Konu Etiketleri:

çene ağrısı için hangi doktora gidilir, ilaçsız hipofiz emarı, kafa arkasındaki baskı, kafanın arkasındaki şişlik, unutkanlık için hangı hekıme gıdılır, unutkanlık tedavisi için hangi doktora gidilir, unutkanlık hastalığı için hangi doktora gidilmeli, kafa çarpmasında hangi doktora gidilir, unutkanlık icin hangi bölüme gidilmeli, unutkanlık için hangi doktora gidilir, kafa arkasında artan şişlikler, kafa arkasında sızı şekli artan şişlikler, yüzde çıkan et benini aldırmak için hangi doktora gidilir, kafa çarpması hangi doktor, ellerde şişme tedavi için nereye gidilmeli, kafa ıcınde ampul patlaması gıbı, unutkanlık sebepleri hangi dokrora gidi lir, unutkanlık için hangi doktora gidilmeli, kafa arkasında ağrı hangi doktara gidilmelidir, unutkanlik için hanfi bölüme gidilmeli, depresyon için hangi doktora gidilir, ense omuz ağrısı için hangi doktora gidilir, kan şekerini ölçmem gerekiyor bunun için hangi bölüme gidecem, hipofiz unutkanlık, başta çıkan şişlikler için gidilmesi gereken doktor,

+ Konu Cevapla
1 / 7 Sayfa 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 34 Sayfa bulundu

Norologi ve norosrürjı

 HER TELDEN Katagorisinde ve  Sağlıklı Yaşam Forumunda Bulunan  Norologi ve norosrürjı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Yazılar Alıntıdır AKROMEGALİ: KONTROLSÜZ BÜYÜME HASTALIĞI TANIM Akromegali, hipofiz bezinin aşırı büyüme hormonu salgılaması sonucunda oluşan bir hastalıktır. Ergenlik öncesinde ...

  1. #1
    ^^Kimsesiz^^ zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Bulunduğu Yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    21.934
    Blog Yazıları
    137
    Tecrübe Puanı
    107375770

    Tanımlı Norologi ve norosrürjı

    Yazılar Alıntıdır

    AKROMEGALİ: KONTROLSÜZ BÜYÜME HASTALIĞI


    TANIM
    Akromegali, hipofiz bezinin aşırı büyüme hormonu salgılaması sonucunda oluşan bir hastalıktır. Ergenlik öncesinde ortaya çıkışı oldukça nadirdir ve bu durumda hastalığa jigantizm (devlik) ismi verilir. Çoğunlukla 30-60 yaş arasındaki erişkinlerde görülür. Hastalık erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülür. Büyüme hormonu aşırı salgısı sonucu yüz görüntüsü değişir, kabalaşır, hastalar baş ağrısı, terleme, el-ayaklarda büyüme ve yorgunluktan şikayet ederler. Fazla salgılanan büyüme hormonu; kalp, solunum sistemi, hormonal sistem başta olmak üzere pek çok organı etkiler ve ölüm riskini 2-4 kat arttırır.
    AKROMEGALİ SEBEPLERİ:
    Hastaların % 90'ında sebep hipofiz bezindeki tümördür. Hipofiz bezi beyin tabanında bulunan, büyüme-gelişme, üreme ve metabolizma ile ilgili hayati hormonların salındığı ufak bir bezdir. Büyüme hormonu da hipofiz bezinden salınan ve isiminden de anlaşılacağı üzere büyümeyi sağlayan bir hormondur. Akromegaliye sebep olan tümörler çevredeki sağlam beyin dokusuna baskı yaparak baş ağrısı ve görme bozukluklarına neden olurlar.

    AKROMEGALİ TEŞHİSİ:
    Akromegali bulgularının çok yavaş ilerlemesi nedeniyle tanı hastalık başladıktan yıllar sonra konulmaktadır. Şüphenilen durumlarda; büyüme hormonunun vücutta etkisini gerçekleştiren, insülin benzeri büyüme faktörlerinin düzeyi, şeker yükleme sırasında büyüme hormonu, prolaktin ve diğer hipofiz bezi hormonlarının tayini yapılır. Hastanın eski fotoğraflarının yenileriyle karşılaştırılması da tanıyı destekler.Akromegaliye sebep olan tümör çok yavaş büyüdüğü için şikayetler uzun zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Sık karşılaşılan yakınmalar aşağıdaki gibidir:

