Türkiye eski güzeli manken Pınar Tezcan, kısa süre önce işadamı Kerim Özçapkın ile dünyaevine girdi. Yaklaşık beş ay sonra oğlu Ali'yi kucağına alacak olmanın heyecanını yaşayan 'tezcanlı' Pınar Hanım, evinin kapılarını ilk kez Şamdan Plus'a açtı

Bir buçuk senelik beraberliğin ardından kısa süre önce nikah masasına oturan manken Pınar Tezcan Özçapkın, hem çiçeği burnunda bir gelin, hem de beş ay sonra oğlunu kucağına almanın heyecanını yaşayan güzeller güzeli bir anne adayı. Pınar Hanım'la son dönemde hayatında yaşadığı bu köklü değişiklikleri; evliliğini, annelik heyecanını ve gelecek planlarını konuştuk.



1996 yılında Miss Turkey yarışmasında 'Türkiye Güzeli' seçildiniz. O dönemden bu yana neler değişti hayatınızda?
Aslında 1995 yılında mankenlik yapmaya başladım. Güzellik yarışmasından sonra bir gecede tüm hayatım değişti. Mankenlik bizim zamanımızda şimdikinden çok daha farklıydı, çok daha özeldi, daha çok özen gösterilirdi. Şimdi o kadar değil açıkçası. Ben hayatımdaki bu değişiklikleri doğru bir şekilde kullandım. Eğer bu gelişmeleri doğru kullanırsanız hayatınızı değiştirebilirsiniz, doğru kullanmazsanız yok olup gidersiniz.

Profesyonel hayatınızı devam ettirmeyi düşünüyor musunuz, yoksa bebeğin gelişiyle artık yeni bir dönem mi başlıyor?
"Bıraktım" demek istemiyorum ama çok daha özel işler olursa yaparım artık. Jübilemi de Paris'te yaptım.

Öyleyse mankenliğin ardından yeni planlarınız var. Kendi işinizi kurmayı düşünüyor musunuz?
Evet, mutfakla ilgilenmeyi, yemek pişirmeyi, özellikle de pasta ve tatlı yapmayı çok seviyorum. Belki hobi olarak kalacak, belki bebeğimi büyüttükten sonra küçücük bir kafede yine yemekler, tatlılar ve pastalar pişirmeye devam edeceğim. Bu benim ego tatminim aslında. Belki iki sene sonra önüme başka olasılıklar çıkacak. Çalışmayı çok seviyorum, 13-14 sene bu kadar yoğun bir tempoda çalıştıktan sonra, evde oturup "Bugün ne yapacağım acaba?" diyemem. Şimdilik yemek yapmak, benim için çok büyük bir hobi. Beni çok mutlu ediyor.

Eşiniz mankenliği bırakmanız konusunda neler düşünüyor peki? Destekliyor mu, yoksa karşı mı çıkıyor?
Eşim bana hiç karışmaz, çünkü benimle tanıştığında da mankendim, zaten belli bir kalitede çalışıyordum. Güzel işlerde çalıştığım sürece gayet mutlu hayatından.

Eşinizle nasıl tanıştınız?
Çok ilginç aslında. Bir arkadaşımız vesilesiyle tanıştık ama o gün benim oraya gitme durumum sonradan ortaya çıktı. O da bir tesadüf sonucu oraya geldi, aynı mekanda ortak arkadaşlarımızla görüştük. Sonra birkaç kez yine görüştük ama hiç aramızda öyle bir elektriklenme yoktu, arkadaştık. Belli bir aradan sonra oldu. İyi ki de tanıştırmışlar bizi.

EVLİLİĞİ ANLAYAMADIM
"Sevgi olmadan ilişki sürmez" derler ama saygı daha mı önemli?
Kesinlikle! Evlilik tamamen saygı meselesi, saygı çok önemli. Bir çizgi olması lazım, o çizgi aşılırsa evlilik olmuyor bence, bozuluyor bir şekilde.

