+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 9 Sayfa bulundu

TeMeL TaSaRıM...(Resmin Öğeleri, Leke, Doku, Çizgi, Renk Ve Örnekler)

 Resim Bölümü Katagorisinde ve  Güzel-Sanatlar Forumunda Bulunan  TeMeL TaSaRıM...(Resmin Öğeleri, Leke, Doku, Çizgi, Renk Ve Örnekler) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>RESMİN ÖĞELERİ Resmin biçimsel tasarımı çizgilerin, biçimlerin, renklerin, tonların, doku özelliklerinin anlatımcı bir düzen içinde bir araya getirilmesiyle oluşur. Renklerin ...

  1. #1
    Onursal Üye ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını
    Üyelik Tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu Yer
    KEŞKELERLE Dolu Sonbaharın Demindeyim...BiLinmez Yolların ÖZLEMİNDE, Tam Önündeyim...
    Mesajlar
    6.141
    Tecrübe Puanı
    760325

    yeahh TeMeL TaSaRıM...(Resmin Öğeleri, Leke, Doku, Çizgi, Renk Ve Örnekler)





    RESMİN ÖĞELERİ

    Resmin biçimsel tasarımı çizgilerin, biçimlerin, renklerin, tonların, doku özelliklerinin anlatımcı bir düzen içinde bir araya getirilmesiyle oluşur. Renklerin ve imgelerin bir araya getirilmesi içerik açısından betimsel ya da simgesel anlamlar taşıyabilir. Ama bir duyguyu, uyumu, gerilimi ya da mekân, hacim, hareket, ışık gibi görsel kavramlan yansıtmada, içerikten çok renk ve biçimin ilişkisi önem kazanır.

    Çizgi, içerdiği anlatım gücüyle resmin önemli öğelerinden biridir, ince, kalın, düz, ke**** doğru, eğri, dalgalı, kırık çizgiler yineleme ya da karşıtlık duygusu uyandırmak amacıyla kullanılır. Çizgilerin arasındaki alanların değişik renk ve tonlarla boyanması ise hacim, ağırlık, mekân içindeki konum, doku gibi nitelikleri belirler.

    Biçim ve kütle de kompozisyonun oluşmasında önemli bir öğedir. Çocukların, içgüdüsel olarak gördüklerini geometrik biçimlerle ifade etme yöntemini Paul Klee ya da Jean Dubuffet gibi bazı çağdaş sanatçılar da benimsemiştir. Bir kare ya da daire, bakışı kendi merkezine doğru çeker. Bir ikizkenar üçgen sağlamlık duygusu uyandırır, buna karşılık tepesi üstünde duran bir üçgen dengesiz bir durumu belirtir. Elipsler, paralelkenarlar, dikdörtgenler süreklilik, durağanlık duyguları verir. Biçim ve kütleler arasında kalan boşluklar da kompozisyona katkıda bulunacak biçimde değerlendirilir.

    Bir başka resim öğesi olan renk bir çok üslupta bezeme ve betimleme amacıyla kullanılmıştır. Üç temel renk kırmızı, mavi ve sarıdır; bütün öteki renkler bunların karışımlarından türer. İkincil renkler mor, turuncu ve yeşildir; bunların temel renklerle ve birbirleriyle karıştırılması çeşitli ara renklerin ortaya çıkmasına yol açar. Ton bir rengin görece koyuluk ya da açıklık derecesi ya da değeridir. Örneğin Rembrandt koyu, Claude Monet ise açık tonlar kullanmışlardır.
    Her rengin bir de karşıtı vardır.
    Temel renklerin karşıtı, öbür. iki temel rengin karışımından elde edilen ikincil renktir. Buna göre kırmızının karşıtı yeşildir. Renkler tek başlarına ya da ikili üçlü kümeler halinde kullanıldığı zaman farklı etkiler yapar, olduklarından daha açık ya da daha koyu, daha sıcak ya da daha soğuk görünürler. Rengin karmaşık dinsel ya da simgesel anlamları herkesçe kolayca anlaşılmazsa da, bazı renklerin bileşimlerinin yarattığı uyum ve uyumsuzluklar herkes tarafından, farklı derecelerde de olsa algılanır. Ressamlar rengin bu ve benzeri özelliklerini bilinçli ya da içlerinden geldiğince kullanarak farklı görsel algılamalar, hatta yanılsamalar yaratır ve bunları bir anlatım aracı s olarak kullanırlar.

    Nesnelerin yüzleri pütürlü ya da parlak, girintili çıkıntılı ya da düz olabilir. Bu özellik resmin dokusal niteliklerini belirler. Hint ya da İslam sanatı gibi bazı bezemeci sanat türlerinde doku, geometrik örgelerin yinelenmesiyle elde edilir. Batı sanatında ise, özellikle ortaçağda doku, dökülmüş yapraklar, yağan kar ve kuşların uçuşu; gibi doğadan alınan örgelerin yinelenmesiyle verilir. Noktacılık tekniğinde kullanılan küçük fırça vuruşlarıyla elde edilen yüzeylerde de ışıltılı bir doku görülür.

    İki boyutlu bir yüzey üstünde hacim ve mekân duygusu uyandırabilmek için perspektif kurallarını uygulamak gerekir. İnsanlar nesnelerin kendilerinden uzaklaştıkça küçüldüğünü, paralel çizgilerin bir noktada kesişir gibi göründüğünü, düzlemlerin birbirine yaklaşır gibi olduğunu gözlemişler, bunu da kâğıt ya da tuvale aktarmaya çalışmışlardır. Buna karşılık çocuklar ve "ilkel" insanların mekân algılayışı bütünüyle farklıdır (bak. ilkel sanat). Onların resimlerinde nesneler birbirinden bağımsız birimler olarak ele alınır; her biri, onu en iyi anlatacak bakış açısıyla verilir; hatta görece önem taşıyan nesne ya da figürler ötekilerden daha büyük gösterilir. Aynı uygulama Rönesans öncesi Batı sanatında da bazı dinsel konulu resimlerde görülür.

