+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

İstanbul - Beylerbeyi Sarayı Tanıtımı

 Eğitim Öğretim Bölümü Katagorisinde ve  Coğrafya Forumunda Bulunan  İstanbul - Beylerbeyi Sarayı Tanıtımı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Beylerbeyi Sarayı İstavroz bahçeleri denilen bu yerde eskiden ahşap bir saray mevcuttu. Sultan Abdülaziz padişah olduktan sonra bu ahşap sarayı ...

  1. #1
    Süper Üye Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    486
    Tecrübe Puanı
    5755789

    Tanımlı İstanbul - Beylerbeyi Sarayı Tanıtımı





    Beylerbeyi Sarayı

    İstavroz bahçeleri denilen bu yerde eskiden ahşap bir saray mevcuttu. Sultan Abdülaziz padişah olduktan sonra bu ahşap sarayı yıktırmış ve 1861-1864 tarihleri arasında bugünkü sarayı yaptırmıştır. Ancak sarayın üst bahçesinde Sarı köşk ve Mermer köşkler eski sarayın parçaları olarak kalmıştır.

    Beylerbeyi Sarayının mimarı yine Dolmabahçenin mimarları olan Balyan ailesinden Serkiz Balyan kalfadır. Fransız Barok mimarisinden ilham alınarak çizilen saray tamamen mermerden ve Bakırköyünden getirtilmiş küfeki taşlarından inşa edilmiştir. Gerek dış görünüşü gerekse iç taksimatı bakımından oldukça süslüdür. Bodrumuyla beraber, üç kattır. Harem ve Selâmlık dairelerinin cepheleri denize bakar, burası 23 oda ile 6 salondan oluşur.

    Binaya giriş üç cepheden kavisli barok mermer merdivenlerle verilmiştir. Ancak Hareme giriş kısmındaki merdivenler daha sadedir.

    Dışa nazaran iç süsleme, çok daha farklıdır. Mobilyalarda, ayna, avize, konsol ve kornişlerde 19. yy. Avrupa sanatı görüldüğü gibi tavanda ve sütun başlıklarında doğu üslûbu bir batı anlayışı içindedir. Meselâ tavanda doğu üslûbuna has geçmeler, mukarnasa benzeyen aralıklar, aralardaki sitilize rumiler yeni bir anlam getirmişlerdir. Abdülaziz sarayın süslenmesi sırasında Polonya’dan Chlebowsky isimli bir ressam getirmiş, eskizlerini kendi çizdiği tavan resim ve nakışlarını bu ressama yaptırmıştır.

    Eskizlerinin bir albüm halinde ressamın karısında muhafaza edildiği bilinmektedir. Sarayın bir çok odalarının salonlarının tavanlarını süsleyen yağlı boya arasında Osmanlı bayrağını taşıyan yelkenli savaş gemileri Sultan Abdülaziz’in isteğinden olsa gerektir. Ayrıca tavan ve duvarlarda güzel sülüs ve talik ile yazılmış manzum parçalar da dikkate değer.

    Alt katta orta kısmı işgal eden mermer havuzlu büyük salon 16 mermer sütunludur. Salonda fiskiyeli havuzun bulunması bize doğu saraylarını düşündürürken ortadaki mermer yunuslu fiskiye tamamen barok çeşmelerinde karşımıza çıkar. Burada doğu ile batı fikirleri birarada verilmiştir. Deniz tarafındaki duvar üzerinde ajurlu demir döküm kanatlı iki kapı ile rıhtımdan saray bahçesine geçilir. Duvarın iki ucunda iki minik deniz köşkü yer alır. Çadır biçiminde çatı tepeye doğru sivrilir.

    Deniz cephesi köşegen olup kara tarafında giriş önüne yerleştirilmiş kubbeli revaklı kısımlar yer alır.

    Arkaya doğru setler halinde uzanan bahçe nadide ağaçlarla havuzlarla, bilhassa sanatkâr ellerden çıkmış bronz heykellerle süslenmiştir. Hepsi de 1864 yılında Paris’te yapılmışlardır. Kaidelerine yapan sanatkârların adları ve tarihleri kazınmıştır.

    Sarayın son seddinde 80 m. uzunluğunda 30 m. eninde ve 3 m. derinliğinde mermer bir havuz vardır ki, buraya ayrı bir hava vermektedir. Ayrıca Sarı Köşk, Serdâb Köşkü ve Ahır Köşkü de yine bu set üzerinde havuz cıvarına sıralanmışlardır. Büyük havuzun solunda yer alan Sarı Köşk adını taşının ve badanasının renginden alır. Üç katlı inşa edilmiştir. Altında bir salon ve iki oda halinde bir bodrum, üstünde birer giriş ile birer salondan ve yanlarında ikişer odadan oluşan iki kat vardır. Eski Beylerbeyi Sarayının ayakta kalan parçalarından birisidir.

