+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 6 Sayfa bulundu

Türk Halk Çalgıları,Türk Çalgıları Hakkında

 Müzik GeneL Katagorisinde ve  Müzik Aletleri Forumunda Bulunan  Türk Halk Çalgıları,Türk Çalgıları Hakkında Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Türk Halk Çalgıları 1-Telli Çalgılar a) Mızrapla çalınanlar b) Parmakla çalınanlar Bağlama Tar 2-Yaylı Çalgılar Kabak Kemane Karadeniz Kemençesi 3- ...

  1. #1
    Onursal Üye alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını
    Üyelik Tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu Yer
    Biliyordum unuttum
    Mesajlar
    4.705
    Tecrübe Puanı
    10603030

    turkey Türk Halk Çalgıları,Türk Çalgıları Hakkında





    Türk Halk Çalgıları
    • 1-Telli Çalgılar
      • a) Mızrapla çalınanlar

    Bağlama
    • Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Türk Halk Çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb. adlar verilmektedir.
    • Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise Tamburadır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı'dır. Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir.

      Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmakatadır. Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır. Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır. Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır. Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır. Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır. Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır. Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır. Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir. Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli guruplar halinde üç gurup tel bulunmaktadır. Bu tel gurupları değişik biçimlerde akort edilebilmektedir. Örneğin bağlama düzeni adı verilen akort biçiminde alt gruptaki teller yazılış itibariyle La,orta guruptaki teller Re,üst guruptaki teller ise Mi seslerini vermektedir. Bu akort biçimi dışında Kara Düzen, Misket Düzeni Müstezat, Abdal Düzeni, Rast Düzeni vb. akort biçimleri de vardır.


    Tar
    • Tezeneli bir Türk Halk çalgısıdır. Ülkemizde Kars yöresinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Azerbeycan, İran, Özbekistan ve Gürcistan'da da yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Teknesi, büyükleri birbirinden farklı iki çanaktan oluşmaktadır ve genellikle dut ağacından yapılmaktadır. Göğüs kısmı üzerine manda veya sığır yüreğinin zarı gelmektedir. Sap kısmı sert ağaçtan yapılmaktadır ve üzerine misinadan perdeler bağlanmaktadır. Tar üzerinde iki ana gurup tel bulunmaktadır. Birinci guruptaki teller melodi çalımında kullanılmaktadır ve ikişerli olmak üzere üç gurup telden oluşmaktadır. Diğer gurup teller ise Kök ve Zeng adı verilen, çalınan makama göre akort edilen ve tınının zenginleşmesini sağlayan tellerdir.

    Kabak Kemane
    • Yaylı bir Türk Halk çalgısıdır. Yörelere ve biçimlerine göre farklılık göstermektedir. Kabak, Kemane, Iklığ, Kabak, Rabab, Hatay ilinde Hegit, Güneydoğu'da Rubaba, Azerbeycan'da Kemança ve Orta Asya Türklerinde Gıcak, Gıccek veya Gıjek adıyla bilinen bu çalgıların aynı kökten oldukları bilinmektedir. Tekne kısmı genellikle su kabağından yapılmaktadır. Ayrıca ağaçtan yapılanı da yaygındır. Sap kısmı sert ağaçlardan yapılmaktadır. Tekne kısmının altında ağaçtan veya metalden yapılmış mil vardır. Bu mil diz üzerine konur ve çalgının sağa sola hareketi sağlanır. Yay ise bir çubuğun bir ucundan diğer ucuna at kuyruğunun kıllarının bağlanması ile yapılmaktadır. Kabak kemaneye önceleri bağırsaktan yapılan Kiriş adı verilen teller takılırken günümüzde madeni teller kullanılmaktadır.