    Çok bakış açılı mekân anlayışı birçok resim üslubunda kullanılmıştır. Örrneğin Eski Mısırlılar figürün baş ve ayaklarını yandan, gözlerini ve gövdesini ise önden göründüğü gibi çizmişlerdir. Rönesans öncesi Avrupa resmi ile İslam minyatürlerinde de benzer bir derinlik uygulaması kullanılmıştır. Minyatürlerde dikey yüzeyler karşıdan göründüğü gibi, yatay yüzeyler ise plan biçiminde, sanki tepeden görünüyormuş gibi çizilir. Bu da minyatüre alışılmadık bir üst üste binmişlik duygusu verir.

    19. yüzyılın sonlarına doğru Cezanne, Rönesans'tan beri kullanılan resim mekânını değiştirmiş, yatay düzlemleri eğik bir eksende vererek, dikey yüzeylerin resim yüzeyinde öne doğru çıkmasını sağlamış ve derinlik etkisini yüzeyler aracılığıyla yaratmıştır. Cezanne'ın bu uygulaması daha sonra kübist ressamlarca daha da ileriye götürülmüş, nesnelerin bütün yüzeylerinin görüntüleri birbirini izler biçimde verilmiştir. Günümüzde mekân yaratmada kullanılan bu algısal ve kavramsal yaklaşımlar bazen aynı kompozisyonda birlikte de yer alır.

    Ressamlar çok eski zamanlardan beri iki boyutlu bir düzlem üstünde zaman ve hareket duygusu uyandırmaya çalışmışlardır. Bunların en bilinen örneklerinden biri dizi resimler, bir başkası ise, bir defterin yapraklarının çevrilmesinde olduğu gibi, birbirini izleyen görüntülerdir. Hem Doğu' da, hem de Batı'da sanatçıların bir öykünün çeşitli aşamalarını aynı resmin içine yerleştirdikleri görülür. Kübist ressamlar zaman duygusunu, ele aldıkları nesnenin içinde bulunduğu mekânla ilişkili olarak işlemişler, gelecekçiler de bu noktadan yola çıkarak ağır çekim filmlere ya da hareket halindeki bir nesnenin arkasında bıraktığı izleri de gösteren fotoğraflara benzer resimler üretmişlerdir.

    Bir resmin tasarlanmasında çeşitli ilkeler uygulanabilir. Anlatılmak istenene göre simetrik olan ya da olmayan, derinlik duygusu güçlü ya da güçsüz olan, geometrik ya da doğal biçimlere ağırlık veren, ele aldığı nesneler arasında altın oran gibi ilişkiler kuran ya da kurmayan, gerilim yaratan ya da yaratmayan düzenlemeler yapılabilir.
    Konu ..::TUĞBA::.. tarafından (08-31-2007 Saat 18:37 ) de değistirilmistir.

  2. #2
    Onursal Üye ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını
    Üyelik Tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu Yer
    KEŞKELERLE Dolu Sonbaharın Demindeyim...BiLinmez Yolların ÖZLEMİNDE, Tam Önündeyim...
    Mesajlar
    6.141
    Tecrübe Puanı
    760325

    new

    LEKE

    Leke Açık-koyu Artı-eksi alanlar.
    Işık Dolu-boş alanlar Pozitif-negatif alanlar.

    LEKE : Resim yüzeyi üzerinde boya ile yapılmış iz. Leke izlenime dayanan bir fırça tuşu halinde resimde yer alır.
    LEKE : Resim sanatında yüzeyin homojen biçimde tek renk kullanılarak örtülmüş parçası.
    LEKE : Bir sıvının bulaşmasından dolayı bir yüzey üzerinde oluşan renk değişikliği, çay lekesi, boya lekesi, vücudun herhangi bir yerinde görülen renk değişikliği yada benek.
    LEKE : Bir sıvının damlamasından yada dökülmesinden yüzey üzerinde kalan, sınırları belli renk değişikliği. Belli renkteki bir yüzey üzerinde başka renkteki kısım.

    Lekesel çalışmalardan örnekler; W. Baumeister, K.Malevich, L.Popoua, V.Doesburg, R. Motherwell, Sema Dilmen ( Fotoğraf )

    LEKECİLİK= TAŞİZM- TACHİSME (Fr.) Fransızca “Tache” sözcüğünden alınmış bir sözcük, sanatçının düşünmeden ve rahat bir şekilde attığı boyaların tuval yüzünde meydana getirdiği lekelerin etkisine dayanan anlayıştır.

    Taşizm: Lekecilik. Leke sözcüğü ilk kez 1950’de Fr. Sanat yazarı Michel Seughor tarafından kullanılmıştır. Seughor leke olarak sürrealist otamotizmden doğan ve expresyonizmin soyuta yönelmiş olan anlayışına demektedir.

    Esas temsilcileri Wals, Jackson, Pollock, Mathiev ve Tobey’dir. Leke bugün tekstil endüstrisini ve mobilya dekorasyonunu etkilemiştir.
    Tülay ÇELLEK

    Konu ..::TUĞBA::.. tarafından (08-31-2007 Saat 18:36 ) de değistirilmistir.

  3. #3
    Onursal Üye ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını
    Üyelik Tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu Yer
    KEŞKELERLE Dolu Sonbaharın Demindeyim...BiLinmez Yolların ÖZLEMİNDE, Tam Önündeyim...
    Mesajlar
    6.141
    Tecrübe Puanı
    760325

    new

    DOKU


    TEKSTÜR ( DIŞ YAPI ) ;
    yüzeyde objelerin iç yapıları ( strüktür ) da bir dereceye kadar kendini belli eder, böyle bir yüz plastik bakımından daha ilginç bir görünüme sahiptir.

    STRÜKTÜR ( İÇ YAPI ) ; eş ya da birbirleriyle sık bağlantılı, benzer formların iki ya da üç boyut üzerinde yinelenmesinden strüktür doğar. Bir strüktürün başlıca karakteristiği bir mekan yaratmasıdır. Bu mekana form yönünden birlik vermesidir.