    - Ellerde ve ayaklarda büyüme, ayakkabı
    numarasında artış,
    - Yüzüklerin parmağa dar gelmesi
    - Yüz hatlarında kabalaşma, çenenin uzaması
    - Ciltte kalınlaşma ve / veya esmerleşme,Terlemede artma
    - Seste kalınlaşma
    - Dil, dudaklar, burunda büyüme
    - Eklem ağrısı
    - Genişlemiş kalp
    - Diğer organların büyümesi
    - Kollarda ve bacaklarda yorgunluk
    - Horlama
    - Yorgunluk ? halsizlik
    - Baş ağrısı
    - Görmede daralma
    - Kadınlarda adet bozuklukları
    - Kadınlara göğüsten süt gelmesi
    - Erkeklerde iktidarsızlık


    AKROMEGALİ TEDAVİSİ:
    Tedavinin amacı artmış olan büyüme hormonu seviyelerini normale indirmek, büyüyen tümörün sebep olduğu baskıyı ortadan kaldırmak, normal hipofiz fonksiyonlarının devamının sağlanması ve hastanın şikayetlerinin giderilmesidir. Tedavi seçenekleri cerrahi ile tümörün çıkarılması, ilaç tedavisi ve radyoterapidir. Hastalık tedavisiz bırakıldığında, diabetes mellitus, yüksek tansiyona sebep olmakta, hastaların kardiovasküler hastalıklardan ve çeşitli kanserlerden ölümleri, kendi yaş grupları ile karşılaştırıldığında artmaktadır.
    Konu zeynep tarafından (02-01-2008 Saat 14:17 ) de değistirilmistir.

  2. #2
    ^^Kimsesiz^^ zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Bulunduğu Yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    21.934
    Blog Yazıları
    137
    Tecrübe Puanı
    107375770

    Tanımlı Ce: Norologi ve norosrürjı

    Akustik nörinom işitme siniri tümörü

    Akustik nörinom = işitme siniri tümörü, çok ağır büyüyen selim (kanser olmayan) bir tümör (ur)dür. 8inci kafatası sinini üzerinde ekseriyetle kafatasından çıkıp iç kulağın kemik yapısına girdiği yerde oluşur. Bu tümöre bazen açı tümörü de denir. Çünkü bulunduğu yer beyin parçalarının (cerebellum ve pons) bir açı oluşturdukları yerdir.

    Belirtiler

    - Hafif baş dönmesi

    - Kulak çınlaması

    - işitme kaybı.

    Teşhis

    Eğer hafif baş dönmesi, dengesizlik hissederseniz, kulakta çınlama veya kulakta seslen duyarsanız ve gitgide işitme kaybı başlarsa bu durum işitme sinini unu olabilir. Hafif baş dönmesi Menier Sendromundaki gibi tek başına görülen bin belirti değildir. Doktorunuz bin işitme gücünü ölçme testi (Odiometri) ve sinirlenle ilgili inceleme yapacaktır. Sinirlerde zedelenme varsa bunu bulmak için bin baş röntgeni veya CT (bilgisayarlı tomognafi) muayenesi isteyebilir.

    Tedavi

    Selim karakterli olduğu halde ve ağır büyümesine rağmen kafatasının içinde hayati önemi olan birçok beyin yapısına bitişik olduğu için bu tümör tehlikeli olabilir. Büyüdükçe bu yapılana basınç yapıp zarar verebilir. Tek tedavi ameliyatla alınmasıdır

  3. #3
    ^^Kimsesiz^^ zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Bulunduğu Yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    21.934
    Blog Yazıları
    137
    Tecrübe Puanı
    107375770

    Tanımlı Ce: Norologi ve norosrürjı

    ALZHEİMER HASTALIĞI, BUNAMA,PRESENİL DEMANS

    TANIMLAMA:
    Alzheimer hastalığı, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara yol açan ilerleyici bir beyin hastalığıdır.
    Beynin belli bölgelerinde, bilinmeyen bir nedenle birtakım proteinler birikir. Bu da beyindeki haberleşmeyi sağlayan sinir hücrelerinin hasar görmesine yol açar.Tanısı ön planda öykü almaya dayanmaktadır. Demans sebepleri arasında birinci sırada gelir.Bellek ve bilişsel işlevlerde günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayacak derecede kronik ve ilerleyici kayıpla karakterizedir. Yaşamın orta ve ileri evrelerinde ortaya çıkar ve 50 yaş altında görülmesi pek nadirdir. Alzheimer hastalığı'nın görülme sıklığı yaşla birlikte artar, 65 yaşında gözülme sıklığı yüzde 5’lerdeyken, 60 yaş üstünde yüzde 30’a çıkar.

