Kur’an-ı Kerim’in ölüm kavramı hakkındaki verilerini incelersek; kafirlerin ölümü korkulacak bir şey olarak gördüklerini (Bakara, 2/19); ölümden sonra dirilmeyi (Bakara, 2/56; 259; Hud, 11/7; Ankebut, 29/19; Buruc, 85/13); ehl-i kitabı ölümü temenni etmek konusunda Peygamber karşısında samimi olamayacakları meydan okumasını (Bakara, 2/94-95; Münafikun, 63/6-7); ölümün hukuki (fıkhi) boyutlarını (Bakara, 2/180; Maide, 5/106); ölüm korkusunu (Bakara, 2/243); insanların ölümünün Allah'ın bilgisi haricinde olmayacağını ve ölüm zamanını Allah'ın bildiğini (Al-i İmran, 3/145; En’am, 6/2; Vakıa, 56/60; Münafikun, 63/11); her canlı ve insanın öleceğini (Al-i İmran, 3/168; 185; Nisa, 4/78; İbrahim, 14/17; Enbiya, 21/35; Ankebut, 29/57); ölüm anı gelmeden önce insanın yaptıklarından dolayı tevbe etmesi ve bolca hayır işlemesi gerekliliği (Nisa, 4/18; Münafikun, 63/10); Allah yolunda hicret edenlerin ölmeleri halinde mükafatlarının Allah tarafından verileceği (Nisa, 4/100); ölüm meleklerini (En’am, 6/61, 93; Secde, 32/11); insanın öleceği vakte kadar Allah’a ibadet etmesi gerekliliğini (Hicr, 15/99); ölümün çeşitli sıkıntıları olduğunu (İsra, 17/75; Ahzab, 33/19; Muhammed, 47/20; Kaf, 50/19); salih amellerin ölümsüz olduğunu (Kehf, 18/46); Allah'ın ölümsüz olduğunu (Furkan, 25/58); ölümden kaçış olmayacağını (Ahzab, 33/16); ölümün sadece bu dünyada olduğunu, ahirette olmadığını (Saffat, 37/58-59; Vakıa, 56/17; İnsan, 76/19; Duhan, 44/56); ölenin canının / ruhunun Allah katında tutulduğunu (Zümer, 39/42); ölümün ve hayatın insanları imtihan etmek için yaratılmış olduğunu (Mülk, 67/2) görürüz.
Kur’an’ın ölüm hakkındaki verileri, ölümün kaçınılmazlığını gösterdiği gibi, bir son olmadığına da işaret etmektedir. Yani Kur’an ölümden sonraki hayatın varlığını açıkça dile getirmektedir. Kur’an’a göre ölüm bir son değil, sonun başlangıcıdır ve ölümden sonra artık yeniden ölüm yoktur. Yani bu dünya hayatını tamamlayarak ölen kimseler, artık ahiret aleminde yaşamaya geçerler ve orada ölüm yoktur. Eğer bu dünyada yapmış olduğu işlerin karşılığı cennet ise ölümsüz olarak, ebedi bir biçimde cennette kalacaktır, yok eğer cehennem ise orada ebedi kalacaktır.
Burada akla şöyle bir soru gelmektedir: Allah’a ve ahirete iman ederek Müslüman olmasına rağmen, dünyada cenneti kazanamayan kimselerde mi cehennemde ebedi kalacaklardır?
Kelam ve akaid alimleri bu konu hakkında, kalbinde iman olan kimselerin cehennemde ebedi kalmayacaklarını, dünyada yaptıkları kötü işlerin cezasını çektikten sonra cennete gireceklerini söylemektedirler. Ama nasıl olsa sonuçta cennete girecekmişiz gibi bir anlayışla bu dünyada cenneti kazanmak için gayret sarfetmeyenlere benim önerim ellerini yanan mumun ateşine tutmaları olacaktır. Bakalım dayanabilecekler mi?



alıntı