+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Descartes (1596 - 1650)- Descartes hayati, kimdir, biyografisi

 Biyografi Katagorisinde ve  Düşünürler Forumunda Bulunan  Descartes (1596 - 1650)- Descartes hayati, kimdir, biyografisi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>1596 yılında doğdu. 1604-1612 yılları arasında Cizvit öğrencisi olan Descarter, bu dönemde eski edebiyat ve matematik eğitimi aldı. 1618-1629 yılları ...

  1. #1
    Emekli Süper Cadı :) sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim Baktabul'un Çılgını sonaskim - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu Yer
    αѕкιмιη кαℓвιη∂є
    Mesajlar
    6.109
    Blog Yazıları
    4
    Tecrübe Puanı
    4962009

    Tanımlı Descartes (1596 - 1650)- Descartes hayati, kimdir, biyografisi





    1596 yılında doğdu. 1604-1612 yılları arasında Cizvit öğrencisi olan Descarter, bu dönemde eski edebiyat ve matematik eğitimi aldı. 1618-1629 yılları arasında seyahat ederek geçiren Rene’nin bu dönemki hayatı aynı zamanda bazı görüşlerinin şekillenmesinde çok önemli pay sahibi oldu. Felsefeye yönelme tarihi de işte bu dönemin başlarına (1619) rastlar. 1629’da Hollanda’ya göç eden filozof, yeni bir felsefe geliştirmek amacındadır. Hollanda’da kaldığı süre içinde Üç defa Fransa’ya -kısa olmak kaydıyla- yolculuk yapar. Bu yolculuklardan birinde Pascal ile tanışır ve ona “boşluk üzerine deney” yapmasını tavsiye eder.


    Büyük bir değişimin arefesindeki Avrupa’da hayatını sürdüren Descartes, 1633 yılında Galilei’nin mahkum edilmesi üzerine biraz kenara çekilmek istese de, Aristotales yandaşlarının, Fransız Cizvitlerinin ve Hollanda’daki Protestan yöneticilerin şiddetli saldırılarına maruz kalmaktan kaçamaz. 1642 yılında eserleri üniversitelerde okutulması yasaklanır. Gerekçesi ise, “çünkü, bir kere bu felsefe yenidir ve sonra, gençliği eski ve sağlıklı felsefeden uzaklaştırmaktadır...”


    1649 yılında Hollanda’dan ayrılan Descartes, Kraliçe Chiristina’nın daveti üzerine İsveç’e gider. İklimin sertliği sebebiyle hastalanır ve bir ciğer iltihaplanması sonucunda Şubat 1650’de ölür.

  2. #2
    Onursal Üye küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra Baktabul'un Çılgını küppra - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    May 2007
    Bulunduğu Yer
    ÖLüm Sokağı Çıkmazı
    Mesajlar
    7.881
    Blog Yazıları
    83
    Tecrübe Puanı
    107374886

    ;;) Ce: Descartes (1596 - 1650)- Descartes hayati, kimdir, biyografisi




    Fransız düşünür, yazar, bilim adamı ve matematikçi. Modern psikolojinin ve matematiğin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Kendisinden sonraki bilim adamlarına ve filozoflara ilham kaynağı olan teorileriyle, bilimin günümüz seviyesine ulaşmasında büyük rol oynamıştır. Düşünsel alanda matematiksel açılımlardan yararlanarak, doğrudan ortaya çıkan ve doğruluğu tartışılmaz kesin-mutlak birtakım bilgilerin var olduğunu savunmuş; bu savını da "Düşünüyorum, öyleyse varım" şeklindeki ünlü söylemiyle ortaya koymuştur. Bilimsel devrimin baş aktörlerinden biri sayılan Descartes, "Kartezyen koordinasyon sistemi"ni (kartezyanizm) geliştirerek, özellikle düzlem geometrisinin ve matematiğin evrimsel sürecine çok büyük katkıda bulunmuştur.