    DOKU

    Tüm görsel nesnelerin karakteristik birer dış yapıları vardır. Nesne ve varlıkların dış yapı özellikleri ve bunların objektif etkileri dokuyu ( tekstür ) oluşturur. Diğer bir değişle, doğadaki tüm nesnelerin iç yapılarının işlevsel özelliklerini dışa vuran yüzeysel etkilere “DOKU” denir. Bu, doğanın yapısal bir özelliğidir. Objelerin dış görünüşlerindeki ayrıcalıkları sağlayan üzerlerindeki dokusal yapı farklılıklarıdır. Yani doku, yüzeyleri oluşturur. Bir yüzey değerlendirmesidir . Gözün gördüğü her şey özel bir dış yüzey yapısına sahiptir. Tasarımcı, yaşayan doğadaki dokusal oluşumlardan yararlanarak yeni yaratım olanakları elde edebilir.

    Yüzey ne tipten olursa olsun parça ile bütün arasında bir takım temel bağlantılar bulunabilir.

    Doku, birbirine eş yada birbirini tamamlayan birim biçimlerin belli sistemlerle yanyana gelmesinden oluşur
    Doğal dokularda dokuyu oluşturan birim biçimleri matematik bir eşlik göstermemesine karşın bütün içinde birbirlerini tamamlayarak yapısal sistemi oluştururlar.
    Dokusal yapılar daima yüzeyseldir.
    Dokulardaki yapısal karakterler, işlevleriyle ilişkilidir. Dokusal yüzeylerin oluşumunu sağlayan birim biçimleri ve bunların yan yana geliş sistemleri daima farklılıklar gösterirler. Bazen değişik objelerde birim biçimleri benzer olsalar da işlevselleri ayrı ayrı olduğundan yan yana geliş sistemleri farklı olabilir. Yine birim biçimleri farklı olan objelerde birimlerin yan yana geliş sistemleri benzer olabilirler.
    Biteviye yineleme yolu ile ölçü, hep ayrı yönde, hiçbir değişikliğe uğramadan artar
    Yönü değişmeyen bir açık-koyu değişkenliği ile doku oluşur
    Ritm artarak gelişir
    Ritm, ileri geri yer değiştirme ile, zıt yönlerde ve aynı ölçü içersinde ya da değişik ölçüde gelişir.
    Belirli bir merkezden çıkarak dışardan içeriye ve içerden dışarıya hareket eder.
    Bir dokunun oluşması için pürüzlü bir yüzey ve uygun ışık gereklidir. Uygun bir ışık girinti ve çıkıntıları yani, dokunun derinliğini verir. Renk değişimi ise dokuya görsel karakter kazandırır.

    Bir cismin yüzeyi dokunulduğunda sert ya da yumuşak pürüzler içerir. Bu pürüzler, o cismin dokusudur.







    Gözle görülen doku ------- Görsel doku ; yüzeylere dokunmakla elde edilmeyip, görme yoluyla elde edilen doku etkilerine denir. Düz yüzey üzerinde görüntü olarak doku etkisi verir. Örn. Herhangi bir cismin (üç boyutlu) iki boyutta görüntüsünü kağıt üzerinde yaparken onun yüzeylerinin pürüzlülük derecesi bir takım taramalar ve noktalar yardımıyla belirtilir ki, kağıt üzerine resmedilen bu doku sadece görsel olarak algılanan bir yapay dokudur. Çünkü resme el ile dokunulursa, elde hiçbir zaman o cismin yüzeyinde gerçekte hissedilen doku etkisi gelmez. Buna karşın gözle bu resme bakıldığında o cismin yüzeyindeki pürüzlülük derecesi oldukça iyi anlaşılabilir. )

    Dokunma ile hissedilen doku ------- Dokunsal doku ; yüzeylere dokunularak elde edilen doku etkilerine denir. Sert ve yumuşak doku diye ayrılır.

    Ayrıca dokular yapılarına göre ayrılırlar.

    Doğal doku, işlevsellikle ilgilidir ve dış yapıyla iç yapı arasında uyum vardır. Doğadan kaya, ağaç kabuğu, yaprak, tahta, balık, portakal, kozalak,deri gibi örnekler verebiliriz.

    Yapay Doku oluşturmada birim eleman sistemleri ile matematiksel düzenler oluşturma söz konusudur. Tuğla, beton, demir, kağıt, kumaş, cam gibi örnekleri çoğaltabiliriz.

    Derin doku
    Yüzeysel doku
    İnce doku
    Kaba doku
    Düzenli doku
    Düzensiz doku
    Sert doku ( yakın-İnsanda dinamik duygular uyandırır, heyecan verirler.)
    Yumuşak doku ( uzak-insanda sessizlik ve rahatlık duyguları oluşturur.)







    Doğadaki tüm dokular doğal dokulardır. Doğal dokularda kendi içlerinde yapısal
    ve görsel etkinlikler açısından büyük zıtlıklar taşırlar.

    A – Organik dokular ( hücreye dayalı dokular; kelebek kanadı ya da yaprak dokusu gibi doğa elemanının öz yapısını yansıtır. )
    B – Kimyasal dokular ( atoma dayalı dokular )
    C – Dinamik dokular ( enerjiye, harekete dayalı dokular ) nitelik ve etki olarak birbirlerine zıttırlar
    Geometrik yapılı doku; bir geometrik elemandan hareket edilerek değişik işlemler yolu ile yaratılır. ( doğada arı peteği, örümcek ağı gibi )
    Kristal yapılı dokular; doğadaki kristalize yapılı elemanlarda bulunur.( kar, tuz,buz vs. minarelleri )

    Ayrıca, zaman ve hareket etkisinin sonucunda oluşan optik ve güncel dokular
    vardır.

