+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

gıybet ile ilgili hadisler

 İnanc Dünyası Katagorisinde ve  Dualar, Ayetler, Hadisler Forumunda Bulunan  gıybet ile ilgili hadisler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>GIYBET EDENE NASIL MUKABELE EDİLMELİ? 4291 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Gıybetin ne ...

  1. #1
    sefira
    Misafir

    Tanımlı gıybet ile ilgili hadisler





    GIYBET EDENE NASIL MUKABELE EDİLMELİ?
    4291 - Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?"
    "Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine:
    "Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam:
    "Ya benim söylediğim anda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
    "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."
    Ebu Davud, Edeb 40, (4874); Tirmizi, Birr 23, (1935); Müslim, Birr 70, (2589).



    4292 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, sana Safiyye'deki şu şu hal yeter!" demiştim. (Bundan memnun kalmadı ve
    "Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı (denizin suyuna galebe çalıp) ifsad edecekti" buyurdu. Hz. Aişe ilaveten der ki: "Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi:
    "Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiille) taklid etmem. Hatta (buna mukabil) bana, şu şu kadar (pek çok dünyalık) verilse bile!"
    Ebu Davud, Edeb 40, (4875); Tirmizi, Sıfatu'l-Kıyame 52, (2503, 2504).



    4293 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı.
    "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum.
    "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir."
    Ebu Davud, Edeb 40, (4878, 4879).



    4294 - Müstevrid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Kim bir müslüman(ı gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. Kime de müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafaat olarak) bir elbise giydirilirse, Allah Teâla Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebebiyle bir makam elde eder (orada salâh ve takva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girer)se Allah Teâla Hazretleri Kıyamet günü onu mürâiler makamına oturtarak (rezil eder ve mürailere münasib azabla azablandırır.)"
    Ebu Davud, Edeb 40, (4881).



    4295 - Sa'id İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Ribânın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevi şahsiyetini) rencide etmektir."
    Ebu Davud, Edeb 40, (4876).



    4296 - Muaz İbnu Esed el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Kim bir mü'mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, Kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder."
    Ebu Davud, Edeb 41, (4883).



    4297 - Hz. Cabir ve Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma anlatıyor:
    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücâhir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur."
    Rezin ilavesidir. Buhari'de ikinci kısım mevcuttur. Edeb, 60; Müslim, zühd 52, (2990).



    4298 - Hz. Huzeyfe raadıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kattat (söz taşıyan) cennete girmeyecektir."
    Müslim'in rivayetinde "nemmâm cennete girmeyecektir" şeklinde gelmiştir.
    Buhari, Edeb 50, Müslim, İman 169, (105); Ebu Davud, Edeb 38, (4771); Tirmizi, Birr 79, (2027).



    4299 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bana kimse, ashabımın birinden (canımı sıkacak bir) şey getirmesin. Zira ben, sizin karşınıza, içimde hiç bir şey olmadığı halde çıkmak istiyorum."
    Tirmizi, Menakıb (3893); Ebu Davud, Edeb 33, (4860).


    kaynak:kutubu sitte

  2. #2
    Onursal Üye cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi Baktabul'un Çılgını cicekbahcesi - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2010
    Bulunduğu Yer
    Bilinmeyen yerden
    Mesajlar
    4.438
    Blog Yazıları
    740
    Tecrübe Puanı
    107374575

    Tanımlı Ce: gıybet ile ilgili hadisler



    Hucurat/ 12: Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir

    Kurtubi Tefsiri.

    Bu ayette Hz Selmani Farisi ve Usame r.a ın gıybetini yapan bi takım kimselere Efendimiz sav ben sizin agzınızda et parçası görüyorum buyurdugunda onlar biz et yemedik efendim dediler Efendimiz sav ise onlara oysa agzınızda Usame ve Selam ın et izleri var buyurdu..

    Kusur araştırmayın..

    Amr b. Dinar dedi ki: Medinelilerden bir adamın bir kizkardeşî vardı, has¬talandı. Onu ziyarete giderdi. Sonra vefat etti ve onu defnetti. Kabrine inen kişi kendisi olmuştu. İçinde bir miktar dinar bulunduğu para kesesi de kab¬re düşmüştü. Yakınlarından birisinden yardım istedi. Kabrini eşelediler ve ke¬seyi aldıktan sonra şöyle dedi: Andolsun ki kızkardeşimin halinin ne oldu¬ğunu görmek üzere üzerini açacağım.

    Kabrini açınca kabirin alev alev ateş yanmakta olduğunu gördü. Annesine geldi ve: Kızkardeşimin neler yaptığını bana söyle dedi. Annesi: Kızkardeşin öldü gitti, onun amelini ne diye so¬ruyorsun? dediyse de o sormaya devam etti. Sonunda annesi ona: Bu kızkardeşinin yaptığı İşlerden birisi de namazı asıl vaktinden sonraya geciktirmek idi. Komşular uykuya daldıktan sonra kalkar, kulaklarını onların kapılarına dayar, onların gizliliklerini araştırır, sırlarını açığa çıkartırdı. Kardeşi: İşte bu¬nunla helak oldu, dedi

    gıybet etmeyin..

    Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın” buyruğu iie yüce Altah gıybe¬ti yasaklamaktadır. Gıybet bir kişiden sahih olduğu kusurunu belirterek

    söz etmektir. Eğer onda olmayan bir özellikle o kişiyi anacak olursak, o va¬kit bu bühtan (iftira) olur. Bu anlamdaki bir rivayet Sahihi Müslim’de Ebu Hureyre’den sabit olmuştur. Buna göre Rasûlullah (sav) buyurdu ki; “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?”

    Onlar: Allah ve Rasûlü daha iyi bilir, de¬diler. Peygamber: “Kardeşinden hoşuna gitmeyecek bir şekilde sözetmektir” diye buyurdu. Peki benim sözünü ettiğim husus kardeşimde var ise ne olur? diye sorulunca: “Eğer söylediğin şey onda var ise onun gıybetini yapmış olur¬sun, eğer onda yoksa ona iftira etmiş olursun” diye buyurdu

    Şube’den dedi ki: Bana Muaviye -b. Kurra’yı kastediyor- dedi ki: Yanın¬dan eli kopuk bir adam geçse ve sen de: Bu adamın eli kopuktur, diyecek olsan bu bir gıybet olur

    “Sizden bitiniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” buyru¬ğu ile yüce Allah gıybette bulunmayı leş yemeye benzetmektedir. Çünkü ölen bir kimse kendi etinin yenildiğinin farkına varmaz. Tıpkı yaşayan bir kimse¬nin kendisinin gıybetini yapantn gıybetini bilmediği gibi. İbn Abbas dedi ki: Yüce Allah’ın gıybete böyle bir örnek vermesinin sebebi, ölen kişinin etini yemenin haram ve tiksinti veren bir şey olmasından Ötürüdür. İşte gıybet de dinen haramdır ve nefsin çirkin gördüğü bir şeydir.

    Ebu Kılabe er-Rukaşî dedi ki: Ebu Asım’ı şöyle derken dinledim; Gıybe¬tin ne olduğunu öğrendiğimden beri kimsenin gıybetini yapmadım.

    Meymun b. Siyah kimsenin gıybetini yapmaz, huzurundaki bir kimsenin birisinin gıybetini yapmasına da fırsat vermezdi. Ona bu işten vazgeçmesi¬ni söyler, vazgeçerse mesele yok, değilse kendisi kalkar giderdi.

    es-Salebî’nin naklettiğine göre Ebu Hureyre şöyle demiş: Bir adam Pey¬gamber (sav)’ın yanından kalkıp gitti, onun kalkışında bir zayıflık, bir aciz¬lik buldular. Ey Allah’ın Rasûlü, filan kişi ne kadar da aciz (güçsüz), dediler. Peygamber: “Kardeşinizin etini yediniz ve onun gıybetini yaptımz.” diye bu¬yurdu

    Süfyan es-Sevrî’den şöyle dediği nakledilmiştir: Gıybetin asgari seviyesi “filan kişinin yaratılışı şöyledir, kısa boyludur” demendir. Ancak bu dahî mek¬ruh görülmüştür.

    Ömer b. el-Hattab dedi ki: İnsanları zikretmekten uzak durun, çünkü o bir hastalıktır. Bunun yerine Allah’ı zikretmeye bakın, çünkü o bir şifadır. Ali b. el-Huseyn (r.a) bir kişinin bir diğerinin gıybetini yaptığını duyunca, şöy¬le dedi: Gıybetten sakın, çünkü o insanların köpeklerinin katığıdır.

    Amr b, Ubeyde: Filan kişi senin aleyhine o kadar konuştu ki sana acıdık. Amr: Ona da acıyın, dedi.

    Bir adam el-Hasen’e: Bafıâ ulaştığına göre sen benim gıybetimi yapıyor-muşsun, demiş. el-Hasen ona şu cevabı vermiş: Seni iyiliklerimin hakimi kı¬lacak kadar benim yanımda değerli değilsin yani sana iyiliklarimin sevaplarini seni giybet etmekle vermem demek..

    İbni Kesir

    Ömer İbn Hattâb (r.a.)dan bize rivayet edildiğine göre; o, şöyle demiştir: Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir kelime hakkında sadece hayır düşün. Sen onun için mutlaka bir hayır tarafı bulabilirsin

    Abdullah İbn Ömer’den rivayetine göre o, şöyle demiştir: Hz. Peygamber (s.a.)i gördüm; Kâ’be’yi tavaf ediyor ve şöyle buyuruyor-du: Ne kadar temizsin, kokun ne kadar hoş. Ne kadar büyüksün, ha-râmlığın ne kadar büyük. Muhammed’in nefsi kudret elinde olan (Allah)’a yemîn ederim ki mü’minin malının ve kanının harâmlığı, Allah katında senin harâmlığından daha büyüktür. Onun hakkında ancak hayır tahminlerde bulunulabilir.