    Rene Descartes, 31-mart 1596 tarihinde, fransa'da, bugün kendi adıyla anılan ve Indre-et-Loire'e bağlı olan La Haye'de, varlıklı bir ailede dünyaya geldi. Doğumundan bir yıl sonra annesinin tüberkiloz nedeniyle vefat etmesinin ardından, Brittany Yüksek Mahkemesi'nde yargıç olan babası Joachim başka bir bayanla evlendi ve Descartes üvey annesi tarafından yetiştirildi. On yaşına geldiğinde, Anjou kentine bağlı La Fleche'de bulunan ve ileride avrupa'nın en iyi okullarından biri olduğunu belirteceği, Royal Henry-Le-Grand adlı bir Cizvit kolejine gönderildi. Sağlığının zayıf olması nedeniyle, öğretmenleri tarafından yatılı okuması öngörüldü. Kendisini iyi hissedene kadar yatakta kalmasına izin verildiğinden, büyük ilgi duyduğu matematik çalışmalarına ağırlık verdi. Okulda verilen eğitim Latince ve Yunanca üzerinde yoğunlaştığı için, bu dilleri iyi derecede öğrenme fırsatı oldu; dolayısıyla ilerleyen zamanlarda, eski bilimsel ve düşünsel çalışmaları incelemesinde bu eğitimin büyük faydasını gördü.

    Gezmeye, yeni yerler görmeye ve yeni şeyler öğrenmeye oldukça fazla merak duyan Descartes, 1612 yılında, liseden mezun olduktan sonra birkaç arkadaşıyla birlikte paris'e gitti. Görkemli şehrin büyüsüne kapılarak, bir süre pervasızca yaşadı. Ardından, kendisi gibi matematikle ilgilenen iki arkadaşıyla tesadüfen karşılaşınca, onların şehre geliş amacına uydu ve bilimsel araştırmalara daldı. Üniversite eğitimine kadar geçen süre boyunca, özellikle arkadaşı Mersenne ile birlikte durmaksızın matematik üzerine araştırmalar, çalışmalar yaptı. Burada bulunduğu süre içerisinde, dönemin ünlü matematikçilerinden Mydorge'yle tanışması, ufkunu genişletti.

    Eğitim hayatı boyunca özellikle klasik edebiyat, tarih, retorik ve felsefe alanlarında kendini geliştirdi. Babasının yönlendirmesiyle, Poitiers Üniversitesi'nin hukuk fakültesine girdi ve 1616 yılında mezun oldu. O dönemde Avrupa kaynayan bir kazan gibiydi. Her yerde dini temelli bölgesel çatışmalar vardı ve çok sayıda savunma amaçlı askeri birlikler türemişti. Bu siyasi ve toplumsal çalkantılar nedeniyle, soylu ailelere mensup gençlerin kilise ya da orduya katılması popüler hale gelmişti. Dolayısıyla Descartes da, toplumsal statüsünü sağlamlaştırmak için orduya katılmaya karar verdi. Liseden mezun olduktan iki yıl sonra, 1618'de, hollanda Prensi Orangeli William ve ülkesini İspanyol işgalinden kurtarmak için düzenlediği seferlerle ilgili heyecanlı rivayetler duyunca, macera arayışına ve gezme hevesine kapılarak, prensin davetine uydu ve oraya yerleşti. Hollanda Birleşik İller (Nassau) Prensi olan Maurice komutasındaki Protestan Flemenk ordusuna hizmet etmeye başladı.

    Asker olarak kayıt olduğu bu birlikte birkaç yıl geçiren Descartes, görevi sırasında, matematik ve fizik konularındaki yaratıcı yeteneğinin farkına varmasını sağlayacak kişi olan Isaac Beeckman'la tanıştı. İlk felsefik çalışmalarından olan "Compendium Musicae"yi 1618 yılında kaleme aldı ve Beeckman'a ithaf etti. 1619 yılının Kasım ayında, almanya seyahati sırasında, fizikle ilgili problemlerin çözümünde, matematiksel bilgilerden yararlanmak üzerine kendisine ait bir vizyon geliştirdi. Descartes'ın vizyonu, insanlığın gelişimine mükemmel katkı sağlayacak bilimlerin temellerini keşfetmekti. Bu dönem, ünlü düşünürün hayatında bir dönüm noktasıydı ve analitik geometrinin gelişimi üzerine ortaya atacağı teorilerin düşünsel düzlemini oluşturduğu bir süreçti. Hayatının geri kalan bölümünü de, matematikle doğa arasındaki gizemli bağı çözmeye adayacaktı. St. Augustine'in (354-430) "özgür irade" kavramıyla ilgili de çalışmalar yapan filozof, Tanrı'nın iradesiyle eşit tuttuğu insan iradesinin, doğal bir yaradılış özelliği olarak, Tanrı'nın iradesinden bağımsız olduğunu ortaya atan teori üzerine derinlemesine düşündü.