    Havuzun arkasında yer alan Serdâb Köşkü Mermer Köşk olarak da anılmaktadır. Bir sofa ve iki odadan ibaret olan köşkün yüzü mermerle kaplıdır. Sofanın ortasında mermerden fıskiyeli bir havuz yer alır. Ayrıca sağ ve sol duvarlara gömülü mermer selsebil havuzu tamamlayıcı unsurlardır. Selsebillerde suyun tatlı akışını sağlamak için yukarıdan aşağıya genişleyen zarif çanaklar yapılmıştır. Buradan akan sular öndeki yalaktan havuza akar. İsminden ve tarzından da anlaşılacağı üzere köşk sıcak günlerde serinlemek maksadıyla yapılmıştır. Eski Beylerbeyi sarayının bir parçası olduğu söylenir.

    Havuzun sağında yer alan Ahır Köşkü Beylerbeyi Sarayı ile birlikte Padişahın ve sarayın atlarının bakımı için yapılmıştır. Köşkün dışarıya çıkan kısmında geniş camlı bir kapı ve pencereler vardır. Bunların tavanını üzengi, kolan, gemden oluşan renkli armalarla, yırtıcı hayvanların diğer hayvanlara saldırışını tasvir eden resimler süsler. İçinde atlar için sağlı ve sollu, demir parmaklı 20 bölüm vardır. Zemin dikine konan tuğlalarla süslenmiştir.

    Saray 1909 da imparatorluğun son yıllarında onarılmıştır. Rıhtımı, Fransız deniz inşaat mühendislerinden Oji ile Liman reisi Miralay Mustafa Bey tarafından planları oluşturulmuş ve buna göre rıhtım onarımı yapılmıştır.

    Bu yazlık sarayın ilk büyük misafiri imparatoriçe Ojenidir. Abdülaziz’in Fransa seyahatini kendi ve III. Napolyon namına iade eden imparatoriçe Beylerbeyi Sarayında ikamet etmişti. İran Şahı Nasrûddin Şah, Karadağ Kralı Nikola İstanbul’u ziyaretlerinde Beylerbeyinde misafir edildiler.

    Balkan harbinin çıkması üzerine Selânik’te bulunan eski hükümdar II. Abdülhamid İstanbul’a getirildi ve buraya yerleştirildi. Kendisine alt katta bahçeye bakan bir odayı yatak odası olarak seçmiş 1918 de yine bu odada ölmüştü.

    Sarayın son misafiri ise 1. Cumhurbaşkanı M.K.Atatürk’tür. Sarayın Harem dairesinde iki kere kalmıştır.

    Beylerbeyi Sarayı Gezisi
    Saraya ilk girildiğinde karşılaştığımız bahçe Harem bahçesidir. Buradan rıhtım boyunca deniz köşklerini görerek Selâmlık bahçesine geçilir. Burada yüksek ağaçların ve bambuların arasında serpiştirilmiş bronzdan hayvan heykelleri ortadaki havuzun etrafını süslemektedir.

    Saraya giriş haremden selâmlık ve koltuk kapılarında olmak üzere üç yerdendir. Gezimizin başlayacağı kapı ise batıda yer alan Selâmlık kapısıdır. Kapının önünde yarım daireler şeklinde mermerden barok stildeki merdivenler ile sütunlu girişin iki yanında yine mermerden iki arslan heykeli bulunur. Buradan 4 basamakla Selâmlığın giriş salonuna çıkılır.

    Selâmlık Giriş Salonu
    Mısırdan getirtilmiş hasırlarla kaplı salonun zemini enteresan bir Hereke halısıyla döşelidir. Ortaya krater şeklinde Sévres porseleninden ampir üslûbunda oldukça büyük bir vazo yerleştirilmiştir. İki yanlarda yer alan altın yaldızlı ayna ile konsolların ve boull işi komedinlerin üzerinde ise Fransız opalin vazolar görülür. Tavanı kalem işi ağır bir tezyinat ile ve iki yanda denizde kadırgaları gösterir tablolarla süslenmiştir. Yine tavanın ortasından sarkan bohem mavi, beyaz kristal avize bu salonu süsleyen en güzel unsurlardan birisidir. Salonun duvarları ise sarı dalgalı stukodan mermer taklidir. Salonu krem – kırmızı ipekli Hereke kumaşı ile kaplı koltuk takımı süsler. Yukarı çıkan merdivenin iki yanında kaideleri ahşap üzerine altın yaldızlı, aynalı bronzdan şamdanlar yer almıştır.

