+ Konu Cevapla
1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu
Like Tree1Likes
  • 1 Post By Gülşah89

Erdal Eren - Erdal Eren kimdir - Erdal Eren biyografisi

 Biyografi Katagorisinde ve  Siyaset Politika Forumunda Bulunan  Erdal Eren - Erdal Eren kimdir - Erdal Eren biyografisi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Erdal Eren - Erdal Eren kimdir - Erdal Eren biyografisi Erdal Eren (25 Eylül 1964, Şebinkarahisar, Giresun - 13 Aralık ...

  1. #1
    NoBo Prensesi NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu Yer
    Sıfır Noktası
    Mesajlar
    13.136
    Blog Yazıları
    302
    Tecrübe Puanı
    107375230

    Tanımlı Erdal Eren - Erdal Eren kimdir - Erdal Eren biyografisi





    Erdal Eren - Erdal Eren kimdir - Erdal Eren biyografisi





    Erdal Eren (25 Eylül 1964, Şebinkarahisar, Giresun - 13 Aralık 1980, Ankara), 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen ve asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi. Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü. Erdal Eren, Suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü düzenlenen gösteride gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı. Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkûm edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde infaz edildi.

    Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan'a, "avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını"söyledi.

    Ağabeyi Erkan Eren, Erdal'ın Mamak Askeri Cezaevi'nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu dile getirdi. Erdal'ın idam edildiği tarihte yaşının 18'den küçük olduğunu belirten Erkan Eren, infazı radyodan öğrendiklerini ve Erdal'ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini söyledi.

    Ayrıca dönemin bir numaralı adamı Kenan Evren'in "asmayalım da besleyelim mi?" sözü Erdal Eren'e sarf edilmek maksadı ile ağızdan çıkmış sonrasında ise binlerce insana mâl edilmiştir.

    vikipedia



  2. #2
    NoBo Prensesi NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS Baktabul'un Çılgını NoBoDyS - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu Yer
    Sıfır Noktası
    Mesajlar
    13.136
    Blog Yazıları
    302
    Tecrübe Puanı
    107375230

    Tanımlı Ce: Erdal Eren - Erdal Eren kimdir - Erdal Eren biyografisi

    Ölmeden önce ailesine yazmis oldugu mektuplar

    Sevgili annem, babam ve kardeşlerim;



    Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemiz de olmadı. Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık. (Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) Bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var. Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam, halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler. Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda Ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur. Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum. Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar. Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz. Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.
    Devrimci selamlar



    Oğlunuz Erdal


    Erdal Eren'den "Babama"


    Sevgili babam,



    Bu mektubu senin mektubun elime geçmeden önce yazmıştım, ama göndermeye fırsat bulamadım. Ek olarak da bunları yazma ihtiyacı duydum. Zannederim önce yazdığım kısımda mektubuna cevap bulacaksın. Baba bu mektubu sizi teselli etmek için yazmadım. Yani sizi teselli için yalana başvurmadım, gerçekleri, düşüncelerimi yansıtmaya çalıştım, çünkü böylesinin doğru olacağına inanıyorum. Mektubunda bu acıya dayanamayacağını söylüyorsun. Ben nice dayanılmayacak acılara dayanıldığına tanık oldum. Kaldı ki sen güçlü bir insansın. Kendini kapıp koyvermediğin sürece ve birazda benim bakış açımla bakmaya çalışırsan böyle bir şey olmaz inancındayım. Bildiğiniz gibi benim değerli arkadaşım Necdet ve daha öncede Deniz’ler aynı şekilde katledildiler. Ama korkusuzca, cesurca, yaraşır bir şekilde ölmesini bildiler. Elbette ki böyle bir durum gene de kolay yenilmeyen acılar verir. Ancak ben böyle bir duruma üzülüp ağlamadım. Çünkü bu onların anısına saygısızlık olurdu. Yapılması gereken tek ve doğru şey, acımızı öfkeye dönüştürerek onların bıraktığı yerden yürümektir. Siz de böyle davranırsanız benim gücüme güç katarsınız. Babacığım, şunu da belirtmek isterim ki, sana ve inançlarına büyük saygı duyuyorum ve bu konuda isteğinle yalnız ve yalnız benim iyiliğimi istediğini biliyorum. Fakat benden böyle bir şey istemekle beni zor duruma sokuyorsun. Çünkü böyle bir inanca sahip değilim. Anlamaya çalışacağını ümit ediyorum. Durumun böyle olması, bizim çok farklı nitelikteki insanlar olduğumuz anlamına gelmez. Çünkü biz birbirimize çok güçlü bağlarla bağlıyız. Birbirimizin parçası, baba oğuluz. Ellerinizden öper hasretle kucaklarım.