    Orange Prensi'nin hizmetinden ayrıldıktan sonra bir süre danimarka, polonya ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkelerini dolaşan Descartes, Otuz Yıl Savaşları'nın başladığı dönemde yeniden askeriyeye döndü ve bu defa Bavyera ordusunun katolik Düküne hizmet etmeye başladı. Askeri bir görev için Ulm'de bulunduğu sırada, bilimlerin birlikteliği üzerine bir metodoloji geliştirdi. Askerlik yaşamı süresince sıcak çarpışmaya girmeyen Descartes için bu dönem, "büyük bir tembellik ve derbederlik" içerisinde, sadece düşünmeye, gezmeye, araştırmaya ve üretmeye yönelik kazançlar sağladığı bir dönemdi. Düşünsel eylemlere ve çeşitli bilimlere olan merakı gittikçe artan düşünürün en büyük amacı, dünyayı gezmek ve evrenle ilgili somut gerçeklere ulaşabilmekti. Bu yüzden hayatı boyunca pekçok yer gezmiş, orduda yer almış, bu süreçte birbirinden farklı statüdeki ve yaradılıştaki insanlarla uyuşmaya çalışmış, birçok konuda deneyim kazanmış ve kendini değişik koşullarda test etmişti. 1619 yılının Kasım ayında, şömineli sıcak bir odada, ileride üstüne simgesel anlamlar yükleyeceği ve yaşamının dönüm noktası olarak değerlendireceği ünlü rüyasını gördü.

    1621'de, askerlik görevine Macaristan İmparatorluk ordusunda devam etmeye başladı. 1622 yılında, Fransa'ya geri dönerek Paris'e yerleşti; bir süre de Britanny'de kaldı. Ertesi yıl ailesinin yanına Poitou'ya giderek, annesinden üzerine kalan tüm mülkleri sattı ve hayatının geri kalanını refah içinde geçirebilmek; araştırmalarını, çalışmalarını yaparken maddi sıkıntı çekmemek için tüm gelirini (27.000 livre) bonolara yatırdı. Aynı yıl İtalya'ya doğru bir seyahat gerçekleştiren düşünür, 1627'ye kadar Paris'te ikamet etti.

    1628'de, Hollanda'ya geri dönerek 1649 yılına kadar, düşünsel, bilimsel ve yazınsal dehasının en verimli dönemini burada geçirdi. Özellikle matematik, geometri ve felsefe üzerine çığır açacak teoriler üretti; buluşlar ortaya koydu, ünlü kitabı "Treatise on the World"ü (Kurallar) yazmaya koyuldu. Burada bulunduğu sırada, Kardinal Berulle ile tanıştı ve düşünsel teorilerini hayata aktarma konusunda, onun zengin ufkundan yararlandı. Dğer yandan da, hiçbir zaman bağını koparmadığı arkadaşı Mersenne ile yazışarak, çalışmalarıyla ilgili fikir alışverişinde bulundu. Beeckman ile dostluğunu sürdürdü ve Mydorge, büyük Frans von Schooten, Hortensius, Huygens gibi bilim adamlarıyla iletişim kurdu.

    Sonraki iki yıl boyunca, Franeker ve Leyden'de, olgunluk (matrikülasyon) üzerine düzenlenen sınavlara girdiyse de, herhangi bir derece almakla ilgilenmedi. 1633 yılında, ünlü fizikçi Galileo'nun, roma Katolik Kilisesi tarafından, dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ettiği ve dolayısıyla kilisenin yanlış bilimsel kanılarını yıkmaya çalıştığı iddiasıyla mahkum edilmesi nedeniyle, Descartes, dört yıllık bilimsel bir çalışmanın ürünü olan "Treatise on the World"ü (Kurallar) tamamlamış olmasına rağmen, yayımlamaktan vazgeçti (Kitap ölümünden yıllar sonra, 1701'de basıldı). Aynı dönemde, "Le Mond"un taslak çalışmasını bitirdi; fakat bunu da yayımlamadı.