    Optik doku; göz aldanmasıyla oluşur. Temelinde hareket ve biçim değiştirme vardır. Dokusal yapıyı oluşturan birim biçimlerin matematik sistemlerle, büyümesi-küçülmesi, giderek değişime uğraması, belli merkezlerde toplanması, dağılması ve giderek döndürülmesi ile yüzeye optik hareket kazandırabilir.( Victor Vasarely )

    Güncel doku; bir anlık, değişken, rölyefik dokulardır.Zamanla, dış etkenlerle yüzeysel görünümünde değişiklikler olur.(deniz dalgası, suyun rüzgarla titreşimi, kumlar, orman dokusunun mevsime göre değişimi, bitkilerin yaşı ve doğa koşullarına göre değişimi vs.)

    Dokunun yapı etkisi; sert dokulu yüzeyler yakınlık etkisi, yumuşak dokulu yüzeyler uzaklık etkisi verir.

    Doku ve renk etkisi; sıcak renkli dokular yakınlık etkisi, mat yüzeyli dokular uzaklık etkisi verir.

    Dokunun ışıklılık etkisi; parlak yüzeyli dokular yakınlık etkisi, mat yüzeyli dokular uzaklık etkisi verir.

    Dokunun işleniş etkisi; ince ve ayrıntılı işleniş dokulu yüzeyler yakınlık ve keskinlik duygusu verir. Dağınık,ayrıntısız ve belirsiz işlenmiş dokulu yüzeyler uzaklık etkisi verir.

    Ayrıca doku, yumuşaklık-sertlik, ağırlık-hafiflik, sessizlik-gürültü, huzur-tedirginlik, durgunluk-hareketlilik, sakinlik-heyecanlılık, rehavet-kasvet gibi psikolojik etkiler de yaratır. Yumuşak dokulu yüzeyler; sükunet, rahatlık, monotonluk, soğuk,güçsüz ( hastane, lokanta vb. tercih edilir) Sert dokulu yüzeyler, dinamik, uyarıcı, ilgi çekici, güçlü ve daha sıcak, heyecan verici ( heykel vs. )

    DOKUSAL UYGULAMA ÇALIŞMALARI

    Doğal objeler bulunarak dokusal yapılarındaki özelliklerine uygun olarak resmedilir.
    Bu çalışmalarda esas olan, etüt edilen objenin doku yapısını oluşturan birim biçimlerinin yan yana geliş sistemleri ve sistem içinde birimlerin aldığı şekillerin algılanmasıdır.

    Sert, yumuşak, canlı, ölü, hafif, ağır, durgun, hareketli, batıcı, kör, parlak, mat, kristal vs. gibi kavramlar her ne kadar maddenin özü ile anlaşılabilirse de bu özellikleri içeren nesneler dış görünüşleriyle de anlaşılabilir. Bu anlaşırlığı sağlayan görsel değerleriyle o objenin karakteristik dokusal yapısıdır.

    Karakterlerine göre resmedilen objelerin dokusal yapılarındaki birim biçimleri ve bunların oluşturdukları sistemlerden kaynaklanan kişisel yorumlama çalışmaları yapılır.

    Amaç obje resmi yapmak değil objeye karakterini kazandıran biçimsel değerleri etüt ederek anlatım isteklerine yorumlamaktır.

    Yorum da, objelerin dokusal yapısını oluşturan birim biçimlerinden hareket edilir

    Değişik malzemelerle doku çalışmaları kağıt hamuru, çamur, kağıt vs

    Doku araştırmalarında agrandisör olanakları da kullanılır. Hazır objelerin konulduğu fotoğraf kağıdı çevrilerek dokusal çalışmalar oluşturulabilir.




  4. #4
    Onursal Üye ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını
    Üyelik Tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu Yer
    KEŞKELERLE Dolu Sonbaharın Demindeyim...BiLinmez Yolların ÖZLEMİNDE, Tam Önündeyim...
    Mesajlar
    6.141
    Tecrübe Puanı
    760325

    new

    ÇİZGİ


    Sanatın çizgi ile başladığı bir gerçektir. Bu nedenle sanat eğitiminde çizgi çok önemli ve temeldir. Göz nesneyi görürken el çizgiyi gerçekleştirir. Önceleri yani çocuklukta hayal dünyası, çizgi yoluyla dışarı vurulurken büyürken dış dünya gerçekliği de eğitim bağlamında, çizgi ile ortaya konur. Nesneyi görme biçimi, zaman içinde görme alışkanlığı geliştikçe temel elemanlara indirgenmeye başlar. Örneğin iki figürün gözleri arasındaki bakışın çizgi oluşturması gibi. Çünkü çizgi, gözü kalınlık üzerinde değil, izlemiş olduğu yol üzerinde gezdirir.



    İAGSL Öğrencileri



    Kandinsky


    Çizgiyi tanımlayacak olursak; bir noktanın verilen doğrultudaki uzantısı çizgidir. Genişlik ve uzunluğu ne olursa olsun, eğer biçimi bir çizgi etkisi yaratıyorsa, ona çizgi diyebiliriz. Çizgi, noktanın aralıksız hareketinden doğan kavramdır. Mesafenin derinlik ve genişliğine gitmeden, uzunluk yönünde giden noktalar bütünlüğüdür. Bir sınır belirleyici olarak ta değerlendirilir.



    Pollock



    Picasso 1931

    Doğaya bakıldığında çeşitli çizgisel yapıyla karşılaşırız. Ahşap dokuları, ağaç dalları, pırasa, zebralar vs. İnsan elinden çıkan malzemeler; demir çubuklar, kumaşlar, çuval vs. gibi...

    Temel sanat eğitiminde, çizginin farklı yapısı, birbirleriyle ilintisi, farklı gereçlerle farklı yorumları söz konusudur. Çizginin şekilleri ve birbiriyle olan ilintisinden doğan farklılık bizde farklı etkiler bırakır. Hareket, durgunluk, derinlik vs. gibi.

    Çizginin karakterini iki yönde inceleyebiliriz:

    * Çizginin biçimi yönünden,
    * Çizginin konumu yönünden.