Henüz çok yeni ama alıştınız mı evlilik hayatına?
Temmuz ayında evlendik, zaten daha evli olduğumu bile anlayamadım. Bazı evliliklerde taraflardan biri baskın karakter olmaya çalışıyor, o yüzden olmuyor ama biz henüz böyle bir şey yaşamadık. Bazen "Biz gerçekten evlendik mi?" diye soruyoruz birbirimize. (Gülüyor)

Eşinizle beraber vakit geçirmekten hoşlandığınız özel hobileriniz var mı?
Motora biniyorduk, motorla gezmeyi çok seviyorduk ben hamile kalana kadar. Evde vakit geçirmeyi çok severiz, film çok izleriz, sinemaya gideriz. Aslında sanırım biz hâlâ flört ediyoruz. Beraber bir şeyleri paylaşabilmek çok güzel.

Güzel bir kadınsınız, bir yere gittiğinizde dikkat çekmek sıkıntı veriyor mu?
Mankenliği isteyerek seçtim, bu hayattan mutluyum. Rahatsız olacağım ortamlarda da bulunmuyorum zaten, o yüzden keyfim yerinde.

DOĞUM GÜNÜ ARMAĞANIM DÜĞÜNÜM OLDU
Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Normalde gerçekten soyadım gibi çok tezcanlı bir insanım, hamileyim diye bir an önce oğlumun doğmasını bekliyorum, çok sabırsızlanıyorum. Hareketli, heyecanlı bir insanım. Eşim de korkunç sabırlı, sakin bir insandır. Ben tipik bir Yengeç burcuyum, o ise Akrep.

Evine, dostlarına son derece bağlı, domestik bir kadınsınız öyleyse...
(Gülüyor) 33 yaşındayım, yaşım ilerledikçe baktım ki; evden çıkamıyorum. Eskiden arkadaşlarım bir yere çağırınca bir dakika durmazdım, şimdi "Yok, gelmem, evimi seviyorum, evimde kalacağım" diyorum. Dışarıya çıkarsam, hemen eve geliyorum. Eşim purolarıyla ilgileniyor, ben kitap okuyorum, sonra beraber film izliyoruz. Beraber çok mutluyuz.

Yemekleri de siz yapıyorsunuz sanırım...
Tabii kesinlikle, her zaman ben yaparım. O bana bir terapi...

Özel günlerde, özel şeyler mi beklersiniz yoksa sizin için sıradan mıdır?
Olur mu hiç, beklerim tabii. Ben çok düşkünümdür öyle şeylere, tipik bir Yengeç'im. Özellikle doğum günlerimde çok heyecanlanıyorum, her doğum günümde partiler yapıyorum. Bir tek bu sene hayatımda ilk kez doğum günümü kutlayamadım doğru dürüst, düğün telaşından kutlayamadım ya, moralim çok bozuk o yüzden. (Gülüyor) Doğum günü hediyem düğün oldu.

"Bazen dışarı çıkmayı seviyorum" diyorsunuz. Sizin için özel bir yer var mı?
Bebek'te çok mutluyum. Burada iki mekan favorim; Happily Ever After ve Lucca'ya gitmeyi çok seviyorum.

İÇTEN BESLENMEK ÇOK ÖNEMLİ
Güzelliğinizi ve formunuzu korumak için neler yapıyorsunuz?
Hamile kalınca pilatese başladım, bir de diyetisyenim var, detoks uzmanı aynı zamanda. Herkes yanlış anlıyor diyetisyene gitmemi ama ben bebeğimi de daha iyi ve sağlıklı besleyebilmek için doktora gidiyorum yoksa sürekli börek yerim, canım tatlı isterse yerim ama bebeğimin beslenmesi önemli. Pilates hocam zaten hamileleri de çalıştırıyor. Özel bir bakım uygulamam ama sadece yüzümü yıkarım, toniğimi, nemlendiricimi sürerim. Bol su içerim, yediklerime dikkat etmeye çalışırım. Çünkü cilt güzelliğinde içten beslenmek çok önemli.

Geçmişte yapmaktan pişmanlık duyduğunuz şeyler var mı ya da 'keşke' dediğiniz şeyler?
Yok, hiçbir şey yok, çünkü her insanın yaşaması gereken olaylar var ve sen onları bir şekilde yaşıyorsun. 'Keşke yapmasaydım' dediğiniz şeylerin alternatifi yok!




Sabah