    Descartes hayatı boyunca evlenmese de, birlikte yaşadığı ve eskiden hizmetçisi olan Hollandalı sevgilisi Helene'den, 1635 yılında Francine adlı bir kız çocuğu dünyaya geldi. Ancak, Francine'in hayatı çok kısa sürdü ve 1640 yılında, beş yaşındayken hayatını kaybetti. Bu ölüm, ünlü düşünürü derinden sarstı.

    Descartes matematik ve felsefe üzerine yoğunlaşan çalışmalarının meyvelerini vermeye devam ederek, bilimsel değeri çok yüksek birçok eser kaleme aldı ve bunları yayımladı. 1637 yılında, "Söylem" adlı eserini imzasız olarak yayımladı. 1640'da ise, "Meditasyonlar"ı çıkardı. 1643'de, Utrecht Üniversitesi tarafından sakıncalı bulunan "Kurallar", yerel otoritelerce, ateizm öğeleri içerdiği gerekçesiyle düşünürün mahkum edilmesine neden oldu. İki yıl sonra aynı üniversite, eser hakkında yapılacak tüm yanlı/yansız yorumları yasaklayarak, "nötr sansür" uygulaması getirdi. Aynı dönemde, bohemya Prensesi Elizabeth'le uzun bir zaman devam edecek olan yazışmaları başladı. Prensesle, başta matematik, geometri, tıp, felsefe, metafizik olmak üzere çeşitli bilim dallarından siyasete kadar pekçok konuda fikir alışverişinde bulundular. Prensese ithaf ettiği "Felsefenin İlkeleri" adlı kitabını 1644'de amsterdam'da yayımladı (Eser 1647 yılında Franzcaya çevrildi). Ardından Paris'e geçen Descartes, ünlü matematikçi ve fizikçi Pascal ile buluşarak, yeni çalışmalarını ve görüşlerini onunla paylaşma fırsatını yakaladı. Bu sırada, Fransa Kralı tarafından kendisine sunulan ikametgah ve yıllık gelir teklifini, çalışmalarını bağımsız ve esnek bir ortamda sürdürebilme maksadıyla geri çevirdi.

    1649 yılında, "Ruhun Tutkuları" adlı kitabını tamamladı ve yayımladı. Aynı yılın Kasım ayında, eserlerinden çok etkilenen ve onun dehasından yararlanmak isteyen isvec Kraliçesi Christina'nın ricasını kırmayarak, ona uzmanı olduğu konularda ders vermek üzere stockholm'e yerleşti. Ancak kraliçenin talebi doğrultusunda derslerin, sabahın oldukça erken saatlerinde yapılması nedeniyle, hayatı boyunca geç kalkmaya alışkın olan Descartes'ın fizyolojik dengesi bozuldu. Bunun yanı sıra, yabancısı olduğu aşırı soğuk iklime uyum sağlayamayan vücudu bitkin düşerek zatürreeye yakalandı ve ünlü düşünür, 11-subat 1650 tarihinde, 54 yaşında hayatını kaybetti. Son sözleri, "İşte böyle ruhum, ayrılma zamanı geldi" oldu. Bazı araştırmacılar, aynı hastalıktan tedavi gören Fransa büyükelçisi Dejion A. Nopeleen'e hastabakıcılık yaptığı için, hastalığın Descartes'a da bulaştığını iddia ettiler. Ancak sonraları, doktor Eike Pies'in incelemelerine göre, ünlü düşünürün, kullandığı arsenik yüzünden vücudunun zehirlenerek zayıf düştüğü ortaya çıktı. Descartes'ın mezarı, 1667 yılında anavatanı olan Fransa'ya, Paris'e taşınmıştır.