    Ebu Hüreyre’den rivayetine göre, Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur: Zandan sakınınız. Çünkü zan sözlerin en yalanıdır. Mütecessis olmayın, birbirinizin içyüzünü araştırmayın, birbirinizin sözlerine kulak kabartmayın, birbirinizle yarışmayın, birbirinizi çekememezlik etmeyin, birbirinize karşı buğzetmeyin, birbirinize sırtınızı dönmeyin ve ey Allah’ın kulları, kardeşler olun

    Allah Rasûlü (s.a.): Üç şey vardır ki ümmetimde bulunacaktır. Bunlar; Uğursuz fal, hased ve kötü zandır, buyurmuştu. Birisi: Ey Allah’ın elçisi, birisinde bunlar varsa bunları giderecek olan nedir? diye sordu da Rasûlullah şöyle buyurdu: Hased ettiğin zaman Allah’tan mağfiret dile. Bir zanda bulunduğunda bu zan-nını pekiştirip te’yîd etme ona hayırlı bak… Uğursuz bir fal karşısında kaldığında aldırmayıp geç git.

    Ukbe’nin kâtibi Dühayn’dan rivayetine göre o, şöyle anlatıyor: Ukbe’ye: Bizim komşularımız var. Onlar şarap içiyorlar, ben korucuları çağıracağım ki yakalasınlar, dedim. Ukbe: Böyle yapma, fakat onlara nasîhatta bulun ve tehdîd et, dedi. Ben öyle yaptım ama vazgeçmediler.

    Râvî devamla şöyle anlatır: Dühayn, Ukbe’ye gelip: Ben onları men’ettim ama vazgeçmediler. Ben korucuları çağıracağım ki onları yakalasınlar, dedi. Ukbe ona: Yazıklar olsun sana, böyle yapma. Ben, Allah Rasûlü (s.a.)nü şöyle buyururken işittim: Her kim bir mü’-minin ayıbını örterse, defnedilmiş birisini kabrinden diriltip kaldırmış gibi olur, dedi.

    Ebu Hüreyre’-den rivayetine göre Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur: Her müslü-manın malı, ırzı ve kanı müslümana haramdır. Kişinin müslüman kardeşini hor görmesi, ona kötülük olarak yeter.

    Müstevrid’den rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuş: Her kim müslüman bir kişinin düşmanına giderek aleyhine konuşur ve karşılığında bir mükâfat alıp yerse; şüphesiz Allah, onun bir mislini ona cehennemde yedirir.

    Aynı şekilde her kim, müslüman bir kişinin düşmanına giderek aleyhinde konuşur ve karşılığında ona bir elbise giydirilirse; Allah Teâlâ onun bir mislini kendisine cehennemde giydirir. Her kim de bir kişiye karşı gösteriş ve riya için kalkarsa, kıyamet günü Allah Teâlâ da ona karşı riya ve gösteriş yapanınki gibi davranır.

    Ebu Saîd el-Hudrî’den rivayetine göre o, şöyle anlatıyor: Ey Allah’ın elçisi, mi’râca çıktığın gece gördüklerini bize anlat, demiştik. Şöyle buyurdu: Sonra ben Allah’ın yaratıklarından erkekli kadınlı kalabalık bir yaratık grubuna götürüldüm. Onlar için görevlendirilmiş erkekler onlardan birinin yanına sokulup nâlin gibi bir parçasını kesiyorlar sonra da onlardan birinin ağzına koyuyorlar. Ona: Daha önce yemiş olduğun gibi ye, deniliyor. O, ölü eti yemiş gibi oluyor.

    Enes’ten rivayetine göre Allah Rasûlü (s.a.), insanlara bir gün oruç tutmalarını ve izin vermedikçe hiç kimsenin iftar etmemesini emretmiş. İnsanlar oruç tutmuşlar. Akşam olunca birisi Rasûlullah’a (s.a.) gelip: Bir günden beri oruçluyum, bana izin ver iftar edeyim, demiş ve Rasûlullah ona izin vermiş. Başka birisi gelip aynı şeyi söylemiş ve Rasûlullah ona da izin vermiş.

    Nihayet birisi gelip: Ey Allah’ın elçisi, iki genç kız var ki gündüzden beri oruçlular. İkisine izin ver de iftar etsinler demiş, Rasûlullah ondan yüzünü çevirmiş. Adam isteğini tekrarlamış da Allah Rasûlü (s.a.) .onlar oruç tutmadılar. İnsanların etlerini yemekte olanlar nasıl oruç tutmuş olurlar? Git, o ikisine emret: Şayet oruçlu idiyseler kussunlar, buyurmuş.

