+ Konu Cevapla
2 / 4 Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 SonuncuSonuncu
6 den 10´e kadar. Toplam 18 Sayfa bulundu

Psikoloji,Psikoloji Nedir?Psikoloji anlamı,tanımı, Psikoloji hakkında

 Eğitim Öğretim Bölümü Katagorisinde ve  Psikoloji Forumunda Bulunan  Psikoloji,Psikoloji Nedir?Psikoloji anlamı,tanımı, Psikoloji hakkında Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

  1. #6
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375410

    Tanımlı Ce: Psikoloji,Psikoloji Nedir? Psikoloji hakkında





    Çağdaş Psikolojide Uzmanlık Alanları

    Çağdaş psikolojide uzmanlık alanlarını “Deneysel Alanlar” ve “Uygulamalı Alanlar” olarak sınıflandırabiliriz. Deneysel alanlar daha çok akademik araştırmalar içerir. Uygulamalı alanlar da akademik çalışmalarla elde edilen bilgiler pratik hayata uygulanır. Bu uygulamalardan çeşitli psikoloji alanları doğmuştur.

    Deneysel Alanlar:

    Deneysel alanlarda psikolojinin amacı daha çok teoriktir. Bilmek için araştırmak, bilimsel amaç esastır. Buna Akademik Psikoloji de denilmektedir. Bunlar:


    **Genel Psikoloji: Psikoloji ile ilgili prensipler ve davranışın temellerini araştıran, psikolojinin temel kavramlarına anlam kazandıran psikoloji dalıdır.

    **Genetik Psikoloji: İnsan veya türünü, başlangıç ve gelişimi açısından incelemeyi konu edinen psikoloji dalıdır.


    **Deneysel Psikoloji: Laboratuvar deneylerinin yapıldığı, hipotezlerin gerçekleşmesi ile ilgili deneysel araştırmaların sürdürüldüğü ve davranışların açıklandığı psikoloji dalıdır.

    **Sosyal Psikoloji: Bireyin toplumla ilişkilerini ve toplumun bireyi etkilemesi ile ilgili olaylar üzerinde araştırmalarını sürdüren psikolojidir.

    **Çocukluk, Gençlik, Yetişkinlik Psikolojisi: Çocukluk psikolojisi, bebeklikten ergenlik dönemine kadar olan davranışlarda, gençlik psikolojisi 12-20 yaşları arasındaki davranışlarda, yetişkinlik psikolojisi 20 yaştan itibaren meydana gelen davranış değişmelerini ve gelişmelerini araştıran psikoloji alanıdır.


    **Fizyolojik Psikoloji: İnsanın anatomik yapısı, sinir sistemi, salgı bezleri v.b fizyolojik olayların davranışlarla ilişkisini araştıran psikoloji dalıdır.


    **Karşılaştırmalı Psikoloji: Farklı cinslerde görülen davranışların karşılaştırılmasını ve farklılıklarını inceleyen psikoloji dalıdır.
    Ayrıca insan davranışlarını inceleyen “insan psikolojisi”, hayvan davranışlarını inceleyen “hayvan psikolojisi” başlıca uzmanlık alanları olarak sıralanabilir.

    **
    Evrimsel psikoloji: Evrimsel psikoloji evrimsel biyoloji ve bilişsel psikolojinin birleşmesinden oluşmuştur. Zihinsel süreçlerin de doğal seleksiyon sonucu oluştuğunu ve her birinin adaptif bir önemi olduğunu savunur. Bu açıdan davranışlarımızın kökenleriyle ilgilenen bir psikoloji disiplinidir.

  2. #7
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375410

    Tanımlı Ce: Psikoloji,Psikoloji Nedir?Psikoloji anlamı,tanımı, Psikoloji hakkında

    Psikolojide Araştırma Yöntemleri

    Bilimlerin amacı, olaylar hakkında kanıtlanabilir bilgiler elde etmektir. Bu amaca erişmek için izledikleri sistemli yola, her türlü araştırma tekniğine yöntem denir. Değişik bilim dallarında birçok yöntem kullanılır. Psikoloji de diğer bilimlerin kullandığı yöntemlerin çoğunu kendi konusuna göre kullanır. Bunların başlıcaları betimleyici ve tanımlayıcı yöntemler, korelasyonel yöntemler, deneysel yöntemlerdir.

    Betimleyici ve Tanımlayıcı Yöntemler:
    Betimleme ve tanımlama amacıyla tarama yöntemi, doğal gözlem, görüşme ve vaka incelemesi yöntemlerinden yararlanılır.


    Tarama Yöntemi:
    Belirli sorunlarla ilgili olarak geniş kitlelerin görüşlerinin alınmasıdır.

    Test:
    İnsanların zekalarını, ilgilerini, yeteneklerini, tutumlarını, kişiliğini v.b. ölçmek amacıyla kullanılır.


    Anket:
    Bilgi verecek kişinin doğrudan kendisinin okuyarak cevaplandıracağı sorulardan oluşmuş soru kayıtları kullanarak yazılı cevaplar aracılığı ile gözlemde bulunma işidir.

    Doğal Gözlem:
    Olayların doğal durumda izlenmesidir.


