+ Konu Cevapla
2 / 7 Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu
6 den 10´e kadar. Toplam 33 Sayfa bulundu

Bulmaca sözlüğü - A dan Z ye Bulmaca sözlüğü - Bulmaca sözlüğü yanıtları

 GENEL KÜLTÜR VE SANAT Katagorisinde ve  Nedir Forumunda Bulunan  Bulmaca sözlüğü - A dan Z ye Bulmaca sözlüğü - Bulmaca sözlüğü yanıtları Konusunu Görüntülemektesiniz.=>D Dadı. : TAYA Dağ geçidi.: AŞIT Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : ...

  1. #6
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375408

    Tanımlı Ce: Bulmaca sözlüğü - A dan Z ye Bulmaca sözlüğü - Bulmaca sözlüğü yanıtları





    D

    Dadı. : TAYA

    Dağ geçidi.: AŞIT

    Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA

    Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE

    Dağ kırlangıcı denilen küçük bir kuş ,Keçisağan.:EBABİL : EBREHE

    Dağ lalesi.Manisa lalesi: ANEMON

    Dağ servi’si. : SEDİR : ARAR

    Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz,rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ

    Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.Dağ üzerindeki yüksek geçit. : BELEN

    Dağ tavuğu. : ÇİL

    Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG

    Dağcılık. :ALPİNİZM

    Dağılma, : İNFİSAH

    Dağıtıcı.:MÜVEZZİ

    Dağıtım.:TEVZİ

    Dağlarda yetişen,rengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN

    Dağların oyuk,kuytu yerleri.: KEPEZ

    Dağlık yer.:CEBELİSTAN

    Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA

    Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.:BÖRK

    Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE

    Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA

    Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA

    Daha çok radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.KEÇ

    Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitki,mavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR

    Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR

    Daha iyi. : EVLA

    Daha sonra.:BİLAHARE

    Dahi. : ÖKE

    Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI

    Dalan.,çıkar topluluğu. : LOBİ

    Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ

    Dalga. : TALAZ

    Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş,hareli kumaş.: MUARE

    Dalla örtülü, çalı çırpıdan yapılmış kulübe,çardak. : ALACIK

    Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN

    Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki.:ÇALI

    Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ

    Dalyanın kapak yeri.: BASARNA

    Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse. : GURME

    Damar sertliği. :ARTERYOSKLEROZ

    Damarlı ve yarı saydam bir taş,balgam taşı. : ONİKS

    Damıtmaya yarar araç,damıtıcı.:İMBİK

    Damla. : KATRE

    Danışma kurulu.: ŞURA

    Danışma.:İSTİŞARE

    Danimarka,İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE

    Danimarka’nın para birimi.:KRON

    Dans adımı. : EŞAPE

    Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ

    Dantel ve nakış ipliği yumağı. :KUKA

    Dar geçit,boğaz.ERBENT

    Dar tentene. : OYA

    Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ

    Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ

    Dar,uzun ve hafif bir yarış kayığı,kik.:FUTA

    Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN

    Datça’daki eski çağ kenti. : KNİDOS

    Dava. : ARANÇ

    Davar ağılı.:KOM

    Davet eden,çağıran. : DAİ

    Davranışçılık.:BEHAVYORİZM

    Dayanak,yardımcı. : MEDAR

    Dedeler,atalar. : ECDAT

    Dedikodu etme. : NEMİME

    Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET

    Dedikoducu. : NEMMAL

    Defterler.EFATİR

    Değerini,önemini yitirmiş. : KADÜK

    Değerli eşya,kumaş,mücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.:BEDESTEN

    Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık,saflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR

    Değerli olan,zebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN

    Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı,süs eşyası.:BİJUTERİ

    Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA

    Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA

    Değersiz,önemsiz.:NAÇİZ

    Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK

    Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD

    Değirmen taşının ekseni.EPEK

    Değirmen. : AS

    Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA

    Değiş tokuş. : MÜBADELE

    Değiş,mal değişi,trampa.:TROK

    Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.: ÇUHA ÇİÇEĞİ

    Değişik biçim.:VERSİYON

    Değişik boyda , sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON

    Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM

    Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma.:ANAKRONİZM

    Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA

    Değişik renklerde üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına bir desen yapılan değerli taş.:KAME

    Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME

    Değişik renkte boya kullanılarak,kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekli,yünlü vs kumaş. : EMPRİME

    Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON

    Değişik şekillerde kesilmiş,yağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON

    Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE

    Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç,ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM

    Değişim cetveli,grafik.İYAGRAM

    Değiştirgeç. : RÖLE

    Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME

    Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE

    Delege . : MURAHHAS

    Delgeç. : MATKAP

    Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN

    Delikli kepçe.:KEVGİR

    Delikli örgü,gözenek.: AJUR

    Delil,kanıt,ispat.:BURHAN

    Delilik.:CİNNET.:CÜNUN

    Deliorman,Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ

    Delme.: PERFORAJ

    Delta : ÇATALAĞIZ

    Demir atmış gemi. : RASİ

    Demir kiriş. : PUTREL

    Demir şiş. : SİH

    Demir yada tahta üzerindeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA

    Demirci aracı. : ÖRS

    Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI

    Demirin simgesi. : FE

    Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.EMAFOR

    Demiryollarında traverslerin altına,şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları.:BALAST

    Demokrasi. : ELERKİ

    Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz. :AYANİKOLA

    Den dolayı,..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN

    Denek taşı.: MİHENK

    Denetleme,denetim.: TEFTİŞ

    Denetleme. : MURAKABE

    Deney üstü. : TRANSANDANTAL

    Denge,ölçü. : MUVAZENE

    Dengesini ustalıkla korurken top,bıçak,tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR

    Deniz anası. : MEDÜZ

    Deniz ataşesi. : ATAŞENAVAL

    Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL

    Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ

    Deniz bilim.ŞİNOGRAFİ

    Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL

    Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.:BATİSKAF

    Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA

    Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA

    Deniz kırlangıcı.:BALIKÇIN

    Deniz kızı.: SİRER

    Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO

    Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA

    Deniz taşıtlarını yönetmek.:ABRAMAK

    Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR

    Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ

    Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA

    Deniz veya denizcilikle ilgili.:BAHRİ

    Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA

    Deniz,göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA

    Deniz,göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan,balık avlama yeri.ALYAN

    Deniz.:BAHİR

    Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR

    Denizcilik dilinde aşağıda,alt anlamında kullanılan söz.Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO

    Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA

    Denizcilikte çok durgun deniz ve hava.: BONAÇA

    Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi.:MATİZ

    Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST

    Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN

    Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE

    Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA

    Denizde ada.:CEZİRE

    Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA

    Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.ONAR

    Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ

    Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar).:YAKAMOZ

    Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA

    Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ

    Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.İL

    Denizin çekilmesi.:CEZİR

    Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL

    Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA

    Denk,uygun. : MÜTEVAZİN

    Deprem bilim.: SİSMOLOJİ

    Deprem dalgası.: TSUNAMİ

    Derbeder,başıboş yaşayış. : BOHEM

    Derbeder. : HARABATİ

    Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF

    Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF

    Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ

    Deri hastalığı. : LİKEN

    Deri tüberkülozu. : SIRACA

    Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT

    Deride,sinirler boyunca,özellikle gövde,bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA

    Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA

    Deriden yapılmış torba.AĞAR

    Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ

    Derin sular. : ABİSAL

    Derin vadi. : KANYON

    Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE

    Derinleştirme. : TAMİK : İKAR

    Derinliği aynı olan sığ su alanı. : FİLET

    Derinliği az metal kap. : SAHAN

    Derinliğine,iyice.Enine boyuna:. ARİZAMİK

    Derinlik ölçme aracı. : SONDA

    Derinlik., aptallık. : AMAKAT

    Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN

    Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.EBBAĞ

    Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK

    Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı.:UMİAK

    Derli toplu,özenli,düzgün,temiz. : NETA

    Ders verme.:TAKRİR

    Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH

    Dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.ARAKİYE

    Desibel. : DB

    Destan. : EPOPE : DASİTAN

    Destansı. : EPİK

    Deve semeri. : HAVUT

    Deve yavrusu. : POTUK

    Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN

    Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH

    Devinbilimi. : DİNAMİK

    Devirler,çağlar.EVRAN

    Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL

    Devlet hazinesi.:MİRİ

    Devlet malı,beylik. : MİRİ

    Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM

    Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM

    Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.İT

    Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON

    Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL

    Devletçilik. : ETATİZM

    Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN

    Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.LEBİSİT

    Dış evlilik.:EGZOGAMİ

    Dış mahalleler.:VAROŞ

    Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse. : TOKSİMAN

    Dibek. : SOKU

    Difteri.: KUŞ PALAZI

    Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON

    Dijital Video Disk’in kısaltması.VD

    Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.ERAK

    Dik,sarp. : YALMAN

    Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu.: LANGIRT

    Diken. : NİŞ

    Dikenli çalı. : KEVEN

    Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA

    Dikilitaş. : OBELİSK

    Dikişte hata. : POT

    Dikme.Dik. : AMUT

    Dil bilgisi.:GRAMER

    Dil tutukluğu. :ANARTRİ

    Dilde tutukluk,kekemelik. : REKAKET

    Dilek. : KAM

    Dilekçe. : ARZUHAL

    Dilenci.: GOYGOYCU

    Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK


    Dilsiz,sessiz.:EBKEM

    Din adına yapılan savaş.:GAZA

    Din büyüklerinin yada tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE

    Din dışı. : LADİNİ

    Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE

    Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL

    Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT

    Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA

    Dingil. : AKS

    Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN

    Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL

    Dini ezgi yada kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası.KORAL

    Dini tören masası.: SUNAK

    Dini,felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünü,öğreti.OKTRİN

    Dinlenme salonu. : ODİTORYUM

    Dinler. : EDYAN

    Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad. : ORATORYO

    Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL

    Dinsel tören ve kuralları.,mason töreni. Ritüel. : RİT

    Dip not. : HAŞİYE

    Diploma.:BRÖVE

    Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI

    Direk.Yapıda kullanılan dört köşe yada yuvarlak,kalınca sırık. : MERTEK

    Dirgen,yaba.:ANADUT

    Diş çıkarma. : ISNAN

    Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ

    Diş kiri,diş pası.ESEK

    Diş köklerini kaplayan sert madde.: SEMAN

    Dişçilikte kullanılan,cıva ile bakır veya cıva,gümüş ve kalay bileşiği.:AMALGAM

    Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM

    Dişi at. : KISRAK

    Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO

    Dişi deve. NAKA: MAYA: ARVANA

    Dişi geyik. : MARAL

    Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.AKİNAME

    Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA

    Divan edebiyatında sevgilinin kaşı,kirpiği,bakışı için kullanılan benzetme,: TİG

    Divan edebiyatında şehzadelerin sünnet düğünleriyle hanım sultanların doğum ve evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad. : SURNAME

    Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü,sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ

    Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES

    Divit.yazı hokkası. : AME

    Diyalektik. :EYTİŞİM

    Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ

    Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE

    Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED

    Diyelim ki,tutalım ki. : BİLFARZ

    Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.:BEKAR

    Diz meniski travması. : MENİSKUS

    Dizanteri. : KANLI BASUR

    Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR

    Dizi,sıra. : NAF

    Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri demir yuva. : KUMPAS

    Dogma. : NAS : İNAK

    Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansıması,yansıma.NOMATOPE

    Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA

    Doğaçlama tiyatro. : TULUAT

    Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.:MUTASYON

    Doğada,kemik dokusunda bulunan,içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT

    Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ

    Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT

    Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük : LAĞAR

    Doğal set. : SEKİ

    Doğalcılık.:NATÜRALİZM

    Doğalgaz,elektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ

    Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN

    Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM

    Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil,ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeği,nesneyi değil de,onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM

    Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan,sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.UNTA

    Doğru yolu arama.:HİDAYET

    Doğru,gerçek.:ÇIN

    Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.RAGMATİZM

    Doğu Karadeniz Bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel eğlence. : VARTAVAR

    Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK

    Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk.:MASAİLER

    Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR

    Doğu Anadolu’da bir göl.:ARİN

    Doğu Anadolu’da kullanılan bir küçük zurna.:MEY

    Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY

    Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS

    Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu. :TAMZARA : MEYROKİ

    Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.EPE

    Doğu Anadolu’ya özgü,halay türü bir halk oyunu.EPE

    Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU

    Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen bir koyun türü.:KARAYAKA

    Doğu Karadeniz dağlarında,fundalıklarda yetişen,2-3 m boyunda,kışın yaprak dökmeyen,çok iri ve mor çiçekler açan ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık,orman gülü.:KOMAR

    Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen,uzun kuyruklu,beyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad. : KARAYAKA

    Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK

    Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO

    Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği,bacağı çorap gibi saran bir tür çizme. : SABUK

    Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA

    Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT

    Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME

    Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ

    Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar göçerlerin kıl çadırından oluşan yayla yerleşmesine verilen ad. : ZOMA

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü,tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.ENGESER

    Doğum meleği.:AYZIT

    Doğum sancısı.:BURU

    Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN

    Doğurması yakın olan hamile kadın. : AĞIRAYAK

    Doğuştan kör.ARİR

    Doğuştancılık. : NATİVİZM

    Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.TETESKOP

    Doku ölümü.:NEKROZ

    Dokubilim. : HİSTOLOJİ

    Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.. : NİRE

    Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç.: KİRKİT

    Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ

    Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL

    Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik. :ATKI

    Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.: PAZEN

    Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi.Sanayide kimi metalleri ve yüzeyleri parlatma. : POLİSAJ

    Dokusunda altın ve gümüş renkte tellerin çoğunlukta olduğu kumaş.:LAME

    Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER

    Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.TEN

    Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM

    Dolama.Parmak çıbanı. : ETYARAN

    Dolandırıcı.:AYYAR

    Dolaşma,gezinti.:CEVELAN

    Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS

    Dolunay,mehtap. ,ayın on dördü : . BEDİZ : AYAS

    Dolunayda huyu değişen. : AYSAR

    Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME

    Domates.: BANADURA

    Domuz yavrusu. : MOZAK

    Domuz.:BOCUK

    Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ

    Don Kişot’un atının adı : ROSİNANTE

    Don,şalvar. : TUMAN

    Donanım. : TEÇHİZAT

    Donanma. : ARMADA

    Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE

    Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE

    Dost,yakın arkadaş.:ENİS

    Dostlar,arkadaşlar. : İHVAN

    Dökme demir,font. : PİK

    Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA

    Dökülen yaprak. : HAZAL

    Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA

    Döl verme yetkinliğine eren,baliğ.:ERİN

    Döl yolu. : VAGİNA

    Dönbaba,turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege Bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK

    Döneç. : ROTOR

    Dönek,uğursuz. : ALABACAK

    Dönemeç.:BÜK

    Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK

    Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM

    Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR

    Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO

    Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına,alt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA

    Dört tekerlekli,çift körüklü bir tür binek at arabası.:LANDO

    Dört tekerlekli,hafif,bir tür gezinti arabası.:KALESKA

    Dört tekerlekli,içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON

    Dört telli bağlama.:BULGARİ

    Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE

    Dört. : CIHAR

    Dörtte bir,çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBA

    Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY

    Döşeme sıvası.: ŞAP

    Dövülmüş et,bulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte. : ORUK

    Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.: AYOLİ

    Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABONDONE

    Duacı.

    Dul kadınlar. : ERAMİL

    Duman rengi. : FÜME

    Duman.UHAN

    Dumanda kurutulmuş et,balık veya peynir.:FÜME

    Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.AVLUMBAZ

    Durağan yıldız.ABİTE

    Durgun su. : RAKİT

    Durum. : HALET

    Duvar içindeki oyuk,raf,: NİŞ

    Duvar lambası. : APLİK

    Duvar örülürken büyük taşların arasına konan ufak taşlar. : HELİK

    Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ

    Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE

    Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE

    Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL

    Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levha,fayans.:ÇİNİ

    Duyarga,dokunma duyusu. : LAMİSE

    Duygu kapanıklığı. : APATİ

    Duygulu. : MÜTEHASSİS

    Duygusal,hikayeli türkü./ Serbest biçimli,romantik,müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD

    Duygusuz,kayıtsız,uyuşuk. : APATİK

    Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.:UVALA

    Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON

    Düğün armağanı. : SAÇI

    Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ

    Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ

    Dümen kolu. : YEKE

    Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL

    Dünya ile ahret.AREYN

    Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA

    Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE

    Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Kayra kralı. : MAUSOLOS

    Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi. EMİRAMİS

    Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO

    Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR

    Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS

    Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ

    Düş gücü.:MUHAYYİLE

    Düşkünler evi.ARÜLACEZE

    Düşkünlük,tutku. : İPTİLA

    Düşman. : YAĞI : ADU

    Düşmanlık. : ADAVET

    Düşme.UKUT

    Düşsel.:FANTASTİK

    Düşük nitelikli,kötü anlamında argo sözcük.ANDİK

    Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkan küçük krater. : MAAR

    Düşünceden çok,canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eserleri için kullanılan eski bir sözcük.:GARAMİ

    Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ

    Düşünme gücü. : KARİHA

    Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ

    Düşünüş biçimi. : MANTALİTE

    Düz dam,taraça. : ŞATU

    Düz dokunmuş açık saman renginde bir tür ipek kumaş. : SADAKOR

    Düz duruma getirme,düzleme.: TESVİYE

    Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE

    Düz nehir gemisi. : TOMBAZ

    Düz tepeli,sarp yamaçlı dağ,masadağ. : MESA

    Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE

    Düz veya desenli kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE

    Düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket : SETRE

    Düz yazıda yapılan uyak.ECİ

    Düz,engebesiz toprak parçası.: DÖLEK

    Düzen,hile.: DEK

    Düzenleme. : ARANJMAN

    Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE

    Düzenleyen. : NAZIM

    Düzenleyici. : ARANJÖR

    Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK

    Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA .

    Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA

    Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT

    Düzgün. : ONAT

  2. #7
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375408

    Tanımlı Ce: Bulmaca sözlüğü - A dan Z ye Bulmaca sözlüğü - Bulmaca sözlüğü yanıtları

    E

    Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA

    Eczacılık. : İSPENÇİYARİ

    Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA

    Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN

    Edat. : İLGEÇ

    Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL

    Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS

    Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM

    Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET

    Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA

    Edipler. : UDEBA

    Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ

    Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE

    Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS

    Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA

    Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN

    Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE

    Efes’te bir tapınak. : SERAPİS

    Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK

    Efsane köpek.:KITMİR

    Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT

    Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON

    Efsanevi bir kuş. : SİMURG

    Eftalitler’de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR

    Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS

    Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP

    Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ

    Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM

    Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ

    Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. :ARŞİPEL

    Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT

    Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK

    Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA

    Egemenliğini tanıma.:BİAT

    Eğerin altındaki belleme. : YUNA

    Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH

    Eğilim,yönelim.:TANDANS

    Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE

    Eğirmen,kirmen.:İĞ

    Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ

    Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.PERET

    Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER

    Eğreti dikiş.: TEYEL

    Eğretileme.: METAFOR

    Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE

    Ejderha.RAGON

    Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV

    Ek vagon.:FURGON

    Ek. : LAHİKA

    Eker. : MİBZER

    Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ

    Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON

    Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ

    Ekinlerde başak.:KELLE

    Ekip gereçleri. : EKİPAJ

    Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN

    Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN

    Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT

    Ekler’e benzer bir tür pasta.ROFİTEROL

    Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR

    Ekmek parçası,lokma. : BANAK

    Ekmek.:NAN

    Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ

    Eksen. : MİHVER

    Eksiklik,kusur. : NAKISA : AĞMAN

    Eksiksiz,kusursuz.:HAZA

    Ekşimik.:KESİK

    Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB

    Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA

    Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA

    Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.AVANA

    Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA

    Ekvator para birimi. : SÜKRE

    Ekvator. : EŞLEK

    Ekzama. : MAYASIL

    El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ

    El ile dokuma. : PEMAS

    El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE

    El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA

    Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ

    Elbise plesi.:BÜZGÜ

    Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.ANTEL

    Elbise,çamaşır.:CAME

    Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE

    Elçi atanma yazısı. : AGREMAN

    Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE

    Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA

    Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS

    Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO

    Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN

    Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA

    Ele başı. : SERGERDE

    Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ

    Elek. : KALBUR

    Elektrik direnç birimi. : OM

    Elektrik kutusu. : BUAT

    Elektrik sıgası birimi. : FARAD

    Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : MOJENERASYON

    Elektriksel kapasite.IĞA

    Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG

    Eleman,unsur.: ÖGE

    Elemler. : ALAM

    Eli açık,cömert. : KERİM

    Eli açık,cömert.: KOÇAK

    Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK

    Elle seyrek dikiş. : OYULGA

    Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET

    Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT

    Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK

    Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR

    Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA

    Emanet.İnam. : VEDİA

    Emekçi topluluğu. : PROLETARYA

    Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA

    Emmeç. : ASPİRATÖR

    Emzikli şişe.:BİBERON

    En az : EKAL : EDNA

    En beyaz.:BEYZA

    En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ

    En büyük. : EKBER

    En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS

    En elverişli,en iyi olan.PTİMUM

    En eski jeolojik sistem.:AZOİK

    En iri geyik. : MUS

    En kısa zaman.:AN

    En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET

    En küçük izci kuruluşu. : OBA

    En son. : HATEM

    En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN

    En yüksek değer.: KEMAL

    Encümen,komisyon,komite. : YARKURUL

    Endonezya plakası. : RI

    Endonezya,Malezya gibi ülkelerde hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG

    Endonezya’da takımadalar. : ARU

    Endonezya’da takımadalar.: ARU

    Endonezya’nın para birimi.: RUPİ

    Enerji.:ERKE

    Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ

    Engel,uymazlık.BEİS

    Engel. : KET

    Engerek yılanı. : EFİ

    Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK

    Enine olan : ARZANİ

    Enli çember. : KASNAK

    Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN

    Erginlik.:RÜŞT

    Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI

    Erim. : MENZİL

    Erime. : ZEVEBAN

    Erişim. : MUVASALA

    Erişmiş. : NAİL

    Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG

    Eriyik. : MAHLUL

    Erkeğin eşi,zevce.: AYAL

    Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM

    Erkek balığın tohumu.ÜT

    Erkek çocuk. : KIZAN

    Erkek deve.: LÖK

    Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM

    Erkek hindi. : GURK

    Erkek kardeş.ADAŞ

    Erkek keçi.:ERKEÇ

    Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ

    Erkek ördek. : SUNA

    Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON

    Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET

    Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE

    Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ

    Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER

    Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN

    Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM

    Erkeklik organı. : ZEKER

    Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET

    Erken bunama. : ŞİZOFRENİ

    Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE

    Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. : DİMNİT

    Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. : DUDUK

    Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN

    Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN

    Ermenistan’ın para birimi. : DRAM

    Erotik,şehevi : KÖSNÜL

    Erteleme. : TECİL

    Erzak odası. : KİLER

    Esenlik dilemek. : SELAM

    Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG

    Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR

    Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA

    Esinti.:NEFHA

    Esir çocuk. : BEÇE

    Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL

    Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

    Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk. : VANDAL

    Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad. : KOMA

    Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA

    Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM

    Eski Asur kenti. : NİNOVA

    Eski ayakkabı. : KELİK

    Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT

    Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN

    Eski bir çalgı. : MAR

    Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN

    Eski bir hacim ölçüsü.: KA

    Eski bir salon dansı.: KADRİL

    Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA

    Eski bir tüfek. : KARABİNA

    Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm’ye eşit).: ARŞIN

    Eski bir uzunluk ölçüsü. : ENDAZE

    Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ

    Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO

    Eski dilde surat,yüz. : RU

    Eski dilde acıyan. : RAİF

    Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK

    Eski dilde ağız.EHEN

    Eski dilde ağlatma. : IBKA

    Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE

    Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM

    Eski dilde alın. : NASİYE

    Eski dilde altın. : ZER

    Eski dilde anne. :EM.: ÜM

    Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN

    Eski dilde arka,sırt.:ZAHR

    Eski dilde arkası sıra.: DERADAP

    Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED

    Eski dilde at,beygir. : ESB

    Eski dilde atasözü.ARBIMESEL

    Eski dilde ateşler. : NİRAN

    Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR

    Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR

    Eski dilde ayrı durma.Sıkma,sıkarak bağlama. : ŞET

    Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE

    Eski dilde azı dişi.: NAB

    Eski dilde baba Cet. : EB

    Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT

    Eski dilde balık. : MAHİ

    Eski dilde balta.: TEBER

    Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ

    Eski dilde bayrak.:RAYET

    Eski dilde belediye . : URAY

    Eski dilde belirti. : NİŞANE

    Eski dilde bencillik.:ENANİYET

    Eski dilde berrak,duru.:NAB

    Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ

    Eski dilde boy,endam. : KAD

    Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR

    Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK

    Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK

    Eski dilde bülbül. : ANDELİB

    Eski dilde cam,kristal.: MİNA

    Eski dilde cehennem. : TAMU

    Eski dilde cıva. : ABEK

    Eski dilde çekinme,razı olma. : İBA

    Eski dilde çekirge. : MİK

    Eski dilde çeyrek. : RUBU

    Eski dilde çizme. : MUSE

    Eski dilde çöl. : TİH

    Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. : RAG

    Eski dilde daha doğru,en sağlam. : ASAH

    Eski dilde damar.: REG

    Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ

    Eski dilde demir. : AHEN

    Eski dilde deri kalkan.ARAKA

    Eski dilde derin hale getirme. : İKAR

    Eski dilde derinlik.:UMK

    Eski dilde deve.:ŞÜTÜR

    Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR

    Eski dilde dilek.:KAM

    Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA

    Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ

    Eski dilde doku. : NESİÇ

    Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.AKANGUR

    Eski dilde dolum,dolma,doluluk. : MELA

    Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH

    Eski dilde dönence.: MEDAR

    Eski dilde dudak. : LEB

    Eski dilde duvar. : DAR

    Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS

    Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN

    Eski dilde ekmek. : NAN

    Eski dilde elma: . SİB

    Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL

    Eski dilde en sefil,pek aşağı. : ESFEL

    Eski dilde en tatlı.:AZEB

    Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS

    Eski dilde er,erkek. : NER

    Eski dilde erik. : ALU

    Eski dilde erkekler.: RİCAL

    Eski dilde estetik. : BEDİA

    Eski dilde eş,zevce.:REFİKA

    Eski dilde eşek .:HAR

    Eski dilde eşik.:ASİTANE

    Eski dilde etek. AMEN

    Eski dilde faiz.:RİBA

    Eski dilde gece. : ŞEB

    Eski dilde geceler : LEYAL

    Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR

    Eski dilde gelin.: ARUS

    Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT

    Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ

    Eski dilde gerdek. : ARİS

    Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS

    Eski dilde görme.:RÜYET

    Eski dilde gösterme.:İRAE

    Eski dilde göz. : AYN: DİDE

    Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE

    Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN

    Eski dilde gün.:RUZ

    Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF

    Eski dilde haberci,ulak.: SAİ

    Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.İDON

    Eski dilde hastalık , dert. : DA

    Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME

    Eski dilde hesap defteri.. : ABAR

    Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA

    Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE

    Eski dilde horoz.İK

    Eski dilde ılgın ağacı.:AC

    Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK

    Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB

    Eski dilde iklimler.:EKALİM

    Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR

    Eski dilde intikam,öç. : SAR

    Eski dilde kadın.: ZEN


    Eski dilde kale hendeği. : UR

    Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA

    Eski dilde kamış. : NAY

    Eski dilde kan. : DEM

    Eski dilde kaplan.:BEBİR

    Eski dilde karınca. : MUR

    Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN

    Eski dilde kaş.: EBRU

    Eski dilde kaz.: BAT

    Eski dilde kemik.:AZM

    Eski dilde kılıç. : TİG

    Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN

    Eski dilde kilise çanı.:NAKUS

    Eski dilde kimseler,insanlar. : KESAN

    Eski dilde kip.IYGA

    Eski dilde koku. : BU

    Eski dilde kolay. : ASAN

    Eski dilde korku.:BİM

    Eski dilde kovma. : İBAD

    Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR

    Eski dilde köpek. : SEG : SEK

    Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET

    Eski dilde kumaş. : KALA

    Eski dilde kurban bayramı. : ADHA

    Eski dilde kuş gagası.:NAL

    Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT

    Eski dilde lanet sözü. : LAN

    Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. : BELAĞ

    Eski dilde mermer.:RUHAM

    Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

    Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM

    Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA

    Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN

    Eski dilde nevale,azık. : TUŞE

    Eski dilde oburlar.: EKELE

    Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ

    Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ

    Eski dilde ok.. : TİR

    Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL

    Eski dilde otlar. : ERA

    Eski dilde öç,intikam.AR

    Eski dilde öd kesesi.:MERARE

    Eski dilde öfke.:RİS

    Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ

    Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH

    Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH

    Eski dilde örtme,gizleme.: SETR

    Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR

    Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK

    Eski dilde parlama.:LEM

    Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA

    Eski dilde pirinç. : ERZ

    Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH

    Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB

    Eski dilde sağır. : ASAM

    Eski dilde sanık.: MAZNUN

    Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF

    Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ

    Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL

    Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK

    Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB

    Eski dilde sığır çobanı.: RAİ

    Eski dilde sıhhi. : ZENİ

    Eski dilde soylular.:ZADEGAN

    Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE

    Eski dilde su.. : AB : MA

    Eski dilde sünnet etme.:HİTAN

    Eski dilde süs.: ZİVER

    Eski dilde şarap.. :HAMR

    Eski dilde şehir.:ŞAR

    Eski dilde şiirler.:EŞAR

    Eski dilde şişme,kabarma. : AMASA

    Eski dilde taç.: İKLİL

    Eski dilde taçlar. : TİC

    Eski dilde tarak. : ŞANE

    Eski dilde toplama. : İCMA

    Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA

    Eski dilde tuz. : NEMEK

    Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM

    Eski dilde uzaklık,ara. : KAB

    Eski dilde üzengi.: RİKAB

    Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME

    Eski dilde üzüm.: İNEB

    Eski dilde üzüntü,kaygı, : HEM

    Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET

    Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN

    Eski dilde yara.:ZAHM

    Eski dilde yardım. : NASR

    Eski dilde yasaklayan,engel olan. : NAHİ

    Eski dilde yemin etme. : İLA

    Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN

    Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT

    Eski dilde yıl. : AM

    Eski dilde yılan.:MAR

    Eski dilde yıldırım.: BARİKA

    Eski dilde yıldız.İTARE

    Eski dilde yırtma. : ÇAK

    Eski dilde yiğitler,kahramanlar. : ASÜD

    Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK

    Eski dilde yumuşak.:NERM

    Eski dilde yumuşaklık.: NERM

    Eski dilde yuva.:LANE

    Eski dilde yüzyıl.: ASR

    Eski dilde zaman.:EYN

    Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ

    Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA

    Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI

    Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. :ANAHİTA

    Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA

    Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN

    Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR

    Eski Japon bozuk parası. : RİN

    Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO

    Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN

    Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES

    Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN

    Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA

    Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS

    Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV

    Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS

    Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON

    Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM

    Eski Mısır’da üretici güç. : KA

    Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS

    Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU

    Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

    Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.LEBLER

    Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.İANA

    Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA

    Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM

    Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA

    Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL

    Eski salon danslarından biri. : KADRİL

    Eski Sümer su tanrısı. : EA

    Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE

    Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK

    Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA

    Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV

    Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN

    Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA

    Eski Türklerde hekim. : ATASAGUN

    Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN

    Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL

    Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL

    Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ

    Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK

    Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN

    Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA

    Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN

    Eski ve usta gemici.: ÇAÇA

    Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ

    Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS

    Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)

    Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT

    Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT

    Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA

    Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE

    Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS

    Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.RİON

    Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE

    Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.KENE

    Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON

    Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü.EMOS

    Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK

    Eski Yunanlı,Grek.:HELEN

    Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ

    Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP

    Eski,ezeli. : KADİM

    Eskiden adet,tören. : DEB

    Eskiden albay. : MİRALAY

    Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB

    Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN

    Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ

    Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. : DİLİJANS

    Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ

    Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ

    Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK

    Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR

    Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ

    Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE

    Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.ERGAH

    Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK

    Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR

    Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR

    Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR

    Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.ETRE

    Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN

    Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR

    Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

    Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN

    Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ

    Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ

    Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE

    Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ

    Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU

    Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL

    Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM

    Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA

    Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR

    Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA

    Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA

    Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN

    Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA

    Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE

    Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO

    Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ

    Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ

    Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR

    Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT

    Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ

    Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ

    Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH

    Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE

    Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK

    Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ

    Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI

    Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK

    Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA

    Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA

    Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ

    Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO

    Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH

    Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT

    Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN

    Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS

    Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE

    Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ

    Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE

    Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE

    Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA

    Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT

    Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA

    Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE

    Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU

    Eskil. : ARKAİK

    Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR

    Eskimiş giyecek.:ALIK: ALAK

    Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN

    Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU

    Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT

    Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE

    Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR

    Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR

    Esnaf kuruluşu. : LONCA

    Esnek dokunmuş ipekli yada yünlü bir kumaş. : JARSE

    Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK

    Eş anlamlı. : SİNONİM

    Eş basınç. : İZOBAR

    Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON

    Eş zamanlı.: SENKRONİK

    Eş,zevce. : REFİKA

    Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN

    Eşek binmeliği. : SEMER

    Eşek eyeri.: PALA

    Eşek yavrusu. : SIPA

    Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN

    Eşey bezi. :GONAT

    Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO

    Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ

    Eşgüdüm.:KOORDİNASYON

    Eşik. : SÖVE

    Eşit. : MÜSAVİ

    Eşkenar dörtgen. : MAİN

    Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan. : ETÜV

    Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET

    Eşyaya vurulan damga.:EN

    Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi. : USTUFATO

    Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF

    Et kesimi yortusu. : APUKURYA

    Et yemez. : VEJETARYEN

    Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES
    Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE

    Etene,son. : MEŞİME : EŞ

    Eter. : LOKMANRUHU

    Eti beyaz ve lezzetli bir balık.UDAK

    Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK

    Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS

    Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ

    Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR

    Etiket. : PAFTA

    Etiyopya’nın para birimi. BİRR

    Etken,yapan. : AMİL

    Etkime. : TESİR

    Etli lahana yemeği.:KAPUSKA

    Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ

    Etnik. : BUDUNSAL

    Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK

    Ev halkı,aile. : HORANTA

    Ev makarnası. : ERİŞTE

    Ev.:BEYT

    Evde kalmış kız. : KALIK

    Evlek. : MAŞALA

    Evlenme.:İZDİVAÇ

    Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA

    Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ

    Evren bilim. : KOZMOLOJİ

    Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM

    Evrensel alıcı kan grubu. : AB

    Evrensel hayat enerjisi anl***** gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ

    Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK

    Eytişim. : DİYALEKTİK

    Ezgi,makam. : TERANE

    Ezgi.:MELODİ

    Ezici.:KAHİR

    Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE

  3. #8
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375408

    Tanımlı Ce: Bulmaca sözlüğü - A dan Z ye Bulmaca sözlüğü - Bulmaca sözlüğü yanıtları

    F

    Fabrika yapımı her türlü kumaş,bez gibi dokumalar. : MANİFATURA

    Fahri.NURSAL

    Faizler. : FERAİZ

    Fal. : BAKI

    Falez.:YARIYAR

    Farazi. : HİPOTETİK

    Farbala,fırfır.: FARBA

    Farsca’da tat,çeşni,tadılacak şey. : MEZE

    Fas’ın plaka işareti. : MA

    Fas’ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi. : MAROKEN

    Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.:RUGİ

    Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : AVNİ

    Favori,/gözde sporcu.:AS

    Faydalar. : MENAFİ

    Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı. : ASU

    Fedai. : SERDENGEÇTİ

    Felç,inme. : NÜZUL : AKATİZİ

    Felç.: PARALİZİ

    Felçli. : MEFLUÇ

    Feldispat,kuvars,mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş,türlü renkte billursu,çok sert bir kayaç.: GRANİT

    Felsefe,bilgelik. : HİKMET

    Felsefede bir durumdan diğerine geçiş. : OLU

    Felsefede değişebilen,geçici nitelik.:KİP

    Felsefede nesnenin kendisi.:NUMEN

    Felsefede seçmecilik.: EKLEKTİZM

    Felsefede,belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen,yalnızca sınırlı,dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi,öğreti.:İÇREK

    Ferman : YARLIK

    Feryat.:VAVEYLA

    Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. : REYHAN

    Fethiye ilçesi yakınlarında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy ve ada.:KATRANCI

    Fıçı biçiminde Libya davulu. : NEVBET

    Fıçıcı keseri. : BARDA

    Fıkıh bilgini.:FAKİH

    Fıkra.:ANEKDOT

    Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru.:NUGA

    Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren,uzun gagalı bir kuş. : KELAYNAK

    Fırfır.: FARBALA

    Fırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. : ISIRAN

    Fırınları temizlemekte kullanılan ucuna bez sarılı uzun sırık.:ESE

    Fışkıran su.AFİK

    Fışkırma. : FEVERAN


    Fidan,yeni dikilmiş fidan.İKME

    Fide dikilirken kullanılan ucu çatallı çubuk. : DİKEÇ : DİKELEÇ

    Fide veya fidan dikilen yer.:ARIK

    Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.:TAVA

    Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak. : TAVA

    Fihrist. : KATALOG

    Fiiller,eylemler anlamında eski söz. : EFAL

    Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri,bağfiil.: ULAÇ

    Fildişi kıyısı plakası. : Cİ

    Filika büyüklüğünde bir deniz teknesi,küçük vapur,istimbot. : ÇATANA

    Filipinler’de yetişen,dokuma maddesi elde edilen bir tür muz ağacı.:MANİLA KETENİ

    Filipinlerde yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü. : ABAKA

    Filistin Direniş Hareketi. : İ NTİFADA

    Filizlenmek.:CÜCÜKLENMEK

    Film seslendirmelerinde,tiyatro oyunlarında hareketlere uygun seslerin özel bazı yöntemlerle çıkartılması işlemi.:EFEKT

    Filmin başlangıç yazıları. : JENERİK

    Filmin kurgusu açısından bir bütün oluşturan plan dizisi.EKANS

    Finlandiya parlamentosuna verilen isim. : EDİSKUNTA

    Finlandiya’da göl.:İNARİ

    Finlandiya’nın plaka işareti.F

    Fistül.:AKARCA

    Fiyatların düşmesini önlemek için ürünlerin piyasaya sürülmeyip tahrip edilmesine verilen adARDANİZM

    Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.PTİK

    Fizikte bir iş birimi. : JUL

    Formika görünümlü sunta .: SUNTALAM

    Fosforun simgesi. : P

    Fotoğraf duyarlığını belirten sayısal değer. : ASA

    Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek.:TRAM

    Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bir bezeme üslubu.:ROKOKO

    Fransa’da bir ırmak. : AİM

    Fransa’da bir idari bölge.: AİN

    Fransa’nın güneybatısında planlama bölgesi.:AKİTANYA

    Fransa’nın kuzey yarısında konuşulan Roman dili lehçeleri. : OİL

    Fransa’nın plakası. : FR

    Franz Kafka’nın sevgilisi. : MİLENA

    Frengi. : SİFİLİS : ŞANKR

    Frengiye benzer bir hastalık. : PİAN

    Futa. : KİK

    Fütüvvet şeyhi.:AHİ

    Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.:RAMPA

  4. #9
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375408

    Tanımlı Ce: Bulmaca sözlüğü - A dan Z ye Bulmaca sözlüğü - Bulmaca sözlüğü yanıtları

    G

    Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA

    Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA

    Gaf,OT

    Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu. :MUSİKAR

    Galeta ununa bulanarak yağda kızartılan bir çeşit köfte,patates v.s.:KROKET

    Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE

    Gambiya’nın para birimi. : DALASİ

    Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM

    Gana’nın para birimi.: SEDİ

    Gayrı müslim mezarlığı. : MAŞATLIK

    Gayrı,başka anlamında eski sözcük. : SİVA

    Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE

    Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. : MATLA

    Gazete,dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ

    Gazete.:CERİDE

    Gazetecilik dilinde uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS

    Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü,yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı.:NEVZİNE

    Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.: RUMİ

    Gaziantep yöresine özgü bir cins çörek.:KAHKE

    Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY

    Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK

    Gazinolardaki ilgi çekici,eğlendirici gösteri:. ATRAKSİYON

    Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK

    Gebe inek. : AVGAN

    Gebre otu. : KAPARİ : KEBERE

    Gece korkusu.: NYCTOFOBİ

    Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS

    Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN

    Gece. : TÜN : ŞEB

    Geceler anlamında eski sözcük. : LEYAL

    Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ

    Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN

    Geceleyin, ateş çevresinde genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu.: SİNSİN

    Gecelik,gömlek,peçete yapımında kullanılan bir tür ince,yıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ

    Geçen yıl.:BILDIR

    Geçerli,akan. : CARİ

    Geçici,yeterli etkinliği olmayan. : PALYATİF

    Geçim. : MAİŞET

    Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK

    Geçişme.: OSMOS

    Gedik,yarık. : RAHNE

    Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM

    Gelen evrak. : VARİDE

    Gelenek. : ANANE

    Geleneksel Anadolu konut mimarlığında,ahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE

    Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. : TEREK

    Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON

    Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA

    Gelin başlığı. : KEPEZ

    Gelin çiçeği.:KALA

    Gelin tacı.:KALAK

    Gelincik çiçeği. : KIZALAK : KALA

    Gelincik.: ARS

    Gelinin çeyizi.ÜRÜ

    Gelip çatma,girme. : HULUL

    Gelip geçici. :ARIZİ

    Gelirler. : VARİDAT

    Gelişigüzel toplanmış eşya. : DERİNTİ

    Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında: ÇER

    Gelişigüzel. : ALELITLAK

    Gelişme. : NEŞVÜNÜMA

    Gemi bordolarına,küpeştelerine açılan dörtgen biçimli delik.:LOMBAR

    Gemi çatmasında eğri parça.ARAÇOL

    Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER

    Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK

    Gemi enkazı,batık. : LAŞE

    Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri. : KEMERE

    Gemi için,pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN

    Gemi kiralama : ISKAPARMA

    Gemi omurgası.:KARİNA

    Gemi safrası. : SABURA

    Gemi yada tren yatağı. : KUŞET

    Gemi yapılan yer.:TERSANE

    Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad. OK

    Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA

    Gemici çırağı,küçük yaştaki tayfa yamağı. : MİÇO

    Gemici düdüğü.: SİPSİ

    Gemici,işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili,danslı yer.:BALOZ

    Gemicilerin eğlenmek için gittikleri içkili yer. : BALOZ

    Gemicilerin gayret sözü. : HEYAMOLA

    Gemicilikte halat germe. : TİZE

    Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA

    Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirin,bir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA

    Gemide hava bacaları. : MANİKA

    Gemide tayfa başı. : LOSTROMO

    Gemide teslim satış. : FOB

    Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk.:NOEL AĞACI

    Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA

    Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE

    Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı. : KARTEL

    Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA

    Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. : YOMA

    Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. : LOK

    Gemileri iskele,rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR

    Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO

    Geminin saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE

    Geminin arkası. : PUPA

    Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü :AYNALIK.

    Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.:AVARA

    Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK

    Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA

    Geminin en geniş yeri. :MASTURİ

    Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. : BANDIRA

    Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE

    Geminin ön tarafı. : PRUVA

    Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA

    Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme,bazısını germe işlemi. : TİRAMOLA

    Geminin yan kısmı.:BORDA

    Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması :APİKO

    Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET

    Genç,toy. : TORLAK

    Genelev işleten kadın,mama.:ÇAÇA

    Genelge. : TAMİM

    Genellikle 12 Martta görülen,Batı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM

    Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.ÜVETER

    Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL

    Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. : MERMER

    Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.ABO

    Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER

    Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. : KEDİDİLİ

    Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE

    Genellikle gece kulüplerinde,pavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ

    Genellikle giysinin yaka,kol,etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE

    Genellikle gömlek yapmakta kullanılan,çizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR

    Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez,naylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE

    Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad. : ANÇÜEZ

    Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilen,deniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.ENİZ BÖRÜLCESİ

    Genellikle Hindistan’da dokunan,özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. ŞAL :

    Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.:BONE

    Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF

    Genellikle kışın akan,yazın kuruyan küçük çay : DERE

    Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL

    Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA

    Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü.EREMONİ

    Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN

    Genellikle topla yapılan yaylım ateş. : SALVO

    Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. : KÜRATER : KÜRATÖR

    Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden doğan bir hastalık. : BERİBERİ

    Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL

    Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES

    General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN

    Geniş açılı manzara. : PANORAMA

    Geniş cadde. : BULVAR

    Geniş kulplu kap. : LENGER

    Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL

    Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR

    Geniş yapraklı bir süs bitkisi.EVE TABANI

    Geniş,engin : VASİ

    Genişlik. : VÜSAT

    Genizsi,genzel.:NAZAL

    George William Russell (takma adı). : AE

    Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM

    Gerçek olan,gerçeğe yada aslına dayanan.TANTİK

    Gerçekleşme.: TAHAKKUK

    Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmaya yarayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.İYALEKTİK

    Gerçekten,doğrusu. : FİLHAKİKA

    Gerekçe. : ESBABI MUCİBE

    Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI

    Gerekli,lüzumlu.: BECİT

    Gerekli. : MUKTAZİ

    Gerekme,gerekçe. : İKTİZA

    Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. : ZAHİRE

    Geri alma. : İSTİRDAT

    Geri çevirme. : İRCA

    Gerilim yokluğu. :ATONİ

    Gerilmiş halatla taşıma.Getirip götürme halatı. : VARAGELE

    Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ

    Gevenden çıkarılan ve kestere de denilen bir tür zamk.: KİTRE

    Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK

    Geveze. : RAAT

    Geviş getiren hayvanlarda,dört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN

    Gevrek bir elma türü.:FERİK

    Gevşek,iş bilmez,tembel.ALPA

    Gezegen. : PLANET

    Gezgin samuray.: RONİN

    Gırtlağın ön tarafında bulunan ve salgısını kana veren bir bez.:TİROİT

    Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT

    Gidiş. : AZİMET

    Gine’nin para birimi.: SİLİ

    Giresun yakınlarında bir burun. : YOROZ

    Giriş müziği. : PRELÜD

    Girişik bezeme. : ARABESK

    Girit’in efsanevi kralı. : MİNOS

    Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı. : FADO

    Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.TİLİST

    Giyim süslemede,şapka,çanta ve sepet örmede kullanılan parlak ve renkli şerit.: RAFYA

    Giysi kesimi,kesimle verilen biçim. : KUP

    Giysi. : LİBAS: ESVAP : FİSTAN

    Giysinin kenarına paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. : BİYE

    Gizemcilik.: MİSTİSİZM

    Gizemli eski yazı.:RUNİK

    Gizleme,örtme.: SETR

    Gizli oyun.ALAVERE

    Gizli yer,köşe bucak. : TUN

    Gizli,saklı,gizlenmiş.İNHAN

    Gobene’de denilen bir balık. : TORBİL

    Gomalak’da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK

    Gonçarov’un,uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı.BLOMOV

    Gondol’a benzer kayık. : PEREME

    Gondolcu şarkısı.:BARKAROL

    Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında,genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt ve bozlağa benzer türkü. : YAKIM

    Göçebe,eti için avlanan bir kuş. : ÇULLUK

    Göçebelik:. BETAET

    Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA

    Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi. : KATAVASYA

    Göğün en yüksek katı.: ARŞ

    Göğüs kafesinin iç yüzünü kaplayan ve akciğerleri saran zar.LEVRA


    Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS

    Göğüs zarı. : PLEVRA

    Göğüs,bağır.ÖŞ: TORAKS

    Gök bilim.:ASTRONOMİ

    Gök boşluğu.:CEVV

    Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP

    Gök gürültüsü korkusu.: BRONTOFOBİ

    Gök yakut. : SAFİR

    Gökçeada’da yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. : AVLAKA

    Gökçeada’nın eski adı. : İMROZ

    Gökkuşağı,eleğimsağma. : ALAİMİSEMA : ALKIM

    Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde.:AKYAKA

    Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.:BÖRDÜBET

    Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT

    Gökteki ay. : MAH

    Gökyüzü. : ASUMAN

    Gölge. : SAYE

    Gölgede kalan taraf.: KUZ

    Gölgeler. : ZILAL

    Gölgelik. : TENTE

    Gölgelik.: SAYEBAN

    Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ

    Gömlek. : KAMİS

    Gönderme , yollama. : İRSAL

    Gönderme kağıdı. : İRSALİYE

    Gönlü rahat.Sessiz,sakin. :ASUDE

    Gönül alıcı davranış, kompliman.:CEMİLE

    Gönül alma.: TALTİF

    Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.OMELİYE

    Görgülü,terbiyeli,olgun kimse. : ÇELEBİ

    Görgüsüz.:CUDAM

    Görkem,ihtişam,şatafat,tantana.EBDEBE.:ŞAŞAA

    Görme. : RÜYET

    Görsel sanatlar ve müzik alanlarında,1960’ların sonlarında NewYork kentinde ortaya çıkan,biçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan akım.:MİNİMALİZM

    Görsel sunumu içeren özel dosya.ORTFOLYO

    Görülen alemin ötesi.: MAVERA

    Görüngü bilimi. :FENOMENOLOJİ

    Görüntüleme.: KLİP

    Gösterge bilimi. : SEMİYOLOJİ

    Göstergebilim.: SEMİYOLOJİ

    Gösteriş,şatafat.:CAFCAF

    Gösteriş. :ALAYİŞ

    Gösteriş.:ALAYİŞ

    Gösterişi seven,varlıklı kimse.: KALANTOR

    Gösterişi ve özentisi olmayan. : BABAYANİ

    Gösterişsiz,sade yaşamaktan yana olan.:KALENDER

    Gösterme,ortaya çıkarma. : İZHAR

    Götürü iş yapan.: TAŞERON

    Götürü,toptan. : KABALA

    Gövde heykeli. : TORS

    Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü,beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. : GİMİ

    Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.: REBAP

    Gövdesi kızıl kırmızı,ayakları ve yelesi siyah renkli olan at.ORU

    Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi.:ARA

    Göz alıcı,göze çarpıcı. : FRAPAN

    Göz bebeği.:HADEKA

    Göz çukuru. :ÇANAK

    Göz tansiyonu.:GLOKOM

    Göz.İDE

    Gözbağcı,büyücü. : RAİB

    Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk. : ARTODA

    Gözde sarıya çalan kestane rengi. : ELA

    Gözdeki ağ tabaka. : RETİNA

    Gözdeki arpacık.:İT DİRSEĞİ

    Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük,aksu.:KATARAKT

    Göze takılan mercek. : LENS

    Gözle görülmeyen,yapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,ultraviyole.:MORÖTESİ

    Gözlemevi. : OBSERVATUAR

    Gözler,pınarlar,kaynaklar. : UYUN

    Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.:CİPİ

    Gözleri görmeyen. : AMA

    Gözpınarları. : AMAK

    Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan aynaya verilen ad. FTALMOSKOP

    Gözün ön odasına kan dolması.: HİFEMA

    Gözüpek. : ACAR

    Gözyaşı ile ilgili. : LAKRİMAL

    Gözyaşı kanalcığı içinde oluşan taş.AKRİYOLİT

    Gözyaşı.: EŞK

    Gramerde çıkma durumu.:ABLATİF

    Gramerde özne.: SÜJE

    Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.:LİPARİT

    Gri renkli,sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası,katmanbulut.TRATUS