    O iki genç kız söyleneni yapmışlar da her biri kan pıhtıları ve et kusmuş. Adam Hz. Peygambere (s.a.) gelip durumu haber vermiş ve Allah Rasûlü (s.a.): Şayet onlar bu durum-dalarken ölmüş olsalardı, elbette ikisini de ateş yerdi, buyurmuş.

    Câbir İbn Abdullah’dan rivayetine göre; o, şöyle anlatıyor: Biz Hz. Peygamber (s.a.) ile beraberdik. Kokuşmuş bir cifenin kokusu yükseldi. Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurdu: Bu kokunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, mü’minlerin gıybetini yapanların kokusudur.

    Ebu Hüreyre’den rivayetine göre Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur: Kim dünyada kardeşinin etini yemişse, âhirette de onun eti kendisine yaklaştırılır ve: Nasıl ki diri iken bunu yemişsen şimdi ölü iken de ye, denilir. Yer, yüzünü buruşturur ve bağırır

    Ve ayetin sonunda Ohalde Allah tan korkun Allah cc tövbeleri kabul edendir buyurdu..

    Âlimlerin hepsi şöyle diyorlar: Gıybet yapanların tevbe için ta’kîb edeceği yol; gıybetten tamamen ayrılarak terketmek ve bir daha dönmemeye azmetmektir. Kişinin geçmişte yaptıklarına pişman olması ve gıybetini yaptığı kimselerden helâllik dilemesi şart mıdır, değil midir? Bu husus ihtilaflıdır. Diğer bazıları da şöyle diyorlar: Helâllik dilemesi şart değildir.

    Zîrâ gıybet ettiğini kendisine bildirdiği takdirde olur ki onun yaptığını bilmemesi durumundakinden çok daha fazla eziyyete dûçâr kalabilir. O halde onun ta’kîb edeceği yol daha önce kötülemiş olduğu meclislerde ondaki güzel huyları sayıp onu övmek ve gücü yettiğince onun hakkında yapılacak gıybetleri önlemektir. Bu yapacağı daha önce yaptıklarına bir keffâret olur.

    Nitekim İmâm Ahmed der ki: Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: Her kim bir mü’mini kendisini ayıplayan bir münafıktan korursa, Allah Teâlâ onun için kıyamet günü etini cehennem ateşinden koruyan bir melek gönderir. Her kim de bir mü’mini ayıplamak maksadıyla ortaya herhangi bir şey atarsa; Allah Teâlâ onu, söylemiş olduğu sözden uzaklaşıncaya kadar cehennem köprüsünde tutuklar

    Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur: Herhangi bir kimse bir müslümanın mahremiyetinin ayaklar altına alındığı ve ırzına, namusuna dokunulacak şeyler söylendiği bir yerde o müslüman kişiyi yalnız bırakırsa; Allah Teâlâ da yardım istediği yerlerde onu yalnız bırakır.

    Yine bir kimse, müslüman birinin ırz ve namusu hakkında konuşulan ve mahremiyeti ayaklar altına alınan bir yerde müslüman bir kişiye yardım ederse, Allah Teâlâ da Allah’ın yardımını istediği yerlerde ona yardım eder.

    Gıybet, adam çekiştirmek demektir. Birisini gıybet etmenin, ölmüş insanın etini yemek gibi olduğu bildirildi. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Miraca çıkarıldığımda, bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan kimseler gördüm. “Bunlar kim” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Gıybet ederek insanların etini yiyen, şahsiyetlerini zedeleyen kimselerdir” dedi.) [Ebu Davud]

    (Kıyamette bir kimse, sevap defterinde, yapmadığı ibadetleri görür. “Bunlar seni gıybet edenlerin sevaplarıdır” denir.) [Harâiti]

    (Bir cemaat içinde bulunurken, bir kimse hakkında gıybet edildiğini görürsen, o kimse için yardımcı ol. Ve cemaatı da ondan men etmeye çalış veya oradan kalk git.) [İ.Ebiddünya]

    (Din kardeşinin yüzüne söylemekten hoşlanmayacağın şey gıybettir.) [İbni Asakir]

    (Bir kimsenin yanında din kardeşi gıybet edilir de, yardıma muktedirken ona yardım etmezse, Allahü teâlâ o kimseyi dünya ve ahirette rezil eder.) [İbni Ebiddünya]

    (Bir kimsenin malı az, çoluk çocuğu çok, namazı güzel olursa ve müslümanları gıybet etmezse, kıyamette onunla yan yana oluruz.) [Hatib]

