Sevgili dostum
Mektubuma başlarken, evvela ’ın selamını eder.peygamberimize salat getiririm.
Sevgili dostum, candan öte can...
Seni ne kadar özledim bir bilsen.bir anlayabilsen,
Aslında biliyorum sende beni özledin
.Her ne kadar az görüşmüşlüğümüz olsa da,her ne kadar olmasa da bir bardak çay içmişliğimiz,bir lokma yemişliğimiz olmasa da…
Ben anladım ki insanların birbirini sevmesi,
kaynaşması için yıllar gerekmiyormuş.Küllenmiş közlere ihtiyaç yokmuş.
Çok sevmek çok bağlanmak için temiz birer yürek yetiyormuş.
Bir mahzun bakış,bir tatlı kelam dostluk bağının kopmaz halkası oluyormuş
.Dostum…
ben senle anladım ki,sevmek manasını candan bir dostta buluyormuş.
sevmek sadece Aşık olmak değilmiş.
sevmek için sadece aynı mahalle aynı cadde aynı sokak gerekmiyormuş.
Gönüller de tahta kuran sevgi için zamanın yaşın ve mesafenin bir anlamı yokmuş.
Sevmek bir gönül işiymiş her vakit .
Dostum, diye bilmek,
Seni özledim diyebilmek,
belki bir gün yine oturabiliriz diyebilmek,umutları yeşertmek,
filizlenmesini sağlamak,hep bu sevginin eseri değil mi?
Hayat için sadece bulunduğu anın olduğu bir dünyada seven bir yürekle gitmek,
sevdiğini bilmek gerçekten çok güzel bir duygu.
Candan bir dostun olması, sen ne kadar seviyorsan,
onun da seni en az senin kadar sevdiğini bilmek insana yaşama sevinci veriyor.
Biliyorsun ki seni sevenlerin arasında samimi biri var.
Hakikaten seven,seni anlayan,seni özleyen.Ne zaman yüreğin burkulsa,hüzünlensen,
kederlensen hatta gözlerin yaşarsa,umutların ve heveslerin kırılsa,…sesini duyduğun da başka dünyalara gidebiliyorsun.
O candan ses,seni çekip alıyor düşünce izdihamından.Birden rotan değişebiliyor…
Ve diyorsun ki “işte sevgi bu”
budur bana yardım eden,budur beni düşünce deryalarından kurtaran.
CAN DOSTUM…! Güzel insan
Her şeyin yalan olduğu, insanlığın, onurun,anlayışın yani kısacası insana ait tüm erdemlerin dumura uğradığı şu sahte insanlık aleminde,
gerçek dostluklar da olabiliyormuş.
için sevmek ve için nefret etmek
bunun temel tasını oluşturuyor. Geçen zamanı donduran,sabitleyen,zamana hakim olan işte bu sevgilermiş.
Bizim sevgimiz ebedi aleme taşınacak biliyorum.
Ve ben seni seviyorum. Tarifi imkansız duygularla.Bunun manasını ben için sevmek diye adlandırıyorum.
Yani ebedi ve ezeli olana ait bir sevgi.işte bu sevgiler sonsuz ve sorunsuz olanlardır.
Bütün insanların aynı hissiyatı ve sevgiyi yaşamalarını temenni ederim.
Çünkü bu hislerin dünyaya ait bir bedeli yok.
Çünkü bu his ve duyguları dünyanın hiçbir ölçüsü tartıp bedelini tespit edemez.
İlahi olan sevgilerin bedeli de ilahidir.
Can DOSTUM…!
Ne yazsam ne anlatsam kaç sayfa bitirsem kaç kalem tüketsem de,kelimeler
kifayetsiz kalır,anlatımlar düşük…
Dedim ya,bir bahar gibidir sevgi,gönülleri yeşerten can veren
“işte aradığım buydu,buldum”
dedirten bir değerdir.Yapmacıktan uzak,samimi duyguları kuşanmaktır.