    Görüşme:
    Görüşme, karşılıklı konuşmadır.Bu konuşma bir kişiyle olabileceği gibi bir gurup insanla da olabilir.

    Vaka:
    Bazı durumlarda insan davranışını tanımlamak pek kolay olmaz. Olayın derinliğine inmek gerekir. İnsanın geçmiş yaşantıları ve çevresi davranışlarına önemli etkiler yapar. İnsan davranışını tanımak için bu geçmiş yaşantıların, önemli olayların ve ilişki kurduğu insanların ona nasıl bir etkide bulunduğunu öğrenmek gerekir. Bunun için psikolog incelediği kimsenin ailesi, arkadaşları ve diğer ilgililerle konuşur. Elde ettiği bilgileri nesnel olarak kaydeder. Davranışların nedenlerini ortaya çıkarırkan bu bilgilerden yararlanır.


    Korelasyonel Yöntemler:


    Korelasyonel:
    Birlikte değişme gösteren olaylar arasında çeşitli anlamlılık düzeylerinde belirlenen ve nedensellik bağları kurmanın başlangıç noktası olan ilişki.

    Deneysel Yöntemler:
    Doğal gözlem, varsayım (Hipotez) ve deneyleme aşamasından geçer.


    Doğal Gözlem:

    Olayların akışına gözlemcinin karışmadığı gözlem biçimidir.


    Varsayım:
    Olaylar ve olgular arasında neden- sonuç ilişkisi kuran ve gözlem yolu ile test edilecek olan öngörü.


    Gözlem:
    Olayın başından sonuna kadar izlenerek görülenlerin kaydedilmesidir. Deneysel yöntemde, bu aşamada kastedilen, doğal olmayan gözlemdir.


    Güdümlü Gözlem:
    Olayların yeri, zamanı ve koşullarının gözlemci tarafından hazırlandığı gözlem biçimidir. Nelerin, nasıl gözlenebileceği, nasıl kaydedileceği önceden kararlaştırılır. Aktif gözlem ya da deneyleme de denilebilir.

    Deney:

    Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlanmış gözlem yada deneyleme sürecinin ürünüdür. Diğer bilimlerde olduğu gibi deney yöntemi, psikolojide de araştırmaların temelidir

  3. #8
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375410

    Tanımlı Ce: Psikoloji,Psikoloji Nedir?Psikoloji anlamı,tanımı, Psikoloji hakkında

    Psikolojik Tanıda Resmin Rolü

    Resim, küçük yaşlarda çocuğun sözcüklerinden daha güçlü bir anlatım aracıdır. Bu nedenle çocuğun iç dünyası hakkında bilgi edinmek üzere resimden yararlanılır.
    Çizgilerin Yorumu
    Resmin bırakacağı ilk izlenim son derece önemlidir. Resmin kağıt üzerinde sunuluşunun önemi büyüktür. Örneğin, bir adam resminde ellerin kalçaya konması, ağza sigara konması, ayakların geniş olması, saldırganlık duygularının bir ifadesi olarak kabul edilir.

    Özel Belirti ve İşaretler


    1. BÜYÜKLÜK:
    Çok büyük ve küçük resimler anlamlı olabilir.

    Büyük Resimler: Sayfanın tümünü kaplayan büyük resimler çoğu kez iç kontrolü zayıf saldırgan çocuklar tarafından çizilmektedir. Hiperaktif çocuklar sayfanın tümünü kontrolsüz bir biçimde kullanırlar. Ender olarak çekingen, ürkek çocuklar zayıf benlik kavramlarıyla geniş figürlere yer vermekte ve daha güçlü olabilmeyi arzuladıklarını bu yolla dile getirirler.


    Küçük Çizgiler: Birkaç santimetre büyüklüğündeki resimler korkak, çekingen, içe dönük çocukların ürünüdür. Küçük boyut, onların güvensizliklerinin simgesi olur. Bu çocuklar kendilerini güvensiz, yetersiz ve küçük görmektedirler. Ender olarak saldırgan çocuklar zayıf benlik imajı içinde küçük figürlere yer vermektedir.



    2. ABARTILI ÇİZGİLER:
    BAŞ: Resimdeki çok büyük ye da küçük kafa, zihinsel bakımdan kendisini yetersiz gören çocuklar tarafından çizilir. Büyük kafa resimleri genellikle yetenekli ve daha başarılı olmak için arzu duyan çocukların tercihidir.


    AĞIZ: Ağzın önemi temel iletişim aracı olmasından kaynaklanır. Konuşma ve dil sorunu olan çocuklar bu eksiklikleriyle çok yakından ilgiliyseler, kalın çizgilerle büyük ağız resmi yaparlar. Çoğunlukla bağımlı çocukların resimlerinde ağız alanına saplandıkları dikkat çeker.


    GÖZLER: Gözbebeği olmadan çizilen baş ve anlamsız gözler, görmeye bağlı öğrenme sorunu olan çocuklarca çizilir.

    BURUN: Astımlı çocuklar çoğunlukla bu solunum güçlüğünden kaynaklanan sorunları nedeniyle burun çizgilerini vurgularlar.