    Oğlun Erdal Eren

    alintidir

  3. #3
    Süper Üye Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 Baktabul'un Çılgını Gülşah89 - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2011
    Mesajlar
    474
    Blog Yazıları
    3
    Tecrübe Puanı
    21475032

    Tanımlı Ce: Erdal Eren - Erdal Eren kimdir - Erdal Eren biyografisi

    Erdal Eren (25 Eylül 1964, Şebinkarahisar, Giresun – 13 Aralık 1980, Ankara), 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen ve asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi.

    Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti’li Bakan Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü. Erdal Eren, Suner’in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü düzenlenen gösteride gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı. Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980′de Ankara Merkez Cezaevi’nde infaz edildi.

    Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan’a, “avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18′den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını” söyledi.

    Ağabeyi Erkan Eren, Erdal’ın Mamak Askeri Cezaevi’nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu dile getirdi. Erdal’ın idam edildiği tarihte yaşının 18′den küçük olduğunu belirten Erkan Eren, infazı radyodan öğrendiklerini ve Erdal’ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini söyledi.

    Erdal Eren (25 Eylül 1964, Şebinkarahisar, Giresun – 13 Aralık 1980, Ankara), 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen ve asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi.

    Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti’li Bakan Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü. Erdal Eren, Suner’in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü düzenlenen gösteride gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı. Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980′de Ankara Merkez Cezaevi’nde infaz edildi.Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan’a, “avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18′den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını”söyledi.Ağabeyi Erkan Eren, Erdal’ın Mamak Askeri Cezaevi’nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu dile getirdi. Erdal’ın idam edildiği tarihte yaşının 18′den küçük olduğunu belirten Erkan Eren, infazı radyodan öğrendiklerini ve Erdal’ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini söyledi. Kaynak
    Türkiye’de 1980 öncesi dönem, devrimci mücadelenin en yoğun olarak yaşandığı dönemdi.

    Yüzbinler, kendini bu mücadelenin içinde bulmuş, her yerde çatışmalar, direnişler, eylemler birbirini izlemiştir. Toplumun devrimci ve karşı-devrimci olmak üzere iki kutba ayrılması zaten bunun en güzel örneğidir. Yükselen bu mücadele, sistemi iyiden iyiye tehdit eder hale gelmeye başladığındandır ki, başta o dönemin gençleri olmak üzere devrimci unsurları, sistemin teröründen büyük oranda etkilendiler.

    Evler basıldı, işkencede yüzlerce insan katledildi, sakat bırakıldı, resmi ve sivil faşist güçlerce binlerce insan sokak ortasında, mitinglerde, eylemlerde öldürüldü.