Ne varsa paylaşmaktır, ne söylenecekse söylemektir.Hiç çekinmeden istemek,var olanı verebilmektir.
Uzaktan da olsa,görüşemesen de,duygularını aktarabilmektir.
Mesafelerin araya giremediği duygular,her zaman yürekten yüreğe akar.
Hissedersin,”bak bencileyin oda beni seviyor” dersin.
Sevgi işte böyle sınır tanımaz. Dünyaya ait her sözün her kelamın bir sonu vardır,bir gün biter.
Aman sevgiye ait sözleri bitiremezsin. Ne kadar seviyorsan o kadar çoğalır kelimeler.
Çünkü sevgi samimiyettir,katlanmaktır,kol kanat germektir.
Yeri geldiğinde kanatlarının altında gölgelenmek,fırtınalardan korunmaktır.
Can DOSTUM…!
İnsan oğlunun ne kazanırsa kazansın yemediği bir dünyada,
sevgiden ve dostluktan uzak bir hayat yaşadığını görebiliyoruz.
Bu yaşam tarzı ve samimiyetsizlik, fani olan değerlere gönül vermek ,
kendine ait erdemleri yok saymak,çiğnemek sadece maddeyle yetinmek ruhları daraltmış bunaltmış darbe vurmuştur.
Oysaki insan yüreği bunun için yaratılmamıştır.
İnsan sadece dünyaya ait değerler için yaratılmamıştır.
Dünya,sadece bir süreliğine bir geçimliktir.Yolda yürürken bir ağcın altında gölgelenip yoluna devam etmektir.
Gölgelenmek kadar bir zamandır dünya.
Buna rağmen bu hırs,bu gayret bu sevgisizlik ve samimiyetsizlik neden…? Neden insanlar bir birini bu kadar üzüyor bu kadar çok kırıyor..?
Neden gönüllerimiz yeryüzü kadar geniş değil…
Neden kendimizi hapsetmişiz küçücük dünyamıza…
Oysaki biz insan oğlunu kalbi,bir evreni içine alacak kadar geniştir.Bırak evreni bir insan sevgisini bile kaldıramaz olduk artık.
Kucaklayamıyoruz biri birimizi,sevemiyoruz,sevdiğimizi söyleyemiyoruz.
Enaniyetimiz ve egolarımız o kadar fazla ki,hep ilk adımı karşıdan bekliyoruz.
Biz sevmesek de sevilmek istiyoruz.Kimseye değer vermediğimiz halde,
en değerli olmak,
en önemli olmak,
ilk sırada olmak düşüncesindeyiz
.Oysa insan için böyle bir tavsiye yoktur.İnsan için olan,ilkini ilk olarak yapmasıdır.
Önce el uzatanın,önce selam verenin,ilk konuşanın,karşısındakinden önce gülümseyenin,
karşısındakini,kendine tercih edenin olması insan için önerilendir.
Bunlar kavuşmalar da,ayrılışlarda elini bırakanın en son sen olmasıdır tavsiye edilen.
Samimi bir sarılış,kucaklaşma kalpten kalbe sevgilerin akmasıdır insana önerilen…
Ahhhhh….Can DOSTUM…
Dedim ya, daha neler yazabilirim,neler anlatabilirim,
söylenecek öyle sözler bulabilirim ki,insanlığa ait bu derdi anlatmaya kelimeler kifayet etmez.
Dostum,
mektubumu bitirirken,seni Allaha emanet eder,basit bir kağıda yazdığım için beni mazur görmeni temenni ederim.
Bu duygularım,yazdığım an da gelen duygulardı.
Elime geçen bir kağıda karaladım.
Allaha emanet ol,sevgi insanı.Ben seni hiç unutmadım,unutmayacağımda.Sende unutma.
Selam ve dua ile kal….


YAKUP DÖĞER