    KULAKLAR: Çok büyük kulaklar, işitme zorluğu olan çocuklar tarafından çizilebilir. Kuşkucu çocuklarda bunu abartabilir.


    3. EKSİK BIRAKILAN ÇİZGİLER

    Çocuklar yakından ilgilendikleri ye da endişe duydukları beden kısımlarını ihmal edip eksik bırakabilirler. Eksik bırakmayı (omission) vurgulamamakla eş anlamlı görebiliriz.

    ELLER: Ellerin ihmali güvensizliği, çevreye uyumda zorluk çekmeyi simgeler

    KOLLAR: Güvensizliği anlatır.


    BACAKLAR: Çocuğun kendini desteksiz ve hareketsiz algılamasıdır.

    AYAKLAR: Kendini güvensiz ve yardım muhtaç hissetmesi anlamındadır.

    BURUN: Çocuğun güçsüzlüğünü temsil eder.

    AĞIZ: İletişimde zorlanması anlamındadır.

    DİŞLER: Aşırı saldırganlığın simgesi olabilir.

    CİNSEL ORGANLAR: Aşırı çizilen cinsel organlar problemli ya da cinsel organıyla ilgili aşırı endişe sahibi ve dürtüleri zayıf çocuklardır.


    İLKÖĞRETİMDEKİ ÇOCUKLARIN GELİŞİM AŞAMALARI
    Şematik Dönem(7-9): Belirgin bir kavram gelişimi görülür. Kavram biçimleri kesinlik kazanmıştır. Çocuk geliştirdiği adam resmini sık sık yineler. Bu dönemde çocuk ev dışı konulara yer verdiğinde, figürleri yerleştirmek üzere bir yer çizgisi çizer.
    Gerçeklik (çete çağı) Dönemi (9-12): Bu yaştaki çocuk artık toplumun bir üyesi olduğundan haberdardır. Daha ayrıntılı ve daha gerçekçi bir yaklaşımda görülür. Özgürce çizimden uzaklaşır. Gelişi güzel renkler yerine, gerçeğe uygun bir biçimde seçer.
    Mantık Dönemi(12-14): Objeleri orantılarına göre çizmeye başlar. İnsan figürü büyük bir ayrıntıyla çizilir. Cinselliğin farkına varmasıyla bu resmede yansır.


    Prof. Dr. Haluk Yavuzer

  4. #9
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375410

    Tanımlı Ce: Psikoloji,Psikoloji Nedir?Psikoloji anlamı,tanımı, Psikoloji hakkında

    PSİKOLOJİ EKOLLERİ

    Behaviorizm (Davranışçılık) : Birinci Dünya Savaşı sıralarında behaviorist denilen bir grup Amerikan psikoloğu, yapısalcılığa ve işlevselciliğe karşı çıkmışlardır. Bilincin iç gözlem yöntemi ile incelenmesine kuşku ile bakmışlardır. Bilinç hallerinin değil, ama davranışların, gözlenebilir durumların incelenmesi gereklidir. Psikolojinin bilim haline gelebilmesi için gözlenebilir, ölçülebilir fenomenlerin doğa bilimlerinde kullanılan objektif ve bilimsel yöntemlerle incelenmesi gerekir. Gerek yapısalcıların, gerekse işlevselcilerin kullandıkları iç gözlem yönteminin kullanılması bilime aykırıdır. Davranışçıların önde gelen temsilcileri Watson, Pavlov ve Dashil'dir. Bunlar bilinç kavramını bir yana bırakıp davranışları incelemişlerdir. Davranışçılara uyaran (stimulus)-tepki (response) psikologları da denir. Davranışçılara göre objektif tekniklerle gözlenebilen sadece çevresel uyarıcılara, insanların bu uyaranlara karşılık gösterdikleri tepkilerdir. Davranışçılar, gözlem ve deney yöntemini kullanırlar. Davranışçılar, organizma ve çevre ilişkilerinin insan ve hayvanlarda birbirinin aynı olduğu kanısındadırlar. Bu nedenle hayvanlar üzerinde psikolojik araştırmalar yapmışlardır. Örneğin Pavlov koşullu öğrenme deneylerini köpekler üzerinde yapmıştır.