    Erdal Eren de 1980 öncesi Türkiye’sinin devrimci mücadelesinde yer alan yüzbinlerce gençten birisiydi. O da, halkın iktidarını kurması, azınlığın diktatörlüğüne son verilmesi, bağımsız, sosyalist bir ülke kurulması için savaşanlardandı…

    Erdal Eren’ in de içinde bulunduğu bir eylem esnasında Zekeri’ya Önge adında bir askerin ölmesi üzerine Erdal Eren tutuklandı. Askeri Mahkeme, onu, eyleme müdahale eden askeri öldürmekten suçlu buldu. O, mahkemede, aynı Denizler gibi hiç taviz vermedi, eğilmedi… Askeri kendisinin öldürmediğini söyledi. Gerçekten de öyleydi. Askeri öldüren mermi, bir tüfek mermisiydi. Oysa, Erdal Eren’ in üzerinde sadece tabanca vardı. Dahası, eylemcilerin hiçbirinin üzerinde tüfek yoktu. Askerler, eylemcilere ateş açtıklarında, kendi tüfeklerinden seken bir mermi, bir ere isabet edip onu öldürmüştü. Tüm kriminal incelemeler, bilimsel çalışmalar, bunu gösteriyordu. Egemenler, askeri Erdal Eren’in öldürdüğüne dair hiçbir kanıt bulamadılar… Ancak, faşist düzen için, gerçek suçlu ya da hak edilen ceza hiçbir zaman önemli değildir. Öyle de oldu.. Suçu işleyen Erdal olmamasına rağmen, 2 Şubat-19 Mart tarihleri arasında yapılan “jet yargılama” ile idam cezası verildi, kalem kırıldı…

    Devlet, Denizlerden sonra yine taammüden cinayet işleyecekti… Ancak ortada bir sorun daha vardı. Erdal, daha 17 yaşındaydı. 18 yaşından küçük birisine idam cezasının verilmesi burjuva yasalara göre mümkün değildir. Ancak oligarşi, bunun da çaresini buldu. Nasıl olsa birisi asılmalıydı. Ne yapılıp edilip halkın, devrimcilerin gözü korkutulmalıydı. Ve nihayet, Erdal’ ın 17 olan yaşı, mahkeme kararıyla büyültüldü ve idamın önündeki son engel de kaldırılmış oldu.. Artık her şey yasalara “uygundu”… 13 Aralık günü de Eren, idam edildi. İdama giderken de ideolojisini haykırmaktan asla vazgeçmedi. Dönemin faşist zihniyetinin bir yansıması olarak işlemediği bir suçtan dolayı, tamamiyle sindirme, ezme, korkutma politikalarının bir sonucu olarak, 17 yaşında bir komünistin idamı, dünya tarihinde yerini Erdal’ ın mahkemede söylediği şu sözlerle almıştır: “Bir gün, mutlaka sizin yerinizde halkımız olacak, sizi ve koruduğunuz düzeni yargılayacak ve doğru kararı verecektir!”

    Sadece Türkiye tarihine değil, dünya tarihine de kara bir leke olarak geçen 12 Eylül askeri cuntası, 17 yaşında idam sehpasına yolladığı Erdal Eren adıyla da lanetlenmeye devam ediliyor. Erdal Eren’i idam sehpasına kadar götüren süreç, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi ODTÜ öğrencisi Sinan SuneR’in, 30 Ocak 1980;de katledilmesiyle başladı. Ankara’nın Yukarı Ayrancı semtinde yazılama yapan Sinan Suner, MHP’li Bakan Cengiz Gökçe’in koruması Süleyman Ezendemir’in kurşunlarıyla öldürüldü. Suner’i vurmakla yetinmeyen Ezendemir, arabaya aldığı Suner’i başkent sokaklarında dolaştırdı, işkence etti. Öldüğüne emin olunca da hastane kapısına attı Suner’in cesedini.

    Olayın duyulmasının ardından, 2 Şubat 1980de Sinan Suner’in öldürüldüğü yerde protesto gösterisi yapıldı. Gösteriye müdahale eden askerlerle göstericiler arasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge ölürken, Erdal Eren’le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Eren, Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. 2 Şubat da gözaltına alınan Erdal Eren, tarihin en hızlı yargılamasının ardından, 19 Mart 1980′de idama mahkum edildi. Henüz 17 yaşındaydı Erdal Eren. Ne yaşına bakıldı, ne avukatlarının sunduğu delil ve tanıklara. Dünyanın dört bir tarafında idama karşı tepkiler yükseldi, imzalar toplandı. Ancak karar mahkeme öncesinden verildiğinden, yargıçlara sadece emri uygulamak düştü.

