Coşkun Aral foto muhabiri, belgesel kanalı İz TV'nin kurucusu, Haberci programının sunucusu. Yirmiden fazla savaşa tanıklık etmiş. Savaşın en vahşet anlarını, insanlığından utandığı zamanları, hayatın acı yüzünü fotoğraflıyor. Altı yaşındayken fotoğraf ile tanışan Aral çektiği fotoğraflar için “Bilginin belgeye dönüşmüş hali” yorumunu yapıyor. Time, Newsweek dergilerine kapak olan Aral ile karşılaştığımda üzerinde korunaklı bir mont, dağınık saçlar ve yorgun bir hal vardı. Konuşmasındaki serilik dikkat çekiyor. Kendi mesleği olan haberciliğe de vicdanıyla yaklaşıyor ve “Olup bitenlerden sorumluyuz” diyor…
Lübnan, 1982-1997
Askerin önünde, namlusunu yönlendirdiği yerde bir hedef yok. Kendini elindeki silahıyla özdeşleştiren, elindeki silahı bir organına dönüştüren bu savaşçı, sadece aldığı haz nedeniyle ateş ediyor. Bu haz, nedenleri ve sonuçları itibariyle gerçekten de korkutucu.
İrlanda, 1981
Anne ve babalar çocuklarına hep tembih ederler: "Ateşle oynama!"
İran, 1980-1989
Cioran'ın, "İnsan türü ancak kendini mahvedene hayran olur." sözü geldi aklıma. Haklı galiba.
Lübnan, 1982-1997
"Lübnan'da sadece askelerin savaştığını sanıyordum. Dünyayı saran kara yüzlü teröristlerin yuvasını dağıtan İsrail ordusuna teşekkür bile etmiştim içimden. Ancak Time'a kapak olan fotoğrafta, yıkıntılar arasında kaçışan çocuklu kadın, yanıldığımı farkettirdi bana. Bu fotoğrafla, savaş kurbanlarının günahsız siviller olduğunu anladım Ne olur durdursunlar bu savaşı" diyordu mektubunda Amerikalı bir kadın. Ya bu fotoğraf dünyanın en ünlü dergisinde kapak olmasıydı..... Ya bu fotoğraf yerine, gözlerinde kin ve nefret, silahlı bir askerin fotoğrafı tercih edilseydi?....
Lübnan, 1982-1997
Filistinli minik Ayşe, Falanjist milislerin kuşattığı Sabra Mülteci Kampı'nda, bomba patlamaları arasında doğdu. İsrail jetleri, "Kfir" lerin havayı yırtan sesi ve çevresinde yükselen alevler arasında yapayalnız. "
Lübnan, 1982-1997
İsyan, dua, yakarış, öfke.... Tanrım, bu yaşlı kadının sesini duy!
Lübnan, 1982-1997
"Hiç bir askerden düşünmesini beklemem ben" Bernard Shaw
Lübnan, 1982-1997
Saleh arkadaşımdı. Bir obüs mermisinin patlaması sonucu, önce sağ gözünü, sonra aklını yitirdi. Patlamaya neden olduğumu düşünürek, beni öldürmeye kalktı. Saleh arkadaşımdı.
Lübnan, 1982-1997
Savaşın izleri sadece insanların vücutlarına, yüzlerine ve göz bebeklerine işlemiyor. İnsanın en mahrem alanı olan mekanlar da savaştan nasibini alıyor. Havan mermilerinin açtığı oyuklar, roket ve mermi delikleri, binaların savaşa, "tehlikeli ışığa" bakan cephelerini sürrealist bir tabloya dönüştürmüş. Beyrut, dünyanın en büyük sürrealist eserler müzesi. Üstelik giriş bedava. Peki çıkış var mı?
Lübnan, 1982-1997
Belki de birkaç saat önce, o, sevgilisi gibi sarıldığı silahıyla bir can aldı. Kimbilir belki de bir kaç saat sonra, benzer bir silahla öldürülecek.
Afganistan, 1983-1996
Umarım, soğuk tank namlusunun bir tahtaravalli olmadığını, o tankın içinde bir asker yada paletlerinin altında ezilmiş bir ceset olmadan önce öğrenme şansı olur.


3Likes
LinkBack URL
About LinkBacks
















Alıntı ile Cevapla














Bookmarks