Sonar Aygıtı ve Balinalar

Amerikan donanması, memeli deniz hayvanlarına zararlı olabilecek yeni bir sonarı kullanma izni aldı. Düşük frekanslı yeni sonar, çok sessiz düşman denizaltılarının yerine belirlemek için kullanılacak.
Düşük frekanslı ses dalgalarının balina, deniz kaplumbağası ve yunus balıklarına zarar verdiği anlaşıldı. Aygıtın denemeleri sırasında, çevrede bulunan balina ve yunus balıklarının karaya vurduğu ve bazılarının kulaklarında kanama olduğu görüldü. Bu yüzden, gemilerin, yeni sonarı, kıyılardan 20 kilometre açıkta ve civarda güçlü ses dalgalarından etkilenecek deniz hayvanları yokken kullanmaları gerekecek.
Birkaç yüz kilometrelik menzili olan yeni sonarın kullandığı ses dalgalarıyla, balinaların birbirleriyle haberleşmek için kullandıkları ses aynı frekansta bulunuyor. Bazı bilim adamlarına ve hayvan koruma derneklerine göre, yeni sonar balinaların aralarında haberleşmelerini önlemekle kalmıyor, kulak zarları yırtılarak ölmelerine da sebep oluyor.


Çünkü bu balıkların insan ruhu üzerindeki pozitif etkisi kanıtlanmış. Evde ve arabada bol bol yunusların sesini dinliyorum"


Bazı balıklarsa süpersonik sesler çıkarıyorlar. Genellikle, süpersonik sesler çıkaran canlılar olarak yunuslar gelir aklımıza. Fakat yunuslar, denizlerde yaşayan memeli hayvanlar. Bu sevimli canlılar 2000 Hz'den az ve 100 000 Hz'den fazla olan 'klik' şeklindeki sesleriyle büyüklük, boyut, boşluk tayini ve aynı zamanda da doku ve objelerin yön ve yoğunluğunu algılıyorlar. Bizim duyamadığımız bu sesler, yunusun kafasının içindeki 'melon' adı verilen bölgeden kaynaklanıyor. Yunuslar su içerisinde hareket ederken, genellikle kafalarını yavaş biçimde bir yandan diğer bir yana döndürerek ve yukarı aşağı hareketler yaparak, çevreyi tarıyorlar. Bu tarama sırasında, çevrelerindeki nesnelerin şeklini, gönderdikleri seslerin frekansını değiştirerek ortaya çıkarırlar. Sesin geri dönüş süresi objenin yunusa olan uzaklığını belirliyor. Yunusun kafasının yan kısımları ve alt çenesi oldukça yağlı. Geri dönen ses yansımaları, bu bölge ile algılanır. Şişe burunlu yunus (Tursiops truncatus), tırtak yunus (Delphinus delphis), çizgili yunus (Stenella coeruleoalba) ve Karadeniz'de yaşayan, ama günümüzde sayıları oldukça azalmış olan mutur (Phocena phocena), yurdumuzun denizlerinde yaşayan yunus türleri. Kontrolsüz biçimde avlanma, ağlara takılmaları, besin azlığı nedeniyle sayıları oldukça azalmış bu sevimli hayvanlar hakkında ne yazık ki ülkemizde yeterli bilimsel araştırma yok.


İLETİŞİM: Yunuslar kendi aralarında ıslıklarla iletişim kurarlar. Islıklar birbirinden farklı olup: endişe, acı, sevinç, selamlama gibi duygularını belirtirler. Bilim adamlarına göre yunusların iletişim için kullandıkları 32 ıslık çeşidi vardır. Her bir ıslık bir duyguyu ifade eder. Yunuslar arasında sesli iletişim sistemi günümüzde de araştırma konusu olup tamamı çözümlenememiştir. Yunusların zekâları insana yakın olan maymun, köpek ve fareden daha üstündür. Beyin hacmi insan beyin hacminden daha ağır olup, beyindeki hücre ve kıvrım sayıları da insanınkinden fazladır. Bu nedenle insanlar tarafından çabuk eğitilip öğrenebiliyorlar. İnsanlarla yunusların 2500 yıl iletişim süreci içinde yunusların agresif davranışına hiç rastlanmamıştı. Genelde insanlara dostça yaklaşan yunuslar, özgürlükleri kısıtlandığında insana karşı tutum sergilerler. Genç olanlar daha ılımlı yaklaşıp, yavrular ise sevecen davranırlar.