    Gri veya sarı renkte,etçil bir sinek cinsi.Çulluk sineği.:YEPTİS

    Grip,paçavra hastalığı.:ENFÜANZA

    Grup,kategori. : ULAM

    Guatemala’nın para birimi.:KETZALİ

    Guatr. : GUŞA

    Gurbete gitme.:CELA

    Gurbette yaşayan.:ELGİN

    Gurur. : AZAMET

    Gübre,tezek. :KEMRE

    Gücenme.:İĞBİRAR

    Gücü tükenmiş,yorgun,bitkin.: ARGIN

    Gücü’de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.:NİRE

    Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar. : İSLİM

    Güç vermek,güçlendirmek.EKİTMEK

    Güçlü ve gösterişli,iri yarı kadın.:BABAÇKO

    Güçlü,kuvvetli,sağlam. : BEKEN

    Güçlü,şiddetli etki. : ZARP

    Güçlük,sıkıntı.:MEŞAKKAT

    Güçsüz düşmek,yorulmak.:FARIMAK

    Güldürücü öyküler,fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse.:NEKRE

    Güleç,güler yüzlü.:BESİM

    Güleç.:BESİM

    Güler yüzlü.:BEŞUŞ

    Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi. : ÜVEZ

    Gülgillerden bir ağaç.:ÜVEZ

    Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi.:ALIÇ

    Güllük körfezi kıyısında,Milas ilçesine bağlı turistik bir köy.: KIYIKIŞLACIK

    Gülme,gülüş.: HANDE

    Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.:RÜKÜŞ

    Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan. : ZİBİDİ

    Gülüş. : HANDE

    Gülüt. : GAG

    Gümüş balığı. : ATERİNA

    Gümüş balığına benzer bir küçük balık. : ÇAMUKA

    Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.: LİTYUM

    Gümüş parlaklığında,demir sertliğinde,kolay işlenir ve kolayca tel durumuna getirilir bir element.:NİKEL

    Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış.AVAT

    Gümüş,altın tellerden süsleme. : TELKARİ

    Gümüşbalığının küçüğü. : AFİS: İLARYA

    Gümüşhane ilinde,kayak merkezi olan bir dağ. : ZİGANA

    Gümüşhane ilinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:KARACA

    Gümüşhane’nın Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale. : TOMARA

    Gümüşhane’nin Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale.:TOMARA

    Gümüşhane’nin Torul ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınan 18 krater gölünün ortak adı.:ARTABEL

    Gün doğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. : SABA

    Gün. : RUZ

    Günahtan dönme.: TÖVBE

    Günahtan sakınma,züht. : TAKVA

    Gündüz sefası. : KAHKAHA ÇİÇEĞİ

    Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. : KLOROFİL

    Güneş odası. : SOLARYUM

    Güneş.: AFİTAP.: ŞEMS

    Güneşin battığı yer, batı. : MAĞRİP

    Güneşin doğduğu yer,doğu. : MAŞRIK

    Güneşin doğması. : TULU

    Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.: TAYFBİN

    Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.:KADİT

    Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet.: HELYOGRAF

    Güney Amerika’da yaşayan bir cins deve kuşu.: REA

    Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti.RETORİA

    Güney Afrika Cumhuriyetinde doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan ve Afrikaans dili konuşan beyaz ırktan kişiler.:AFRİKANER

    Güney Afrika Cumhuriyetinin plakası. : ZA

    Güney Amerika ırmaklarında yaşayan bir balık.ORADO

    Güney Amerika kemiricisi: AGUTİ

    Güney Amerika ormanlarında yaşayan,mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş.:AGAMİ

    Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : KÜRAR

    Güney Amerika’da üretilen kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA

    Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.:LASO

    Güney Amerika’da yaşayan büyük su yılanı. : MUSURANA

    Güney Amerika’da yaşayan iri kemirici bir hayvan.AKARANA

    Güney Amerika’da yaşayan uzun kuyruklu bir tukan türü. : ARAKARİ

    Güney Amerika’nın sıcak ve bataklık bölgelerinde yaşayan bir kuş. : HOAZİN

    Güney Anadolu’da yabani olarak bulunan ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kırmızı çiçekli otsu bir bitki. : NAKIL

    Güney Anadolu’daki konar göçer Türkmenler arasında göç kervanını yöneten genç kıza verilen ad. : ALADORLAR

    Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad. :ALYANAK

    Güney kutbunda yaşayan bir kuş.ENGUEN

    Güney ve Güneydoğu Anadolu da halk arasında domatese verilen ad. : BANADURA

    Güney yarımkürede bulunan parlak yıldız,Yıldırak.: SÜHEYL

    Güney,güney rüzgarı,kaba yel. : LODOS

    Güneydoğu Asya’da özellikle Laos’ta kullanılan ağızlı org. : HEN

    Güneydoğu Anadolu ile Irak Türk bölgesinde ezgiyle söylenen mani. : HOYRAT

    Güneydoğu Anadolu’da antik kent.:ZEUGMA

    Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen yerli koyun ırkı. : İVESİ

    Güneydoğu Anadolu’ya özgü acı kahve. : MIRRA

    Güneydoğu Anadolu’ya özgü,çekilmiş mercimek,bulgur ve soğanla yapılan bir yemek.:KÖLÜKAŞI

    Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi.:ASEAN

    Güneydoğu Asya’da bir ırmak. : İRAVADİ

    Güneydoğu Asya’da yaşayan kuyruklu bir maymun.:MAKAK

    Güneydoğu Asya’da yaşayan yabani öküz. : BANTENG

    Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.:RATAN

    Gün-gece eşitliği : EKİNOKS

    Günlük yaşama ait küçük ve geçici belgeleri toplama şeklinde koleksiyonculuk. : EFEMERA

    Gür erkek sesi.AVUDİ

    Gürcistan’ın başkenti. : TİFLİS

    Güreş meydancısı.:CAZGIR

    Güreşler için boğa yetiştiren kimse.:GANADERO

    Güreşte bir oyun.: KAFAKOL

    Güreşte bir oyun.:BOYUNDURUK.:KURTKAPANI.ALMA:ÇİPE

    Gürgengillerden,kerestelik bir ağaç cinsi.:HUŞ

    Gürültü patırtı.AĞDAĞA

    Gürültü,patırtı,telaş,karmakarışık durum.: DAĞDAĞA

    Güven mektubu.:İTİMATNAME

    Güvercin kanadı. : CENAHI KEBUTER

    Güvercin. : KEBUTER

    Güverte locasının altındaki demir kol. : KASTANYOLA

    Güzel avrat otu.:BELLADONNA

    Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde. : ATROPİN

    Güzel çiçekli bir süs bitkisi. : KANA

    Güzel koku. : RAYİHA

    Güzel koku.:ARF

    Güzel kokular.:ITRİYAT

    Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık.:FUL

    Güzel kokulu bir kavun türü. : ŞAMAMA

    Güzel kokulu çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:HANIMELİ

    Güzel kokulu,değişik renkli çiçekleri olan bir süs bitkisi.: ŞEBBOY

    Güzel kokulu,sarı renkte,uzunca bir kavun türü.:TOPATAN

    Güzel kokulu.: ITRİ

    Güzel konuşma yeteneği. : NATIKA

    Güzel sanatlar evi.ARÜLBEDAYİ

    Güzel sesli bir kuş.:İSKETE

    Güzel sesli ötücü bir kuş. : İSKETE

    Güzel sevgili. : NİGAR

    Güzel söyleme ve yazma yeteneği. : SELİKA

    Güzel söz söyleyen,konuşkan.İLBAZ

    Güzel ve faydalı şeyler.:BEDAYİ

    Güzel ve inandırıcı konuşma.:CERBEZE

    Güzel yüz.İDAR

    Güzel,hoş (kadın). : RANA

    Güzel,hoş,nefis.: OFLAZ

    Güzel,ince,zarif kadın.Ceylan.: AHU

    Güzel,iyi kadın anlamında kullanılan bir sözcük : HASNA

    Güzel,sevimli insan.:GÖKÇEK

    Güzel. : NİK

    Güzeli en üstün,en yüce değer sayan kişi.:ESTET

  5. #10
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375408

    Tanımlı Ce: Bulmaca sözlüğü - A dan Z ye Bulmaca sözlüğü - Bulmaca sözlüğü yanıtları

    H

    Haberci,ulak. : KARAKULAK

    Haberleşmeye yarayan bir tür süratli vapur.: AVİZO

    Habeş piskoposlarına verilen ad. : EBUNA

    Habeş soylusu. : RAS

    Habeş Yahudi’si.:FLAŞA

    Hac sırasında kesilen kurban.: HEDİ

    Hacim,oylum. : CİRİM

    Haç : ÇARMIH

    Hafıza kaybı : AMNEZİ

    Hafif esinti.:İPİLTİ

    Hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK

    Hafif yağmur,serpinti.:ÇİLENTİ

    Hafif yaralama : HACAMAT

    Hafniyum’un simgesi. : HF

    Haiti kökenli bir dans ve müzik.:MAMBO

    Haiti kökenli,rumba ve çaça’ya benzeyen bir dans.: MAMBO

    Haiti plakası. : RH

    Hak ve adalete uygunluk.: NASFET

    Hakim,başat,başta gelen.OMİNANT

    Hakkı devretme.: TEMLİK

    Haksız olarak alınan toprak,mal. : ASABALIK

    Haksızlık,kıygı. : GADR (GADİR)

    Hala.:BİBİ : ÇİÇE

    Halat gibi örülmüş iplik çilesi. : TURA

    Halat ucu.: ÇIMA

    Halat yumağı.: RODA

    Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama.: KAVELA

    Halatta kaymayı önleyen bir düğüm biçimi.:KROPİ

    Halı dokuma tezgahı.:ISDAR

    Halı ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. : KORD

    Halı veya kilim dokunan tezgah. : ISDAR : ISTAR

    Halı,kilim veya bez dokuma tezgahı. : HAMA: HANA

    Halıcılıkta iplik düğümlerini sıkıştırma topağı. : KİRKİT

    Halk arasında yaban arısına verilen ad. : SARICA

    Halk arasında ekini biçilip kaldırılmış tarlaya verilen ad. : KOZAN

    Halk arasında Eylül ayına verilen ad.:VERİMAY

    Halk arasında hindiye verilen ad. : CULUK

    Halk arasında,herkesin söylediğini yapan,iltifat meraklısı kimseye verilen ad.:EFELEK