    Karadeniz Kemençesi
    • Yaylı bir Türk Halk çalgısıdır. Adından da anlaşılacağı üzere Karadeniz Bölgesi'nde yaygın olarak kullanılan bir çalgıdır. Kemençenin tekne kısmı dut,erik,ardıç ağaçlarından yapılmaktadır. Yayın çubuğu ise genellikle gül ve şimşir ağaçlarından yapılmaktadır. Yayın uç kısımlarına at kuyruğu kılları bağlanmaktadır. Kemençe üç telli bir çalgıdır. Kemençeye eskiden bağırsaktan yapılan kiriş teller takılırken, günümüzde daha çok madeni teller kullanılmaktadır. Kemençe perdesiz bir çalgıdır. Her türlü kromatik sesleri kolaylıkla elde etmek mümkün olabilmektedir. Kemençe genellikle iki tele aynı anda basılıp paralel dörtlü sesler elde edilerek çalınmaktadır. Ayrıca bilek hareketleriyle sağlanan özel bir çalım tekniği ile çalınmaktadır.


    Zurna
    • Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Sesinin gürlüğü nedeniyle daha çok açık alanlarda; köy düğünlerinde, asker uğurlamada, spor faaliyetlerinde, halk oyunlarında ve benzeri törenlerde çalınmıştır. Osmanlı döneminde mehter takımının birincil melodi çalgısı olmuştur. Orta oyununda da kullanıldığı bilinmektedir. Daha çok davul eşlikli çalınmaktadır. Entenasyonun sağlanmasındaki güçlük ve ses hacminin çokluğu nedeniyle çalgı topluluklarında kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda bazı halk müziği çalgı topluluklarında kullanıldığı görülmektedir.

    • Yaklaşık iki oktavlık ses mesafesi olan zurnanın üstte yedi, altta bir olmak üzere sekiz tane melodi perdesi bulunmaktadır. Arka tarafındaki perde, ön tarafındaki kamış kısmına doğru ilk iki perdenin arasına gelecek şekildedir. Perdeler yaklaşık 6-8 mm. çapında daire biçimindedir. Boyu 30 ile 60 cm. arasında değişmekte olup melodi perdelerinin bittiği kısımdan itibaren huni biçiminde genişlemektedir. Bu kısma kalak adı verilmektedir. Üflenen kısmında ucuna kamış takılan ince boru şeklinde bir mil vardır. Bu mile Metem adı verilmektedir. Ayrıca nefes alma tekniğini kolaylaştırmak için ortası delik daire biçiminde bir parça metem üzerine geçilir. Bu parçaya Avurtluk adı verilmektedir. Ağız içi boşluğuna biriktirilen hava kamıştan üflenirken burundan aynı anda nefes alınarak kesintisiz çalma tekniği zurna çalımında en çok kullanılan tekniktir. Melodi perdelerinin dışında, kalak kısmı üzerinde yedi tane delik vardır ki bu delikler melodi perdelerinden daha küçük çaptadır. Bu deliklere şeytan deliği veya cin deliği adları verilmektedir. Bu delikler çalgıcının ses buluşuna göre balmumu veya benzeri maddelerle kapatılabilmektedir. 60 cm. ile 30 cm. arasında değişik ebatlarda olduğunu belirttiğimiz bu çalgıyı ses rengine göre; Kaba Zurna, Orta Kaba Zurna ve Cura Zurna (Zil Zurna) olmak üzere üç çeşittir. Genellikle erik, kayısı, şimşir, ceviz vb. ağaçlarından yapılmaktadır.


    Kaval
    • Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Halk arasında çoban çalgısı olarak bilinir. Değişik yörelerde Guval, Kuval adlarıyla da bilinmektedir. Çobanın kaval ile koyun sürüsünü yönlendirdiği inanışının halk arasında yaygın olduğu bilinmektedir. Kaval kelimesinin içi boş anlamına gelen 'Kav' kökünden türediği sanılmaktadır.
      Ses mesafesi yaklaşık 2, 5-3 oktavdır . Günümüzde halk müziği çalgı toplulukların önemli bir renk çalgısı olarak kullanılmaktadır. Topluluk içinde solo çalgı olarak kullanılabilen bir çalgıdır. Diğer çalgılarla birlikte çalınabilen kaval ses özelliğini korur.
      Kaval belli standarda göre üretilmediğinden ebatları hakkında ancak uzunluğunun 30 cm. ile 80 cm. arasında değiştiğini çapının ise yaklaşık 1,5 cm. olduğunu söyleyebiliriz. Üst kısmında 7, alt kısmında ise 1 melodi perdesi bulunmaktadır. Bu perdeler dışında kavalın alt kısmında da Şeytan Deliği ve Hazreti Ali adı verilen 4 perde daha vardır.
      Kavalın Dilli Kaval ve Dilsiz Kaval olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır. Genellikle erik ağacından yapılmaktadır.