    Bilişsel Yaklaşım : Bilim ve biliş (cognition) olguları hep insanın ilgisini çekmiş, değişik yaklaşımların konusu olmuştur. Bilgi edinme ve bilinçli duruma gelme sürecinin öğrenme, davranış üzerindeki etkileri psikolojinin konusunu oluşturur. Çağdaş biliş anlayışında iki yaklaşım göze çarpar. Bunlardan biri Bilgi işlemi yaklaşımdır. Bunda düşünceyi ve usavurma (akıl yürütme) süreçlerini açıklamak amaçtır. Bu yaklaşım insan zihnini çeşitli programlara göre bilgi edinmek, bilgiyi işlemek, depolamak ve kullanmak üzere tasarlanmış gelişkin bir bilgisayar sistemi olarak ele alır. Diğer yaklaşım Jean Piaget'nin çalışmalarına dayanan yaklaşımdır. Gelişme psikolojisi alanındaki çalışmaları ile tanınan Piaget, çocuğun yetişkinliğe değin bir dizi zihinsel gelişim evrelerinden geçtiğini savunmuştur. Piaget, çocukta dört gelişim evresi saptamıştır. Piaget'nin gelişme ile ilgili görüşleri eğitim anlayışında değişiklikler getirmiştir. Belli kavramların özümlenebilmesi için zihinsel gelişmede belli aşamaların tamamlanmış olmasının gereği anlaşılmıştır. Öğretmenin görevi çocuğa yalnızca bilgi aktarmak değil, ona dünyayı keşfetmesinde rehberlik etmektir. ABD'li psikolog ve eğitimci Jerame S. Bruner, küçük çocuklarda algı, öğrenme, bellek gibi biliş biçimleri konularındaki çalışmaları ile eğitim anlayışında etkili olmuştur. Çalışmaları, ders programlarının yeniden düzenlenmesini sağlamıştır. Bruner'e göre; bütün çocuklarda doğal bir merak ve değişik konulara ilgi vardır. Hangi gelişim amacında olursa olsun her çocuğa uygun biçimde verilmesi koşuluyla her konuyu öğretmek mümkündür.

    Biyolojik Yaklaşım : Buna psikobiyolojik yaklaşım da denilebilir. ABD'li psikiyatr Adolf Meyer`in öncülüğünü yaptığı Psikiyatri Okulu`nun yaklaşımıdır. Meyer, insanı bütünselliği olan biyolojik bir birim olarak kabul eder. İnsan davranışını anlayabilmek için psikoloji ve sosyolojiden yararlanmak gerekir. Meyer'e göre zihinsel bozukluklar organik ve kalıtsal etkenlerin karmaşıklaştırdığı gerçekçi olmayan beklentiler ve yanlış alışkanlıkların sonucunda ortaya çıkar.

    Fonksiyonalizm (İşlevselcilik) : William James, James B. Angell ve John Dewey gibi Amerikan filozoflarının ve eğitimcilerinin oluşturduğu ekoldür. Fonksiyonalistler, yapısalcıların görüşlerine karşı çıktılar; onlara göre bilincin ne olduğundan çok, ne için olduğunu bilmek önemlidir. Yani bilincin amacı ve işlevini bilmek asıl amaç olmalıdır. Bunlara göre insan davranışlarını anlamak için sadece bilinç olaylarını çözümlemek yoluyla incelemek yeterli değildir. Bilinç incelenmelidir ama bunun yanında insanın çevresine uyumunda yardımcı olacak, öğrenme gibi duyum davranışları da incelenmelidir. İşlevselcilik davranışı, çevreye uyum süreci olarak tanımlamıştır. Bu ekolün amacı algılama, düşünme, duygulanma gibi içsel eylemlerin, hayatta karşılaşılan çeşitli problemlerin çözümlenmesine nasıl yardım ettiğini açıklamaktır. İşlevselciler eyleme ve yararcılığa dönüktür. Fonksiyoncular, yöntem olarak içgözlem ve gözlemi kullanmışlardır. Davranışları özel olarak da öğrenmeyi açıklamaya çalışmışlardır.

    Gestaltçı Yaklaşım : Max Wertheimer, Kurt Kofka, Kurt Lewin gibi Alman psikologlarından oluşan psikoloji ekolüdür. Algı ve bellek konusunda inceleme yapmışlardır. İç gözlem, gözlem ve deney yöntemlerinden yararlanmışlardır. Görüşleri özellikle eğitim alanında kullanılmıştır. Gestalt psikolojisinin temsilcileri davranışların bir bütün olduğunu, bunun parçalara ayrılamayacağını savunmuşlardır. Gestalt psikolojisine göre parçaların bir bütünlük içinde anlam kazanması önemlidir. Örneğin bir tablo, tuval, boya ve renklerin toplamından çok daha farklı bir şeydir. Tek tek anlamı olmayan parçalar bütünlük halinde anlam kazanır.

    Hümanist (İnsancı) Yaklaşım : Çağdaş bir psikoloji akımıdır. Kurucuları Gestaltçılardan etkilenmiştir. Varoluşçu felsefe akımının görüşlerini benimsemişlerdir. Bu yaklaşımın öncü ve temsilcileri Rogers, Maslow, Sartre, Charolette Bühler, Frankl, Binswagner'dir. Davranışçı ve psikanalitik yaklaşımlara karşı görüşleri vardır. Özellikle insanı ele alışları açısından öteki ekollerden ayrılırlar. Bu yaklaşıma göre insan kendine göre bir değerdir, belli bir toplum düzeninin yada iş örgütüdür, aracı haline getirilmemelidir. İnsan kendisinden, davranışlarından, oluşturacağı kimliğinden kendisi sorumludur. Hayatı kendisi için yaşamaya değer, anlamlı bir hale getirmek kişinin kendisine düşer. Ölümlü olan insanın hiçbir yaşantısı tekrar etmeyecektir. Geçmiş ya da gelecek değil, içinde yaşanılan an önemlidir. İnsan için bilim amaç değil, ancak araç olabilir. İnsanı tanırken dogmatik görüşlerden kaçınmak gerekir. İnsan davranışlarını denetim altına almak yerine, daha çok özgürlüğe yer verilmelidir. İnsanı anlamak için onun iç yapısını bilmek gerekir. Bunun için iç gözleme baş vurmak zorunludur. İnsan cansız bir nesne olmadığından, dıştan bakılarak davranışları yordanamaz. Bu akım insanı inceleme yöntemini getirmiştir. Psikolojiyi bir bakıma yeniden felsefeye yaklaştırmıştır. Psikolojinin amaçlarından biri insan davranışlarını kontrol etmektir. Oysa Hümanistik yaklaşımda olanlar, psikolojik kontrolün insanlığın zararına kullanılabileceği inancındadırlar. Örneğin, iyi insan yetiştirmek doğru amaç gibi gelebilir. Ancak bu konuda çok çeşitli görüşler ortaya atılabilir.