    Asmayalım da besleyelim mi? Askeri Yargıtay 3. Dairesi’nin, önce “delillerin noksanlığı” nedeniyle esastan, ardından da, idamın müebbet hapse çevrilmesini gerektiren TCK;nın 59;uncu maddesinin uygulanmaması nedeniyle usulden bozmasına rağmen, Daireler Kurulu iki kararı da reddetti. Red kararlarıyla yargılamanın yeniden yapılmasının yolu kapatılırken, Eren’in avukatı Nihat Toktay, kararı, Yargıtay içinde bitirildi diye değerlendirdi.

    Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, dünya çapında yürütülen İdamı engelleyelim-Erdal Eren idam edileme kampanyasına rağmen 13 Aralık 1980′de Ankara Merkez Cezaevi’nde infaz edilirken, faşist cuntanın başı Kenan Evren’in, Asmayalım da besleyelim mi? sözleri zihniyetlerini özetledi.

    Erdal Eren’in avukatı Nihat Toktay, Erdal’ın dönemin yükselen gençlik hareketinin intikamını almak kastıyla idam edildiğini söyledi. Toktay yayımlanan bir söyleşisinde, 1994 yılında, Zekariya Önge’ye, iddia edildiği gibi arkasından değil karşısından ateş ettiğine ilişkin iki tanığın ortaya çıktığına, olayın geçtiği Hoşdere Caddesi’nde oturan Ruhat Canveren ile kuaförlük yapan Haydar Arzuman’ın gördüklerini ATV’de yayınlanmak üzere hazırlanan Son Celse isimli bir programın Erdal Eren Dosyası bölümü için anlattıklarına dikkat çekti. Programda ayrıca, kararı bir kez esastan, bir kez de usulden bozan Askeri Yargıtay 3. Dairesi Üyesi ve emekli hakim Ahmet Turan’ın, idam kararının adli hata olduğunu itiraf ettiğini ve dosyada Erdal Eren’in eri öldürdüğüne dair yeterli delilin olmadığını söylediğini de aktaran Toktay, Turan’ın, Benim vicdani kanaatim bu delillerle idam kararı verilemeyeceğiydi. Arkadaşlarımı bu yönde ikna ederek kararı bozduk. Ancak başsavcılık itiraz etti, ikinci kez bozduk, en sonunda daireler kurulu idam kararını onadı. Yani sorumluluk onlara aittir’ sözlerine dikkat çekti. Adli süreç işletilmedi Dava sürecinde, olay yerinde keşif yapılmadığını, Erdal’ın yaşının belirlenmesi için kemik incelemesi istediklerini, ancak yerine getirilmediğini belirten Toktay, ayrıca Erdal Eren’le birlikte olay yerinde yakalanan 24 sanığın da tanık olarak dinlenmediği, ölen askerin üzerinden çıkan elbiselerin Adli Tıp’a gönderilmediğini de söyledi. Toktay’kurşunun mesafesine ilişkin bir inceleme yapılmadı ve yakın mesafe atışlarında meydana gelen etteki yanığa açıklama getirilmedi, olay yerinde kullanıldığı iddia edilen silahlar ile askerlerin silahlarının balistik incelemesi yapılmadı, tanık olarak dinlenen askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmedi; dedi. Toktay, Erdal’ın üzerinde bulunduğu 3.5 metrelik yükseklik ile Önge’yi öldüren kurşunun giriş açısı ve yönünün çeliştiğini belirterek, otopsisin Oktay Çetinsoy isimli bir stajyere yaptırıldığını, ancak bu isimde birinin varlığını tespit edemediklerini söyledi. Aradan geçen onca zamana karşın devletin zihniyetinde bir değişiklik olmadığını, idamın ceza değil, siyasal iktidarın intikamalmasının bir biçimi olduğunu vurgulayan Toktay, 0 İdam özünde insanlık suçudur. TCK’nın 450/1′inci maddesi planlayarak adam öldürmeyle ilgilidir. Ama hiçbir taammüden adam öldürme , Erdal Eren olayında görüldüğü gibi, devlet kadar planlı yapılamaz. dedi. Erdal’ın idamının ardından, pankart asarak, idama tepkisini dile getirmek isteyen Ercan Koca, gözaltına alındı. Ercan, iki gün boyunca gördüğü yoğun işkence sonucu yaşamını yitirdi. Kaynak

