Yalanın küçüğü, büyüğü pembesi, beyazı olmaz

Yalan söylemek, yalanı bir alışkanlık haline getirmek insani ve ahlaki değerleri erozyona uğratır






Prof. Dr. Suat Cebeci, yalanın büyüğü küçüğü olmadığını söyledi. Cebeci, yalanın insanlar arasındaki güven, sevgi, saygı, dostluk gibi duyguları yıprattığını belirtti.

Bazen dostlukları bitiren, bazen bir yuvayı yıkan, bazen de kişiyi işinden eden yalanın pembesi, mavisi olur mu? Zaman Gazetesi'nden Ayşe Tosun'un haberine göre, yalan, insanın sosyal yaşamında ne gibi yaralara yol açıyor? Yalanın, insanlar arasında güven duygusunu yok eden son derece zararlı ve tehlikeli bir hastalık olduğuna dikkat çeken uzmanlar, "Yalan madde bağımlılığı gibi bir alışkanlık oluşturuyor." diyor.

Çocuklarda yalan alışkanlığı tehlikeli mi?

Psikolog Yasemin Eyüpoğlu, çocuklarda ortalama 4-6 yaş arasına tekabül eden dönemde adına yalan denemeyen ama doğru olmayan söylemler görülebileceğini aktarıyor. Bu dönemdeki yalanları bir davranış bozukluğu olarak nitelendirmenin yanlış olduğunu belirten Eyüpoğlu, "Soyutlama becerisinin arttığı bu dönemde çocuk, ötekini ne kadar kandırabileceğini düşünür ve yalan söyler. Bu durum karşısında ebeveynin 'Emin misin? Ben öyle hatırlayamadım.' gibi çocuğa düşünme ve düzeltme alanı tanıyarak yapıcı, anlamlandırıcı bir rol üstlenmesi bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirmesine yardımcı olacaktır." diyor.


(habertürk)