    Psikodinamik Yaklaşım : 19. yüzyılın sonunda Sigmund Freud öncülüğü ile bir grup doktor, akıl ve ruh hastalıklarını psikolojik açıdan incelemeye çalışmışlardır. Zira bu hastalıklardan bir çoğunun fiziksel veya organik kaynakları bulunamıyordu. Hastalıkların kaynaklarının bulunmasında önce hipnoza başvurulmuştur; daha sonraları da psikanaliz yöntemi geliştirilmiştir. Freud, akıl hastalıklarının psikolojik nedenlerini incelerken "Bilinçaltı" nı keşfetmiştir. Freud ve arkadaşları psikoz ve nevrozların çoğunun, kişinin çocukluktan itibaren tatmin edilmemiş olan arzu ve ihtiyaçlarının baskı altına alınmasından, bilinç dışına itilmesinden meydana geldiğini öne sürmüşlerdir. Kliniklerde yaptıkları deneylerde bunu kanıtlamaya çalışmışlardır. Freud'a göre içsel yaşantılar bilinçlilik bakımından birbirinden farklı üç düzeyde bulunurlar. Bunlardan tam bilinç düzeyinde kişi, anılar, düşünceler, duygular gibi içsel yaşantıların farkındadır. Bilinç tam olarak aydınlıktır. İkinci düzey bilinç öncesidir, burası bilince yakın olan anıların, arzuların bir deposu gibidir. Kişi bunların farkında değildir, ama istediği anda bilinç alanına çıkabilir. Üçüncü düzey ise bilinçaltıdır. Burada kişinin istediği zaman bilinç alanına çıkaramadığı varlıklarından bile haberdar olmadığı duyguları, düşünceleri, anıları, dürtüleri bulunur. Bilinçaltında bulunan bu düşünceler yok olmazlar. Kişiyi rahatsız eder, davranışlarını şu ya da bu şekilde etkilerler. Bilinçaltı düşünceleri rüya ve hayallerde ortaya çıkar. Freud'a göre anormal davranışlar, aslında insanların ruhsal çatışmalarından kurtulabilmek için başvurdukları çabalardır. Bu nedenle bu davranışlar asla anlaşılmayacak olan davranışlar değildir. Normal davranışlarla aralarında yalnızca bir derece fark vardır. Freud, ayrıca kişilik konusunda da yeni bir görüş getirmiştir. İnsanın id-ego-süper ego denilen üç yanını ve bunların etkileşimini incelemiştir. Özet olarak psikanalitik psikologlar (Freud, Adler ve Jung) akıl hastalıklarını ve bilinçaltını klinik yöntemlere ve gözleme başvurarak incelemişlerdir. Psikolojinin bulgularını hekimlik alanında kullanmışlardır.

    Strukturalizm (Yapısalcılık) : 1879'da Wilhelm Wundt'un psikoloji laboratuarını kurması ile deneysel psikolojinin temelleri atılmıştır. Wundt, ilk çalışmalarında duyum ve imgeleri araştırdı. O ve izleyenler karmaşık zihinsel yaşantıların yapısını incelemeye çalışmıştır. Bu nedenle bu ekole yapısalcılık denir. Örnek aldıkları bilim dalı kimyadır. Kimyada, nasıl birleşik maddelerin yalın elementlerden oluştuğu çözümleme ile anlaşılıyorsa karmaşık bilinç olaylarının yapısal açıdan çözümlenmesi ile de psişik olayların daha iyi anlaşılıp açıklanabileceğini ileri sürmüşlerdir. Onlara göre psikolojinin amacı, bilincin karmaşık yapısını çözümlemek, zihnin en yalın öğelerini araştırmak ve bunlar arasındaki ilişkileri bulup yasalar halinde formüle etmektir. Artık duyumlar, algılar, anılar laboratuarda incelenmeye başlanmıştır. Yapısalcıların araştırmalarında kullandıkları yöntem iç gözlem ve deneydir. Temsilcileri Wundt ve Titcher'dir.



    alıntı

  5. #10
    Ne mutlu Türküm diyene! Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa Baktabul'un Çılgını Mr. NuteLLa - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu Yer
    * TR *
    Mesajlar
    15.482
    Blog Yazıları
    282
    Tecrübe Puanı
    107375410