    Çığırtma
    • Üflemeli Türk Halk çalgısıdır. Çığırtma, kartalın kanat kemiğinden yapılır. Daha çok çobanlar tarafından kullanıldığı bilinen bu çalgı, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş çalgılardandır. Altısı üstte birisi altta olmak üzere toplam yedi tane melodi perdesi vardır. Boyu yaklaşık 15-30 cm. kadardır.


    Mey
    • Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Ana gövde, Kamış ve Kıskaç olmak üzere üç parçadan oluşmaktadır. Kıskaç kamışın uç kısmına takılmaktadır. Kıskaç kamış üzerinde aşağı veya yukarı doğru itilir ve yaklaşık bir perdelik ses değişimi sağlanarak akort edilebilir.







      Gürgen, ceviz, erik vb. ağaçlarından yapılan Mey yaklaşık bir oktavlık ses mesafesine sahiptir. Yedi üstte, bir altta olmak üzere toplam sekiz tane melodi perdesi vardır. Cura Mey,Orta Mey, Ana Mey olmak üzere üç çeşit mey vardır. Ayrıca Azerbeycan'da Mey'e Balaban adı verilmektedir.

    Tulum
    • Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Deri kısmı, Nav ve Ağızlık olmak üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Deri kısmına hava depolanır ve koltuk altından bastırılarak Nav kısmına hava gitmesi sağlanır. Nav kısmı ise Melodi Çalınan kısmıdır. Analık ve Dillik adı verilen iki kısımdan oluşmaktadır. Ağızlık kısmı ise tulumun deri kısmına hava göndermeye yarayan bölümdür.
      Tulum yurdumuzda Trabzon, Rize, Erzurum, Kars'ta, Kuzey ve Doğu Anadolu Bölgesinde ve Trakya bölgesinde kullanılmaktadır. Genellikle kuzu ve oğlak derisinden yapılan tuluma Trakya'da Gayda adı verilmektedir.

    Sipsi
    • Üflemeli bir Türk Çalgısı olan Sipsi kemik, ağaç veya kamıştan yapılmaktadır. Kamıştan yapılan ise daha yaygındır. Uç kısmında ses veren ve kamıştan yapılan küçük bir parça daha vardır. Bu kısım tamamen ağız içine alınarak hava üflenir.
      Yurdumuzda Ege Bölgesi'nde yaygın olarak kullanılmaktadır. Beş üst, bir alt kısmında olmak üzere toplam altı tane melodi perdesi bulunmaktadır.


    Çifte
    • Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır. Yan yana iki kamış borunun bağlanmasıyla yapılmaktadır. Her iki kamışında uç kısımlarında ses veren iki küçük kamış eklenmektedir. Bu iki kamış ağız boşluğuna alınarak aynı anda hava üflenerek çalınmaktadır. Demli çifte ve Demsiz Çifte olmak üzere iki çeşit çifte vardır. Demli çiftede kamışlardan birisi perdesizdir ve sadece karar sesi verir. Diğer kamışta ise melodi perdeleri vardır ve asıl melodi bu perdelerden çalınır. Çifte değişik yörelerde Argun, Argul, Kargın, Zambır gibi adlarla da bilinmektedir.