    (Gıybetten sakının; çünkü gıybet zinadan daha şiddetlidir. Kişi zina edip tevbe eder de, [bir daha yapmazsa], Allahü teâlâ onun tevbesini kabul eder. Gıybet edilen, gıybet edeni affetmedikçe, affolmaz.) [İbni Ebid-Dünya,

    (Falancanın boyu kısadır) diyen birisine, Peygamber efendimiz, (Bu sözün denize atılsa, denizi kokutur) buyurdu. (Tirmizi)

    (Miracda göğüslerinden asılarak azap edilenleri gördüm. Bunlar, kaş göz işaretiyle alay ve gıybet edenlerdir dendi.(Beyheki

    Nitekim Kur anda, [mealen] şöyle buyuruluyor:

    وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ
    (İnsanları arkadan çekiştirip, kaş göz ile alay edenlerin vay haline!) [Hümeze1]

    Gıybet, insanın sevaplarının azalmasına, başkasının günahlarının kendine verilmesine sebep olur. Bunları her zaman düşünmek, gıybet etmeye mani olur. (İslam Ahlakı)

    (Miracda, Cehennemde kokmuş leş yiyenlerin kim olduğunu sordum. Bunlar, gıybet ederek insanların etlerini yiyenlerdir dendi.) [I. Ahmed]

    (Gıybet ve kovuculuk, kişinin imanını zayıflatarak yok eder.) [İsfehani]

    (Cehennemden en son çıkan, gıybetten tevbe edendir. Cehenneme ilk giren, gıybetten tevbe etmeden ölendir.) [R.Nasıhin]

    (Gıybet, etmek leş yemekten daha kötüdür.) [İ.Hibban]

    (Biri için söylenen kusur, onda varsa, gıybettir, yoksa iftira olur.) [Müslim]

    (Kıyamette, bir kimse amel defterine bakar, “Şu ibadetleri yapmıştım. Bunlar yazılı değil” der. “Onlar, silindi, gıybet ettiklerinin defterlerine yazıldı” denir.) [İsfehani]

    (Gıybet edenin duası kabul olmaz.) [Şir a]

    (Gıybet eden Cehennemliktir.) [İsfehani]

    (Dört kişinin, çektikleri şiddetli azaptan, Cehennemdekiler rahatsız olur. Biri, ateşten bir tabut içindedir, ikincisi bağırsaklarını yerde sürür, üçüncüsü kan ve irin kusar, dördüncüsü kendi etini yer. İlki borçlu olarak öldü. İkincisi idrardan sakınmazdı. Üçüncüsü, müstehcen konuşurdu. Dördüncüsü, gıybet ve kovuculuk ederdi.) [Taberani]

    (Beş şey oruç ve abdestte hayır bırakmaz: Yalan, gıybet, söz taşıma, şehvetle harama bakmak, yalan yere yemin etmek.) [Deylemi]

    (Oruç, ateşe kalkandır. Gıybetle parçalanmadıkça korur.) [Buhari]

    (Gıybet yapmayan Allahü teâlânın güvencesindedir.) [İbni Huzeyme]

    (Leş yemek, gıybet ederek, arkadaşının etini yemekten daha hafiftir.) [Ebuşşeyh]

    “Bir kimseyi tevbe etmiş olduğu bir günahtan dolayı gıybet eden kimse, o günaha mübtela olmayınca ölmez”

    Bir kere gıybet etmek on bela getirir.. [İbni Huzeyme]

    Yeni defnedilen iki ölü için Resulullah efendimiz buyurdu ki: (Şimdi onların kabirleri ateşle dolduruldu, azap içindedir. Feryatlarını insan ve cinden başka her mahluk işitti. Eğer gizleyebilseydiniz, benim işittiklerimi siz de işitirdiniz. Bunlardan biri, idrardan sakınmazdı, öteki de, insan eti yerdi [gıybet ederdi].) [İ.Ahmed, İbni Cerir]

    Resulullah gıybet edene, (Tevbe et, kardeşinin etini yedin) buyurdu. (Taberani, İ. Ebi Şeybe)

    Suç işleyerek cezalandırılan birisini gıybet edenlere, Resulullah efendimiz, (Şu eşeğin leşinden yiyin. Gıybet etmek, şu eşek leşini yemekten daha kötüdür) buyurdu. (İbni Hibban]

    Koğuculuk ve gıybet günah olarak insana yetti..H.ş

    Herkes, eline ve diline sahip çıkmalı. Sabah oldu mu bütün azalar, insanın diline, (Ne olur ne kendini yak, ne bizi yak. Yapma, yapma) diye yalvarırlarmış. Dilinle bizi yakma. Çünkü o yalan söylerse, iftira ederse, gıybet ederse, bütün vücut onun acısını çekecek sonra. (Ya hayır konuş, ya sus) buyuruldu.

    (Müslümanların aybını araştıran, onlara kötülük etmiş ve onları kötülüğe itmiş olur.) [Ebu Davud]

    * Müminler dua ederler; Fasıklar ve münafıklar dedikodu, gıybet ederler.

