissetse zaten yapmaz. Çocuk babasından utanır. O utancı içinde duyar. Baba acizlik göstermez kendisini öfkeye verir. O acizliği çocuk hisseder. Çocuk o sırada babayı içine alır, kendisini onunla içselleştirir.
Bir çocuk güvencede olduğu vakit mutludur...

İşte çocuk bu şekilde kendisini bütünleştirerek, utanç ve acizlik duyguları ile babasına reaksiyon gösterdiği vakit, yine babasından ayrılmasına gerek kalmıyor. Ancak bu şekilde yine onun yanında, ne olursa olsun güven duyabiliyor. Güven duyduğunda da mutlu hissediyor. Ben yine "onunum, ben babamın'ım" diyebiliyor. O yüzden ilerde, bu geçmişi yaşamış insanlardan, "Babam da haklıydı, ben de çok yaramazdım" benzeri sözler duyabiliyoruz. Ve anlıyoruz ki babasını ancak bu şekilde içselleştirebilmiş.

Kadınlar da bu şekilde içselleştiriyor mu kocalarını?

Evet. Kadının kendisinin ezik olarak büyümüş olması. Bu erkeğin şiddete yönelirken yardım aldığı bir durum. Agresif adam da kendini geliştirmemiş, bir yerde ezik, korkan bir adam. Acı ve korku birbirini destekliyor. Bu iki insan birbirini bulduğunda, tipleri bile birbirlerini çekmese, 40 yıldır tanıyormuş gibi hissedebilirler, bu ezik olarak tanımladığımız ortak özelliklerinden dolayı. Bilinçaltınızdaki aynı konularınızın birbirini anlaması bu yakınlığa neden oluyor.

Ama bu ikisinin de aciz olan tarafı, neden çekiyorlar birbirlerini?

Acizler, dolayısıyla çok daha fazla anlaşılmaya muhtaçlar, sevgiye, oldukları gibi kabul edilmeye herkesten daha muhtaçlar... İlk etapta bu yüzden birbirlerine uyuyorlar. İlk başta birbirlerinden gördükleri ufacık bir sevgi, onları yumuşatmaya yetiyor. Çünkü hiç o sevgiyi görmemişler. Şiddet uygulayan adamda aslında bu sevgi de daha sonra böyle ortaya çıkıyor… sonradan acayip bir pişmanlık kendisini gösteriyor.

Aynı döven adam karısının önünde diz de çöküyor?

Evet. "Beni affet, ben sensiz yapamam" diyor, buna inanıyor.

Şiddet uygulayan her erkek için, muhakkak ki çocukluğunda benzer bir şiddeti görmüştür diyebilir miyiz?

Yoğun olarak öyle evet. Aile ve kendisi ile alakalı. Belki asosyal kişilerde de görülebilir, ama çok nadir.

ERKEK OLMAK: EŞİTTİR KADIN GİBİ DUYGUSAL OLMAMAK
Toplumuzdaki erkeklerde sorunları konuşmama eğilimi yaygın görünüyor...
Çok yaygın. Küçükken şiddet görmüş erkek büyüyünce de "bu konuda konuşmak istemiyorum" diyecek.

Kadınlar daha şanslı olduğu bir nokta var. Erkekler erkek olabilmek için, eşittir; kadın gibi olmamak zorundalar. Ama neredeyse bütün gün erkek çocukları, rol modelleri babalarından uzakta vakit geçirirler. Babalar hep dışarda, yoğun. Evde anneleri bakıyor. Çocukların derdi, etrafında gördükleri, anneleri, diğer kadınlar gibi olmamaktır. Biraz daha derine inersek çabaları, kadın gibi duygusal olmamak, ağlamamak, duygularını açığa vurmamak, zayıf olmamak. “Bunları hissedersem içimde, kimsenin bilmemesi gerekir, bunu göstermemem gerekir. “ diye düşünür erkek.

Araştırmalara göre, kadın karşısında ağlarken kocası önce onun acısını hissetmeye başlıyor. Empati kurabiliyor o acıyla. Ama o duygusallığı hissettiği an, kendi öz benliğine bir tehdit görüyor, bunu hissetmemeliyim diye ve agresyon başlıyor. Çünkü kendi içinde duygusal olmanın verdiği korkuyu bastırmaya çalışıyor.

Modern eğitimli kesimde de dayak olaylarının oranı yadsınacak gibi değil...
Bana terapiye gelen bir çift vardı. Adam hem karısını hem de oğlunu dövüyordu. Ekonomik durumları yerindeydi... Bunun bir kriter olmadığını biliyoruz.

Hangi meslektendiler?

Kadın memur. Adam işadamı. Adamın kalkıp da eşiyle beraber bana gelebilmesi büyük bir olay, çünkü bu kabullendiğini gösterir. "Ben de bir gariplik var bana yardım edin" demektir.

Neler gözlemlediniz onda?

Tahammülsüz, sinirli, çok hassas çünkü yaralı. Alıngan ve çok çabuk parlıyordu. Olgunluğu yoktu kontrolsüzdü.

Çocukları çok etkilendi, küçücük yaşında hep anneyi korumaya aldı. Anneyi korumaya aldı da ileride babasından gördüğünü karısına yapacak mı acaba? Çocuğun içinde çok öfke birikti. O yüzden belki olabilir. Eğer ona yardım edilmezse. Zaten boşandıklarından bir süre sonra da çocuk terapiye gelmişti.

TERAPİYE GİDEMEYEN NE YAPSIN?

Değil kendi ayaklarının üzerinde durmak için, terapiye gelmek için bile ekonomik imkanları olmayan kadınlarımız var, şiddete maruz kalan. Annesinin evine gidemiyor, çünkü destek yok. Çocuklarını bırakamıyor, çünkü güvence yok. Meslekleri yok. Onlara ne tavsiye edersiniz?

