Hamilelikte Vücudunuzda Oluşacak Değişiklikler
Sağlıklı bir gebelik için hamilelik süresince anne vücudunda birçok değişiklik oluşmaktadır. Bu değişiklikler döllenme ile başlar ve hamilelik süresince devam eder. Tüm organ sistemleri etkilenir. Aşağıda özetle özellikle gebeliğin ilk yarısında anne adayının vücudunda oluşan değişiklilerden ve bunlara bağlı oluşan belirtilerden söz edeceğiz.

Adetin gecikmesi ile birlikte ilk göze çarpan göğüslerin aşırı şişmesi, dolgunluğu ve hassasiyetidir. Gebeliğin ilerleyen haftalarında göğüslerde büyüme, meme başında koyulaşma izlenmektedir. Ciltdeki esmerleşme meme başı dışında özellikle göbekte, karın orta hatda (linea nigra) , genital bölgede, koltuk altlarında ve yüzde maske tarzında (chloasma) da görülebilmektedir. Bununla birlikte kıllanmada artış olabilmektedir. Gebelerin en büyük korkularından biri doğum sonrasında kaybolmayan ciltdeki çatlaklardır. Bunlar en sık karında oluşmakla birlikte daha nadir olarak kalça ve göğüslerde de oluşabilirler. Çoğu kalıcıdır. Gebelikte koyu kırmızı renkte olan çatlaklar doğum sonrası gümüş rengine dönüşürler. Piyasada çatlakların oluşmasını önlemek için birçok ürün olmasına rağmen her zaman bunlarla başarı sağlanamaz. Genetik bir yatkınlık sözkonusudur. Cildin elastikiyetini arttırarak ani gerilmelere bağlı oluşan bu çatlakları önlemek amacıyla cildi nemlendiren ürünlerin kullanımının yanısıra ağızdan bol su alımı önerilmektedir.

Hamileliğin özellikle ilk dört ayında bulantı ve kusmaya sık rastlanmaktadır. Bu semptomlar BHCG adı verilen gebelik hormonunun yüksekliğine bağlıdır. Bulantı ve kusmayı azaltmak için sık sık azar azar yenmelidir. Yağlı ve baharatlı gıdalardan kaçınılmalıdır. Sabah aç karına tuzlu kraker gibi kuru gıdaların alınması, sıvıların yemeklerden bir ila iki saat önce alınması bulantıları azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Gebelikte yükselen progesteron hormonunun düz kasları gevşetici etkisi nedeniyle sindirim sisteminde gaza bağlı şişkinlik, hazımsızlık, kabızlık ve mide yanması gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Günde en az iki litre sıvı ve lifli besinlerin ağırlıklı olarak tüketilmesi kabızlığın giderilmesine yardımcı olmaktadır. Yemeklerden sonra en az bir saat yatmamak yiyeceklerin mideden yemek borusuna geri kaçışını önleyeceği için mide yanmasını azaltmaktadır. Diş etlerinde şişme ve kanama hamilelikte sıkca görülür. Böyle bir durumda genelde ağız hijyeninin sağlanması yeterlidir.

Gebelik sürecinin ilk aylarında anne adaylarında aşırı bir yorgunluk hissi ve uyku hali normaldir. Fırsat buldukça isitrahat edilmelidir. Gebeliğin ilk yarısında dolaşım sistemindeki değişikliklere bağlı tansiyonda düşme, baş dönmesi ve bayılma hissine yol açabilir. Büyüyen rahimin idrar kesesi kapasitesini azaltmasına bağlı olarak gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında sık idrara çıkma ihtiyacı doğmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonlarını önlemek amacıyla idrara çıkma ertelenmemeli, sık sık mesane boşaltılmalıdır. Gebelikte yükselen östrojen hormonu seviyesi vajinal akıntıda belirgin bir artışa neden olmaktadır. Bu koyu kıvamlı, açık renkte, kokusuz bir akıntıdır, kaşıntı eşlik etmez. Günlük ped kullanımı gerekebilmektedir. Gebelikte rahimin büyümesi ile birlikte rahimi yerinde tutan bağların gerilmesine bağlı karın ve kasık ağrıları olmaktadır. Bu tür ağrılar pozisyon değiştirmek ve sıcak uygulanması ile azalabilmekte, bazı durumlarda doktor kontrolü altında ağrı kesici kullanımı gerekmektedir.

Gebelikte toplam alınması gereken kilo gebelikten önceki vücut ağırlığına göre saptanır. Genelde hamilelik süresince 11 ila 16 kilo veya ortalama 12.5 kilo alınması normaldir. Anne adayının vücudunda oluşan bu değişikliklerin çoğu doğum sonrası altı haftalık loğusalık dönemi süresince eski haline döner.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.Ebru Füsun Akbay