Belâya Karşı Dua

(Vedfe� anküm tavârikal-belâi bid-duâ) "Başınıza gelip çatan belâları da dua ile def edin, kaldırın!"
--İnsanın başına bir belâ gelmiş, dayanmış, şimdi bunu dua edip nasıl kaldıracağız?
Sen kaldırmayacaksın. Sen dua edeceksin âlemlerin rabbi Allah-u Teálâ Hazretleri duanı kabul ederse, belâ kalkar. Buyuruyor ki Peygamber SAS Efendimiz:
(Fe inned-duâi yenfeu mimmâ nezele ve mimmâ lem yenzil) "Çünkü dua faydalıdır faydasız sanmayın, kesin faydası vardır, dua gelmiş belâya da faydalı olur, gelmemiş belâya da faydalı olur. (Mimmâ nezele yekşifuhû) İnsanın üzerinden gelmiş belâyı kaldırır. (Ve mâ lem yenzil yahbisuhû) Gelmemiş olan belâyı da durdurur." Gelecek ama, Allah durdurur. Olacakken olmadı, gelecekken gelmedi, durdu. Duayı kabul ederse belâyı durdurur. Gelecek belâyı durdurur, gelmiş belâyı kaldırır. Demek ki, dua da edeceğiz.
Aziz ve muhterem kardeşlerim, zaman zaman sohbetlerimde söylemişimdir. Siz de benim ağzımdan duymuşsunuzdur. Başka âlimlerden duymuşsunuzdur, kitaplarda okumuşsunuzdur: Dua önemlidir. Dua bir ibadettir. Namaz bir ibadet olduğu gibi, Kur'an okumak, hatim indirmek ibadet olduğu gibi, zikir etmek, tesbih çekmek ibadet olduğu gibi, dua etmek de ibadettir.
--Şimdi ben bir yerde oturacağım, "Yâ Rabbî bana şunu ver, şunu ver, şunu ver!.." diye sıralayacağım ibadet mi bu?..
Evet, ibadet! Çünkü, Allah'ın varlığını biliyorsun, elini ona kaldırıyorsun, Allah'dan istiyorsun. Allah kendisine dua edilmesini sever. Ne kadar dua edilirse sever. Dua etmeyen kula, "Müstağni davranıyor, burnu büyük, yönünü bana dönmüyor, elini bana kaldırmıyor, benim varlığımı bilmiyor, benim dergâhıma yönelmiyor." diye kızar.
Onun için dua edeceğiz. Hayatta başımıza çeşitli haklı haksız belâlar gelebilir. O belâların def'i için dua edeceğiz. El açacağız.
Duanın makbul zamanları var, makbul mekânları var. Meselâ Kâbe'de dua, Peygamber Efendimiz'in mescidinde dua, Arafat'ta dua; bunlar makbul yerler. Seher vaktinde dua, namazla ikàmet arasında dua, harb ederken, savaş başlarken, o esnada yapılan dua, yağmur yağarken dua makbuldur. Bunlar da duanın makbul zamanları...
Dua ile ilgili bilginizi arttırın ve duayı can ü gönülden yapın! Başınıza gelmiş özel belâları veyahut toplumsal belaları Allah kaldırsın diye dua edersiniz. Allah duaları kabul eder. Bazen böyle anlı, şanlı, rütbeli, itibarlı insanın değil de bir gariban yoksulun duasını kabul eder. Bir çocuğun duasını kabul eder.
Onun için, --hoşuma gider benim-- yağmur yağmadığı zaman yağmur duasına çocukları da götürürler. Eskiden beri adet böyle. Çocuk ne? Masum, yâni daha henüz mükellef değil, tatlı gül yanaklı bir çocuk... O da dua edince, Allah'ın rahmeti cûşa geliyor. Allah çocuklar hürmetine, zayıflar hürmetine duaları kabul ediyor. Bundan da istifade etmek lâzım!
Allah yaşıyorsa ömür versin, bizim Münih'te tanıdığımız bir Nureddin Nemengânî Hoca vardı; öldüyse Allah rahmet eylesin, ruhu şâd olsun, makamı âlâ olsun... Nemengân'lıydı. Kendisi demişti ki: "Bizim Türkistan'da binlerce dönüm arazisi olan zengin, varlıklı bir insan, tarlasını ekerken yanındaki yoksul kimsenin tarlasını da beraber ekerdi. 'Gel seninle ortaklık yapalım!' der, onun da tarlasını sürer, beraber ekerlerdi yoksulla... Neden? 'Yoksulun hürmetine Allah bana da bereket verir.' diye düşünürdü."
Tabii bu Türkistan önemli bir diyar, Türk eli Türkistan. Çok mübarek âlimler yetişmiş, çok evliyâ yetişmiş. Onlar dinin inceliklerini çok iyi biliyorlar. Çok zarif insanlar, edip insanlar, onları çok seviyorum.
Demek ki dua edelim, dualarımıza çocukları da "Âmin..." dedirtelim! Yaşlı, ak sakallı büyüklerimizi de katalım, onları da Allah sever, hürmet eder. Bir hadis-i şerifte geçmişti: Doksan yaşını geçti mi artık bir insan, yeryüzünde Allah'ın imtiyazlı bir kulu oluyor. Dua etti mi, Allah duasını kabul ediyor. Ak sakallı nurlu insanların da duasını almak lâzım!..



Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN (Rh.A)