    Salonun solundan üç basamakla inilerek ufak antreye gelinir. Antrenin solundaki 16 No. lu oda yaverlik odası olarak anılır. Gül ağacından oyma tezyinatlı koltuk takımları kırmızı Hereke kumaşı ile kaplıdır. Tavandan sarkan güzel bir avize Bohemya kristal ve camından oluşmuştur.

    Antrenin karşısına gelen 15 No. lu oda misafir bekleme odasıdır. Ortada sedef kakmalı masa arabesk üslûbunda ve Şam işidir. Üzerinde bronz tezyinatlı lâcivert zeminli bir Berlin vazosu yer alır. Oda perdeleri ile aynı pembe ipek Hereke kumaşı kaplı XV. Lui üslûbunda koltuk takımı ile döşelidir. Renkli kalem işi tezyinata havi tavana geçiş furuşlarla sağlanmış olup tavandan sarkan renkli kristal avize odayı doldurur.

    Kaptan Paşa Odası
    Antreden birkaç basamakla inildikten sonra meşhur havuzlu salona gelinir. Havuzlu salonun köşelerinde yer alan odalardan soldaki ve deniz tarafındaki ilk oda kaptan paşanın odasıdır. Karşılıklı yerleştirilmiş altın yaldızlı konsol ve aynalar üzerinde 1869 tarihli Bakara vazolar konulmuştur. Oda kırmızı ipekli Hereke kumaşı koltuk takımı ile döşenmiş, çerçeveleri, altın yaldız kornişler, orta masası hep bu halat motifi ile tezyin edilmiştir. Gerek mobilyada gerekse duvardaki tablo ve tavandaki manzaraların hepsi Sultan Abdülaziz’in denizcilik özlemini yansıtır.. Tavandan sarkan Bohemya kristal avize de odanın zenginliğini tamamlar.

    Havuzlu Salon
    Odanın açıldığı salon sarayın en önemli salonlarından biri olup 16 mermer sütunla çevrilidir. Ortada dolfinli fiskiyesi ile mermer kaplı bir havuz yer almıştır. Salon kara ve deniz tarafına doğru birer çıkıntı yaparak genişletilmiş ve simetrik olarak döşenmiştir. Bölümlerde ve havuzun üzerinde asılı şâhane renkli Bohemya kristal avizeler ve havuzun dört köşesinde yer almış ayaklı kristal şamdanlar salonu aydınlatır.

    Kara tarafında yerde serili halı 1910 da yapılmış ipekli Hereke halısı olup 1911 de Paris’te yapılan dünya halıcılık sergisine katılmış ve birincilik almıştır. Masa üzerinde mavi Bohem camdan çiçeklik sarayın nadide parçalarındandır. Yine bu bölümde yer alan mermer ve bronz tezyinatlı kaide üzerinde yuvarlak küre şeklindeki saat de çok enteresandır. Tepesine ok atan Eros heykeli yerleştirilmiştir.

    Salonun diğer eşyaları altın yaldızlı konsol ve aynalar, mavi ve beyaz vazolar, Hereke kumaşı ile kaplı koltuk takımı ve Rachals markalı piyanodur.

    Kabul Odası
    Salonun köşesinde deniz tarafındaki 13 No. lu oda resmi kabullerin yapıldığı odadır. Ortada üstü dalgalı mermerden altı ahşap üzerine sedef ve kemik kakmalı arabesk üslûpda bir masa yer almıştır. Yanlarda ahşap üzerine altın yaldızlı konsol ve aynalar yine arabesk üslûptadır. Perdeleri ile aynı kumaştan kaplı koltuk takımlarında çok ağır ahşap oyma tezyinat, yekpare oymadan duvarı kaplayan kornişte de kaplanmıştır. Taç kısımlarında arma ve alemlerin yer aldığı koltuk ve kornişlerin Türk eseri olduğu kabul edilir. İki manzaranın zenginleştirdiği renkli tezyinatlı tavandan kırmızı-yeşil kristalden çok güzel bir avize sarkmaktadır.


  2. #2
    Süper Üye Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan Baktabul'un Çılgını Lerzan - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    486
    Tecrübe Puanı
    5755789

    Tanımlı Ce: İstanbul - Beylerbeyi Sarayı Tanıtımı

    Harem Yemek Odası
    Kabul odasından çıktıktan sonra karşımıza gelen ceviz kaplamalı kapılarla sarayın Harem kısmına geçilir. Koridorun solunda yazlık saray olması dolayısıyla gerektiğinde kullanılmak üzere yatakların konulduğu kapaklı büyük dolaplar yerleştirilmiştir.

