Kalp krizi ölümleri
İZMİR (İHA) - Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Akın, kalp krizinin en önemli belirtisinin göğüs ağrısı olduğunu söyledi. Prof.Dr. Akın, hastaların ve hasta yakınlarının bu konuda bilgilendirilmeleri ve yapacakları ilk müdahalenin ölüm oranlarını azaltacağı gibi kriz sonunda vücutta oluşacak zararları da ortadan kaldıracağını anlattı.


Akın, göğüs ağrısının yeri, şiddeti ve süresi ile ağrıya eşlik eden bulguların kalp krizine ait olup olmadığının belirlenmesinin önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Akın, ağrının göğsün sol tarafında yaygın, basıcı, ezici, yanıcı ve iğnelenme şeklinde karakter gösterebildiğini belirterek şöyle konuştu: "3-5 dakika sürebileceği gibi 20-30 dakika arasında da devam edebilir. Omuza, çeneye, sol elin parmaklarına kadar yayılabilir, sırta vurabilir. Bulantı, kusma, terleme, ölüm korkusunun eşlik ettiği bir
panik görünümü vardır. Ağrı hareket ettikçe artabildiği gibi dinlenince geçebilir. Oksijen, ağrı kesiciler hastayı rahatlatabilir ve ağrıyı giderebilir."

Akciğer hastalıkları, mide barsak, yemek borusuna ait problemler, kemik ve adale ağrılarının da kriz esnasında görülen ağrı ile karıştırılabildiğini açıklayan Prof.Dr. Akın, sözlerine şöyle devam etti: "Mevcut ağrıyı yeri, şiddeti ve süresi ile tanımladıktan sonra yapmamız gereken ilk şey en yakın sağlık kuruluşuna hastanın naklini yapmaktır. Sağlık kuruluşuna ulaşıncaya kadar hasta yakınlarının nasıl davranacağı çok önemli. Hemen 112 acil çağrıdan hastanın durumu ile ilgili bilgi aktarımı yapılmalı ve ambulans gelinceye kadar hastanın hareket ettirilmemesi, hastanın odasının havalandırılması, hastanın üzerindeki giysilerin gevşetilerek kravatının çıkarılması, başının hafif yukarıda yatmasının sağlanması önemlidir."

Pratikte yaşanan gecikmelerin yüzde 58 hastaya bağlı, yüzde 11 hekime bağlı, yüzde 14 sağlık kurumuna ulaşım ve yüzde 17'sinin hastane içerisindeki nakilde yaşandığını açıklayan Prof. Dr. Mustafa Akın, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu gecikme süresi ortalama 4 saat sürebilmektedir. Oysa ilk 2 saatten sonra kalpteki hasar giderek artmaktadır. O halde ölümü engellemek, kalpte oluşacak zararı asgariye indirebilmek için hızlı tanı, hızlı hastaneye sevk ve acil bir şekilde tedaviye başlanması önem taşımaktadır."