Yunusların Ses Dalgaları ve Sonar Teknolojisi

Yunuslar, başlarında bulunan "melon" (kavun) adındaki özel bir organdan sıklığı saniyede 200 bin titreşime ulaşan ses dalgaları yollar. Bu canlı, kafasını hareket ettirerek dalgaları istediği tarafa doğru yönlendirebilir. Yayılan ses dalgaları katı bir cisme çarptığında yansıyarak yunusa geri döner. Balığın ağzının alt tarafı alıcı görevi görür. Alınan dalgalar önce iç kulağa, oradan da beyne gönderilir. Bu veriler oldukça hızlı olarak yorumlanır. Bu yorumlama sayesinde son derece hassas ve kesin bilgiler elde edilir. Yunus, bu sayede ses dalgasının çarptığı objenin hareket yönünü, hızını ve büyüklüğünü ayrıntılarıyla belirleyebilir.9
Evrimciler, yunuslardaki sonarın çeşitli nedenlerle meydana gelen bir dizi değişiklik sonucu ortaya çıktığını iddia eder.14 Bu iddia, bir rafta duran binlerce elektronik devre parçasının rüzgâr ya da yer sarsıntısı gibi nedenlerle bir araya gelerek bir sonar devresini oluşturduğunu söylemekle aynı anlamda ve en az onun kadar saçmadır.
Yunusun dalgaları yorumlama sistemi o kadar üstündür ki, bir balık sürüsü içindeki tek bir balığı bile izleyebilir.10 Hatta zifiri karanlıkta suda kendinden 3 km. uzakta duran iki ayrı metal parayı birbirinden ayırt edebilir.11
Günümüzde, gemilerde ve denizaltılarda yön ve hedef tayininde SONAR 12 adı verilen cihaz kullanılır. Sonarların çalışma prensibi, yunusların ses dalgalarını kullanma sistemiyle aynıdır.
ABD'de Yale Üniversitesi’nde keşif amacı ile kullanılacak bir robot geliştirilmiştir. Robotta, profesör ve aynı zamanda elektrik mühendisi olan Roman Kuc'un yunusların sonarını taklit ederek yaptığı sonar sistemi kullanılmıştır. Bu başarısına rağmen 10 yıldır ses üstü algılayıcılar ve robot teknolojisi üzerine çalışan Profesör Kuc doğaya dikkat çekerek şöyle demektedir:
Sonar yapımı için doğaya daha yakından bakmalıyız, gözden kaçırdığımız herhangi bir şey olabilir.13
Birisi size ses dalgalarının deniz suyunda saniyede 1500 m hızla ilerlediğini söylese ve şöyle bir soru sorsa: İçinde bulunduğunuz bir denizaltıdan bir gemiye gönderilen ses dalgaları 4 saniye sonra geri geliyorsa gemi ne kadar uzaktadır?
Yapacağınız hesaplama sonucunda bulacağınız sonuç, 3 km. olacaktır. Yunuslar da benzer hesaplamaları büyük bir rahatlıkla yaparlar. Ancak elbette ki yunuslar ne ses dalgalarının sudaki yayılma hızını, ne çarpma işlemini ne de bölme yapmayı bilirler. Bu da bize, bütün bu işlemlerin yunuslar tarafından yapılmadığını, onların sadece Allah'ın kendilerine emrettiği şekilde hareket ettiklerini açık olarak gösterir.

En gelişmiş sonarların başında, cihazdan gelen verileri yorumlayabilecek özel eğitim görmüş operatörler bulunur. Oysa evrimcilerin insandan daha ilkel olduğunu kabul ettikleri yunuslar, hiçbir zaman böyle bir operatöre ihtiyaç duymazlar.