    Bir (Evli) kimse zina ettiğini kendi ağzıyla söyleyince, taş ile recm edilmesini” buyurdu.
    “Biri diğerine, onu köpeği taşlar gibi taşlasınlar” dedi. Sonra Resûlüllah (Sallallahü aleyhi ve sellem) bir leşin yanından geçti:
    “Bu leşi yiyin”, buyurdu.
    “Leştir nasıl yeriz,” dediklerinde:

    “Yediğiniz kardeşinizin eti bundan daha kötüdür, günahı da bundan büyüktür”, buyurdu. Ashab-i Kiram birbirleriyle, doğru görüşür, gıybet etmezlerdi ve bunu en üstün ibadetlerden bilirlerdi. Buna uymamayı ise münafıklık sayarlardı.
    Kutade (Radıyallahü anh) buyurur:

    “Kabir azabı üç kısımdır: Üçte biri gıybet, üçte biri söz taşımak, üçte biri de elbisesini bevilden korumamaktandır”. İsa aleyhisselam havarileri ile ölü bir köpeğin yanından geçi¬yordu.

    Gıybeti olmuyanlar..

    Sual: İstişare edene, (O erkeğin veya kızın şu kusuru vardır) demek, yahut, (O malı alma, şu kusuru var) demek gıybet olur mu?

    CEVAP
    Gıybet olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Facirin hâlini anlatmaktan çekinmeyin ki halk, onun zararından korunsun.) [Taberani]

    Sual: Arkadaşımı, kötü arkadaşlardan korumak için, (Falan kumarbazdır, diğeri de sarhoştur) demek gıybet olur mu?

    CEVAP
    Gıybet olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Hayasızdan bahsetmek gıybet olmaz.) [İ.Adiy]

    Gıybetin kefareti

    Gıybet etmenin kefareti, üzülüp tevbe etmek ve helalleşmektir. Pişman olmadan helalleşmek, riya olur, ayrı bir günah olur. Gıybet, üç türlüdür:
    1- (Bu gıybet değil, onda olan şeyleri söyledim) demek. Böyle söylemekle, harama helal demiş olur ki, çok tehlikelidir.

    2- Gıybet olunan, bunu duymuşsa, tevbe etmekle affedilmez. Onunla helalleşmek de gerekir. Bir hadis-i şerif meali: (Gıybetini yaptığı kişi, gıybet edeni affetmedikçe, mağfiret olunmaz.) [Deylemi]

    3- Gıybet olunanın bundan haberi yoksa, tevbe ve istiğfar etmekle ve ona hayır dua etmekle affolur. (Ya Rabbi beni de, gıybetini ettiğim kişiyi de affet) diye dua etmelidir! İki hadis-i şerif meali :

    (Gıybetin kefareti, gıybet edilenin mağfireti için dua etmektir.) [İbni Lâl]
    (Gıybet eden, gıybet edilen için mağfiret dilerse gıybet günahına kefaret olur.) [Hatib]

    İhtiyaç halinde gıybeti caiz olanlar
    1- Bir haksızlığı, bir yolsuzluğu şikayet için, ilgili mercilere bildirmek.

    2- Etkili ve yetkili birisine, (Falanca, gayri meşru iş yapıyor, buna mani olun) demek.

    3- Bid’at sahibi ile gezen birine, (Onunla gezme, o mezhepsizdir) demek.

    4- Şahitlikte, (Falanca şöyle yaptı) demek.

    5- İnsanları, açıktan günah işleyenlerden korumak için, mesela (O kumarbazdır) demek.

    6- Müslümanları, bid at ehlinin zararlarından korumak için, bunların kitaplarının ve yazılarının bozukluğunu, sözle veya yazı ile bildirmek. [Bunu yapmak, aynı zamanda dinin emridir.]

    Koğuculuk laf taşımak,

    nemmam, bizzat gördüğü ya da sözün sahibinden duyduğu şeyleri ilgilisine taşıyandır. Kattat ise, başkalarından duyduğu şeyleri götüren kimse olmaktadır (Tergib ve Terhib, Çev.A.M.Büyükçınar, V, 386).

    Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem):
    “Nemmam (söz taşıyıcı) Cennete giremez”, buyurdu. Ve yine buyur¬du:
    “Size en fenanızı haber vereyim. Aranızda söz taşıyanlar, aranızı bo¬zanlar ve insanları birbirine düşürenlerdir” Ve yine buyurdu:

    “Allahü Teala Cenneti yarattığı zaman, Cennete, konuş buyurdu. Bana kavuşanlar ne iyi insanlardır,” dedi. Allahü Teala buyurdu:

    “İzzet ve Celalime yemin ederim ki, sekiz sınıf insan sana giremez. Şarap içenler, zina eden ve etmekte devam edenler, söz taşıyanlar, hanımlarının namusunu korumayanlar (deyyüsler), şerîatle amel etmesi icabedip de etmeyen devlet me¬murları, kadınlara benzeyen erkekler, sıla-i rahim yapmayanlar ve sözün¬de durmayanlar.”