    BELİRTİ VE BULGULAR:
    Alzheimer hastalığının ilk belirtisi genellikle unutkanlıktır. Yakın zamana ait bilgileri hatırlama ya da yeni bilgiler öğrenme güçlüğü görülür. Ayrıca konuşma bozukluğu, karar verme güçlüğü, kişileri tanıyamama ya da yolunu kaybetme gibi başka zihinsel sorunlar' da başgösterir.
    Alzheimer hastalarında tabloya çoğu kez davranış ve kişilik bozuklukları da eşlik eder. Özellikle hastalık ilerledikçe, birçok hastada depresyon, saldırganlık, huzursuzluk, hayaller görme, uyku bozuklukları ya da amaçsızca dolaşma gibi ruhsal sorunlar görülebilir.
    Zihinsel bozukluklar:
    • Unutkanlık
    • Öğrenme güçlüğü
    • Konuşma bozukluğu
    • Yolunu kaybetme
    • Kişileri tanıyamama
    • Karar verme güçlüğü

    Ruhsal bozukluklar:
    • Huzursuzluk
    • İlgisizlik
    • Saldırganlık
    • Uyku bozukluğu
    • Amaçsız dolaşma
    • Gerçekdışı hayaller
    • Depresyon

    TANI:
    Alzheimer belirtileri ile başvuran hastalara yapılacak radyolojik ve laboratuvar incelemeleri sonrası uygulanacak tanı kriterleri ile Alzheimer Teşhisi % 90 doğruluk ile konulabilmektedir.Alzheimer hastalığı bunamanın en sık nedenidir, ancak benzer belirtiler veren başka hastalıklar da vardır. Bu nedenle, Alzheimer hastalığının diğer bunama nedenlerinden tam olarak ayırt edilmesi gerekir.Sinir hastalıkları uzmanları, yani nörologlar ve ruh hastalıkları uzmanları, yani psikiyatristler, çeşitli testler, beyin filmleri ve laboratuvar tetkikleri sayesinde bugün büyük oranda kesin teşhis koyabilmektedir.

    HASTALIĞIN SEYRİ:
    Alzheimer hastalığı yavaş ilerleyen, ancak zaman içinde günlük yaşamı etkileyerek, hastayı geri dönüşsüz bir şekilde bakıma muhtaç bırakan bir hastalıktır.
    Genel olarak 3 evreye ayrılır:
    •Birinci evrede, unutkanlık, bildiği yerleri tanıyamama, bazı kelimeleri bulamama, işine ve hobilerine karşı ilgisini yitirme gibi erken belirtiler verir ve genellikle hasta olduğunu kabul etmek istemez.
    •İkinci evrede, bellek kaybı belirginleşir, yakınlarının isimlerini unutabilir, yolunu kaybedebilir, konuşma bozukluğu artar, yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerinde yardıma ihtiyaç duyabilir ve bazı hayaller görebilir.
    •Üçüncü evrede, artık aile üyelerini tanımayabilir, yemek yemede ve yürümede güçlükler başlar, idrarını ve dışkısını tutamayabilir ve ciddi davranış bozuklukları görülebilir.
    Alzheimer hastalığı, yaklaşık 5-8 yıllık bir ilerleme süreci içinde hastayı yatağa bağlı ve tamamen bakıma muhtaç duruma getirir.



    TEDAVİ:
    Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi bugün için ne yazık ki yoktur. Ancak belli bir süre hastalığın ilerleme hızını durduracak ya da yavaşlatacak bazı yeni tedavi olanakları bulunmaktadır. Kolinesteraz inhibitörleri adı verilen bu yeni ilaçlar, beyindeki sinir hücrelerinin hasarı sonucu azalmış olan asetilkolin adlı haberci madde miktarının dengelenmesine yardım ederek zihinsel işlevleri korurlar. İlaç tedavisi, Alzheimer hastalığını tamamen durdurmaz, ancak bellek kaybı dahil, çeşitli zihinsel bozukluk belirtilerinin hafiflemesini sağlar. Böylelikle hastanın günlük yaşam aktiviteleri daha uzun süre korunur. Depresyon, huzursuzluk, uykusuzluk ya da hayaller görme gibi davranış bozukluklarını tedavi etmek için de uzun zamandır kullanılmakta olan çok sayıda etkili ve güvenilir ilaç bulunmaktadır. İlaç tedavisine karar verecek olan kişi, nörolog (sinir hastalıkları uzmanı) veya psikiyatristtir (ruh hastalıkları uzmanı). Sonuçta ilaç tedavisi, hastanın yaşam kalitesini artırır ve daha uzun süre kendine bakabilmesini sağlar.