    Halk bilgisi.:FOLKLOR

    Halk dilinde etek anlamında kullanılan sözcük.: YEKTE

    Halk dilinde abla.: MADAMA

    Halk dilinde acı pul biber. : İSOT : ISIOT

    Halk dilinde ağıl.: ARKAÇ

    Halk dilinde atasözüne verilen ad. : ORAÇLAMA

    Halk dilinde avare,işe yaramaz.:AVARA

    Halk dilinde babanın kız kardeşi,hala. : EME : EMETİ: BİBİ

    Halk dilinde badem. : PAYAM

    Halk dilinde bahane. : MAHNA

    Halk dilinde boşboğaz,söz taşıyan. : YALAK

    Halk dilinde büyük heybe.:ARTMAK

    Halk dilinde çay demliğine veya küçük güğüme verilen ad.: HALASTAR

    Halk dilinde çekül sözcüğünün aldığı biçim.:ŞAVUL

    Halk dilinde çoban köpeği.:KARABAŞ

    Halk dilinde çuvala verilen ad.:KELETE

    Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.İYEŞ

    Halk dilinde dilsiz.:TAT

    Halk dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. : KEN

    Halk dilinde kardeş. : KADA

    Halk dilinde kemik veremi.:AKARCA

    Halk dilinde kertenkeleye verilen ad.:ELÖPEN

    Halk dilinde keser.:KERKİ

    Halk dilinde kır lalesine veya gelincik çiçeğine verilen ad.: PAMPAL

    Halk dilinde klitoris,bızır.ILAK

    Halk dilinde köylerde hekimlik yapan kimselere verilen ad.TÇU

    Halk dilinde küme,topluluk anlamında kullanılan sözcük.:ÇOM

    Halk dilinde lor peynirine verilen ad. : ÇOMA

    Halk dilinde mısır.:LAZUT

    Halk dilinde mızıkçı,yaygaracı,gürültücü anlamında kullanılan sözcük.:KACARA

    Halk dilinde minnet.: MÜDANA

    Halk dilinde mutfağa verilen ad.:TAKANA

    Halk dilinde otlak.:ÖRÜ

    Halk dilinde parıltı.: IŞILAK

    Halk dilinde pestil.: BASTIK

    Halk dilinde sazlık yer.: KOVALIK

    Halk dilinde sebze bahçesi.:AVAR

    Halk dilinde semavere verilen ad.:KAVAZ

    Halk dilinde semizotuna verilen ad. : PİRPİRİK

    Halk dilinde serçeye verilen ad. : DARICAN

    Halk dilinde sincap.:ÇEKELEZ

    Halk dilinde sperm,meni. : ATMIK

    Halk dilinde şaka anlamında kullanılan sözcük.:HORATA

    Halk dilinde şarbon hastalığına verilen ad. : YAKMA

    Halk dilinde Temmuz ayı.: ORAKAYI.

    Halk dilinde termometreye verilen ad.:ISIKERTE

    Halk dilinde yabani tereye verilen ad : ISPATAN

    Halk dilinde yanık,yırtık.. : YİRİK

    Halk dilinde yenge anlamında kullanılan sözcük. : BULA

    Halk edebiyatında aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü.: GÜZELLEME

    Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.:TAPŞIRMA

    Halk edebiyatında uyağa verilen ad. : AYAK

    Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılan,aynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz. : MUSKAT

    Halk oylaması.: REFERANDUM

    Halk tarafından sevilme,tutulma. : POPÜLARİTE

    Halk,topluluk.:CUMHUR

    Halkalar geçirilerek yapılmış veya zincirden örülmüş zırh.:CEBE

    Halojenler gurubunun dördüncü ametali olan yalın cisim. : İYOT

    Halterde kaldırılması gereken alet. : BAR

    Ham demir madeninin eritildiği büyük ocak,fırın.:HADDEHANE

    Ham deriden yapılan köylü ayakkabısı.:ÇARIK

    Ham ile olgun arası. : ALASULU

    Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse.:KAZAZ

    Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş. : SOF

    Ham keten rengi. : EKRU

    Ham olarak yenilen badem,erik,kayısı gibi yemişler.:ÇAĞLA

    Ham üzüm. : KORUK

    Hamal semeri. : ARKALIK

    Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.:ARKALIK

    Hamam böceği.:KAKALAK

    Hamam. : YUNAK

    Hamamda kese yapan erkek. : TELLAK

    Hamamlarda musluk altında bulunan ve su biriktirmek için kullanılan mermer veya taş tekne.:KURNA

    Hamle.: SAVLET

    Hamsi,Sargan gibi küçük balıkları tutmakta kullanılan balık ağı : BARABAT

    Hamsigillerden bir balık. : TİRSİ

    Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta.: BİNİT

    Hamur açılırken tezgaha yapışmaması için serpilen un.:UĞRA

    Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek.:UĞRALAMAK

    Hamur tahtası. : SENİT

    Hamur teknelerini kazımaya yarayan araç.:ISIRAN

    Hamuru ovalayarak yapılmış kırıntılarla pişirilen çorba. : OVMAÇ

    Hamurun fırına verilmeden önce dinlendirildiği , üzerinde bekletildiği tahta. : PASA

    Hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı.:AKITMA

    Hanay. :AVLU

    Hanım,hanımefendi.:BANU

    Hanigiller familyasından bir balık türü.: LAKOZ

    Hanigillerden bir balık türü.RFOZ

    Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık.:LAHOS

    Hap. : DRAJE

    Haraç.:BAÇ

    Hare.Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. : MENEVİŞ

    Hareket etmeyen,kımıldamayan,sakin.İNGİN

    Harfler,kısaltmalar kümesi. : LOGO

    Harfler.:HURUFAT

    Harita çıkarmaya yarayan bir aygıt.: PLANÇETE

    Haritacı.: KARTOGRAF

    Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi. : NİRENGİ

    Harman aktarma ve sap yükleme işlerinde kullanılan tarım aracı.Dirgen.Yaba : ANADUT .

    Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak,çöp ve samanla karışık tahıl taneleri.:BADAS

    Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi. : AFARACI

    Harran ovasında ünlü bir ören yeri. : SOGMATAR

    Harzemşahların ilk hükümdarı.: ANUŞTİGİN

    Has ekmek. : FRANCALA

    Has,mahsus. :ÖZE

    Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.: ILISU

    Hasattan sonra tarla veya bahçelerde kalan ürünleri toplama.:BAŞAKLAMA

    Hasırdan örülmüş kulplu torba.:ZEMBİL

    Hasırotu,saz,kamış.: KOFA

    Hasta dinleme aleti. : STETESKOP

    Hasta. : SAYRI : BİMAR

    Hastalığın bedene yerleşmesi.:RES

    Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde. : ANTİKOR

    Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde.:ANTİKOR

    Hastalık nöbeti,kriz. : AKSE

    Hastalık,dert.: ÇOR

    Hastalıklar bilimi. : PATOLOJİ

    Hastalıklar. : EMRAZ

    Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi.:KEMOTERAPİ

    Hastalıkların nedenini araştıran bilim. : ETİYOLOJİ

    Hastalıktan sonraki iyileşme. :İFAKAT

    Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.: ALTIDAN

    Hastanın veya yakınlarının,onun daha önce geçirmiş olduğu hastalık ve sağlık durumları hakkında hekime verdiği bilgilerin tümü.: ANAMNEZ

    Hat sanatında birkaç kağıdın,suları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.:MURAKKA

    Hata ,/ hatalı pul. : ERÖR

    Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük. : AÇANA

    Hatay yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı.:KEREBİÇ

    Hatay yöresine özgü,yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.:ARGUN

    Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Tel Açana’da denilen ünlü höyük.:ALALAH

    Hatıra,yadigar. : ANDAÇ

    Hatırlayan. : ANAN

    Hava basıncını ve dolayısıyla bir yerin yüksekliğini ölçen alet,basınç ölçer.:BAROMETRE

    Hava basınç birimi.: BAR

    Hava korkusu. : AEROFOBİ

    Hava yutma. : AEROFAJİ

    Havacı bülteni. : NOTAM

    Havada oksitlenmeyen bir element.:KROM

    Havada on milyonda bir oranında bulunan bir asal gaz. : KSENON

    Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.:AEROSKOP

    Havadar. : YELEÇ

    Havagazı lambasının ucu. : BEK

    Havai. : YELEME

    Havari.:APOTR

    Havaya fırlatılan bir plakanın vurulması ilkesine dayanan atıcılık dalı.: TRAP

    Havuca renk veren madde. : KAROTEN

    Havuç. : YEREGEÇEN

    Havuç.: YEREGEÇEN

    Havuz,göl,akarsu,deniz,okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında,su hareketiyle sürüklenen veya yavaş olarak yüzen,hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalar. : PLANKTON

    Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı. : UKULELE

    Hawai inanışında savaş tanrısı. : KU

    Hawai’de karşılama veya uğurlama anısı olarak verilen,çiçekten yapılmış kolye.:LEY

    Hayal. : İMGE

    Hayat hikayesi.:BİYOGRAFİ

    Haydut,eşkıya. : ŞAKİ

    Haylaz,serseri. : NABEKAR


    Hayvan bilimci. : ZOOLOG

    Hayvan boyunduruğu. : TASMA

    Hayvan çulu.ALIK

    Hayvan derisinden yapılmış kırbaç.:ÇAVUN

    Hayvan korkusu.: ZOOFOBİ

    Hayvan pisliği.:TERS

    Hayvan postundan başlık. : KALPAK

    Hayvan vebası. : MALKIRAN

    Hayvan yavrusu.:BALAK

    Hayvan,balık,sebze,meyve gibi yiyecekleri,yerinden getirerek toptan satan kimse.:MADRABAZ