Bir kere böyle bir kadının yalnız kalmaması lazım. Herhangi bir yerden, alabiliyorsa yardım alsın, bunu kabul etsin. akrabada koruyucu bir fert varsa onu devreye soksun. Aslında kocanın da ihtiyacı insan yerine konmak, mümkünse yardım edebilecek birilerinin onunla konuşmasını sağlamak. Yanına birini alarak avukata, polise gitsin mutlaka. Ama bir kadının tek başına bundan kurtulması çok zor, ona koruyucu bir ağ lazım. Türkiye'de de bu yok. Üstüne basa basa söylemek istiyorum, her köşe başında bir danışmanlık merkezi şart.
Münakaşa sırasında…

Agresif bir koca karşısında bunu unutmasın, onun damarına basmasın. Bunun hiçbir anlamı yok maalesef. Agresif cevaplar maalesef kocayı körükler.

Yani alttan al, suyuna git mi dersiniz?

Hayır. Fakat korkmadan ona söyleyebilmeli: Bana vurma, vurursan şöyle olur, bunu yapmanı istemiyorum. Bunu terapilerde rol yaparak bile oynayabiliriz. Söylenmeyecek bir laf yerine adamın defansını kaldıracak bir laf edebilir. "Çok sinirlisin şu anda, daha sonra konuşalım" gibi cümleler de öğretilebilir.

Cümle işe yaramadı ve yine vurdu koca?

O zaman evden hemen çıkması lazım. Zarar görecek yoksa. Kendini koruması lazım. Çağırabiliyorsa birini ya da. Ben terapilerde, tehlike anında kadının, adamı biraz daha yumuşatabilmesi, akıllıca bir laf edebilmesini sağlamaya çalışırım.Kocasını bizden iyi biliyor, nerede neye sinirleneceğini biliyor, bunları gözetsin. Kadınlarda bazen pasif agresyonlar görülebiliyor… Kocasının damarına basabiliyor, “vur hadi vur” diyenler bile var. “Zaten sen hep böylesin” diyenler… Sonradan alsın çocukları kaçsın gitsin, ama o anda kendisini korumak için bu tür şeylere başvurmalı. Gidebildiği bir yerden de psikolojik danışmanlık almalı.

Mesela çok somut bir sebep var… kadın o eteği giymese, dayak da bitecek?

Kadının o adamla evlenmeye gelene kadar zaten çoktan büyümesi, olgunlaşması lazım. Seçebilmesi lazım eşini. Zaten çoktan kendini tanımış olması lazım. Erkekleri de az çok tanıyor olması lazım.Ama bir kesimden kadınlara bu seçim bırakılmıyor, eğitimden yoksun, olgunlaşamamış… Ve o zaman kocasının sözünden çıkmaması lazım maalesef. Çok acı bir durum.

Peki diyelim ki doğru insanı bulduğumuzdan eminiz, onu tanıyoruz… karı koca olduktan sonra, kötü bir sürpriz yaşayabilir miyiz?

Birlikte önceden ne kadar zaman geçirdiğinizle alakalı.. önceden kötü bir durum başınıza geldiğinde onun ne reaksiyonlar verdiğini gözlemlemelisin. Çok basit ama kritik anlarda ne yaptığına bakmalısın. Arabanın tekeri patladığında, treni kaçırdığınızda… Tepkileri yeterli olandan fazla mı? Bu tip reaksiyonlar önemli ipuçlarıdır. Şiddete ne kadar yöneliyor? Çünkü kritik, endişeli bir olayda beynimizin hep aynı yeri devreye girer … Olay büyük ya da küçük olsun, reaksiyonlar bize ruh halinin ipucunu verir.

EKONOMİK ÖZGÜRLÜK “HAYIR” DEMEYE YETMİYOR...
Gitmek isteyen kadın, ekonomik durumu iyise gidebiliyor, ama öte yandan kısır döngüye dönen bir bağımlılık da var. kadının parası olsa bile terk edemeyebiliyor, çünkü özgüvensiz, “beni ondan başka kim sevebilecek” diyor. Bir avuç sevgi için, adamın yanında kalabiliyor. “Ben sevgiye ne kadar layığım ki, bu adam beni sevdi ama” diye düşünür
Bir de aileden aldığı terbiye de önemlidir… Modern toplumlarda bile hala eşinden boşanmasını istemeyen aileler var.

ALDATILMAK DAHA ACI GELEBİLİR
Kadın zaten bir avuç sevgi için o adamın yanında kalabiliyor. Ama aldatmada o sevgi de elinden çalınıyor. Artık tamamen kendini değersiz hissediyor. Öteki kadın değerli oluyor, bu onu mahvediyor. Az olan ilgi de üstünden gidiyor. Ben kötüyüm, benden daha iyisi var hissi çok yıkıcı.

KISIR DÖNGÜYÜ KIRMANIN YOLU
Toplumda şiddet uygulayan insanların çoğunda bu durum çocukluklarına dayanıyor. O çocuklar da büyüyünce aynını yapıyor? Bu kısır döngü nasıl kırılır?
Terapiye gelenlere de söylerim, mesela ruh hali çok düşük biri ama hayatında bir yerde önemli bir başarı elde etmiş… derim ki, “hayatının mutlaka bir yerinde biri seni bu başarıya götürebilecek şeyler söylemiş. Senin hayatında köşe taşı olmuş” İyi ki de insanların hayatında böyle birileri oluyor. Gelişme çağındayken bir dayı, hala, bir öğretmen… Bir kişi sana "Sen harikasın!" hissini veriyor ve kurtuluyorsun! “Demek ki böyle iyi olunabiliyormuş” diyebiliyor o erkek