'Yasli insanlari öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarini doldurmuslar. Onlar bizim yerimize fazladan yasiyorlar. Belki de bizim kismetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onlari öldürerek toplumu rahatlatiyordum,'

'Artvin Canavari' olarak bilinen Adnan Çolak 1992 ve 1995 yillari arasinda Artvin ve ilçelerinde yaslari 68 ile 95 arasinda degisen Hacer Kars, Ziver Bildirici, Hayriye Bildirici, Kevser Aksoy, Osman Aksoy, Hüseyin Korkmaz, Asiye Korkmaz, Ayse Bayram, Ahmet Bayram, Ahmet Gümüs ve Abuhayat Gümüs'ü öldürdü. Öldürdügü alti kadina tecavüz eden Adnan Çolak, Zonguldak'ta yakalandi, alti ayri idam ve 40 yil hapis cezasi aldi.

ARTVIN CANAVARI KORKU SALDI
Tam üç yil boyunca, Artvin ve köylerinin üstünde o güne kadar hiç görülmemis bir korku kol gezdi. Suç nedir bilmeyen Artvinliler bu sürede seri cinayetle tanisti. Öldürülen on bir kisi kendi halinde yaslilardi. 18/01/2003

16 Ekim 1992... 15 yasindaki kizlariyla Artvin'in Seyitler Köyü'nde yasayan Hüseyin ve Asiye Korkmaz çifti için o günün, digerlerinden farki yoktu. Baba, saat 23:00'e dogru yatmak istedigini söyledi. Ayaga kalkacagi sirada karisinin çigligiyla irkildi. Evin çatisi tutusmustu. Elbirligiyle yangini söndürdüler. Baba-kiz içeri girerken, kadin közleri dagitmak için geride kaldi. Bu sirada arkasinda bir ses isitti. Döndügünde elinde baltayla dikilen bir adam gördü.

Sonrasini zamanın Artvin Asayis Sube Müdürü Erdinç Elbe anlatiyor: "Kiz çocugunun annesini ve babasini baltayla öldürmüs sahis. Daha sonra kiz çocuguna evin ahirinda iki defa tecavüz etmis. Daha sonra kizi olay yerinin birkaç kilometre ilerisinde bulunan magaraya götürüp orada da tecavüz etmis."

Bir yil sonra
Soganli Köyü'nde oturan Ziver Bildirici ve gelini Hayriye Bildirici bir sabah evlerinde ölü bulundu. Kurbanlar, baslarina keserle vurularak öldürülmüstü. Kadina tecavüz edilmisti.

Artvin halkinin yasadigi artik korkudan çok saskinlikti. Herkesin birbirini tanidigi, kapilarin kapatilmadigi bu yerde, bu cinayetleri kim islerdi?

Iki köy birbirine birkaç kilometre uzaklikta olmasina ragmen yetkililerin aklina bir yil önce islenen cinayetle bag kurmak gelmiyordu. Ama halk baglantiyi kurmustu. Katilin ayni kisi oldugunu sezmis ve ona bir isim bile takmisti: Baltaci.
Artvinliler'in "Baltaci" adini verdigi katil ikinci cinayetten üç ay sonra tekrar harekete geçti. Bu kez Savsat'in Köprükaya Köyü'nde oturan 60 yasindaki Ahmet ve Abuhayat Gümüs tipki önceki cinayetlerdeki gibi öldürüldü. Ilk iki cinayetten farkli olarak bu kez katil, evin altini üstüne getirmisti. Belki de olaya hirsizlik suçu vermek istemisti.

Dört ay sonra
Salkimli Köyü'nde yalniz yasayan 62 yasindaki Hediye Sancaktaroglu, ahira gitmek üzere evden çikti. Çalismaya baslayacakti ki, yaninda, karanligin içinde beliren adami fark etti. Tahrayi kaldirdi ama adam ondan daha genç ve çevikti.
Katil, yasli kadinin elinden aldigi tahrayla kafasina vurdu, ardindan tecavüz etti. Kadini biraktiginda öldügünü saniyordu. Oysa yasli kadin kafasindaki agir yaraya ragmen kurtuldu.

Artvin halki, olayi çözemeyen güvenlik güçlerine ates püskürüyordu. Katil cinayet araliklarini siklastirirken, polis ve jandarmanin elinden hiçbir sey gelmiyordu.

Sancaktaroglu olayindan tam dört ay sonra Ardanuç'un Gümüshane Köyü'nden 60 yasindaki Osman ve Kevser Aksoy öldürüldü. Bu olaydaki tek fark katilin yasli çiftin evlerini yakmasi oldu. Cesetler neredeyse kimlik tespiti yapilamayacak kadar yanmisti. Katil ipucu birakmamaya kararliydi.