    Descartes, Batının o zamana kadarki düşünsel birikimini altüst etmiş; bilimde ve özellikle matematikte büyük gelişmelere neden olan düşünceleriyle yeni bir çığır açmıştır. Dinsel egemenliğin, anlamsız çatışmaların ve modern düşüncelere yönelik hoşgörüden uzak, bağnazca tutumların hüküm sürdüğü; aynı zamanda, Avrupa'nın düşünsel, sanatsal ve kültürel kabuk değişiminin gerçekleştiği bir dönemde yaşadı. Birçok alanda hayata geçirilen atılımlara, düşünce ve eserleri ile eşlik etti. Ortaçağı tarihe gömerek, modern bilimin rönesansını inşa edenler arasında yer aldı. Ulusçuluk anlayışının güçlü yükselişine rağmen, insanlığın "bilimsel düşünce" ile "akıl" ekseninde ortak bir paydada buluşabileceğinin altını çizdi. Felsefeye getirdiği farklı ve yenilikçi bakış açısıyla, modern felsefenin temellerini attı. Bu alandaki ilk çalışması, geometri, meteorlar, optik ve metot şeklinde dört bölümden oluşan "Denemeler" adlı eseridir.

    Matematiksel çözüm yöntemlerini felsefeye uyarlamaya çalışan Descartes, temeli Yunanlı filozof Socrates tarafından atılan ve özellikle matematikle diğer pozitif bilim dallarında uygulama sahası bulan "tümevarım" metodunu, kendi düşünsel felsefesine adapte etmiştir. Mutlak bilgiye ulaşmakta, Antik Çağ Yunan düşünürlerinden kalan "şüpheci" (septisizm) bakış açısını yöntem edinerek, başta matematik ve analitik geometri olmak üzere, birçok alanda çeşitli buluşlar ortaya koymuştur. Tüm dışsal faktörleri bir kenara ayırarak, süpheci analizlerle, mutlak ve kesin doğru bilgilerin varlığını savunmuştur; ki ona göre, bu özelliği taşıyan tek şey "düşünce"dir. Doğruluğu tartışılamaz tek bilginin düşünce olduğunu; dolayısıyla diğer mutlak bilgilerin de bu düşüncelerden türediğini ortaya atmıştır. "Kuşku etmek düşünmektir" şeklinde bir çıkarımda bulunan Descartes, varlığı kesin olan tek şey düşünmek ise, düşünebilen bir yaratık olarak şüphe götürmez tek gerçeğin "varlığımız" olduğunu belirtmiş ve tümevarımsal bu bilgi kanunu, "Düşünüyorum, o halde varım" (Cogito, ergo sum; je pense, donj je suis) şeklindeki ünlü tümcesiyle ifade etmiştir. Elindeki bu ilk bilgiyi, sağlam bilgi olarak görmüş; artık yapması gereken tek şeyin, diğer bilgileri bu ham bilgiden türetmek olduğu sonucuna ulaşmıştır. Bu sonucun çıkış noktası ise, bireyin öznelliğidir. Çünkü, varlığı ifade eden düşünce, zaten bireyin kendisinde mevcuttur. Bu ham bilgiyle yola çıkan birey, diğer mutlak bilgileri bundan türetebilir. Düşüncenin zıddı ise, bedendir. Bu nedenle, dönemin hakim kıyafet şekli olan yeşil ipek giysileri bir kenara atarak, bedenini arka plana atmak istemiş ve düşüncenin baskınlığını simgesel olarak ifade etmek maksadıyla da, siyah giysileri tercih etmiştir.

    Geliş açısı ile gidiş açısının birbirine eşit olduğunu keşfederek, optiksel yansımanın temel kanunlarını geliştirmiştir. Cebiri, geometri çözümlemelerinde kullanmış; "Kartezyen" teoremini ortaya atarak, analitik geometrinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. "Eğri"lerin sınıflandırılmasında, onları ortaya çıkaran denklemleri baz almıştır. Matematiksel ve geometrik problemlerin çözümü için kurulan denklemlerde, "x, y, z" gibi alfabenin çok kullanılmayan son harflerini bilinmeyen çoklukları, "a, b, c" gibi çok kullanılan ilk harfleri de bilinen çoklukları ifade etmesi için kullanmıştır.

    Descartes, tüm çalışmalarında ve araştırmalarında, doğru bilgiye ulaşmak amacıyla, karmaşıklıktan uzak durmaya ve herşeyi basite indirgemeye çalışmıştır. Bulduğu her bilgiye kuşkucu bir tavırla yaklaşmıştır. Bu konudaki düşüncelerinden, 1637 yılında kaleme aldığı, "Metot Üzerine Konuşma"da bahsetmiştir. Bilim dallarının pratik hayattaki işlevlerinin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan düşünür, sadece bazı ortak yöntemlerin farklı amaçlar için uygulanabileceğini öngörmüş, dolayısıyla bilimlerin birlikteliğini savunmuştur.