    Eski hakim: Erdal Eren haksız yere asıldı

    Erdal Eren’in idam kararını iki kez bozan emekli hakim konuştu: 12 Eylül döneminin ‘Asmayalım da besleyelim mi’ politikasının bir kurbanı! Çocuk haksız yere asıldı O hengamede çala kalem gitti

    12 Eylül 2007

    12 Eylül darbesi sonrası darağacına gönderilen Erdal Eren’in idam kararınını iki kez bozan Yargıtay 3’üncü Dairesi üyesi emekli Hakim Albay Ahmet Turan 28 yıl sonra ilk kez Vatan Gazetesi’ne konuştu:

    “Eren’in er Zekeriya Önge’yi kasten öldürdüğüne dair vicdani kanaatim yoktu. Eren önden ateş etmiş, asker sırtından vurulmuştu. Kurşunun da o tabancadan çıktığına dair kanıt yoktu.”

    30 Ocak 1980… Sağ sol çatışmasının doruk noktasına çıktığı, sıkıyönetim günleri… Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ODTÜ öğrencisi Sinan Suner, MHP’li Bakan Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir tarafından öldürülünce olaydan 2 gün sonra bir protesto gösterisi yapılır. Göstericiler ile askerler arasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge ölürken, Erdel Eren 24 kişiyle gözaltına alındı. Bundan sonra tarihin belki de en hızlı yargılama süreci yaşandı ve Erdal Eren 19 Mart 1980’de idama mahkum edildi. Eren 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevi’nde idam edildi. Yakın tarihimize damga vuran olayın perde arkasını emekli Hakim Ahmet Turan şöyle anlattı:

    “İDAM KARARINI 2 KEZ BOZDUK”

    Erdal Eren davası 12 Eylül’den önce başlamıştı ama sıkıyönetim ilan edildiği için sıkıyönetim mahkemeleri vardı. Erdal Eren, sıkıyönetim mahkemesinde yargılanıyordu. Mahkeme, Erdal Eren’in inzibat eri Zekeriya Önge’yi bilerek, kasten, taammüden öldürdü diye idama mahkum etti. Avukatlar kararı temyiz etti ve dosya bize geldi. Ben raportör olarak atandım. Dosyayı inceledim ve diğer üyelere anlattım.

    Erdal Eren’in eri kasten, bilerek öldürdüğü noktasında bir delil yoktu ve 15 Temmuz 1980’de kararı 2 muhalif oya karşı 3 oyla bozduk. Bozma kararımız üzerine dosya tekrar sıkı yönetim mahkemesine gitti. Yeniden yargıladılar Erdal Eren’i… Tekrar idama mahkum edildi. Temyiz edildiği için tekrar bize geldi. Yaptığımız inceleme sonunda 28 Ekim 1980’de kararı tekrar bozduk. Askeri Yargıtay Başsavcılığı kararı “onayın” diye bize göndermişti ama biz kararı yine yetersiz bulduk.