    KAYNAKLAR:
    • Abrams, W.B. Berkow , R. (eds.): Merck Manual of Geriatrics. Rahway, NO, Merck Co., 1990
    • Tierney, M.C., et al.: The N1NCDS-ADRDA Work Group crileria for Ihe clinical diagnosis of probable Alzheimer's disease: A climcopathologic study of 57 canes. Neurology38:359,l988
    • Plurn, F. (ed.); Handbook of Physiology: Higher Finctions of the Nervous System. Bethesda, MD, American Physiological Society, 1987
    Yazarı Dr. M. Dambro

  4. #4
    ^^Kimsesiz^^ zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Bulunduğu Yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    21.934
    Blog Yazıları
    137
    Tecrübe Puanı
    107375770

    Tanımlı Ce: Norologi ve norosrürjı

    anevrizma baloncuk



    Genel Bilgiler
    Halk arasında baloncuk olarak bilinen anevrizma denince, genel olarak, temiz kan taşıyan damarlara (arter) ait genişlemeler anlaşılır. Anevrizmalar aort damarı gibi çok geniş damarlarda oluşabildiği gibi, küçük ve orta boy damarlarda da teşekkül ederler. Bu bölümde konu edilen, ani kanamalarla bazen çok dramatik sonuçlar veren beyin anevrizmalarıdır.

    Anevrizmalar yapı itibarı ile damar duvarının doğuştan zayıf olduğu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluşur. Damar duvarının zayıf olduğu noktada damar içi basınç (tansiyon) nedeniyle her kalp atımında damar duvarı zayıf noktadan dışarı doğru bombeleşerek baloncuk oluşur. Baloncuk duvarı basınca dayanamadığı anda da patlar, patlama ya kendiliğinden olur ya da eforla oluşur. Örn. öksürme, ıkınma, cinsel temas gibi basınç artmasına neden olan aksiyonlar...

    Anevrizma kimlerde oluşur, risk faktörleri nelerdir...
    Damar duvarındaki yetersizlikler (Doğumsal)
    Damar duvarındaki Arteriosklerotik veya hipertansif değişiklikler.
    Travmatik (darp veya kaza sonucu kafa yaralanmaları)
    Enfeksiyona bağlı
    Risk Faktörleri:
    Hipertansiyon
    Sigara kullanımı
    Oral Kontraseptifler (Doğum kontrol ilaçları)
    Alkol (Şüpheli)
    Kokain
    Anevrizmanın beyinde oluştuğu yerler:
    Beyni besleyen damarlar, beyin tabanında birleşerek willis poligonu adı verilen damar ağını meydana getirirler. Anevrizmalar genellikle bu willis poligonunda oluşur.
    Anevrizması olan insanların büyük bir bölümünün hiçbir şikayeti yoktur. Ancak bazen migren tarzında ya da spesifik olmayan baş ağrıları olabilir. Ayrıca anevrizmanın büyük olduğu durumlarda kitle etkisi nedeniyle beyinde komşuluk yaptığı sinirlerle ilgili belirtiler görülebilir. Koku ve görme duyularındaki bozulmalar gibi...

    Anevrizma nasıl ortaya çıkar?

    Genel amaçlı yapılan tomografi veya MR tetkikinde tesadüfen
    Kafa sinirlerine ait belirti vererek. Örneğin görme sinirine ait felçler.
    Kanama sonucu: Kanama da sızıntı şeklinde beyin zarları arasına (subaraknoid kanama) veya beyin dokusu içerisine olmak üzere iki türlü olabilir.
    Yukarıdaki nedenlerden en önemlisi kanamadır. Aniden, çok şiddetli baş ağrısı, arkasından menenjit belirtisi olan ense sertliği, kusma, kanamanın cinsi ve ağırlığına göre bilinçte bozulma ve bazen bel ağrısı ile ortaya çıkabilir. Teşhis için yapılacak ilk iş bir nörolog ya da beyin cerrahisine müracaat etmektir. Anevrizmalarda ilaçsız olarak çekilen ilk beyin tomografisi kanama olup olmadığı konusunda yeterli bilgiyi verir. İkinci aşamada MR veya kateter anjiografi mutlaka yapılmalıdır. Anevrizmaların rastlanma oranı Amerika'daki istatistiki verilere göre yüzbinde 6-10 arasında bulunmuştur. Anevrizmaların tedavisi cerrahidir. Ancak buradaki önemli olan nokta anevrizmaya kanama olmadan müdahele etmek, ya da hiç değilse birinci kanamdan sonra hastanın genel durumu uygunsa ameliyatını yapmak şarttır. Ameliyat mikroşirürji uygulanarak yapılmaktadır. Son yıllarda endovasküler girişimde başarıyla uygulanmaktadır.