    "Hiçbirşey keşfedilemeyecek kadar uzak olamaz" diyen Descartes, evrenle ilgili düşüncelerini de bu görüşü çerçevesinde şekillendirmiştir. Ona göre, evren bir bilmecedir ve çözümü olmayan bir bilmece yoktur. Bu doğrultuda ihtiyaç duyulan tek şey, doğru bilgilere sahip olabilmektir ki, tüm pozitif bilimler de zaten bu ihtiyaca hizmet etmek için varolmuştur. Döneminin alışkanlıklarının tam tersine, bütün bilimsel değeri olan kitapların Latince yazıldığı bir yüzyılda, eserlerini Fransızca olarak kaleme almıştır ve "sağduyu"su olan her insanın rahatça anlayabileceği kadar basite indirgenmiş bir dil kulanmıştır.

    Descartes'a göre gerçeklik, özü düşünme olan bir "zihin" (soyut) ile özü evrende bir yer kaplayan ve göreceli büyüklüğü olan "madde" (somut) şeklinde ikiye ayrılabilir. Bu anlamda düşünür, her zaman için zihni maddenin önüne koymuştur. Onun düşünce sisteminde, birtakım kavramların, bilgilerin kaynağı, yaratılıştır. Yani bunlar, doğuştan gelen ve doğruluğu, varlığı tartışılmaz gerçek bilgilerdir. Ona göre, Tanrı, zihin ve madde kavramlarının varlığı kesindir ve doğruluğu su götürmez bu kavramlar doğuştan gelir; sonraki deneyimlerden kaynaklanmaz. Felsefede mutlak bilgiye ulaşmanın tek yolu, kuşku edilmeyecek, açık ve net bir önermeye ya da kavrama varıncaya dek, herşeyden kuşku duymaktır.

    Fizik ve doğa kanunları ile ilgili çalışmalar da yapmış olan Descartes, 1644 yılında Latince olarak kaleme aldığı "Principia Philosophia" (Felsefenin İlkeleri) adlı eserinde, "Çevrimler Kuramı" adını verdiği teorisiyle, evrenin yapısı ve doğa kanunlarının işleyişi ilgili çarpıcı bilgiler öne sürmüştür. Ondan sonra gelen ünlü fizikçi Isaac Newton için bu teori, temel bilgi kaynağı olmuştur.

    ESERLERİ:

    Compendium Musicae (1618 / Isaac Beeckman'a ithaf ettiği, müzik teorisinin kuralları ve müzik estetiğiyle ilgili çalışması)

    Rules for the Direction of the Mind (Aklın İdaresi İçin Kurallar / 1626-1628: İlk olarak 1684'de yayımlanmıştır)

    Le Monde (The World / 1633: Descartes'ın doğa felsefesiyle ilgili ilk sistematik çalışmasıdır)

    Discours de la méthode (Metod Üzerine Konuşma / 1637: Optik, meteor ve geometriyle ilgili ilk çalışmasıdır)

    La Géométrie (Geometri / 1637: Descartes'ın matematiksel çözümlemeler üzerine kaleme aldığı başlıca yapıtıdır)

    Meditationes de prima philosophia (Meditasyonlar ya da Metafizik Düşünceler / 1641)

    Principia philosophiae (Felsefenin İlkeleri / 1644: Aristotales'in eserlerinin yerini alması isteğiyle, Latince olarak yazdığı eseridir; sonraları üniversitelerde okutulmaya başlanmıştır)

    The Description of the Human Body (1647 / Ölümünden sonra yayımlanmıştır)

    Les passions de l'âme (Ruhun Tutkuları / 1649: Bohemya Prensesi Elizabeth'e ithaf etmiştir)

    Correspondence (Yazışmalar / 1657: Ölümünden sonra, Descartes'ın yayımcısı Claude Clerselier tarafından yayımlanmıştır)

+ Konu Cevapla

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-02-2008, 11:32
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-02-2008, 20:01
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-22-2007, 18:11
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04-19-2007, 18:12
  5. John Wayne- hayati, kimdir, biyografisi
    By YaGa in forum Yabancı Sanatçılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-13-2007, 20:12

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375