    “MÜEBBET OLURDU”

    Kararı 2’nci kez bozunca yasaya göre Başsavcılık kendi tebliğnağmesine aykırı karar çıkınca itiraz hakkı olduğu için itiraz etti ve dosya Daireler Kurulu’na gitti. 15 kişilik heyette 2 muhalif üyenin oyuna karşı 13 üyeyle kararı onadılar. Hakkı Erkan ve Erdoğan Başhekim adlı üyeler bu karara muhalifti. Çünkü Erdal Eren asılmasın, en azından Ceza Kanunu’ndaki 59’uncu takdiri tahrir sebebi yani kendi takdirini kullanarak idam cezasına müebbete çevrilmesini istediler. Ama olmadı.

    “KURŞUNLAR İNCELENMEDİ”

    Ben idam kararına karşı çıktım. Çünkü Erdal Eren ifadesinde diyor ki; “İnzibat askerleri üzerime doğru gelirken panikledim ve ateş ettim. Askerlerin hepsi benim hedef menzilim içindeydi. Yedek şarjörüm, tabancamda daha 5 tane mermi vardı. Eğer öldürme kastıyla hareket etmiş olsaydım bunların hepsini kullanırdım. Askerler üzerime gelince ben gelişi güzel ateş ettim” diyor. Burada çok hassas bir nokta var; Vurulan erin cesedinden çıkarılan mermi çekirdeği ile sanığın tabancasından çıkan mermi çekirdeklerinin doğru dürüst mukayesesi yapılmadı. Olay yerinde iki tabancaya ait boş kovanlar bulunuyor ama onların Adli Tıp’a gönderilip mukayesesi yapılmadı. Eri vuran kurşun yüzde 100 Erdal’ın tabancasından çıktı diye bir şey yok dosyada. Çünkü incelenmemiş.

    “PROVOKASYON OLABİLİRDİ”

    En önemlisi; Erdal Eren girdiği bir evin bahçesinde sinmiş bir yere. Askerler geliyor. Elinde de kendi tabancası var, gelişi güzel ateş etmiş. Diyelim ki gelen askerleri hedef gözeterek ateş etti. Üzerine gelen askerlerden biri öldüğüne göre göğsünden yara alması lazım. Halbuki vurulan asker sırtından vurulmuş. Bu durumu Avukat Niyazi Ağırnas duruşmada söyledi ve ’bir provokasyon olabilir’ dedi. Benim vicdani kanaatim provokasyon vardır ya da yoktur diyemem ama yüzde 100 Erdal’ın tabancasıyla vurulduğuna dair kesin delil yoktu. O nedenle ben iki defa kanaatı bozdurdum. Benim görüşüm doğrultusunda Yargıtay 3. Dairesi ama Daireler Kurulu da 2 muhalif üyeye karşı onadı.

    “KEMİK ÖLÇÜMÜ YAPILMADI”

    Erdal Eren’in yaşı tutmuyordu, 18 yaşında değildi. Rontgen çektirip kemik kalınlıklarına göre bir rapor hazırladılar ve 18 yaşında dediler. Onun inandırıcı olduğunu sanmıyorum. Adli Tıp’ta adam rontgeni çekiyor ve yaşı 18 diyor. Tarafsız mıdır? Nereden bileceğim o ortamda.

    “HAFİFLETİCİ NEDEN GÖZÖNÜNE ALINMADI”

    Çocuk “Ben eğer askerlere karşı hareket etmiş olsaydım. Hepsi benim atış menzilim içimde. Paniğe kapıldım ateş ettim” diyor. Bir sürü insan geliyor ama o ateş etmeyi durdurmuş. Bütün ifadelerinde “Benim bu eylemimden dolayı Zekeriya Önge ölmüşse, buna ben neden olmuşsam çok üzüntü duyuyorum” diyor. Her noktada, her duruşmada söylüyor bunu. Bu üzüntü ifadesi yargılama esnasında takdiri hafifletici sebeptir.