    Bu koridoru geçtikten sonra deniz üzerindeki 12 No. lu oda Haremin yemek odasıdır. Ortada büyük bir masa ile etrafında geyik derisinden, sedef kakmalı ve kûfi yazı ile Abdülhamid yazılı sandalyeler sıralanmıştır. Kapının iki yanında beyaz lâkeli ve A.H. markalı yemek büfeleri vardır. Solda yer alan ayna arabesk üslûptadır.

    Geometrik panolar içinde barok tezyinatlı tavandan kademeler halinde kristalden çok güzel bir avize sarkar. Duvarlardaki kıymetli tablolar da odaya ayrıca bir hava vermiştir.

    II. Abdülhamit'in Yatak Odası
    Koridorun sağındaki bir salondan saray ikinci girişi olan Harem kapısının bulunduğu antreye gelinir. Burada altın tezyinatlı 2 konsol ve ayna, kırmızı, sarı ipek Hereke kumaşı ile kaplı koltuklar, ortada gül ağacından oyma tezyinatlı masa bulunmaktadır. Gezi yolumuza devam ettiğimiz zaman uçta deniz tarafında yer alan II. Abdülhamid’in hanımı Müşfika kadının ve kendisinin yanyana olan yatak odalarına gelinir II. Abdülhamid 32 sene süren saltanatından sonra ömrünü bu odada tamamlamıştır.

    Tekrar döndüğümüzde Harem kapısı girişinde yer alan Avrupa tarzındaki çift taraflı merdivenler bizi üst kattaki sedefli salona çıkarır.

    Bu salon Şam’da yapılmış sedef kakmalı ve arabesk üslûptaki eşyalarla süslüdür. Merdiven korkuluğunun önünde yer alan masa yekpare ceviz ağacından olup kemik ve fildişi ile tezyinatlıdır. Etrafını çeviren talik yazıda masanın Şam’lı iki usta tarafından yapıldığı belirtilmektedir. Duvarda sedef kakmalı dolap ise silâhlık olarak kullanılmış olup üzerinde bir saat yer almıştır. Diğer dolap ve Yıldız vazolar da salonu süsleyen unsurlardır. Salonun sağından altın yaldız tezyinatlı kapı ile bir daireye geçilir. Burada ampir eşyalarla süslü bir yatak odası ile Sultan II. Abdülhamid’e Paris’te yapılarak hediye edilen kitaplık, yazı masası ve koltuğunun teşhir edildiği bir oda yer almıştır. Bu dairenin içinden çıkıp, salonu geçtikten sonra Avrupa motifli, yerli çinilerin kapladığı bir hamama geliriz. Hamamın yanındaki oda Valide Sultanın odasıdır.

    Kırmızı Hereke kumaşıyla kaplı üzerinde kuş motifleri bulunan ahşap yaldızlı koltuk takımı, ayna ve konsollar orta masasının üzerinde bulunan yıldız vazosu, tavandan sarkan renkli Bohem avize odanın başlıca dekoratif eşyalarıdır. Buradan çıktığımızda az ilerde salonun sağ köşesinde yer alan 25 No. lu oda çalışma odasıdır. Odanın sıvaları mermer taklidi olup üzerinde panolar içinde renkli tezyinatlar yer alır. Tavanda oval madalyonlar içinde gemi resimlerinin görüldüğü bu odada yanlarda karşılıklı olarak yerleştirilmiş altın yaldızlı arabesk üslûplu konsol ve aynalar, konsollar üzerinde yer alan ejder motifli Japon vazolar, pembe-bej desenli ipek Hereke kumaşından yapılmış perdeler ve koltuk takımı odanın anılmağa değer eşyalarındandır. Buradan sonra bu odanın karşısındaki Fransa Kraliçesi Eguane’nin kaldığı yatak odasını gezelim.

    Tavanda oval panolarla deniz ve gemi resmedilmiş, duvarlar mermer taklidi olup panoların içi barok motiflerle tezyin edilmiş kapının solundaki konsol ve ayna üzerinde rokoko üslûbunda yapılmış Fransız saati yer almıştır. Ayrıca gül ağacından yapılmış sedef kakmalı bronz tezyinatlı Eguane’in yatağı dikkati çeker. Bu odaya açılan küçük bir hamam imparatoriçe Eguane tarafından çok beğenilmiştir. Bu odadan sonra Beylerbeyi Sarayının en görkemli salonlarından biri olan Mavi Salonu gezelim.

