Yüce Yaratıcı Bakara 25. ayette “İman ederek salih amel işleyenlerin altından ırmaklar akan cennetlere gireceklerini ve kendilerine tertemiz eşler verileceğini” söyler.

Burada eş anlamında Arapça (zevc) kelimesinin çoğulu olan (ezvac) kelimesi kullanılmıştır. Arap dilinde bu kelime hem kadın, hem erkek için müştereken kullanılır. Delil mi? İşte size delil: ”(Ey Adem) sen ve eşin (zevcin) cennette oturunuz.” (Bakara/2), "Ey Adem bu şeytan sana ve eşine (Zevc) düşmandır demiştik." (Taha/20) Ayetlerinde Ademden sonra hanımı için cinsiyet farkı olmaksızın zevc tabiri kullanılmıştır. Ayrıca Lisanül-Arap, Müfredatül Kuran, vb.. lügatların ilgili maddelerine de bakılabilir.

Bunun yanında, Arap Dili, “taglib” adını verdiğimiz bir özelliğe de sahiptir: Sözcük anlamı, galip olan lafzı murad etmektir. Terim olarak: Bir şeyin diğer bir şeye aralarındaki münasebetten dolayı taglib edilmesi, diğerinden hiç söz edilmemesidir. Diğer şeyden söz edilmemesi, onun var olmadığı anlamını taşımaz.

Araplar aralarındaki ilişkiden dolayı Anne ve baba için Ebeveyn derler. Bunun anlamı iki baba demektir. Burada iki baba yoktur. Sözü edilenlerden biri baba diğeri annedir. Aynı şekilde ay ve güneş için Kamareyn=iki ay derler. Safa ve merve tepeleri için Merveteyn=iki Merve tabirleri kullanılır. (Bkz.El-Külliyyat/Ebul-Beka/115, Kahira/1253)

İşte bunun gibi Kuranda “Ey iman edenler” ifadesi erkeklere ait olan “ellezine” ile kullanılmıştır. Fakat bu ifadenin altında kadınlar da saklıdır. Nerede “iman edip salih amel işleyenleri” görsek “ İman eden erkek ve kadınlar” şeklinde anlamamız gerekir. Artık Arap dilinin bu hususiyetini tartışmak da doğru olmaz.

Böyle bir tereddüdü ortadan kaldırmak için Allah Teala Kuranın birkaç yerinde “kadın ve erkek müminler” tabirini kullanmıştır. Tevbe/72 ** Fetih/5 ** Hadid/12

Kuran’ın pek çok yerinde Allah için erkeklere ait zamirler kullanılmıştır. Şimdi buradan Allah’ın erkek olduğu sonucuna varmak doğru olur mu? Elbette olmaz.

Sonuç olarak, konuyu bir ayetle bitirelim:
“Kur’an’ı sana indiren O (Allah)tır. Onun içinde muhkem (tartışılmaz) ayetler vardır. Bunlar Kuran’ın esasıdır. Bir kısmı da müteşabih (Yorumlanabilir) ayetlerdir. Kalplerinde (şüphe) hastalığı olanlar, müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Bununla, fitne ve tahrif amacı güderler. Halbuki o ayetlerin tevilini sadece Allah bilir. İlimde kökleşmiş olanlar ise, “Ona iman ettik, hepsi Allah katındandır. Bunu ancak aklı ve anlayışı olanlar anlayabilir. Rabbımız, bize doğruyu gösterdikten sonra gönüllerimizi Haktan batıla sapıtma. Katından bizler rahmet ver. Sen vermeyi seversin. Rabbımız, sen insanları asla şüphe etmediğimiz bir gün hesap için toplayacaksın. Zira Allah sözünden dönmez.” derler.