Şenlendirici, boşanmak üzere olduğu eşi Nazire Şenlendirici’nin yerini kimsenin dolduramayacağını söyledi.
Nazire ne yapsa yeri
Boşanmak üzere mahkemeye başvurmamdan bu yana yaklaşık 2,5 sene geçti. 29 Eylül’de yine davamız var, inşallah bu kez sonuçlanır. Ama şunu da söyleyeyim, yaşananlara rağmen Nazire Hanım benim için çok değerli. Onun yerini kimse dolduramaz. Sonuçta yaşanmışlık, 16 yıllık bir beraberlik var. Kolay değil... Nazire ne yapsa yeridir, hatta yaptıkları az bile! Deniz’e yaptığı şeylere hak vermiyorum ama bana yaptıklarında kendince haklı...
İkisini görünce korktum
Deniz (Seki) ile Nazire’nin (şenlendirici) birlikte stüdyoya geldikleri doğru. Böyle bir durum oldu. Onları karşımda görünce koşarak uzaklaşmak istedim. Ama gidemedim. Benim için enteresan bir durumdu. Kısa bir görüşme oldu. Trajikomik aslında ama o da bir medeniyet. ınsanlar bir araya gelip konuşabiliyorsa, saygı duymak lazım. Gerçi heyecan ve korku yüzünden konuştuklarımızın tek kelimesini bile hatırlamıyorum.
Artık iki tarafta da yokum ben
Nazire Hanım’la boşanmanız tam anlamıyla yılan hikayesine döndü...

Romanlar’da boşanmak çok zordur. Tabii boşananlar da var. Sonuç olarak ben bu konuda netim, ama kanunlar boşanmama engel. Karşı tarafın istememesinden dolayı mahkeme uzuyor. 2,5 sene dolmak üzere... inşallah bu kez sonuçlanır, bekliyoruz.

29 Eylül’de davanız var. Nazire Hanım yine “Ben boşanmıyorum” diyebilir mi?

- Son üç mahkemede de son ana kadar biteceğini zannettim, bitmedi. Fakat 29’undakinde yüzde 100 bitecek diye düşünüyorum. Bu kadar uzaması kariyerimi, müzikalitemi de olumsuz etkiliyor. Ben hâlâ evli bir adamım sonuçta.

Deniz Seki size “Evet sen evlisin, ama seninle olacağım” dedi mi?

- Bu işlerin hesabı kitabı olmuyor. Bilemiyorsun... Bu kadar ortada yaşayıp da bunu kabul etmek, herkesin harcı da değil. Kimse böyle bir şeyi kabul etmemeli... Benim de bir kızım var çünkü...

Yaşananlara rağmen Nazire Hanım’a sevgiyle bakıyorsunuz...

- Nazire Hanım, benim için çok değerli... Onun yerini kimse dolduramaz. Birinin yerini doldurmak için değil zaten bu seçim... Onun yeri farklı. Yaşanmışlık var, 16 yıllık bir beraberlik... Kolay değil...

Deniz Seki’ye duyduğunuz aşkla, Nazire Hanım’a duyduğunuz aşk arasındaki farkı anlatabilir misiniz?

- Valla bilemiyorum ki. Çok güzel şeyler yaşadım ama uzun zamandır bu konularda konuşmuyorum, yorum yapmıyorum.

Boynunuzda kelepçe şeklinde bir kolye var...

- Seviyorum bu kolyeyi ve bugün ilk defa takıyorum.

Deniz Hanım da size saçının telini göndermiş...

- Öyle bir şey yazmışlardı. Bilmiyorum.

Bilmiyorum dediğinize göre gönderdi...

- Bilmiyorum... ınsanlar ya eve döndü, ya buraya döndü diye yazdılar hep. Öyle bir şey yok arkadaşlar. Ben iki tarafta da yokum! Önce kendi hayatımı toparlamam lazım. Müzikal olarak yapacağım o kadar çok şey var ki. Doyuma ulaşmadım... Bunlara odaklanmış vaziyetteyim.

NAZİRE BANA AZ BİLE YAPTI

Nazire Hanım, şu boşanma sürecinde başkasına aşık olsaydı ne yapardınız?

- Olmaz öyle şey... Bu söylediğinin mümkünatı yok. Nazire’den bahsediyoruz, herhangi birinden değil. Nazire öyle şey yapmaz. Benden dolayı değil ama, yetişme tarzından, kendi ruhundan dolayı yapmaz.

Nazire Hanım’ın nikah yüzüğünü göstermesi, tapusu bende gibi algılandı. Kendinizi kötü hissetmediniz mi?

- Nazire ne yapsa yeridir... Hatta yaptığı az bile!

İkisinin de pijamalarını giyip stüdyoya geldikleri doğru mu?

- Doğru... Buna benzer bir durum oldu.

İki kadını bir anda karşınızda görünce ne yaptınız?

- Oradan koşarak uzaklaşmak istedim.

İki kadın ve siz... Ne konuştunuz o gün?

- Bir kelimesini bile hatırlamıyorum. Heyecandan ve korkudan! Kendimden korkarım, onlardan değil... Onlara karşı hissettiğim sevgiden, onları üzmekten, kırmaktan korkarım, yoksa bana bir şey yapacaklarından değil...

DENİZ’İ ÖZLÜYORUM

İkisini de çok seviyorsunuz...

- Tabii ki seviyorum.

Buradan Deniz Seki’ye sahip çıksanız, “Seni seviyorum” deseniz...

- Burada ne söylesem yalan olur, yanlış olur... Zaten ben hep diyorum, ekime kadar hiçbir şey söylememeye karar verdim.

Tarihler de ilginç... 29 Eylül’de sizin boşanma davanız var, 1 Ekim’de ise Deniz Hanım mahkemeye çıkacak...

- Evet, öyle denk gelmiş. Kısmet...

Deniz Hanım geçen gün yaptığı bir söyleşide sizden hiç söz etmemiş...

- En güzelini yapmış...

Deniz Seki’yi özlüyor musunuz?

- Açıkçası o kadar yaşanmışlığın ardından özlememek mümkün değil. Aşkı bir yana koy, içinde bulunduğu durum hiç hoş değil, o yüzden insanın aklına takılıyor. Keşke olmasaydı, ama oldu. Bundan sonrası hayırlı olsun.

Deniz Hanım’ın erkek kardeşi sizinle görüşmesini istemiyor.

- Olabilir... Ben de zamanında eniştemle tartışmıştım. insanların arasında böyle şeyler olur.





-hürriyet-