  5. #5
    ^^Kimsesiz^^ zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep Baktabul'un Çılgını zeynep - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2007
    Bulunduğu Yer
    Düşler Sokağı
    Mesajlar
    21.934
    Blog Yazıları
    137
    Tecrübe Puanı
    107375770

    Tanımlı Ce: Norologi ve norosrürjı

    Baş Ağrıları

    Yaşamının herhangi bir döneminde baş ağrısından yakınmayan insan yoktur. Ancak baş ağrılarını iki şekilde değerlendirmek gerekir. Birincisi çeşitli hastalıkların bulgusu olarak baş ağrısı, ikincisi ise başlı başına bir hastalık olarak baş ağrısı. Birinci gruptaki baş ağrıları genellikle gözlerden, kulak, burun, boğaz hastalıklarından, dişlerden kaynaklanan baş ağrılarıdır. Genellikle bu tür baş ağrılarının teşhis ve tedavisi daha kolaydır.
    Baş ağrılarını şu şekilde sınıflandırmak mümkündür:

    Migren tipi damarsal baş ağrıları,
    Gerilim baş ağrısı,
    Kombine yani damarsal ve gerilim baş ağrısının birlikte bulunuşu,
    Migren dışı damarsal baş ağrısı,
    Psikiyatrik nedenlere bağlı baş ağrısı,
    Kafa içinde inflamasyona bağlı baş ağrısı,
    Gözden, kulaktan, dişlerden, burun ve sinüslerden kaynaklanan baş ağrıları,
    Boyundaki yapılardan kaynaklanan baş ağrıları.

    Migren

    Migrenin Belirtileri Nelerdir?

    En sık rastlanan belirti, hafiften başla¤¤¤¤¤ çok şiddetli, zonklayıcı karaktere dönüşen baş veya boyun ağrılarıdır. Ağrı genelde (ama her zaman değil) başın bir tarafında olur ve en az bir kaç saat devam eder. Ağrı geçtikten sonra migren hastası kendini genellikle yorgun ve bitkin hisseder. Bazen de bir mutluluk duygusu taşıyabilir.

    Diğer belirtiler (bu belirtiler baş ağrısından önce veya baş ağrısı esnasında olabilir):

    Kabızlık veya ishal
    Sinirlilik
    Mide bulantısı ve / veya kusma
    Işığa karşı duyarlılık
    Gürültüye karşı duyarlılık
    Kokulara karşı duyarlılık
    Kafa derisinde hassasiyet
    Kan damarlarında gözle görülebilen genişleme
    Boyun ve / veya omuz ağrısı veya tutukluğu
    Vücudun uç noktalarında (eller, ayaklar) ağrı, sızı
    Dokunma hissinde azalma

    Aura dönemi ( Genelde klasik migrende ağrı başlangıcından önce) belirtileri:
    Görme duyusunda bozukluklar
    - Kör noktalar
    - Işık noktaları görme
    - Görme duyusunun tünel gibi olması
    Görme ve duyma ile ilgili halusinasyonlar (yanılsamalar)
    - Zikzak şekilleri görme
    - Gelin teli şeklinde görüntüler
    Vücudun bazı bölgelerinde uyuşma
    Kulak çınlaması
    Konuşma bozuklukları
    Başka duyular ile ilgili bozukluklar

    Diğer sık rastlanan belirtiler:
    Karın şişliği
    Üşüme, el ve ayaklarda soğukluk
    Esneme
    Ağız kuruluğu
    Vücutta su toplanması
    Terlemede artış
    Burun akması
    Sık idrara çıkma
    Açlık – tatlı yeme isteği veya iştahsızlık
    Konsantrasyon bozukluğu, dikkatin azalması, düşüncede yavaşlama
    Kelime bulma güçlüğü, konuşurken takılma
    Durgunluk, donukluk bazen de aktivitede aşırı artış
    Kalp atışlarının hızlanması
    Yüksekten başı dönme