    Tanımlı Ce: Psikoloji,Psikoloji Nedir?Psikoloji anlamı,tanımı, Psikoloji hakkında

    Psikanaliz Ekolleri

    (Dinamik Psikoterapi)

    1940’lardan sonra psikanalizin bir evrim sürecine girdiğini söyleyebiliriz. Klasik psikanaliz, haftada 4-5 seanstan oluşan ve hastanın serbest çağrışımla çözümlenmeye çalışıldığı bir yaklaşım uyguluyordu. Buna karşılık yeni psikanalistler seans sıklıklarını azaltmışlar, serbest çağrışım tekniğinden farklı teknikler geliştirmişler ve serbest çağrışım olmadan da bilinçaltına ulaşılabileceğini savunmuşlardır. Freud sonrası gelişen ve DİNAMİK PSİKOTERAPİ adı altında toplanan olgular, birbirlerinden bir takım özelliklerle ayrılan bir ekoller bütününü oluşturur. Günümüzde psikologlar Freud temelli 280 kuramı hastalarına uyguluyorlar. Aynı zamanda dinamik ve dinamik olmayan 400’ü aşkın psikoterapi tekniği kullanılıyor. Bunların arasında; ortam terapisi, meşguliyet terapisi, sanat terapileri, çeşitli grup terapileri, aile danışmanları, evlilik danışmanları, çocuk terapileri, yeni doğan psikiyatrisi göze çarpmaktadır.
    Bugün psikanaliz, doğuşundan bir asır geçtikten sonra hiç olmadığı kadar canlı. Üstelik temel kuramları zamanla zenginleşse de özde aynı kaldı.
    Günümüzdeki psikanaliz ekollerini dört başlık altında toplayabiliriz. Dürtü-Savunma Ekolü, Obje İlişkileri Ekolü, Ben (ego) Psikolojisi, Benlik Psikolojisi.

    Tüm psikanaliz ekollerinin temelinde yedi ana varsayım vardır. Bunlar:

    A. Psikolojik determinizm: Tüm insan davranışlarının bir anlamı vardır. İnsan zihninin belli bir takım işleyişi, belli yasalar çerçevesinde diğer işleyişlere bağlıdır. Sonuçlara bakarak sebeplere ulaşmak olasıdır.

    B. Bilinçdışı süreçlerin varlığı: İnsan zihninin belli bir katmanındaki bilgiler, izlenimler, ihtiyaçlar, bilinçli alan tarafından algılanamaz, kullanılamaz.

    C. Motivasyonun amaç yönelimli ve dinamik niteliği: İnsan zihni dürtüler tarafından harekete geçirilir. Zihin amaca yönelik işler. Amaçsa, dürtüleri doyuma kavuşturmak, acıdan kaçınmaktır.

    D. Epigenetik gelişim: Her gelişim, birbirini takip eden dönemlerden oluşur ve her dönemin bir kriz noktası vardır. Herhangi bir döneme ait kriz noktası aşılamazsa, bir sonraki döneme ait kriz noktasının aşılması engellenir.

    E. İnsan zihninin zamanın belli bir noktasında sahip olduğu işlevler: İnsan zihninin üç öğesi vardır. İd, ego, süperego. İd, içgüdülerin, dürtülerin, doyurulmayı bekleyen gereksinimlerin haznesidir. Süperego, töresel, ahlaki içselleştirmelerin, yasaların, yasakların, değerlerin ve ideallerin katmanıdır. Ego, bu iki katman arasında yer alan ve savunmaları ile birbirine zıt iki kuvvet arasında denge kurmaya çalışan bir katman ve bünyedir.

    F. Psişik aygıtın adaptif özelliği: İnsan sadece dürtüler, yasalar ve yasaklara göre yaşamaz, aynı zamanda gerçeklik yönelimli planlamalar, stratejiler, yargılar oluşturmak, ayakta kalmak için çevreye en adaptif yanıtları vermek durumundadır.

    G. İnsan varlığının psikososyal yanı: İnsan içinde yaşadığı toplumdan etkilenir ve toplumu etkiler.

    DÜRTÜ SAVUNMA EKOLÜ

    Dürtü savunma ekolünde odak, dürtüler ve bunlara karşı koymaya çalışan savunmaların yarattığı çatışma üzerinedir. Arzular, istekler, gereksinmeler, ki daha çok vücut çıkışlı gerilim yükselmeleridir, doyurulmayı beklerken sosyal gerçekler, yasaklar ve cezalandırmalarla karşılaşırlar. Bu çatışma sonucunda, ortaya çıkan olgular, kaygı, suçluluk, utanç, ketlenme, semptom oluşumu ve patolojik kişilik özellikleridir.
    Zihnin yapısı, altben, ben ve üstben üçlemesinden oluşur. Psişik aygıtın enerji kaynağı cinsellik ve saldırganlık ile ifade edilen ikili iç güdüdür. Gelişim, birbirini izleyen psikoseksüel devrelerden oluşur. Oral, Anal, Fallik, Oedipal ve Gizil devreler.
    Analizde değişimi sağlayan etken, "aktarım"ın (transference) yorumlanmasının olanak sağladığı çatışma çözümüdür. Analistin en önemli rolü aktarımın yorumunu yapmaktır.