    Davul
    • Bilinen en eski vurma çalgıdır. Değişik ebatlarda olabilmektedir ve genellikle açık alanlarda; düğün, halk oyunlarında ve değişik törenlerde kullanılmaktadır. Daire biçimine getirilmiş ağaç kasnak üzerine iki adet çıtadan yapılmış ve deri gerilmiş çember kalın ip veya kayış yardımıyla geçirilir. Deri veya ipten örme bir kayış yardımıyla omuza asılarak çalınmaktadır. Davulun bir yüzündeki deri kalın, diğer yüzündeki deri ise daha incedir. İnce kısım keçi, kalın kısım ise koyun derisinden yapılmaktadır. Kalın derinin olduğu kısma Tokmak, ince derinin olduğu kısma ise ağaçtan yapılan ince çubuk vurularak çalınmaktadır. Çubuk ile tarama ve tremolo yapmak mümkündür. Davul omuzda kayışla asılarak çalındığı gibi koltuk altında eller ile de çalınabilmektedir.

    Nağara (Koltuk Davulu)

    Vurmalı bir Türk Halk çalgısıdır. Koltuk altına alınarak ve ellerle vurularak çalınmaktadır. Normal davula göre daha uzundur. Çapı ise normal davuldan daha küçüktür.
    Tef
    • Vurmalı bir Türk Halk çalgısıdır. Metal veya ağaçtan yapılmış kasnak üzerine deri gerilerek yapılır. Zilli Tef ve Zilsiz Tef olmak üzere iki çeşittir.


    Kaşık
    • Vurmalı bir Türk Halk çalgısıdır. Özellikle şimşir ağacından yapılanı makbuldür. Sap kısımları parmaklar arasına alınır, oval kısımları ise sırta gelecek şekilde avuç içine alınarak çalınmaktadır. Bunun dışında farklı tutuş biçimleri de vardır.

  2. #2
    Üstad ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO Baktabul'un Çılgını ALFONZO - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2007
    Bulunduğu Yer
    Fenerbahce
    Mesajlar
    2.765
    Tecrübe Puanı
    30847748

    Tanımlı

    alos...paylaşım için teşekkürler....emeğine sağlık...

  3. #3
    Onursal Üye alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını alos Baktabul'un Çılgını
    Üyelik Tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu Yer
    Biliyordum unuttum
    Mesajlar
    4.705
    Tecrübe Puanı
    10603030

    Tanımlı

    teşekkürler alfonzo

  4. #4
    Aranan Üye kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis Baktabul'un Çılgını kurtreis - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu Yer
    Karanlıklar
    Mesajlar
    1.905
    Tecrübe Puanı
    107374476

    Tanımlı Ce: Türk Halk Çalgıları

    Bu güzel paylaşım için emeğin için teşekkürler halk müziğine verdiğiniz bu emek içi teşekkürü bir borç biliriz
    Saygılar

  5. #5
    Onursal Üye ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ Baktabul'un Çılgını ĸαяαмέŁ - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu Yer
    Zıkkımın Kökü..
    Mesajlar
    4.025
    Blog Yazıları
    30
    Tecrübe Puanı
    107374615

