İsveç'in imajı: Sarışınlar ve geyikler
Osman İkiz
Stockholm, İsveç

İsveç deyince aklınıza ne gelir diye sorulunca ''Volvo'' denirdi bir zamanlar.



Sonra politik figür olarak Olof Palme akla gelirdi.
Sanatla ve özellikle sinemaya meraklı olanlar için İngmar Bergman, film ve tiyatro dünyasının ilahı sayılırdı.
Volvo, Palme, Bergman dünyada birer marka haline gelmişlerdi ama İsveç deyince hemen hemen herkesin aklına ilk gelen sarışın mavi gözlü kadınlardı.
Dünya son yirmi yıl içinde çok değişti.
Volvo artık otomobillerin kralı değil.
Palme'nin adını anan yok.
Bir yıl önce ölen Ingmar Bergman'ın adı da pop dünyasının gürültüleri arasında duyulmaz oldu ama İsveç'in sarışın mavi gözlü güzel kadınları hala tahtlarını korumakta.
Her yıl dünyanın belli başlı kentlerinde kadınlar üzerine araştırma yapan Amerikan Travelers Digest adlı dergi, bu yıl Başkent Stockholm'u dünyanın en hoş, en güzel kadınlarının yaşadığı kent seçti.
Haziran ayında bütün dünya basınında yer alan bu haber hala zihinlerdeyken yeni bir araştırmanın sonuçları açıklandı.
Anket yöntemiyle yapılan araştırmada soru ''İsveç deyince aklınıza ne geliyor?'' idi. Fransızlar arasında bu soruya en belirgin yanıt ''Sarışın mavi gözlü kadınlar'' oldu.



Araştırmayı yapan Visit Sweden adlı İsveç'e daha fazla turist çekmek için turizm politikasında strateji geliştiren resmi bir kurum.
Sarışın mavi gözlü kadınlar
Bu kurumun İngiltere, Almanya, Fransa ve Hollanda'da anket yoluyla yaptırdığı araştırmaya göre Almanlar da İsveç deyince öncelikle geyikleri düşünüyorlar.
İngilizler için ise İsveç demek temiz ve düzenli bir ülke anlamına geliyor.
Hollandalılara göre de İsveç herkesin özgürce yaşadığı bir barış ülkesi.
Visit Sweden'ın araştırması açıklanınca gazeteler haberlerine ''İsveç'in dışarıdaki imajı geyikler ve sarışınlar'' diye ya da benzeri başlıklar attılar.
Araştırmada herkesin ifade ettiği ortak İsveç imajı ise bu ülkenin soğuk ve karla kaplı olduğu yolunda. Tabii bu imaj malumun ilanı anlamına geldiğinden gazetelerde başlığa çıkmadı.
'Mühendis kafalı millet'
İsveç hakkında yabancıların imajı ne kadar ilginç ise, böyle bir araştırmanın turizm politikası için taşıdığı önem ve geliştirilen strateji de o kadar ilginç.
Visit Sweden, turizm politikasını paralı turistleri çekme stratejisine göre planlıyor. Araştırma bu yüzden Avrupa'nın dört zengin ülkesinde yapıldı. Bu ülkelerden gelen turist sayısını artırabilmek için de öncelikle o ülkelerdeki İsveç imajını ve beklentileri öğrenmek ve ona göre yatırım ve reklam yapmak istiyorlar.
İsveç bu turizm politikasında çok başarılı.
Örneğin İsveç'in soğuk oluşunu olumluya çevirmenin yollarını arıyorlar.
Bu strateji çerçevesinde, İsveç'in kuzeyinde haski köpekleriyle çekilen kızaklarla otantik Lapon köylerine geziler düzenleniyor.
Dünyada ilk Buz Hotel'in kurulması da bu stratejiye dayalı. Böylelikle soğuk ve karlı ülkeye bir de egzotik atmosfer kazandırılmış oluyor.
İsveçliler için "mühendis kafalı millet" denir.
Turizm politikasındaki detaylı ve ince hesapların, Ericsson telefonlarındaki mühendislik çalışmasını aratmayacak ustalıkta olduğu söylenebilir.
Bu çalışmanın sonucu tabii her yıl turizm gelirlerine yansıyor. Örneğin her tarafı tarih ve kültür hazinesi, güneşi, denizi, kumu ve yemekleriyle ünlü Türkiye’nin geçen yılki turizm geliri 14 milyar dolar.
Oysa denizine girilmeyen, güneşin arada sırada yüzünü gösterdiği, yazlık turistlerin bile yanlarına şemsiye almadan gelmediği İsveç'in geçen yılki turizm geliri ise 22 milyar Euro (yaklaşık 33 milyar dolar).
İsveç'in turistleri çekme başarısında geyikler ve sarışınlar kadar turizm mühendisliğinin başarısını görmemek mümkün değil.
BCC Türkiye