    İsrail oğullarına bir kıtlık vaki oldu. Mûsa aleyhisselam yağmur duasına çıktı. Yağmur yağmadı. Musa aleyhisselam’a vahiy geldi:
    “Senin duanı nasıl kabul ederim kî aranızda bir nemmam soz tasiyan vardır?” Musa aleyhisselam:

    “Ya Rabbî, o kimdir? Bana bildir de aramızdan çıkarayım, dedi. Allahü Teala:
    “Ben nemmamı sevmem, kendim mi nemmamlık yapayım?” Buyurdu. Bunun üzerine Musa aleyhisselam herkesin nemmamlıktan tevbe etmesini söyledi. Herkes tevbe etti ve yağmur yağdı.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Hasetçi, koğucu ve falcı benden değildir.) [Taberani]

    (En kötünüz, söz taşıyan, dostların arasını bozan ve ayıp araştırandır.) [Taberani]

    (Koğuculuk yapan melundur.) [İ.Maverdi]

    (Söz taşıyan helalzade değildir.) [Hakim]

    (Söz taşıyan, veled-i zina veya zina karışıklığı bulunan soysuz kimsedir.) [Beyheki]

    (Koğucu, kıyamette maymun suretinde haşrolunur.) [R.Nasıhin]

    (Söz taşıyan Cennete girmez.) [Buhari]

    Bu hadis-i şeriflerde geçen (Cennete giremez), (Benden değil) demek, “Tevbe edip helalleşmeden ölen, cezasını çekmeden Cennete giremez” manasındadır. Eğer affa veya şefaate uğrarsa veya sevapları çok olur, günahlarından fazla gelirse Cennete girer. Değilse, cezasını çeker. Ehl-i sünnet itikadında, günah işleyene kâfir denmez.

    Her doğru söylenmez. Laf taşırken doğru söylenmiş olabilir, ama bu doğruyu söylemek de büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Koğuculuk, kabir azabına sebep olur.) [Beyheki]

    “Şüphesiz insanların en kötü olanları da iki yüzlü kimselerdir ki, birine bir yüzle diğerine başka bir yüzle gelirler.” (Buhari, Cenaiz, 82; Edeb, 49)

    (Allahü teâlâ laf taşıyanın kabrinde bir ateş musallat eder. O ateş onu kıyamete kadar yakar.) [Şir a]

    Resulullah efendimiz, iki kabre uğradı. (İkisi de azaptadır. Biri, elbisesini idrardan korumaz, diğeri ise koğucu idi) buyurdu. (Şir a)

    Kur’an-ı Kerim, ayıp araştıran ve koğuculuk yapan kimselere itibar edilmemesini ve yaptıklarının hoş karşılanmamasını öğütlemektedir. Şöyle buyuruluyor:

    “Ayıp araştıran, koğucukla söz gezdiren kimseye sakın ilgi duyma.” (Kalem, 11)

    Peygamberimiz âyet-i kerimedeki uyarıya aynen uyardı. Arkadaşlarından hiçbiri hakkında kendisine söz getirilmesini hoş karşılamaz ve:
    “Arkadaşlarımdan hiçbiri diğeri hakkında hoşlanmayacağım bir şeyi bana ulaştırmasın. Çünkü ben, hepinize salim bir kalb ile -sevgi dolu gönül ile- çıkmayı isterim.” (Ebû Davud, Edep, 33)

    Salih bir zat, kendisine söz getirene dedi ki:
    (Bize üç kötülük getirdin. Sevdiğim kimseyi bana düşman etmek istiyorsun. Huzurlu kalbimi karıştırdın. Benim yanımda âdil, iyi biri idin, kendini fasık, kusurlu yaptın.)

    Koğuculuk afetinden kurtulmak için, söz getirene karşı şu altı şeyi yapmak gerekir:

    1- Ona inanmamalı. Çünkü söz getiren fasıktır. (Fasıka inanılmaz. Sözü ile hareket edilmez. Koğucunun sözlerini kabul etmek, koğuculuktan daha kötüdür) buyurulmuştur.

    2- Onu bu münkerden nehyetmeli. Çünkü Allahü teâlâ (Münkerden nehyet) buyurdu. (Lokman 17)

    3- Onu sevmemeli! Çünkü söz taşımak günahtır. Günahkâr sevilmez. Onu düşman bilmeli!

