+ Konu Cevapla
1 / 7 Sayfa 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 34 Sayfa bulundu

Mızraklı İlmihal

 İnanc Dünyası Katagorisinde ve  Sorularla İslamiyet Forumunda Bulunan  Mızraklı İlmihal Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Mızraklı İlmihal MIZRAKLI iLMiHAL selam.org selam@selam.org Yayıma hazırlayan İsmail Kara Çıdam Yayınları Kaynak Kitaplar l Dizgi - Kapak: Ayçan Grafik ...

  1. #1
    I'm Muslım Don't Panıc Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    'de Sütçü İmamlar var // Sen Bilirmisin Sütçü İmam'ı? VATAN; 46!
    Mesajlar
    10.104
    Blog Yazıları
    41
    Tecrübe Puanı
    107375005

    new Mızraklı İlmihal





    Mızraklı İlmihal


    MIZRAKLI iLMiHAL




    selam.org
    selam@selam.org
    Yayıma hazırlayan İsmail Kara
    Çıdam Yayınları Kaynak Kitaplar l
    Dizgi - Kapak: Ayçan Grafik
    Baskı-Cilt : Bayrak Matbaası
    Birinci Baskı : Kasım 1989
    İkinci Baskı : Nisan 1990
    Çatalçeşme Sk. Üretmen Han
    Kat:l No:106
    Cağaloğlu/İSTANBUL
    Tel: 513 65 16
    SUNUŞ
    Mızraklı İlmihal'le ilk tanışıklığım çok hoş olmadı: Çocukluğun verdiği cesaretle ilmihal bilgilerimle biraz övündüğüm zamanlarda mahalle camimizin hocası bana, ilk bakışta zor gözükmeyen bazı sorular sordu. Bunlara mantıkî cevaplar vermeye çalıştım ama boşuna. Hoca çekmecesinden cildi ve yapraklan hayli eskimiş Osmanlıca küçücük bir kitap çıkardı ve önce ortadaki metinden sonra da sayfa kenarlarındaki ek bilgilerden okumaya başladı. Bana şiir gibi gelen, öğretici tarafı ve akılda kalma oranı çok yüksek bu bilgilerin Mızraklı ilmihal'de yer aldıklarını sonradan öğrendim.
    Yıllar sonra Boğaz hattı vapurlarından birinde, bir akşamüstü İsmet Özel Bey'le, Müslüman okur-yazarların pek de bilmeden eski kültürel değerlere karşı kayıtsız ve tenkitçi bir tavır takınmalarının mantığı (belki de mantıksızlığı) üzerine konuşuyorduk. Şahit olunmuş ortak olaylardan biri Namık Kemal'in şiirinin değeri, diğeri de dudak bükülerek geçilen Mızraklı İlmihal'di.. Neticede karar verdik: Mızraklı İlmihal'i ben yayına hazırlayacaktım, Çıdam Yayınları da basacaktı.
    İlk fırsatta bir Mızraklı ilmihal edindim ve yıllar sonra yeniden okudum. İtiraf edeyim, kitapta yer alan bilgi, zihniyet, bakış açısı ve dünya görüşünün Müslüman Türk halkı arasında sırf muhteva olarak değil kalıp olarak da günümüze kadar bu ölçüde yaşadığını görmekten hem etkilendim hem de hoşlandım. Bu topraklarda yaşayan insanların dînî-ahlâkî, sosyolojik ve siyasî davranışları üzerinde kafa yormak isteyenler için kitapta hayli malzeme var diyebilirim.
    Mızraklı İlmihal Hz. Âdem'le/ilk insanla başlayıp ölümle/insanın bu dünyadan ayrılışıyla bitiyor. Bu aradaki konuların anlatılış tarzı modern anlamda metodik değildir. Bir bakıma Kur'an'ın meseleleri anlatış tarzına benzer bir yol izlenerek inançları, ibadetleri, ahlâk kurallarını vs. hayatın ayrılmaz ve bölünemez birer parçaları gibi içice, yanyana verme tarzı seçilmiştir. Klasik dönemde büyük kalabalıklara yönelik olarak düşünülen bütün kitaplarda olduğu gibi burada da "terğîb ve terhîb" yani okuyucuyu teşvik etmek/heveslendirmek veya sakındırmak/korkutmak için özel bir usûl ve ifade kullanıldığı görülecektir. Bunu -genellikle yapıldığı gibi- bir abartma görmek yerine hedefe ulaşmak için bilerek yapılan bir davranış olarak görmenin daha doğru olacağını sanıyorum.
