Kendi cümleleriyle...




Ben YASAR KURT 1968 yılın da, İstanbul’da,Zeynep Kamil hastanesinde dünyaya geldim.İlk ve ortaokulu “küçük bakkalköy” de okudum.Fikir tepe de ki Mehmet Beyazıt lisesin de uzunca zaman öğrencilik yaptım. Lisenin tiyatro kolun da ki çalışmaları; düşüncelerime ve hayatıma yön veren önemli deneyimlerim oldu.1989 yılında oynadığım yari saka yarı ciddi adlı televizyon kabaresi oyunculuğu meslek edinme kararımı pekiştirdi.Dokuz Eylül Üniversitesi tiyatro bölümü sınavlarına girmek için İzmir’e gittim.Sınavlar bir hafta kadar sürdü.Pasaport limanın da amcama ait bir teknede kalıyordum.Tekne geceden yer değiştirmisti .O gün pazardı ve sınav olacağı kimsenin aklına gelmemişti. Bir saatlik bir gecikmeyle sınav yerine ulaştım.Ancak çoktan bitmişti.Okula giremedim.Bütün planlarım altüst olmuştu.İstanbul’a dönüp açık öğretim iktisat bölümüne kaydımı yaptırdım.Konservatuar i bir daha denemedim.Kendi kendimi yetiştirmeye çalıştım.Kendimi bildim bileli tutkulu bir müzik dinleyicisiyimdir.
Elime geçen her çalgıyı çalmaya çalıştım.Orta okuldayken teyze oğlumun hediye ettiği akustik gitar en iyi oyuncağım olmuştur.Beste yapıp evdeki teybe kaydederdim.Beste olayı da tamamen iç güdüsel gelişmiştir.Bende hala da öyledir.zamanla bilgi ve deneyimle yoğruldu.İlk müzik gurubum.kadıköy de tanıştığım yetenekli insanlarla kurduğum;Beyaz Yunus tur.Bizi bir araya getiren yetenek.Bir arada tutmaya yetmedi.Benim için çok sancılı dönemlerdi diyebilirim.Yaptığım müziğe arkadaşlarımı inandırmakta güçlük çekiyordum.Ben kayda değer bir alternatif peşindeydim.Bunun için bütün ömrümü harcamaya hazırdım.Ancak benim sivri dilim ve kuraldışı üslubum kendini kabul ettirmekte zorlanıyordu.Gurupta iki kişi kaldık ve sonra dağıldı.Tek başıma sürdürmek istemedim.O sırada Almanya’nın Wuppertal kentinde tiyatro ile uğraşan arkadaşlarım beni davet ettiler.Hemen gittim.
Yıl 1993 olmuştu.Almanca bilmiyordum.Wuppetal‘daki dostlarım müzisyen yanımı gayet iyi biliyorlardı.Birkaç müzisyenle tanıştım.Yılbaşı geliyordu. Her zaman takıldığımız “ada restoran” yılbaşı gecesi müzik yapmamızı istedi.Çaldık.bir çoğu benim sarkılarımdı.Ancak hala stüdyo da yapılmıs bir kaydım yoktu.Hatta prova yaptığımız mekanlar dışında gerçek bir stüdyo görmemiştim.Kölln kentinde dünyanın en iyi stüdyolarından birinde buldum kendimi.Sokak şarkılarımı kaydettik.Üç saat içinde ödünç bir gitar ve ben.kayıt için kullanacağım iyi bir gitara sahip değildim.Sonra o kayıta sokak şarkıları adını verdim.1994 ‘te Türkiye’de yayınlandı.Berlin‘e yerleştim.Rosa doğdu.Müzik ve tiyatro dışında işte de çalıştım.Fabrika işçiliği,gazete dağıtımı,lunapark vb .Oyunculuk yapabilecek kadar almanca öğrenmiştim.Bir gazete ilanıyla alman olmayan bir oyuncu arıyorlardı.Seçmelere girdim ve beni guruba aldılar.1996 yılıydı.Arkadaşlarımla Türkiye’ye yaz tatili için geldik.O zaman sokak şarkılarının ne kadar sevilmiş olduğunu gördüm.Ve sanat çalışmalarımı Türkiye’ye yönlendirdim.
1997 ‘de göndermeler albümünü yaptım İstanbul’da 2001 yılında reflex albümü çıktı.Bir çok konser verdim.Müzik benim için yeniden bir yaşam biçimine dönüştü.eski şarkılara yenileri eklendi.Bu yazıda sözü geçen kişileri özellikle isimleri ile anmadığım.Bunu bir gün yazacağım gerçek biyografime saklıyorum.Ve sizler beni dinlemeyi sürdürdüğünüz sürece ben de müzik üretmeye devam edeceğim.

İstanbul 2005


alıntıdır