    Migreni Başlatan Etkenler Nelerdir?
    Migrenin fizyolojik nedenleri ne olursa olsun, pek çok migren hastası, migreni başlatan bazı faktörler tespit etmişlerdir. Bu faktörler her migren hastası için farklılıklar göstermekle birlikte en sık ifade edilenleri şunlardır:

    Çevresel faktörler:
    - Yükseklik değişiklikleri
    - Hava kirliliği (ozon ve sis)
    - Parlak güneş ışığı veya lamba ışığı
    - Flüoresan ışıklar veya titreyen herhangi bir ışık (örneğin; tavan vantilatörlü odalar, jaluzi içinde
    süzülen güneş ışığı, bilgisayar monitörleri)
    - Saçın kuyruk şeklinde sıkıca bağlanması veya saç tokaları
    - Yüksek ve devamlı gürültü (örneğin; bebek ağlaması, vantilatör sesi, güç kaynaklarının sesi,
    yankılanan koridorlar vs.)
    - Parfümler
    - Kuvvetli diğer kokular ve kimyasal maddeler: Kumaş boyası, duvar boyası, çöp kokusu, araba
    egzoz dumanı vs.
    - Hava durumundaki değişiklikler (basınç farklılıkları, nemde farklılık, hava sıcaklığında değişiklik,
    kuvvetli rüzgar, kasırga)
    - Havasız ortamlar
    - Mevsimsel değişiklikler (sonbahar ve ilkbahar en kötü zamanlardır)


    Cacophony - Rosemary El'Hage

    Yiyecek ve içecekler:
    - Alkol ( özellikle kırmızı şarap)
    - Sentetik tatlandırıcılar
    - Kafein ( fakat bazı hastalarda migreni azaltır)
    - Hindistan cevizi ve hindistan cevizi yağı ( güneş losyonları da dahil)
    - Narenciye
    - Çin yemekleri
    - Hazır çorbalar
    - Hazır peynir tozu maddeleri
    - Soya proteini ve soya sosları
    - Baharat ve hazır soslar
    - Et terbiyesi için hazır soslar
    - Bira mayası
    - İçlenmiş şarküteri ürünleri
    - Hazır, yağsız kavrulmuş fındık ve fıstık
    - Bazı patates cipsleri
    - Peynir suyu
    - Zeytinyağı
    - Turşular
    - Tuz
    - Ekşi krema veya yoğurt
    - Soğan, Domates, Ispanak, Taze bezelye, Patlıcan, Fasulye gibi sebzeler
    - Kızartmalar
    - Deniz ürünleri
    - Tavuk ciğeri
    - Yiyeceklerde kullanılan boya maddeleri ( özellikle kırmızı)
    - Buğday ürünleri
    - Muz, Kivi, Mango, Ananas, Kırmızı erik, Çilek gibi bazı meyveler
    - Çikolata
    - Mısır
    - Papaya

    Davranış kalıpları:
    - Öğün atlama
    - Fazla uyuma veya uyku eksikliği
    - Temizlik maddeleri veya kokulu deterjanlar
    - Uçak yolculukları
    - Doğum kontrol hapları
    - Sigara ve diğer tütün ürünleri
    - Su kaybı
    - Kadınlarda hormonal değişiklikler ( migrenler adet öncesi, adet esnasında veya adetin sonunda
    artabilir ve genellikle hamileliğin üçüncü ayından sonra yok olur)
    - Oruç tutmak, fazla karbonhidratı bir anda almak gibi kan şekerinin düşmesine neden olan
    durumlar
    - Fiziksel travma
    - Başa basınç uygulama ( fakat bazen migreni azaltır)
    - Uyku düzeninde değişiklik
    - Stres, özellikle stresin birden yok olması ( hafta sonu baş ağrısı sendromu)

    İlaçlar dışında neler migren ağrısını azaltmakta yardımcı olur?
    Esas yöntem ,karanlık ve sessiz bir odada uyumak gibi görünmekte. Bazıları için fonda hafif bir müzik veya gürültüsüz bir TV kanalının olması daha rahatlatıcı olabilir. Diğer önleyici yöntemler:

    - Akupunktur
    - Soğuk hava veya duş
    - Egzersiz
    - Boyun arkasına sıcak kompres
    - Saf oksijen
    - Baş ve boyun masajı
    - Duş: Bir kaç dakika sıcak sonra soğuk sonra tekrar sıcak duş.
    - Ayakları sıcak suya sokma
    - Kusma
    - Başa buz kompresi
    - Başın bir tarafına sıcak, diğer tarafına buz kompresi yapmak

    GERİLİM BAŞAĞRISI

    Gerilim baş ağrısı baş ağrıları içinde en sık görülen tiptir. Çevresel faktörlerin değişmesi, aşırı sorumluluk yüklenme, düş kırıklıkları, ailesel ve ekonomik sorunlar gibi insan yaşamındaki önemli değişiklikler sonucu yüz, baş ve boyun kaslarının sürekli gerilmesi ile ortaya çıkan şiddetli baş ağrısıdır. Çoğu kez hasta kendi kendisine migren tanısı koyar. Oysa hem mekanizma hem de tedavi yönünden gerilim baş ağrısı migrenden çok farklı bir biçimde ele alınmaktadır.
    Gerilim baş ağrısının en önemli özelliği genellikle boyun bölgesinden başla¤¤¤¤¤ tepeye doğru yükselmesi ve sıkıştırıcı bir ağrı şeklinde seyretmesidir. Hastalar çoğu kez bu durumu başın cendereye alınmış gibi sıkıştırılması şeklinde nitelendirirler. Bu belirtinin yanı sıra bir çok hastada başta yanma hissi, keçeleşme, dokunma ile hassasiyet gibi bulgular ortaya çıkar.

    Migrenli hastalar kuytu sessiz bir yer ararken gerilim baş ağrısından yakınan hastalar tam tersi gezmek dolaşmak isterler.

    Gerilim baş ağrısı migrenin aksine tek bir bölgeyi tutmaz. Daha yaygın bir seyir gösterir. Gün ilerledikçe şiddetlenir. Saatler boyunca sürer gider.

    Migrende ağrı öncesinde görülebilen görme bozukluğu ve diğer belirtiler gerilim baş ağrısında yoktur.

    Gerilim baş ağrısında baş, boyun ve omuz bölgesi kaslarında basınç uygulamakla yansıyan ağrının ortaya çıkmasına neden olan tetikleyici noktaların (trigger points) ortaya çıkması önemli bir bulgudur.

    Kas kasılması baş ağrısının tedavisinde son yıllarda önemli adımlar atılmıştır. Kas gevşetici ilaçların yanı sıra depresyona karşı kullanılan ilaçlar son derece etkili olmaktadır.

    İlaçların yanı sıra çeşitli ilaç dışı yöntemler de baş ağrılarının kontrolünde sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntemlerin başında gevşeme eğitimi ve biofeedback gibi psikolojik girişimler gelmektedir. Hastalara nasıl gevşeyecekleri öğretilmekte ve bunun için biofeedback adı verilen elektronik cihazlardan yararlanılmaktadır. Bu yöntem özellikle kas kasılması baş ağrılarının tedavisinde son derece etkilidir.

    İlaç tedavisine ve gevşeme eğitimine dirençli ağrılarda baş, boyun ve omuz bölgesinde tespit edilen tetikleyici noktalara çeşitli enjeksiyonlar yapılarak kasların gevşetilmesi ve böylece ağrının kontrol altına alınması yoluna gidilir.

    GÜNLÜK SÜREN BAŞAĞRISI
    Her insan zaman zaman baş ağrılarından yakınır. Baş ağrıları her zaman belirgin bir nedene ya da hastalığa bağlı olmayabilir. Günlük süreğen baş ağrısı terimi bu ağrıları tanımlamak için kullanılmaktadır.

    Baş ağrısı kliniklerine başvuranların %30-40’ını günlük süreğen baş ağrılı hastalar oluşturur. Pek çoğuna önceden yanlış olarak migren tanısı konmuş ve migren tedavisi uygulanmıştır. Ancak hastalar bu tedaviden fayda görmediklerini ifade ederler. Bu hastaların yarısından fazlası hemen hemen her gün kontrolsüz bir şekilde ağrı kesici ilaç kullanmakta olduklarını belirtirler. Tüm ilaçlar gibi ağrı kesici ilaçların da doktor kontrolü olmadan gelişigüzel kullanımı istenmeyen sonuçlar doğurur. Bu hastalarda baş ağrısının günlük hale gelmesinin en önemli sebebi ağrı kesicilerin aşırı kullanımıdır. Ağrı kesici alınmadığında baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu baş ağrısı tipine analjezik (ağrı kesici) çekilme baş ağrısı da denir.