    Merhum Seyfettin Özeğe kataloguna göre ilk baskısı 1842'de yapılan (katalogda 1922'ye kadar yapılmış 26 basımın tanıtımı yapılıyor), halen de Osmanlıca baskıları devam eden Mızraklı İlmihal anonim bir eser mahiyetindedir. -Bir çok baskısının kenarında namazlar, dualar ve tasavvuf-ahlâkla ilgili küçük risaleler de yer almaktadır. Yazmalarına bakma imkânımız olmadığından telifinin tarihi hakkında kesin bir bilgiye ulaşamadık. Bununla beraber dili itibariyle ilk baskısından bir iki asır evvel yazıldığı tahmin edilebilir. Kesin olan şey Birgivî'den (Öl. 1573) sonra yazıldığıdır, çünkü kitapta Birgivî'ye atıflar bulunmaktadır.
    Kitabı baskıya hazırlarken, -anlaşılması mümkün olduğu müddetçe- diline ve ifade biçimine dokunmamaya çalıştım. Az sayıdaki Arapça metinlerin tercümelerini aktarırken bazı kelime ve terkipler için parantez içinde karşılıklar verdim, yine parantez içinde bazı kelimeleri bugünkü kullanılışlarına göre tamamladım, bir kısım terimler için de dipnot şeklinde açıklamalar koydum. Metinde olmayan paragraf ve noktalama işaretleri gibi düzenlemeler yapılmıştır. Bununla beraber tabir yerinde ise bir "roman" gibi okunmasına mani olmamak için konu başlıkları koymayı tercih etmedim, yalnız arananın kolay bulunması için konu başlığı olabilecek kelime ve kısımların altını çizdim, (bunlar metinde siyah dizilmiştir).
    Bugüne kadar okumadıysanız ilmihal bilgilerinizi bir de Mızraklı'dan okuyun. Hidayet ve başarı Yüce Allah'tandır.
    Dergâh, 18 Ekim 1989 İsmail KARA
    İKİNCİ BASKI İÇİN
    Mızraklı ilmihal beklediğimizden daha fazla ilgi gördü ve az sayıda gerçekleştirilebilen birinci baskısı tükendi. Bunun kadar önemli bir şey daha oldu: Benim gibi yıllar önce Mızraklı'yı okuyan arkadaşlar eski bir dosta yeniden kavuştuklarını, yeni okuyanlar da bu kitabın bugüne kadar nasıl hafife alındığını veya ihmal edildiğini anlayamadıklarını belirttiler. Böyle bir paylaşmaya "baş üzre yerin var"dan başka ne denir?
    Özellikle genç arkadaşların istekleri doğrultusunda bu baskı için metindeki parantez içi açıklama ve karşılıklarla dipnotları çoğalttım.
    Bu arada Ahmetli/Manisa merkez vaizi Ahmet Kurucan'dan bir mektup aldım. Diğer mektuplardan farklı olarak bu mektup üç noktaya dikkati çekti, bir yanlışımı da düzeltti. Ahmet Bey'e teşekkür ediyorum.
    İ.K. 9 Mart 1990

  2. #2
    I'm Muslım Don't Panıc Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    'de Sütçü İmamlar var // Sen Bilirmisin Sütçü İmam'ı? VATAN; 46!
    Mesajlar
    10.104
    Blog Yazıları
    41
    Tecrübe Puanı
    107375005

    Tanımlı Ce: Mızraklı İlmihal

    Önsöz
    Bismillâhirrahmânirrahîm.