    4- Söz getirdiği kimseye acaba hakikaten söylemiş mi diye suizanda bulunup da ona kötü gözle bakmamalı! Çünkü suizan haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Suizan etmeyin! Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi çekiştirmeyin, kardeş gibi birbirinizi sevin!) [Müslim]

    5- Getirilen sözün doğru olup olmadığını araştırmamalı! Çünkü tecessüsü, günahları araştırmayı, Allahü teâlâ yasak etmiş, (Birbirinizin kusurunu araştırmayın) buyurmuştur. (Hucurat 12)

    6- Getirilen söz hakkında kimseye bir şey söylememeli! Eğer söylenirse, başkasının perdesi yırtılmış, günahı meydana çıkarılmış olur. Kusurları gizlemeli, açığa vurmamalı.

    Söz taşıyan hizmetçi

    Adamın birisi hizmetçi alırken kötü huyu olup olmadığını sordu. (Biraz koğucudur) dediler. (Mühim değil) diyerek hizmetçiyi aldı.

    Hizmetçi, evin hanımına, (Ben çok tecrübeliyim. İnsanların gözünden anlarım. Efendin seni sevmiyor. Başkasında gözü var. Eğer uyurken çenesinin altından birkaç kıl kesip getirirsen, büyücülüğü bildiğim için, sana bir şeyler öğretirim. O zaman efendin seni çok sever, gözü dışarıda olmaz) dedi.

    Hizmetçi, kadının efendisine de, (Hanımının gözü dışarıdadır. Seni sevmiyor, hatta öldürmek istiyor) dediyse de adam, (Hanımımı tanırım. Öyle bir şey düşünmez) dedi. Fakat hizmetçi, (Tecrübesi bedavadır. Çok yorgunum de, uyur gibi yap. Seni kesmeye gelirse, sözümün doğru olduğunu anlarsın) dedi.

    Adam uyur numarası yaptı. Kadın elinde ustura ile yavaşça geldi. Çenesinin altına elini uzatınca, hanımının kendisini öldüreceğine inanıp kadını öldürdü.

    Hizmetçi, kadının akrabalarına haberi ulaştırınca, akrabaları, bu adamı öldürdü. Adamın akrabalarına haber gidince, onlar da bunları öldürmeye başladı. Çok kan döküldü.

    Bir kimse hikmetle konuşan bir hakîmi arıyordu. Bunun için binlerce kilometre yol yürüdü. Bulunca ona; taştan sert, göklerden geniş, yer küresinden ağır, zemheriden soğuk, ateşten sıcak, okyanustan engin, yetimden hor nedir, diye sordu. Buyurdu ki:

    “Suçsuza, kabahatsize bühtan, yerden ağırdır. Hak (doğruluk), göklerden geniştir. Fakirin kalbindeki kanaat, okyanustan engindir. Haset, ateşten yakıcıdır. Yakınlık göstermeyen akrabaya muhtaç olmak, zemheriden soğuktur. Kafirin kalbi, taş¬tan, katıdır. Sözüne aldırılmayan nemmam yetimden hordur”.

    Müflis, şu kimsedir ki, kıyamette, amel defterinde pek çok namaz, oruç ve zekat sevabı bulunur. Fakat, bazılarına çeşitli yönden zararı dokunmuştur. Sevapları, bu hak sahiplerine verilir. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilip Cehenneme atılır.) [Müslim]
    Zandan sakının. Zan sözlerin en yalanıdır. İnsanların gizli yönlerini araştırmayın, casusluk etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize sırt çevirme-yin, birbirinize buğzetmeyin ve Allah’ın kardeş kulları olun Camiul hadis

    İslam alimleri gıybeti büyük günahlardan kabul ediyorlar..

    İnsan kardeşini gıybet etmemeli Mümin lik o kadar güzel bişeyki onu incetmek hiçte hoş değil..Efendimiz buyurduki,

    * Mümin, mümine şifadır. Onun için, hastanın en büyük ihtiyacı bir mümini görmektir. Mümin, mümin için rahmettir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
    (Mahşerde, herkes buram buram güneş altında yanarken, elli bin sene orada terlerken, yedi sınıf Müslüman arşın gölgesinde gölgelenecekler, onlar için azap korkusu yoktur. Bunlardan biri, müminin yüzüne Allah rızası için bakanlardır.)


    alinti

+ Konu Cevapla

Benzer Konular

  1. itikaf ile ilgili hadisler
    By sefira in forum Dualar, Ayetler, Hadisler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-28-2008, 00:45
  2. haya ile ilgili hadisler
    By sefira in forum Dualar, Ayetler, Hadisler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03-27-2008, 02:03
  3. huy ile ilgili hadisler
    By sefira in forum Dualar, Ayetler, Hadisler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03-27-2008, 01:46
  4. hediye ile ilgili hadisler
    By sefira in forum Dualar, Ayetler, Hadisler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-22-2008, 23:18
  5. hac ve umre ile ilgili hadisler
    By sefira in forum Dualar, Ayetler, Hadisler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03-22-2008, 23:12

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375