    “EMİRLE HAKİMLİK OLMAZ”

    12 Eylül 1980’de Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları’nın yönetimde iş başına gelmesiyle anayasa yürürlükten kaldırıldı. Biz Yargıtay Mahkemesi olarak anayasaya göre kurulmuş kuruluşlarız. Anayasa ortadan kalktığına göre işlevimiz kalmadı. Asker yönetime el koyduktan sonra istifaları ve emeklilikleri durdurdu. 12 Eylül harekatını beğenmeyenler ayrılıp gidebilirdi. Buna mani olundu. 1981 Ağustos’un da ayrılmak isteyenler için 15 günlük bir süre tanıdılar. Ben ve 17 arkadaşım ayrıldık. Benim yaş haddime 8 sene vardı ama erken emeklilik istedim. Anayasa olmadığı için emre göre görev yapmam gerekiyordu. Onu da ben kabul edemezdim Atatürk’ün okullarında yetişmiş bir aydın olarak. İsteğe göre karar vermek durumundasın demektir o zaman. Anayasa yoksa, garantin de yok demektir. Eğer emre göre karar vermek istemiyorsan yapılacak olan iş ayrılmaktır. Emirle hakimlik olmaz. Açıktan kimse emir vermedi. Ama hissediyorsun, rahat olmuyorsun karar verirken.

    “EVREN İNCELESE İDAM ETTİRMEZDİ”

    Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 2’ye 13 oyla ”idam edilsin” kararını Kenan Evren’in başkanlık ettiği 5 kişilik Konsey de onayladı. Eğer Konsey, kararı bir hukukçuya dikkatlice tetkik ettirseydi, iki üye neden muhalif kalmış. ”Doğru mu yanlış mı yapıyoruz“ diye incelettirselerdi ”İdam ettirmeyelim“ diyebilirlerdi. Bu yapılmadı. O hengamede çala kalem gitti. İdam edildiğinde çok üzüldüm. Bence haksız yere idam edildi.

    12 EYLÜL BİLANÇOSU

    12 Eylül bilançosu (Adalet Bakanlığı verilerine göre)

    İdam edilenlerin sayısı: 50

    Kuşkulu ölümlerin sayısı: 144

    İşkecede ölenlerin sayısı: 171

    Vatandaşlıktan çıkarılanlar: 14 bin

    Gökalp EREN (Erdal Eren’in amcasının oğlu)

    Adli Tıp tiyatro oynadı

    İdam sürecinin başlangıçı dönemin başbakanı Demirel’in ”Bu olayın failleri TCK’nın en ağır hükümlerince cezalandırılacaktır “ lafıdır. Cuntacılar bunun gereğini yaparak Erdal Eren’i darağacına gönderdi. Erdal mahkeme süresince ”Korktuğum için değil, doğrusu bu olduğu için söylüyorum“ dedi. Cinayete uygun bir Adli Tıp Heyeti oluşturuldu ve burada adli tıp uzmanı bile bulunmuyordu.

    Nihat TOKTAY (Erdal Eren’in avukatı)

    Otopsiler tam tersiydi

    Otopside kurşun giriş deliği etrafında yanık halesinin olduğu yazılıydı. Bunun anlamı yakından atış yapıldığı, yani 10 santim ile bir metre arası demektir. Ancak Eren’in en yakın askere uzaklığı 12.5 metreydi. Yine, kurşun askerin sırtından giriyor ve aşağıdan yukarı yol izliyor, göğsünden çıkartıyorlar. Yani atışı yapanın Önge’den aşağıda olması gerekiyor. Ancak Erdal’ın konumu en az 2 metre 30 santim Önge’den yukarıda, yani kurşunun yukarıdan aşağıya girmesi gerekiyor.

    alintidir (not: Kaynak ve alintilari belirtelim saygilar NoBo)
    NoBoDyS likes this.

+ Konu Cevapla

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-25-2008, 02:14
  2. Erdal Öz Kimdir? Erdal Öz Hayatı, Erdal Öz Biyografisi
    By küppra in forum Edebiyatçılar Şairler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-14-2008, 20:00
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-10-2008, 17:47
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-24-2007, 00:17
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-22-2007, 21:31

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375