    Çizginin biçimi yönünden karakteri; bir doğru, bir dalgalı eğri ve bir kırık çizgi ele alalım. Bunların bir an yazı gibi okunduğunu varsayıp okumaya çalışırsak, doğru sürekli ve kesintisiz okunur. Dalgalı eğride hareket olduğu halde tamamen birinciden farklıdır. Demek ki burada okuma kesintisizdir, fakat biteviye değildir. Kırık çizgi de okuma göz için daha yorucu ve uzundur.



    Roy Lichtenstein –“Arabada”

    Çizginin konumu yönünden karakteri; aynı çizgileri, izleyiciye yatay olarak değil de, eğik ya da düşey olarak sunarsak farklı etkiler elde ederiz. Yatay bir doğrunun karakteri hareketsizlik ve statikliktir. Düşey konumda doğru ise özellikle dinamiktir. Eğik doğru eğim derecesine göre hareketsizlik ve dinamizm arasında tam bir seri karakteri içerir. Doğrunun karakteri süreklilik ve düzgünlük ve buna ek olarak durumuna göre dinamizm ya da devingenliktir. Dalgalı eğriye gelince, düzgün ve yatay ise statik karakterlidir. Düzensiz ve yatay ise dinamiktir. Düzgün ve düzensiz, düşey olarak düzenlenmişse dinamiktir. Eğik olarak düzenlendiği zaman, daima dinamiktir. Fakat yatay duruma yaklaştıkça statikliğe de yaklaşır. Kırık çizginin dinamizm ve hareketsizlik karakteri dalgalı eğri ile benzerdir. Yön, doğrultuda tasarımda önemli ögedir. Kırık çizgi sertliği, dalgalı, eğri çizgiler yumuşaklığı çağrıştırır. Birbiriyle ilişkili, belli sistemlerle giderek kalınlaşan-incelen, sıklaşan-seyrekleşen, büyüyen-küçülen, çizgiler yüzeye optik bir hareket kazandırır.



    MÜ GSF öğrencileri




    MÜ GSF öğrencileri

    Çizgisel anlatımda çıkış getirebilecek bazı prensipler:

    1- Çizgi öncesi: Bir sis perdesi arkasındaki ışığın belirsiz görünümü,
    2- Çizgisel aralıktan sızan ışığın belirgin bir doğrular demeti halinde yayılması,
    3 - Işık demeti: Bir kaynaktan çıkan güneş ışınlarının belirsiz yayılışı,
    4- Başlama ve bitim noktaları belli doğrular, ( doğru parçaları )
    5- Çıkış noktasında kesinlik taşıyan ışınların karanlıkta uzaklaştıkça belirsizleşmesi ve yayılması,
    6- İki ya da daha çok bağımsız çizgilerin kesişmeleri,
    7- En az bir noktaya bağımlı çizgi,
    8- Bağımlı çizgiler ( formları kuşatan çizgiler ),
    9- Bağımlı çizgiler ( formların iç yapılarını belirleyen çizgiler ),
    10- Dolaylı çizgiler,
    11- Bir doğrunun taşıdığı sapmalarla sağlanan yön tesirleriyle kesişme, değme, kopma noktaları ile oluşan çizgisel yapı,
    12- Çizgisel uzunluk değerleri; eşit aralıklı farklı paralel çizgilerin oluşturduğu yapı,
    13- Çizgisel uzunluk çeşitlemeleri: Bir ana doğru üzerinde farklı boylu eşit aralıklı paralel çizgilerin oluşturduğu yapı,
    14- Eğri yönlü paralel doğrular üzerindeki serbest uzunluk çeşitlemeleri ( aralıklar farklı )
    15- Paralel çizgilerin büyüyen aralıklarla oluşturdukları düzen,
    16- Formun yapısını izleyen belirleyici kısa çizgi parçalarının oluşturduğu düzen
    17- Kısa, düz ve eş değerdeki çizgilerin serbest yönle oluşturdukları düzen,
    18- Bir objenin yüzeysel görünümünü ifadelendiren küçük çizgiler,
    19- Çizgisel kalınlık dizileri,
    20- Çeşitli uzunluk, kalınlık ve aralıklı çizgi çeşitlemeleri,
    21-Bir yönlü çizginin diğer yönlü çizgi ile kesilerek durdurulması,
    22- Çizgisel form: Eğriler, yaylar, kırılmalar ve bunların oluşturduğu gerilim,
    23- Dikey ve yatay çizgiler, spiral çizgiler vs.
    24- Serbest,
    25- Belli bir çizgiyle doldurma ve tarama,
    26- Çizgiyle boşluk ve derinlik,
    27- Çizgi - doku,
    28- Çizgiyle ton,
    29- Değişik nitelikteki çizgilerle aynı fon üzerinde serbest çalışma,
    30- Eş aralıklı, aynı kalınlıkta paralel çizgiler,
    31- Değişik aralıklı ve farklı kalınlıkta düz çizgiler,
    32- Yuvarlak çizgiler,
    33- Kesişen çizgiler, ( doğru, eğri )
    34- Kesişen dairesel çizgiler,
    35- Birbirini kesen kalın-ince, sık-seyrek çizgiler,
    36- Birbirini kesen kısa çizgi demetleri,
    37- Formları kuşatan çizgiler
    38- Formların iç yapılarını belirleyen çizgiler
    39- Farklı boy ve kalınlıktaki çizgilerin oluşturduğu düzen,
    40- Çeşitli uzunluk, kalınlık ve aralıkta çizgi çeşitlemeleri
    41- Çizgisel form; eğriler, yaylar, kırılmalar ve bunların oluşturduğu düzen,
    42- Devamlı bir çizgi üzerinde doğru, eğri zıtlıkları ile oluşan düzen,
    43- Paralel ve düz çizgilerin kırılarak yön değiştirmesi ile oluşan düzen,
    44- Merkezkaç ve merkezcil çizgiler,
    45- Bir ana çizgiyi destekleyen çizgiler,
    46- Spiral çizgiler.

    Bu sayılan sistemlere daha bir çok sistem eklenebilir.