    Mavi Salon
    Çeşitli dini törenlere sahne olmuş bu salon mermer taklidi sütunlarla çevrilmiş olup bir yüzü karaya, bir yüzü denize bakmaktadır. Tavanı tonoz biçiminde olup üzeri altın yaldızlı talik yazılarla süslenmiştir. Tavan eteklerine buzlu camlı pencereler açılmıştır. Paşabahçede yapılmış olan avizeler ile köşelerdeki kristal şamdanlarla aydınlatılmaktadır.

    Yan bölümler sarı renkli simetrik iki takımla döşenmiştir. Ortada Hereke, kara tarafında Tebriz, deniz tarafında ise goblen taban halıları dikkati çeker. Ortadaki masa Boull işi olup üzerinde son gümüşten 60 kg. ağırlığında bir saat vardır. Deniz tarafında yer alan konsollarda Avusturya vazoları kara tarafında ise Fransız saatler görülür. Ayrıca ilk Türk porselenlerinin sergilendiği ahşap, yaldızlı vitrinler görülür.

    Mavi salonun sağ köşesinde ve deniz tarafındaki oda sultan Aziz’in kabul odasıdır. Duvarları maun ve armut ağacı ile kaplı olan odanın tavanı panolar içinde deniz ve gemi resimleri ile süslenmiştir. Tavandan sarkan görkemli avize ortadaki mermerli masa, opalin ve yıldız vazolar odayı süsleyen kuşlu koltuk takımı ve perdeleriyle bir uyum içindedir.

    Salona girdiğimiz kapının tam karşısındaki kapıdan selâmlığın sedefli salonuna gelinir, salonun sağında deniz tarafındaki oda sefirlerin kabul odasıdır.

    Duvarları mukarnaslı nişler halinde tavana kadar ahşap kaplamalıdır. Tavan etekleri mukarnaslı frizlerle süslenmiş ve tavan talik yazıyla dekore edilmiştir. Orta masa Çin menşeli olup üzerinde kemik kakma olarak yapılan efsanevi yaratıklar göze çarpar. Geçmeli parkeler üzerinde ipek bir Hereke halısı serilidir. Koltuk takımları odanın dekoruyla uyum halindedir. Bu odanın karşısındaki 19 No.lu oda da namaz odası olarak kullanılmıştır.

    Bu odaların açıldığı sedefli salon bahçe tarafına doğru bir çıkıntı yapar. Burada yer alan sedef kakmalı arabesk üslûptaki büfeler Şam işidir. Masanın üzerinde bulunan bronz kulplu Yıldız işi olduğu söylenen büyük bir vazo dikkati çeker ve karşılıklı sedef dolapların üzerinde yer alan Fransız opalin vazolar, 1860 tarihlidir. Tavandan sarkan renkli bohem bir avize ile köşelerde mermer kaideler üzerindeki kristal şamdanlar salonu aydınlatır. Ayrıca Haliç Tersanesinde yapılmış olan 12 marş çaldığı söylenen bronz tezyinatlı bağa kaplamalı saat salonun nadide eşyaları arasındadır.

    Gezi yolumuzun tam karşısında kara tarafındaki oda vekillerin toplantı salonudur. Odanın duvarları maun ve armud ağacından kaplanmıştır. Masanın etrafında sıralanan sandalyeleri geyik derisiyle kaplanmış olup üzerlerinde Abdülhamid’in kûfi yazıyla adı yazılmıştır.

    Salonun sağındaki merdivenin iki yanında Fransız vazoları yer almıştır. Buradan iki yönlü merdivenlerle aşağıya inilir. Merdiven sahanlıklarında Bakara vazolar ile Japonların hediyesi büyük boy vazolar görülür.

    Böylece Boğaziçi dalgalarının adeta koynunda yaşayan 19. yüzyılın en güzel örneklerinden biri sayılan Beylerbeyi Sarayındaki gezimizi tamamlamış oluruz.

+ Konu Cevapla

Benzer Konular

  1. İstanbul - Çırağan Sarayı Tanıtımı
    By Lerzan in forum Coğrafya
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-01-2009, 02:54
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-01-2009, 02:50
  3. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08-01-2009, 02:42
  4. İstanbul - Topkapı Sarayı'nın Tanıtımı
    By Lerzan in forum Coğrafya
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08-01-2009, 02:30
  5. Beylerbeyi Sarayı , Beylerbeyi Hakkında
    By Boramir!! in forum Türk Dünyası Ve Kültürü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-25-2008, 00:04

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375