Şöyle derler, "Kin tutmak, zehri kendin içip diğer insanın ölmesini beklemeye benzer." Oldukça sert bir deyiş, ancak aynı oranda doğru.

Hıncınızı içinizde tutmak, kime karşı olursa olsun, en çok sizi etkileyecektir. Radyo programı yapımcısı ve ilişki uzmanı Jordan Harbinger, "Kin tutmak çoğunlukla tek taraflıdır" diyor. "Karşı taraf sorun olan konuyu aklından bile geçirmiyor olabilir."

Zarar

Harbinger, buna rağmen ilişkilerin ciddi şekilde etkilenebileceğinden söz ediyor. Örneğin, bütün gün IKEA'da ona kölelik etmenize minnettar olmuş gibi gözükmeyen kız arkadaşınızı düşünün. Rahatsızlığınızdan hiç bahsetmiyorsunuz. Ertesi gün marketten almasını istediğiniz ufak bir şeyi almayı unutunca da, patlıyorsunuz. Kız arkadaşınız aynen şöyle düşünüyor, "Sevgilim aklını kaçırmış. Fiyonk makarna yerine burgu makarna aldım diye koltukta uyuyorum!" Harbinger, "Kin tutarak sağlıklı bir ilişki yaşayamazsınız." diye konuşuyor.

Bununla beraber, kin tutmanın zehirli etkileri genellikle iki kişinin ötesine geçebilir. Örneğin, kankalarınızdan biriyle konuşmuyorsanız, ortak arkadaşlarınız akşam yemeğine ikinizi birden çağırmak konusunda istekli olmayacaktır. San-Diego'da yaşayan terapist Jeff Palitz, "Kin tutarsanız, içinizdeki negatif duygular diğer ilişkilerinizi de olumsuz etkileyecektir" diyor. Diğer bir deyişle, kin tutarak kendinizi yabancılaştırırsınız. Aynı mantık aileler için de yürütülebilir. İçte tutulan olumsuz duygular öyle bir noktaya ulaşır ki, kimse asıl sorunun ne olduğunu hatırlayamaz hale gelebilir.

Boşvermek...



Tamam, kin tutmak gerçekten çok zararlı. Peki, incinmiş hisleri yok sayarak boşvermek? Söylemesi kolay, yapması zor; değil mi? Palitz'e göre, ne olursa olsun bir noktada karar vermeniz gerekecek: "Ya boşvereceğim, ya da bu konuda bir şey yapacağım." Hangi yolu seçeceğiniz, diğer kişiyle ilişkinizi sürdürmek isteyip istemediğinize bağlı.
“Eğer ilişkiyi düzeltmek hiç içinizden gelmiyorsa, muhtemelen artık görüşmek istemiyorsunuzdur" diyor Palitz. İlişkiyle beraber içinizdeki kini de salıverin gitsin. Süreci kolaylaştırmak için ailenizle, arkadaşlarınızla konuşun, günlük tutun. Kendi kendinize, ilişkiyi sürdürmek istemediğiniz birine karşı kin tutmanın ne kadar saçma olduğunu tekrarlayın. Bu sadece size zarar verir, karşıdakine değil.

Ya da Düzeltmek...



Eğer ilişkiyi önemsiyorsanız ve bırakmaya da niyetiniz yoksa, diğer kişiyle yüzleşmek zorundasınız. Ancak bunu yapmadan önce mutlaka sakinleşin. Bu 20 dakika da sürebilir, 20 gün de... Gereken süre tamamen duruma ve size bağlıdır. "Yüzleşme gününden önce, o kişiye bir mektup yazın" diyor Palitz. Mektubu verip vermemeniz önemli değil. İlk oturuşta içinizdeki tüm kini, öfkeyi kusun. Sonra araya saatler (belki de günler) koyun ve bu sefer yeni bir mektup yazın. Bu sayede hem duygularınızı dizginlemeyi öğrenirsiniz, hem de konuşmanızın provasını yapmış olursunuz.
Konuşmaya başladığınızda, dürüst olun. Diyelim ki bir arkadaşınız, sizin çok istediğiniz bir işe başvurdu. Hem de iş ilanını sizden duymuştu... Sizin istediğiniz işin üzerine atladığı için onunla konuşmayı kestiniz. Ancak şimdi sizin de mükemmel bir işiniz var ve arkadaşınızla eski günlerdeki gibi maç izlemeyi özlüyorsunuz. Nasıl yapmalı da arayı düzeltmeli? Telefonu elinize alın ve onu arayın. Artık bu durumu sürdürmek istemediğinizi söyleyin. Sesinizi duyduğunda çok şaşırmasının dışında, muhtemelen o da rahatlayacaktır. Hatta yaptıkları için özür bile dileyebilir. Telefon konuşmanızı kısa tutun, ancak bir sonraki maç günü için de sözleşin. Palitz, "Erkekler hemcinsleriyle aralarındaki arkadaş sorunlarını geride bırakmaya yatkındırlar." diyor. Dakika geçmeden, kendinizi içinizdeki nefretten kurtulmuş birlikte tezahürat yaparken bulabilirsiniz.
Caroline Kinneberg
Kaynak:Askmen