    MÜ GSF öğrencileri



    MÜ GSF öğrencileri

    Malzemeler : Resim kağıdı, fon kağıdı, çeşitli uçlar, tarama ucu, çeşitli kalemler, ip, kumaş, kamış cetvel vs







    Tülay ÇELLEK


  5. #5
    Onursal Üye ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını ..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını
    Üyelik Tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu Yer
    KEŞKELERLE Dolu Sonbaharın Demindeyim...BiLinmez Yolların ÖZLEMİNDE, Tam Önündeyim...
    Mesajlar
    6.141
    Tecrübe Puanı
    760325

    new

    RENK


    Işığın kendi öz yapısına veya cisimler tarafından yayılma şekline bağlı olarak göz üzerinde yaptığı etkidir.

    Çeşitli cisimlerden yansıyarak gelen ışınların görsel algı sonucu kişide oluşturduğu duygudur. Diğer bir deyişle renk Işığın cisimlere çarptıktan sonra yansıyarak görme duyumuzda bıraktığı etkiye denir. Güneşli bir günde renklerin daha parlak ve canlı olmaları, kapalı havada ise parlaklığını ve canlılığını kaybetmeleri ve olduklarından koyu görünmeleri rengin ışığa bağlı olduğunu gösterir. Işık olmadığı zaman herşey, şekil ve renk olarak karanlıkta kaybolur. Fizikçi Isaak Newton 1676’da, prizma yardımı ile güneş ışığının kırılmasını sağlamış ve renklere ayrışan tayfını net bir şekilde göstermiştir. Güneş ışığı bir prizmadan geçirilince 7 renk grubu meydana gelir. Güneş ışığında depo olmuş bu renkler bir eşya üzerine geldiğinde o cisim renklerin bir kısmını yutar, bir kısmını da yansıtır. Bu olayın sonucunda cisimler bize yansıttığı renkte görünürler. Güneş ışığındaki renk grubunun uçları birleştirilirse de renk çemberi meydana gelir.

    Bir görme olayında :

    * Işınların göze gelmesi --- Fiziksel
    * Bu ışınların karşısında gözde ortaya çıkan işlemler --- Fizyolojik
    * Cismin beyinde algılanması --- Psikolojik bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır.

    Çeşitli renk duyguları oluşturan ışınların dalga boyları farklıdır. Kırılma açısı en küçük olan ışın kırmızı, en büyük olan ışın mordur.( güneş tayfında izlenen sıra ) Renkli boyaların aynı oranda karıştırılmasıyla siyahlığın olmasına karşın, renkli ışınların aynı oranda bir araya gelmesiyle beyazlığın oluşması ışık ve boyanın bünyelerinin farklı olmasından kaynaklanır. Renklerin tümünün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan beyazlık ve siyahlık aslında renksizliktir. Gerek siyah, gerekse beyaz renk olarak anılmazlar, nötr renklerdir.

    IŞIK - GÖLGE :
    Modelin hacim ve derinliğinin belirgin hale gelmesini sağlayan kavrama ışık-gölge denir. Işık kaynakları güneş, ay ve suni aydınlatma araçlarıdır. Işık kaynağı eşyanın her tarafını aynı derecede aydınlatmaz. Işığa yakın olan yerler aydınlık, ışığı görmeyen ve uzak yerler karanlık, ışık ve gölge arasında kalan yerler ise eşyanın esas rengini verir. Işığın aydınlatma derecesine ton denir. Bir kaynaktan aydınlatılan varlıkların ışık ve gölge durumunu incelersek başlıca 4 değer görürüz.

    1- Açık ton ( ışıklı kısım ): Işığın eşya üzerine doğrudan doğruya geldiği en aydınlık kısımdır. Bu kısım eşyanın öz rengini vermez.

    2- Öz ton :Işığın eğik olarak geldiği olarak geldiği, yansımaların ve parlamaların olmadığı kısımdır. Bu kısım eşyanın öz rengini verir. Yuvarlak cisimlerde bu bölge açık tonla koyu ton arsında bir geçiş yaptığı için bu kısma pasaj denir.

    3- Koyu ton ( öz gölge ): Eşyanın ışık almayan, en koyu olan kısımdır. Açık - koyu ton, bir rengin ışıktan gölgeye geçerken aldığı ton dereceleridir.

    4- Düşen gölge : Eşyanın fona ya da zemine düşen gölgesidir. O eşyanın biçimini yansıtır. Eşya üzerindeki ışığın yansıması ile fon üzerinde meydana gelen aydınlatmaya ise refle denir.

    Işık tüm cisimlerin rengini şu üç renk faktörünün belirlediğini akıldan çıkarmayalım

    a) Öz renk ( Lokal renk ) : Objenin - cismin kendi asıl rengi,
    b) Işığa göre değişen renk (tonal renk ): Işık ve gölgenin etkisinin sonucu olarak görülen değişmiş renk,
    c) Yansıma renk :Çevredeki diğer objelerden yansıyan renkler.

    Bu üç faktörü de şunlar etkiler ;
    d) Işığın rengi,
    e) Işığın yoğunluğu,
    f) Aradaki atmosfer.

    ANA RENKLER:
    Kırmızı
    Mavi
    Sarı

    ARA RENKLER:
    Yeşil
    Turuncu
    Mor

    TARAFSIZ ( NÖTR ) RENKLER:
    Beyaz
    Siyah
    Gri

    İki ana rengin karışımıyla ortaya çıkan ara renk, karışıma katılmayan ana rengin tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda birbirinin gerçek gücünü ortaya çıkartıp birbirlerini harekete geçirdiklerinden birbirlerine karşıt renklerdir.

    Kırmızı----------Tamamlayıcısı ------------- Yeşil
    Mavi ------------ Tamamlayıcısı -------------- Turuncu
    Sarı ------------- Tamamlayıcısı --------------- Mor

    RENKLERİN ÖZELLİKLERİ

    Hue - Renk: Bir rengi diğerinden ayıran niteliktir. Hue, renk tekerleğinde ya da spektrumunda rengin durumunu gösterir. Kırmızı, sarı diye adlandırdığımız kavramlar hue ( renk )' tir.