Sira dört ay sonra, önce 70 yaslarindaki Ahmet ve Ayse Bayram çiftine, sonra da 70 yasindaki Hacer Kars'a geldi. Yine görgü tanigi, suç aleti, parmak izi ve katilden eser yoktu. Ama yapilan ceset incelemesinde ilk defa bir ipucu bulundu. Kurbanin tirnaklari arasinda ve vajinasinda doku artiklari.

Doku artiklarinin DNA incelemesini Adli Tip Kurumu Biyoloji Laboratuari’nda yapildi. Sonuç olumsuzdu. Doku artigi katile degil Kars'in kendisine aitti. Ayrica kurbandan alinan kil örnekleri de ipucu olmadi. Bunlar da katile degil kurbana aitti. Katil geride iz birakmamayi yine basarmisti.

Sona dogru
Merkeze birkaç kilometre uzakliktaki Salkimli Köyü'nde oturan 58 yasindaki Hediye Ipek, torunu Mesut'u beklemekten vazgeçti. Uykusu gelmisti. Bu sirada evin çatisinda sesler duydu. Korktu. Eline balta alarak açik duran pencereye yöneldi. Disariya göz gezdirdi. Kimseyi göremedi. Pencereyi kapatmak için elini uzatti.

Katilin son kurbani Hediye Ipek'ti. Adam, yasli kadinin bogazini tülbentle sikmis, nefes almasi duruncaya kadar beklemis daha sonra da tecavüz etmisti. Evi terk ettiginde kadinin öldügünü saniyordu. Ama Hediye Ipek ölmedi. Son gayretle komsularini yardima çagirdi. Ardindan da bayildi.

Hediye Ipek, gözünü açtiginda Artvin Devlet Hastanesi'ndeydi. Ifadesini almak üzere polis basinda bekliyordu. Yasli kadin saldirgani açik açik tanimliyordu. Adami iyi görmüstü. Esmerdi, biyikliydi, üzerinde kot pantolon ve yakali kisa kollu bir tisört vardi. Iskarpin ayakkabilar giymisti. Daha da önemlisi adami tanimisti: Artvin'in aylardir aradigi saldirgan kendi komsusu Adnan Çolak'ti.

"Beni saçimdan tutup asagi bastirdi. O anda da isigi kapatti. Basörtümü bogazima dolayip sikmaya basladi. Yalvardim ama hiç sesini çikarmadi. Saçini çekmek için basina elimi uzattim ama saçini tutamadim. Yüzünü tirmalayip tirmalayamadigimi bilmiyorum. O sirada kendimden geçmisim."

28 yasindaki Adnan Çolak, Hediye Ipek'in ifadesi dogrultusunda ayni gün tutuklandi. Artvin de korkunun yerine saskinlik almisti. Adnan Çolak herkesin tanidigi, bildigi biriydi. Herkesle birlikte Baltaci'ya lanetler okumustu. Üç çocuklu zanlinin yakinlarina göre bilinen tek kötü aliskanligi arkadaslariyla içtigi birkaç kadeh içkiydi.

Çolak'in evinin aranmasi, gece yarisina dogru yapildi. Evde üçüncü kurbanin evinden alinmis beyaz telefon makinesi bulundu. Ayrica olay gecesi Hediye Ipek'in tarif ettigi giysiler de evdeydi.

Dava basliyor
Adnan Çolak yargilamasina Artvin Agir Ceza Mahkemesi'nde baslandiginda Türk adli tarihinin en uzun durusmalarindan birine de baslanmisti. Çolak'a yöneltilen ilk soru neden yasli insanlari öldürdügü oldu. Sanigin ürpertici
cevabini Gazeteci Tolga Gül anlatiyor: 'Yasli insanlari öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarini doldurmuslar. Onlar bizim yerimize fazladan yasiyorlar. Belki de bizim kismetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onlari öldürerek toplumu rahatlatiyordum,' türünde seyler söylüyordu."

Çolak'in ifadesinden kurbanlarindan hiçbiriyle düsmanligi olmadigi, hepsini rasgele seçtigi anlasiliyordu. Cinayetten önce içki içiyordu. Durusmada ilk cinayetini anlatirken sogukkanliydi.