    BENLİK (SELF) PSİKOLOJİSİ

    Self ( kendi, kendilik, benlik) psikolojisi, insanın kendine verdiği değeri ve bütünlüğünü koruyabilmesinde dış ilişkilerinin önemini vurgular. Bu kuramsal yaklaşıma göre, tedaviye gelen kişi, kendini iyi hissedebilmek için diğer insanlardan gelecek olumlu tepkilere aşırı bir ihtiyaç duyar.
    Self psikolojisi Heinz Kohut’un ciddi narsistik bozukluklar gösteren hastaların psikanalitik tedavisi sırasında edindiği izlenimler sonucu geliştirilmiştir. Bu insanlar tedavi ortamına klasik nevrotik hastalardan farklı belirtiler getirmekte ve tanımlamakta güçlük çektikleri bir çöküntüden ya da ilişkilerindeki doyumsuzluktan yakınmaktaydılar. Kendilerine verdikleri değer, çevrelerindeki insanların tepkilerinden kolayca etkilenebiliyordu. (Kohut'un Pataloji Kategorileri)
    Kohut, bu hastaların iki tür transferans geliştirdiğini gözlemledi. Ayna transferansı ve idealize ederek transferans.
    Ayna transferansında hasta sürekli terapistinin onayını ve beğenisini arar. Bu arayış, çocuğun ilgi çekme gösterilerine karşılık annesinin gözlerinde pırıltı aramasını andırır. Kohut’a göre anneden gelen onaylayıcı tepkiler normal bir gelişim için büyük önem taşır ve çocuğun kendisine önem verebilmesini sağlar. Anne onaylayıcı tepkiler vermediğinde, çocuk bütünlük duygusunu sürdürmede ve kendine olan saygısını korumada güçlük çeker. Bütünlüğünü koruyamayan çocuk umutsuzluk içinde kusursuz olmaya ve "performansı" ile ebeveynini etkilemeye çalışır. Tedaviye gelen bir yetişkin de ayna transferansı geliştirdiğinde, terapisti için performans göstererek ondan onay alabilme çabalarına girebilir.
    İdealize ederek transferansta tedaviye gelen kişi, terapisti sınırsız gücüyle rahatlatan ve iyileştiren bir varlık olarak yaşar. Ayna tepkisini zaten alamayan çocuğun, anneyi idealize etme ihtiyacı da karşılanamamış olabilir. Böylesi bir geçmiş yaşantı, idealize etme ihtiyacının tedavi ortamında terapiste yöneltilmesine neden olur.

    Bu iki transfer türü, çocukluğun ilk dönemlerindeki yetersiz ebeveyn sonucu oluşan dağılma eğilimine karşı geliştirilmiş çabalardır. Bu ekole göre temel anksiyete, “dağılma anksiyetesi”dir. İnsanın selfobje tepkilerinden yoksun kalması sonucu dağılacağı ve psikolojik ölümüyle yüzleşeceği korkusunu tanımlar. Self psikolojisine göre, uyuşturucu kullanımı, cinsel davranış sapmaları, yemek yeme nöbetleri gibi bir çok belirti davranışı, dağılma eğiliminde olan benliğin iç uyumunu ve bütünlüğünü koruma ve sürdürme amacıyla alınmış acil önlemlerin anlatımıdır.
    Self Psikolojisinde tedavinin asıl amacı benlik bütünlüğünü koruyabilmeye yöneliktir.
    Bugün benlik psikolojisi en kuvvetli Psikanalitik ekollerden biridir. Özellikle A.B.D.de çok sayıda klinisyen Benlik Psikolojisini yakından izlemektedir. Son yıllarda sayısı artan çok sayıda enstitüde Benlik Psikolojisine dayalı psikanalitik eğitim verilmektedir. Avrupa’da da Benlik Psikolojisi Enstitü ve topluluklarının hızla arttığı görülmektedir. Türkiye’de bir Benlik Psikolojisi topluluğu kurma çalışmaları 1998’de başlamıştır. Bu konuda gelişmeler ümit vericidir.