    musica Ce: Türk Halk Çalgıları

    KEMENÇE

    Kemençe kelimesi, yayla çalınan sazların, Farsça 'yay' anlamındaki keman kelimesinden türemiş ortak adıdır. Arapların rebab dediği bu türe eski Türkler 'oklu' anlamında "ıklığ" diyorlardı ki bütün yaylı sazların en kıdemli atasıdır. 10 ila 15. yy.larda yalnız Arap ve Bizanslıların değil, İranlılarla Türklerin de kullandığı kaynaklardan anlaşılan ve 18. yy. sonlarına kadar Türk musikisinin tek yaylı sazı olan Kemançe'nin yerini, Batının önce Viola d'amore'si (sinekemanı adıyla), sonra da Violino'su (keman) aldı. Ama Laz kemençesi Karadeniz horonları sayesinde, armudi kemençe ise 19. yy. ortalarına doğru girdiği fasıl topluluğu içinde günümüze kadar gelebildi. Türk musikisinin bu en küçük sazı, boy-bosundan umulmayacak güçte bir ses yüksekliğine ve tınısına sahiptir (sesler, diğer telli sazlarda olduğu gibi teli kısmen sağırlaştıran parmak ucu etinden değil, tırnağın sert boynuzsu yapıdaki yüzeyinden elde edildiği için). Herhalde müziğimizin, en kalabalık topluluklarda dahi sesi rahatça (çok defa da maalesef rahatsız edercesine) duyulan en dişi iki sazından biri kanunsa, öbürü kemençedir. Aslında karaağaç, karadut, dikenli ardıç, maun veya pelesenk çeşitlerinden birinden 42x16x6 cm ölçüsündeki bir takozun; sadece içi oyulmak, tekne, boyun ve kafa'sına gereken şekil verilmek, kapak, burgu ve tel takılmak suretiyle bu kadar zarif bir sanat şaheseri haline gelebileceğini hayal etmek bile zordur. Kesidi minik bir kayık gibi olan teknenin tabanı 6-10, yanları ise 3 mm.ye kadar oyulup yuvarlak sistreyle tesviye edilir.
    Sırtta burgulara yakın yerde başlayıp kuyruk takozuna yakın yerde sivrilerek biten sırt oluğu, saz bittikten sonra ince zımparayla son akortların yapıldığı, kemençenin göğüsten sonraki en önemli ve hassas elemanıdır. Bu oluğun en geniş yerinde ise (eşiğin tam altı) 3-4 mm çapında, etrafı bazen sedef çiçek motifiyle süslü bir delik açılır ki görevi tiz perdeleri maskeleyip bas perdeleri yükseltmektedir. Bütün bu işler tamamlanınca sazın teknesi gomalakla cilalanır.