    Hayvanca duygu.:BEHİMİ

    Hayvanı avcılığa alıştırma. : BAV

    Hayvanı otlatmak. : OTARMAK

    Hayvanın bir yanındaki yük.:TAY

    Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek.UŞAK

    Hayvanlar veya hayvan yaşamı ile ilgili Yunanca öntakı: ZOO

    Hayvanlara yedirilen bir çayır bitkisi./Bir tür sümbül. : NARDİN

    Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip.Hayvan bağlanan ip. : ÖRK

    Hayvanları nallayan kimse.:NALBANT

    Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri kalbur üstü taneler. : İRİNTİ

    Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.: KAYAR

    Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi dokularından yada bitkisel yosunlardan elde edilen saydam ve renksiz bir madde.:JELATİN

    Hayvanların saman,ot,mısır sapı gibi kışlık yiyeceği.: ALAF

    Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.: YALAK

    Hayvanların,özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA

    Hazır. : AMADE: ANIK

    Hazreti Muhammed’e yardım eden ve İslamiyet’in yayılmasına hizmet eden kimseler.:ENSAR

    Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad. : ALİABA

    Hazreti Ebubekir’in lakabı.:ATİKA

    Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan kitap. : SİYER

    Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı. : UKBA

    Hecelerin uzunluk ve kısalık,kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü. : ARUZ

    Hediye verilen levha. : ŞİLT

    Hediye,bahşiş. : ATİYYE

    Hekim,otacı.İRGER

    Hekimlik taslama.: OLÇUM

    Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir bitki. : KANTİYANE

    Hekimlikte kullanılan,sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu.:TIGALA

    Hektar. : HA

    Hele,özellikle. : BAHUSUS

    Hem ısıtmaya,hem de üzerinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası.:KUZİNE

    Henüz mayalanmamış üzüm suyu. : ŞIRA

    Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.:KORUK

    Her biri başka perdede bir sıra kamış düdük,musikar.:MISKAL

    Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume.: AKROSTİŞ

    Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen ve birden üç çifteye kadar küreği bulunan savaş gemisi filikası. : PATALYA

    Her şeyin evveli,tazesi,turfanda. : REYAN

    Her tür organik yağa verilen ad. : LİPİT

    Her tür organik yağa verilen ad.: LİPİT

    Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı.:MELAMİLİK

    Her yanı görmeye elverişli,camlı çatı katı veya taraça,kule.: CİHANNÜMA

    Her yiyeceğe canı çeken. : EKTİ

    Her zaman olduğu gibi.:BERMUTAT

    Her zaman.AİMA

    Herek.:İSPALYA

    Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi. : RANSEYMAN

    Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. : ROKELA

    Herhangi bir eserin tanıtılması,okunması,yorumlanması veya bir sanatçıyı anma amacıyla düzenlenen toplantı.: MATİNE

    Herhangi bir nedenle armağan kabul edenin vermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET

    Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan. : İNDİ

    Hesap defteri.:EVAR

    Hesap sahiplerine bankaca gönderilen mektup. : AVİ

    Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre.:MATRİS

    Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı,etkili. : PATETİK

    Heyelan. : KAYŞA

    Heykel,abide anlamında yerel sözcük.:ANAK

    Heykel,sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça,ayak,taban. : DURAÇ

    Hıristiyan sanatında ellerini kaldırmış dua eder durumda canlandırılmış insan figürüne verilen ad. : ORANS

    Hıristiyan bayramı. : YORTU

    Hıristiyan beyi. : TEKFUR

    Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi. : PİETA

    Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa’yı gösteren heykel veya resim.:MADONNA

    Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para veya mal.: DRAHOMA

    Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler.:APUKURYA

    Hıristiyanlıkta ermiş.: AZİZ

    Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. : AFOROZ

    Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.: AFOROZ

    Hıristiyanlıkta küçük kilise yapısı veya büyük bir kilisenin içinde bir azize adanmış ibadet yeri.:ŞAPEL

    Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.:VAFTİZ

    Hırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık.: KLEPTOMANİ

    Hırslı.:MUHTERİS

    Hırvatistan ve Slovakya’da bir kont tarafından yönetilen toprağa verilen ad. : ZUPA

    Hız ve manevra yeteneği bakımından üstün niteliklere sahip küçük savaş gemisi,muhrip.ESTROYER

    Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına. : URAGAN

    Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası. : TORNADA

    Hicri takvimde 22 Aralık 31 Ocak arası.Kırk günlük kış dönemi. : ERBAİN

    Hiç görülmemiş,alışılmamış,şaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.: ACİBE

    Hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği. : ATARAKSİYA

    Hiçbir koşula bağlı olmayan,istediği gibi davranabilen. : ERKİN

    Hikaye,fıkra.:KISSA

    Hilal. : AYÇA

    Hile,düzen. : DEK: AL

    Hileci.EKBAZ

    Hilekar. : AYYAR

    Himalaya dağlarında doruk.:APİ

    Himalayalar’da yaşadığına inanılan “kar adam”a verilen ad. : YETİ

    Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.: ZEBU

    Hindistan plakası. : İND

    Hindistan Prensesi .Raca karısı. : RANİ

    Hindistan Prensi. : RACA

    Hindistan ve Endonezya’da yetişen,kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA

    Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. : LORİS

    Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı.:JİBON

    Hindistan’a özgü,güreşle ragbinin karışımı olan bir spor.:KABADDİ

    Hindistan’da bitkisel elyafla dokunan bir cins tafta. : DARİDAS

    Hindistan’da Ekber döneminde büyük eyaletlere verilen ad. : SUBA

    Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.:ADİVASİ

    Hindistan’da kocasının cesediyle birlikte ateşe atılan ve ermiş sayılan kadın. : SATİ

    Hindistan’da yetişen bir ağaç. : RİTA

    Hindistan’da yetişen bir bitki. : HALİLE

    Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir karabiber ağacı. : BETEL

    Hindistan’da, bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer : AKRAMA

    Hindistan’ın güneyinde konuşulan bir dil.RAVİD

    Hindistan’ın para birimi.:RUPİ

    Hinduizm,Budizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.: TANTRA

    Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.:LAKŞMİ

    Hinduizm’in temel ilkesi olan,hiçbir varlığı incitmeme erdemi.:AHİMSA

    Hinduizmin en büyük tanrılarından biri.:ŞİVA

    Hinduların kutsal kitabı. : VEDA

    Hint bademi. : KAKAO

    Hint edebiyatında bir çeşit epik dram. : NATAKA

    Hint İran dil grubuna verilen ad. : ARİ

    Hint irmiği. : SAGU

    Hint kenevirinden çıkarılan esrara eskiden verilen ad.:HAŞİŞ

    Hint kertenkelesi.:İGUANA

    Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma. : SOMA

    Hint mitolojisinde fırtına ve yağmur tanrısı. Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğüne verilen ad. : İNDRA

    Hint mitolojisinde ilk insan. : MANU

    Hint müziğine özgü telli bir çalgı. : VİNA

    Hint müziğine özgü telli bir çalgı.ARANGİ

    Hint müziğine özgü yaylı bir çalgı.: SARANGİ

    Hint okyanusunda denizaltı dağı. : OB

    Hint safranı.: ZERDEÇAL

    Hint sülünü.:ALE

    Hint tanrısı. : RAMA : AGNİ

    Hintlilerin,bağlı oldukları tarikatı belirtmek için kül veya renkli tozla alınlarına çizdikleri işaretlere verilen ad.:TİLAKA

    Hiperaktif çocukları sakinleştirmede kullanılan ilaç.:RİTALİN

    Hipotez,faraziye.: VARSAYIM

    Hiroşima’da atomdan sağ kurtulanlar. : HİBAKUŞA

    Hisse senedi,tahvil,yabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.: ARBİTRAJ

    Hisse senedi. :ESHAM

    Hitabet sanatı.:RETORİK

    Hitit mitolojisinde gökyüzü krallığının ilk yöneticisi. :ALALU

    Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi. : İKU

    Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer. : NEŞA

    Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.: AYA

    Hizip. : KLİK

    Hizmet belgesi.:BONSERVİS

    Hizmet eden.Sadık,dost. : HADİM

    Hokkabazların kullandıkları tahta maşa.:ŞAKŞAK

    Hollanda’nın para birimi.:FLORİN

    Honduras’ın para birimi.:LEMPİRA

    Hong Kong’un plakası. : HK

    Hor görmek. : KARAMAK

    Hor görülen,aşağılanan.:ZELİL

    Horoz tepeliği,köşe-kenar-uç. : İBİK

    Horozun en gösterişli tüyü.ÇIĞA

    Hortlak.:CAZU

    Hoş kokulu.:ITRİ

    Hoşgörü. : TOLERANS

    Hoşlanarak bakma.:TEMAŞA

    Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturan,kötü ahlakları nedeniyle yok oldukları rivayet edilen,Kutsal Kitap’ta adı geçen bir kavim.:AMALİKA

    Hukuk.: TÜZE

    Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.:İZALEİŞÜYU

    Huni biçiminde çukur yer.İç bükey. : OBRUK

    Hurma dalı veya kamıştan yapılan iki yanı kulplu meyve sepeti.:KAVSARA

    Huysuz atları yola getirmek için dudaklarına takılan tahta kıskaç.: YAVAŞA.: EGEN

    Huysuz şirret kadın.:CADALOZ

    Huzur,erinç : DİRLİK

    Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı. : LİNİN

    Hücre bölünmesi yoluyla gerçekleşen hücre çoğalması. : MİTOZ

    Hücre sitoplazmasında oluşan cansız yapı.:KOFUL

    Hücre.:GÖZE

    Hücrebilim.: SİTOLOJİ

    Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen ad.:İLİG

    Hükümdarın,bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi. : OTOKRASİ

    Hükümler.:AHKAM

    Hükümsüz.:BATIL

    Hüngür hüngür anlamında bir söz.:ZARİZARİ

    Hünnap,iğde gibi zeytinimsi meyve. : UTME

    Hünnapgillerden,hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir bitki cinsi,güvemeriği.:AKDİKEN

+ Konu Cevapla
2 / 7 Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 11-25-2009, 18:16
  2. Bulmaca Çağrı - Bulmaca Gitar Akorları
    By eJhem in forum Gitar Akorlari
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-25-2009, 12:59
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-29-2009, 08:24
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-16-2009, 08:21
  5. Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 12-02-2007, 13:21

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375