"Çobanlik yaptigim günlerde Korkmaz ailesinin evini gözlüyordum. Olay gecesi, etrafta kimsenin olmadigina kanaat getirdikten sonra evin üzerine ve bacaya tas atmaya basladim. Gayem disari çikmalarini saglamakti. Bu sirada çati boslugunda bulunan çaputlar gözüme çarpti. Onlari atese verip evden disari çikmalarini sagladim." "Köyde yalniz yasadigini bildigim Hediye Ipek'in evine gittigimde de gayem öldürüp sonra da irzina geçmekti. Kadinin evde yalniz olduguna emin olduktan sonra harekete geçtim. Bogusma sirasinda 'Seni tanidim,' diye bagirdi. Ama sesimi çikarmadim. Saçlarima, hayalarima dalmak istedi. Ama engel olamadi. Atletimdeki küçük kan lekesinin bu sirada bulastigini saniyorum. Çünkü kadinin agzindan kan geldigini gördüm. Kan gelince ölecegini düsündüm."

Çolak yalniz olaylari anlatmakla kalmiyor, cinayetlerinin nedenini de tahlil ediyordu. Gazeteci Gül'ün tanikligiyla: "Okul hayatini, çocukluk hayatini anlattigi dönemde söyledigi bir sey vardi. Yedi-sekiz yaslarindayken annesiyle babasinin cinsel iliskiye girdigini izledigini söylemisti. Belki de bilinçaltinda yasli insanlara tecavüz etmesinin temelinde bunun olabilecegini de söylemisti. Psikolojik tespitti aslinda bu."

Mahkeme heyeti güvenlik nedeniyle davayi Zonguldak 1. Agir Ceza Mahkemesi'ne göndermeye karar verdi. Belki mahkeme, Adnan Çolak'in izlerinin Artvin'den bir an önce silinmesini istiyordu.

Çolak'in savunmasini üstlenen Avukat Yakup Yürektürk, cinayet silahlarindan hiçbirinin ele geçirilememis olmasi üzerinde duruyordu. Savunmaya göre Çolak'in suçlu oldugunu ispatlayan elde hiçbir somut delil yoktu. Evinde bulunan ve Bayram çiftine ait olan beyaz telefondan baska. Ancak Yürektürk'ün göz ardi ettigi bir sey vardi. Çolak, Bayram çiftinin telefon hattina ait 2952 numarasini silmeyi unutmustu. Ya da yakalanmayacagindan çok emindi. Telefonun eve nasil geldigini Adnan Çolak'in karisi Suzan Çolak söyle anlatti:
"Evimizde telefon hatti yoktur. Esim, beyaz telefon makinesini bundan alti ay önce Ramazan ayindan önce eve getirdi. Artvin'den satin aldigini söyledi. Ama neden satin aldigini söylemedi."

Ihtiras dilekçesi
Çolak yargilama sirasinda cinayet islemesine neden olarak 11 yasina kadar anne ve babasiyla ayni yatakta uyumasini gösterdi. Çocukken amcasinin oglu kendisine tecavüz etmisti. Menenjit geçirmisti. Içki içtiginde kendisine hakim olamiyordu. Durusmalar boyunca Çolak, savciliga, mahkeme heyetine defalarca mektup yazdi. Bu mektuplardan en ilginci yargilanmayi beklerken Artvin Cumhuriyet Bassavciligi'na yazdigi mektuptu. Mektup tam yedi sayfaydi ve adi,
'Ihtiras dilekçesiydi. Temmuz 1995 tarihli bu mektubunda suçsuz oldugunu ve cinayetleri kendisinin islemedigini söyledi.
Bu mektuptan üç gün sonra kaleme aldigi mektupta suçunu itiraf ediyor ancak cinayetler sirasinda yaninda iki arkadasinin bulundugunu öne sürüyordu. Savciligin yaptigi arastirma sonunda suç ortagi olmakla suçlananlardan birinin söz konusu tarihlerde askerde oldugu ortaya çikti.

Adnan Çolak'in cinayetlerinde nasil parmak izi birakmadigi da bu mektupta anlasildi.:
"Yaptigimiz olaylarda siyah deri eldiven kullaniyordum."

23 Haziran 2000...
Yargilama bes yil sürdü. Zonguldak 1. Agir Ceza Mahkemesi, 25 yasinda cinayet islemeye baslayan Adnan Çolak'i taniklar, teshisler ve deliller isiginda alti kez idam, 112 yil agir hapis cezasina çarptirdi.

Aslinda Adnan Çolak çok daha önce yakalanabilirdi. Bugün emniyet güçleri bunu dogruluyor. Onlara göre Çolak'in hemen yakalanamamis olmasinin iki nedeni var: O günlerde Karadeniz'i kasip kavuran Natasa sorunu nedeniyle bu cinayetlere hak ettigi önemin verilmemis olmasi ve delillerin dogru takip edilmemesi.

Artvin Canavari'nin dosyasi, ipuçlari bilimsel yöntemler kullanilarak takip edilmediginde nelere mal olabilecegini göstermesi açisindan önemli bir dava dosyasi olarak karsimizda duracak.