    Kemençeye belki de bütün sevimliliğini veren burguları (tavşan kulağını andırdıkları için kulak adı verilmiş olabilir), süslü sazlarda yılan, fildişi, abanoz veya pelesenk, sade sazlarda zerdali, badem veya akgürgen gibi ağaçlardan yapılır ve 14-15 cm boyunda olur. Burguların en geniş (akort için tutulup döndürülecek) kısmı ise 21 mm.dir. Boylarının normal saz burgularından uzun olmasının bir sebebi kısa kalın tellerin momentini dengelemekse, diğer bir sebebi de sazın iki noktadan tesbitli olarak tutulmasını sağlamak olabilir: kemençe, kuyruk takozu sol dize (bazen de iki diz arasına) konmak ve burgularından göğse (kalbe) dayatılmak suretiyle tutulur; tellere yandan değen sol elle yayı çeken sağ el de icrayı sağlar (yay durumlarına göre saz sol el ayası içinde sağa-sola hafifçe döndürülebilir). Burgunun 1 cm.i kafadan arkaya çıkar; kafaya giren 6 cm.lik kısım kesik koni, kalan 8 cm.i de tavşan kulağına veya laleye benzer çeşitli şekillerdedir.
    Kemençenin üç telinden ikisi (Rast ve Neva) bağırsaktan, üstteki ilk telse (Yegah) gümüş sargılıdır. Üst ve alt tel 25.5-26, orta tel 29.2-29.5 cm uzunluğunda; üst tel 0.8, orta tel 1.5, alt tel 1 mm kalınlığındadır. Saz ortalama 60 cm uzunluğunda, esnemeye dayanıklı yılan, abanoz vb. sert ağaçlardan yapılmış, avuç içi yukarıya bakacak şekilde tutulan bir yayla çalınır. Tellere sürtülen 150-200 civarındaki at kılına, kaymasın diye -keman yayındaki gibi- reçine sürülür. Yayın sapa yakın 10 cm.lik deri kaplı kısmına sokulan orta parmak (gerekirse yüzük parmağı) vasıtasıyla at kılı gerdirilir. Yayın burnu ise at kuyruğu gibi bir süs püskülüyle bitirilir. Doğudan batıya geçtiği kesin olan yaya at kılı takma adetinin, şaman kopuzunda, tuğ adlı en eski ritm sopasında ve rebabda da görüldüğü üzere, Türklerde ata verilen kutsal değerden kaynaklandığı açıktır (bkz. M. R. Gazimihal, Asya ve Anadolu Kaynaklarında Iklığ; Curt Sach, The History of Musical Instruments).
    Ayrılmaz davul-zurna ve ney-tanbur ikilisi gibi, kemençenin ayrılmaz arkadaşı da yüzyılımız başlarına kadar lavta'ydı. Sakız çingenelerinin elinde lira adıyla kullanılan bu saz, eski Pera tavernalarında sadece lavtanın tempo tuttuğu bir oyun havası sazı iken, büyük dahi Tanburi Cemil Bey'in, hocası Vasil'in elinde görüp gönül verdiği bu saza ilgi duyması ve kısa zamanda en üstün seviyeye çıkarması sayesinde aynı zamanda asil ve zarif bir fasıl sazı oldu. Bunda, artık bütün müesseseleriyle çökmekte olan bir imparatorluğun hüznüne ve Türk zevkıne, keman sesinden çok daha yatkın gelmiş olmasının etkisi açıktır.
    Normal kemençeden 1-2 cm daha büyüğü olan Kaba (Büyük) Kemençe'yi de yaptıran Cemil Bey ayrıca, sazda hiçbir değişiklik yapmadan Kemençeye dördüncü (kaba Rast) telini ilave etmiş ve plaktaki ünlü Pesendide taksimini bu 4 telli kemençeyle yapmıştır. Ancak bu sazın, Sadettin Arel'in 1933'te yaptırdığı dörder telli ve tel boyları eşitlenmiş Kemençe Beşlemesi ile (soprano, alto, tenor, bariton, bas) hiç ilgisi yoktur. Bugün İTÜ Türk Müziği Konservatuarında üç telli klasik kemençe ile dört telli Arel kemençesi birlikte öğretilmektedir.
    Eskiden -diğer sazlarımız gibi- siyah veya yeşil kadifeden ağzı kordonla büzülmüş bir torbada taşınan (ve kordonundan redingotun iç cebindeki düğmeye asılan) kemençe, son zamanlarda içi kavak (veya akume) kontrplak, dışı vinylex, sazı ve yayını alan saplı-menteşeli şık bir kutu içinde taşınmaktadır. Bilinen en eski büyük kemençe yapıcıları Büyük İzmitli, Vasil ve Baron'dur (adları -silinmemişse- tekne içindeki etikette veya kapak altında yazılıdır). Bu büyük isimlerden sonra gelen iyi kemençe yapıcıları ise Haldun Menemencioğlu (Haluk Recai), Reşat Uca ve İhsan Özgen'dir.
    Kemençevi veya Kemençeci olarak bilinen sazın en iyi icracılarını ise şu şekilde sıralayabiliriz: Vasil, Tanburi Cemil, Nikolaki, Samiye Morkaya, Anastas, Sotiri, Mes'ud Cemil, Ruşen Kam, Hadiye Ötüken, Haluk Recai, Cüneyd Orhon ve İhsan Özgen. Sanatçıların görüş birliği halinde olduğu en iyi genç isimlerse Hasan Esen, Derya Türkan ve Neva Özgen'le Furkan Bilgi'dir.

+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-13-2011, 16:36
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02-15-2010, 18:39
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-03-2009, 16:33
  4. Türk Halk Müziğinin Tarihsel Gelişimi , Türk Halk Müziği Hakkında
    By Boramir!! in forum Türk Dünyası Ve Kültürü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-04-2008, 22:45
  5. Türk Halk Müziğinin Tarihi Gelişimi , Türk Halk Müziği Hakkında
    By Boramir!! in forum Türk Dünyası Ve Kültürü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-31-2008, 00:15

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375