    OBJE İLİŞKİLERİ KURAMI

    Ego psikolojisine göre, içgüdüsel dürtüler birincil, obje ilişkileri ikincildir. Obje ilişkileri kuramı ise dürtülerin bir ilişki içinde belirlendiğini ve bu ikisinin birbirinden soyutlanamayacağı görüşünü savunur. Bu araştırıcıların tümü Oedipus Kompleksi öncesindeki gelişimle ilgilenir ve çalışmalarını içleştirilmiş obje ilişkilerine odaklaştırırlar.
    Bu kurama göre, insanlar arası ilişkiler, ilişkilerin içleştirilmiş imgelerine dönüştürülerek yaşanır. Çocuklar gelişimleri sırasında, ilişki içinde oldukları kişileri içleştirmekten öte “ilişkilerin kendisini” iç dünyalarına mal ederek yaşarlar. Emzirme süreci bebek için sıcak ve olumlu bir yaşantıdır. Böyle bir süreçte bebek, kendisini, annesini ve emzirilme olayının yarattığı duyguları olumlu bir yaşantı olarak algılar. Acıktığında anneyi yanında bulamaması ise olumsuz bir yaşantıya neden olur. Engellenmiş olan kendisini ve ilgisiz annesini olumsuz bir biçimde algılarken korku ve kızgınlık da yaşar. Bu karşıt yaşantıları giderek, kendi imgesini (ben), objenin imgesini (anne) ve bu ikisi arasında oluşan duyguları içeren ilişkilerin karşıt yönleri olarak içselleştirir.
    Olumlu nitelikler taşıyan obje imgesi, bebeğin, acıktığı zaman annesine duyduğu ihtiyaçtan kaynaklanır ve doyum arayışı içinde olan bebeğin, annenin sanrısal bir imgesini yaratmasıyla başlar. Annenin olumlu ve sevecen yönlerinin içleştirilmiş imgelere dönüşmesi, bebeğin anneyi kaybetme korkularından kaynaklanır.
    Annenin olumsuz yönlerinin içleştirilmesi biraz daha karışıktır. Bir objeyle kurulan bağ, hiç obje olmamasına yeğlenir ve bebek annenin olumsuz-kötü yönlerini de içleştirerek bunun üzerinde denetim sağlamaya çalışır. Öte yandan içleştirilen bir obje imgesi, dıştaki objenin gerçek niteliğini yansıtmıyor olabilir. Klinik çalışmalarda da gözlemlendiği gibi, olumsuz bir objeyle kurulan yoğun bağ, bu objeyle daha iyi bir bağ kurabilme isteğini de içerir. Bu değerlendirme, neden bazı insanların özellikle kendilerine karşı reddedici bir tutum gösteren kişilere yönelme eğiliminde olduklarını da açıklar.
    Obje ilişkileri ekolü insanı çocukluktan taşınmış içsel bir dramanın terimleri ile okumaya çalışır. Kişi, çocukluğunda oynamak zorunda kaldığı, içselleştirdiği ve özdeşleştiği bu dramayı, yaşamının ileriki dönemlerinde de yansıtmaktadır. Bunun sonucunda ya kendi piyesine oyuncular aramakta, ya da tam kendi piyesine uygun rollere sahip kumpanyalara katılmaktadır.

    BEN (EGO) PSİKOLOJİSİ KURAMI

    Ego psikolojisinin çağdaş temsilcileri, Freud’un normal ve sağlıklı davranışları doğrudan ve yeterince incelememiş olduğu kanısındadırlar. Bu araştırıcılar, olağan insan davranışlarının tümünü, kızgınlık, cinsel istek gibi içgüdüsel dürtüler ve bunların denetimindeki güçlüklerden kaynaklanan korkularla açıklamanın yanıltıcı bir yaklaşım olduğu görüşündedirler. Onlara göre davranışlar, iç güdüsel dürtülerden başka nedenleri (örneğin, bazı öğrenme süreçleri) de içerirler. Dolayısıyla insan, içinde bulunduğu durumları, elinde olmayan nedenlerle değil, kendi seçimleri sonucu yaşar. Bu seçimler yalnızca iç güdülerin zorlamasıyla değil, görme, işitme gibi davranış araçlarının iç güdülerden bağımsız olarak çevreyle ilişkide bulunması sonucu gelişir.
    Bu ekol, adaptasyon kapasiteleri ve savunmalara özel önem verir. Kişiliğin gelişimi ile beraber, adaptasyon kabiliyetinin, gerçeklik sınamasının ve savunmaların geliştiği ve genişlediği iddia edilir.
    Ego psikolojisinin temsilcileri bu görüşlerden hareket ederek, çalışmalarını insanın kendine yön verebildiği ve çevresiyle baş edebildiği etkin davranışları anlayabilme amacına yönelmişlerdir.

    Ben psikologlarının patoloji üzerine düşüncelerinde "ben zayıflığı"nın büyük yeri vardır. Ben zayıflığı kendisini, hazzı erteleyememe, dürtüyü kontrol edememe, kaygıyı tolere edememe ve hayal kırıklıkları ile başa çıkamama ile gösterir. Bu zayıflığa sebep ise, altbenin dürtüleri ile çevresel baskılar arasındaki uzlaşmaz çatışmaların yarattığı gerilim ve doğuştan varolan yapısal eksiklik ve kusurlardır. Analizdeki değiştirici etken, ilkel savunmaların çözümlenmesi ve gelişmiş (gerçeklik yönelimli) savunmaların oluşumu sağlamaktır

+ Konu Cevapla
2 / 4 Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Psikoloji ve psikoloji resimleri (Resimler)
    By NoBoDyS in forum Psikoloji
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06-12-2011, 16:51
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-27-2009, 13:16
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-19-2009, 10:38
  4. Psikoloji Şarkı Sözü-Metin Arolat(Psikoloji)
    By cindy in forum Türkçe Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-27-2008, 16:37
  5. Bireysel Psikoloji Tanımı
    By GönüL in forum Psikoloji
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-21-2008, 15:30

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375