    RENKLERİN GENEL SINIFLANDIRILMASI

    KONTRAST / ZIT RENKLER

    Sarı ------------------ Mor
    Kırmızı --------------- Yeşil
    Mavi ------------------ Turuncu

    ARMONİ / BÜTÜNLEYİCİ RENKLER

    Mor ------------------ Mavi
    Kırmızı -------------- Orange
    Sarı ----------------- Yeşil

    RENKLERİN ETKİLERİ

    Mekan içindeki konumlarına göre değişiktir.

    TURUNCU

    Üstten Koruyucu, himaye edici
    Yandan Sıcak, cana yakın
    Alttan Yakıcı

    KAHVERENGİ

    Üstten Ağır,örtücü
    Yandan Toprak gibi kuşatıcı Yersel, toprağımsı,
    Alttan Emniyetli

    AÇIK MAVİ

    Üstten Hafif,göksel,uçma isteği
    Yandan Soğuk,uzaklaştırıcı
    Alttan Düz pürüzsüz harekete geçirici

    SARI

    Üstten Hafif, açık, neşeli
    Yandan Teşvik, tahrik edici, Ayaklandırıcı, Uyarıcı
    Alttan Zıplama hissi

    SICAK - AÇIK RENKLER


    Üst : Fikri çalışmayı hızlandırıcı
    Yan : Aktiflik verici, yakınlık hissetme
    Alt : Kolaylaştırıcı, Hafifletici

    SICAK - KOYU RENKLER

    Üst : Kavrayıcı, örtücü, ağır,
    Yan : Kavrayıcı, çevreleyici, enerji dolu, saran, kuşatan
    Alt : Yürüme ve basma, emniyetli, yersel, sağlam

    SOĞUK - AÇIK RENKLER

    Üst: Yükseklik,aydınlatıcı
    Yan : Soğuk, uzaklaştırıcı
    Alt : Koşmayı teşvik edici

    SOĞUK - KOYU RENKLER

    Üst : Tehdit edici, kaygı uyandırıcı
    Yan : Soğuk, hüzünlü
    Alt : Hareketleri ağırlaştırıcı, yere çekim.

    Sıcak ve koyu - sıcak: Renklere sahip elemanlar, ön plana çıkarlar.
    Soğuk ve Açık - soğuk: Renkler ise geri planda kalırlar.

    DEĞER ( VALUE ) : Bir rengin açıklık veya koyuluk derecesini gösterir. Açık mavi ile koyu mavi arasında ton farkı vardır. Siyahtan beyaza doğru gri tonlarını gösteren 10 kademeli bir ton çubuğunda en parlak, ışıklı rek beyaz en koyu ışıksız renk ise siyahtır. Renklerin değerini siyah ve beyaz ilavesiyle değiştirmek mümkündür.

    YOĞUNLUK ( DOYUM DERECESİ ) : Rengin doyum kalitesi ya da şiddetinin ölçüsüdür. Spektrumdaki renklerin doyum kalitesi en üst düzeydedir.



    SARI - YEŞİL SARI TURUNCU
    Tevazu Hafif Alçak
    YEŞİL KIRMIZI
    Pasif Aktif


    SICAK - SOĞUK RENKLER

    MAVİ MOR EFLATUN
    Soğuk Ağır Yücelik


    RENK SPEKTRUMU



    RENKLERİN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİ : Ateşin sarı - kırmızı rengi sıcak renk çağrışımını; buzun mavi - yeşil rengi soğuk renk çağrışımını oluşturması, rengin sıcak ve soğuk renkler olarak ikiye ayrılmasına neden olmaktadır.

    SICAK RENKLER :
    Kırmızı, sarı, turuncu
    SOĞUK RENKLER : Yeşil, mor, mavi

    Ara renklerden mor ve yeşil kendilerini oluşturan sıcak ve soğuk renklerin miktarına bağlı olarak değişir. Kesin bir sınır koymak mümkün değildir. Renk, görsel olarak algılanan, bir çok duygusal etkinliğe sahip olan ve estetik amaçlara hizmet veren bir elemandır.

    Rengin yapısal niteliklerine bağlı olarak duygusal etkinlikleri aşağıda özetlenmektedir.

    1- Renk kullanıldığı mekanı etkilemektedir. Örneğin bir mekanda parlak renklerin yoğun olarak kullanılması heyecan ve neşeli bir etki yaratırken; sakin ve pastel tondaki renkler dinlendirici bir etki yaratmaktır.
    2- Mekana birlik ya da çeşitlilik kazandırır. Sıcak veya soğuk grup içindeki benzer renk düzeni veya tek renkten oluşan bir düzen birlik duygusuna katkıda bulunurken; farklı renklerden oluşan bir düzen çeşitlilik duygusu vermektedir.
    3- Malzemenin öz - niteliğini ifade eder
    4- Renk formu belirler. Bir çizgi, iki boyutlu bir yüzey ya da üç boyutlu bir hacim, çevresiyle, geri planıyla karşıt renklerin kullanımıyla belirlenmektedir.
    5- Oranları etkiler, yatay çizgilerde zıt renklerin kullanımı genişlik duygusunu, düşey doğrultularda kullanımı ise yükseklik duygusunu uyandırmaktadır.
    6- Ölçeği ortaya çıkartır, belli eder. Tek renkli elemanlardan oluşan bir yapının ölçeğini uzaktan belirlemek güçtür, ancak yapı elemanları zıt renklere sahip ise ölçeği uzaktan daha kolay anlaşılmaktadır.
    7- Ağırlık duygusu oluşturur. Koyu renkli elemanlar ağır, açık renkli elmanlar ise daha hafif görünmektedir.

    RENKLERİN ALGILANAN ETKİLERİ / ANLAMI

    MAVİ : Koyu tonlarda ya da yoğun olarak kullanıldığında moral bozan, kasvet veren bir etki, açık tonlarda kullanıldığında veya beyazla karıştırıldığında yatıştırıcı ve güven veren bir etki yaratmaktadır.
    Mavi sindirmeyi ve korumayı sembolize eder.