    Hastalarda baş ağrısı neredeyse her gün vardır. Sabah kalkar kalkmaz ağrı fark edilir. Ağrının tipi ve yeri değişkenlik gösterir. Ağrı ile birlikte bulantı, yorgunluk, uyku bozuklukları, hafıza ve konsantrasyon bozukluğu görülebilir.

    Günlük süreğen baş ağrılı hastalar genellikle değişik doktorlara başvurup gerekli gereksiz tetkikleri yapılmış ve çeşitli tedaviler uygulanmış, ya da tedaviyi kendileri şekillendirmişlerdir.

    Tedavide kullanılan ilaçların doktor kontrolü altında kesilmesi gereği vardır. İlaçların kesilmesiyle birlikte bir süre artan baş ağrılarıyla karşılaşılabilir. Bu dönemde hasta ağrı kesici ilacın çekilmesi nedeniyle oluşabilecek belirtilerin giderilmesi için hekiminin önereceği çeşitli ilaçları kullanmalıdır.

    Unutulmaması gereken bir başka nokta ağrı kesici ilaçların kontrolsüz şekilde aşırı kullanımının sindirim sistemi ve böbrekler başta olmak üzere vücuda ciddi zararlar verebileceğidir. Hem günlük baş ağrılarından kurtulmak hem de bu zararlardan korunmak için kontrolsüz ilaç kullanımı doktor kontrolü altında sonlandırılmalıdır.


    Boyun Kaynaklı Baş Ağrısı

    Sanılanın aksine baş ağrıları her zaman beyinden ya da baştaki diğer yapılardan kaynaklanmaz. Baş ağrılarının boyundan da kaynaklanabileceği çok önceleri düşünülmüş, yıllarca tartışılmış ve 1983 yılında servikojenik (boyun kaynaklı) baş ağrısı terimi tıbba girmiştir.

    Boyun veya kafa arkasında yer alan sinir kökü, kemik, kas, eklem ve disk gibi yapıların çeşitli bozuklukları baş ağrısı şeklinde belirti verirler.
    Ağrı prensip olarak tek taraflı baş ağrısıdır. Ancak boyundaki bozuklukların yerine ve derecesine göre her iki tarafta da ağrı ortaya çıkabilir. Boyun hareketlerinde çeşitli yönlerde hareket kısıtlılığı, baş ağrısının çeşitli boyun hareketleriyle ortaya çıkarılabilmesi mevcut olabilir.

    Boyun kaynaklı baş ağrısından yakınan hastalarda sert spor yapma, baş ve boyun travması (örneğin, trafik kazası) öyküsüne sıklıkla rastlanır. Basit bir çarpma şeklindeki bir trafik kazası bile sonradan boyun kaynaklı baş ağrısına neden olacak bir hasara yol açabilir. Böyle bir durumda başın kamçı şeklinde hızla ileri geri hareket etmesi hasarı oluşturabilir.

    Ağrının şiddeti ve süresi hastadan hastaya değişmektedir. Ağrı genellikle boyundan başlar, zonklayıcı ve batıcı olmayan bir karakterdedir. Bulantı, ışığa ve sese hassasiyet gibi migrende belirgin olarak ortaya çıkan bazı belirtiler boyun kaynaklı baş ağrılarında da görülebilirse de bunlar, migrendekinden daha seyrek ve daha az belirgindirler. Fakat ne yazık ki pek çok baş ağrısı tipinde olduğu gibi, boyun kaynaklı baş ağrısı hastaları da yanlış olarak migrenli muamelesi görmüş ve migren tedavisi almışlardır.

    Tedavide ağrı kesici ilaçlardan sınırlı fayda sağlanır. Fizyoterapinin boyun hareketlerinin rahatlamasını sağla¤¤¤¤¤ ve boyundaki kas kasılmalarını gidererek fayda sağladığı bilinmektedir. En etkili tedavi yöntemi boyunda yer alan ve ağrıyı ileten sinirlerin radyofrekans termokoagülasyon yöntemiyle bloke edilmesidir. Bunların içinde en belirgin olanı da boyun hareketlerini sağlayan ve boyun omurları arasında yer alan faset eklemler dediğimiz eklemlerin sinirleridir

+ Konu Cevapla
1 / 7 Sayfa 1 2 3 ... SonuncuSonuncu

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375