    YEŞİL : Kullanıldığı mekanda sakin, barışçıl, hassas, yumuşak bir etki yaratmaktadır. Neşe ve sükuneti ifade etmektedir.

    SARI : Kullanıldığı mekanda uyaran, neşelendiren, dikkat çeken bir etki yaratmaktadır. genişlemeyi, iletişimi ifade etmektedir.

    KIRMIZI : Kullanıldığı mekanda heyecanlandırıcı, uyarıcı bir etki yaratır. Beyazla karıştırıldığında cana yakın bir etki uyandırmaktadır. Kırmızı enerji ve gücü ifade eder.

    PEMBE :
    Küçük alanlarda kullanıldığında zenginliği ve önemi vurgular, geniş alanlarda ise rahatsız edici bir etki yaratmaktadır.

    KAHVERENGİ : Kullanıldığı mekanda mutsuz, kederli ve melankolik bir etki yaratmaktadır. Ancak sarı veya beyazla birleştirildiğinde dinlendirici ve rahatlatıcı bir etki yaratmaktadır.

    GRİ : Maviye doğru giden tonlarda kullanıldığında kasvetli, beyaza doğru giden tonlarda kullanıldığında ise huzurlu bir etki yaratmaktadır.

    BEYAZ :
    Kullanıldığı bir mekanda güneş ışığını yansıtıyorsa uyarıcı, neşeli bir etki yaratmaktadır.

    Her ögede olduğu gibi renk ögesinde de doğanın verileri çok zengindir. Doğadaki zengin renk armonileri de çeşitli zıtlıklar içerirler. Doğada serbest bir düzen içerisinde bulunan renkler kendi yerlerini alırlar. Sanatçı ise bu renk yaklaşımlarını kişisel anlatım istekleri doğrultusunda düzenleyerek yorumlar. Renkler bir araya geldiklerinde bir değer kazanırlar veya kazandırırlar. Renk ilişkileri ya bir uygunluk ya da zıtlık çerçevesi içersinde oluşur. Renk uygunlukları armoniyi teşkil eder. Genel olarak etkili, güzel, anlaşılır armoniler renk zıtlıklarına dayanırlar. Bir düzenlemede renk armonileri, genel olarak zıt renklerin birliğinden doğan renk uyumlarıdır.

    RENK

    Ekşi : Hava prensibi = Sarı - Limon - Turunçgiller
    Tuzlu : Su prensibi = Yeşil, yeşil - mavi - lahana, pırasa
    Tatlı : Ateş prensibi = Kırmızı, pembeye kadar - elma
    Acı : Yer prensibi = Derin maviden viyolete kadar – patlıcan

    ( Newton, Chevral ( Şevral )-, Helmholtz ( Helmaz )-,Empresyonistler renk üzerine araştırma yapmışlardır.)
    Işınların tümünü alan bir yüzey hepsini olduğu gibi yansıtırsa söz konusu yüzey beyazdır. Siyah cisimler ise gelen ışığın hepsini yutar. Kırmızı cismin bu rengi, kırmızı hariç bütün ışınımları yutarak alıkoymasından kaynaklanır. Eğer bütün ışınımlar eşit oranda yutulursa cisim gri gözükür. Şu halde renk maddenin ışık üzerine etkime tarzından başka birşey değildir ve Tundall' ın ifadesine göre ışığın uğradığı işlemin sonucudur. ( Dalga boyu en kısa kırmızı, en uzun mor dur. )

    Bu güne kadar yapılan uygulamalar üç anlayışı ortaya koymuştur. Bunlar; Işık - gölgeci, Renkçi ışık gölgeci ve renkçi anlayışlardır. İzlenimcilere kadar ki ışık - gölgeci anlayıştaki ışık - gölge, koyu - açık olarak düşünüldüğünden koyu - açık kontrastlarına elverişli olmayan renk, içersine grileri alarak renklilik özelliğini kaybeder. Işık ve gölge ayrı ayrı renklerle değil rengin en koyusundan en açığına kadar değişik değerlerle gerçekleştirilmiştir. Bunlara bakıldığında ilk izlenim zaten renk değil koyu ve açıktır. Işık - gölgeci anlayışın bir çok uygulamalarında ışığın sarı - turuncu gölgenin koyulaştırılmış sarı - turuncu ile gerçekleştirildiği görülür. Koyu; açığa, hafifletilmiş bir geçiş ile bağlanır. Yalnız, izlenimciler ışık - gölge uygulamalarında güneş tayfındaki renkleri seçtiler.( Mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu, kırmızı ) Işıkta ayrı, gölgede ayrı renk uyguladılar. Genel olarak gölgede mavi, yeşil - mor gibi soğuk tonları, ışıklarda turuncu,sarı gibi renkleri kullandılar. Geçişlerde ise ya sarı - mor ya da kırmızı , yeşil aracılarını seçtiler. O halde renkçi ışık gölgeci anlayışta ışık ve gölge, ilkinde olduğu gibi koyu - açık kontrastlarıyla değil, renk kontrastlarıyla oluşmaktadır. Renk kontrastları, koyu - açık kontrastlarını kabul etmez. Bunun içindir ki renkçi ışık gölgeciler, resimlerinde renk ilişkilerine dayanan bir evren ortaya koyarlar.





























+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Yaşar Kemal'den "Renk, Işık, Koku, Doku"
    By Kaileena in forum Kültür ve Sanat Haberleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-29-2011, 08:52
  2. Mükemmel Pembe Renk Çocuk Odası Tasarım
    By Fréed0m~ in forum Ev Dekorasyon-iç mimarlik
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10-18-2009, 11:30
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-08-2009, 17:51
  4. İç Mekanda Renk ve Doku Seçimi - Mimarlık
    By leyla_59 in forum Mimarlik
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-20-2008, 00:46
  5. Temel Tasarım Perspektif...
    By GönüL in forum Güzel-Sanatlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11-25-2007, 19:44

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375