    "Bizi ilmi isteyenlerden ve ona rağbet gösterenlerden kılan Allah'a hamd olsun. Salât ve selâm âlemlere rahmet olarak gönderdiği Muhammed'e, O'nun âline ve bütün ashabına olsun".
    Ve ba'du cümle peygamberlerin evveli Hazreti Âdem aleyhi'sselâm, âhiri bizim peygamberimiz Muhammedeni'l-Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem. Bu ikisinin arasında çok peygamberler gelmiştir. Onların sayısını Allah Taâlâ bilir. Kur'an-ı azimu'ş-şan'da ism-i şerifleri beyan olunan yirmi sekiz peygamberdir; herkesin bilmesi vaciptir dediler: Âdem, İdris, Nuh, Hûd, Salih, İshak, İbrahim, İsmail, Yakup, Yusuf, Şuayb, Lût, Yahya, Zekeriya, Musa, Harun, Davut, Süleyman, Yunus, İlyas, Elyesa', Zülkifl, Îsâ, Eyyûb, Muhammed; salavâtullahi âlâ nebiyyina ve aleyhim. Üzeyir, Lokman, Zülkarneyn; bu üçünde ihtilaf olundu: Kimi nebidir, (peygamberdir) dediler ve kimi velidir dediler.
    Ve dahi Hazreti Âdem aleyhi's-selâm zürriyetindenim ve âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhi's-salâtü ve's-selâm dinindenim ve ümmetindenim. Elhamdülillah, itikatta mezhebim Elh-i sünnet ve'1-cemaat. Ehl-i sünnet ve'l-cemaat demenin mânası, Resûlüllah'ın ashabı ve cemaatı her ne itikat üzere oldular ise ben dahi ol itikat üzere oldum demektir. Amelde mezhebim İmam-ı Âzam Ebu Hanife; ben İmam-ı Azam'ı imam edindim ve onun Kitabullah'tan ve hadis-i şeriften anlayıp çıkardığı meseleleri kabul ettim ve onun sözüyle ameli ihtiyar ettim.
    "La ilahe illallah" demenin mânayı şerifi oldur ki ibadete lâyık ve müstahak bir zat yoktur ancak Allahu azimu'ş-şan vardır ve birdir, şeriki (ortağı) ve nazîri (benzeri) yoktur, mekândan münezzehtir. "Muhammedün resûlüllah" demenin mânası oldur ki âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhi's-selâm Allahu azimü'ş-şan'ın kuludur ve hem resulüdür. Biz dahi O'nun ümmetiyiz, elhamdülillah.

  3. #3
    I'm Muslım Don't Panıc Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    'de Sütçü İmamlar var // Sen Bilirmisin Sütçü İmam'ı? VATAN; 46!
    Mesajlar
    10.104
    Blog Yazıları
    41
    Tecrübe Puanı
    107375005

    Tanımlı Ce: Mızraklı İlmihal

    2 Oruc

    Ve dahi orucun farz olduğuna delil "Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de farz kılındı" (Bakara 2/43) âyet-i kelimesidir. Ve orucun farzı üçtür:

    1. Niyet etmek,
    2. Niyetin evvel ve âhir (son) vaktini bilmek,
    3. Şafak yeri ağarmazdan evvelce vaktinden tâ gün batıncaya kadar orucu bozan şeylerden kendini hıfz etmek (korumak).
    Ve dahi kişinin üzerine oruc(un) farz olmasının şartı yedidir:
    1. Müslüman ola,
    2. Baliğ (ergin) ola,
    3. Akıllı ola,
    4. Sağ ola,
    5. Mukîm ola (yolcu olmaya),
    6. Hayız olmaya,
    7. Nifas (lohusalık) üzere olmaya.
    Ve dahi orucu altı şey bozar:
    (1) Yemek yemek,
    (2) Ve içecek şeylerden bir şey içmek,
    (3) Cima (cinsi münasebet),
    (4) Hayız,
    (5) Ve Nifas,
    (6) Ağızı dolusu kusmak.
    Bu altı şey orucu an-asıl (esastan) giderir. Ve bir kaç şey dahi vardır ki an-asıl gidermez, üzerinden farz sakıt olur (düşer) amma fazla olan sevabını giderir, çektiği açlık ve susuzluk yanına kalır deyü haberde varit olmuştur. Ol sonraki şeyler kizb (yalan), gıybet, nemime (koğuculuk), yalan yere yemin etmek gibi.
    Ve dahi yedi nefer kimse orucu şer'an yer:
    1. Hasta,
    2. Müsafir,
    3. Hayız,
    4. Nifas üzere olan hatun,
    5. Gebe hatun -kudreti yetmezse-,
    6. Emzikli hatun -çocuğuna zarar olursa-
    7. Şeyh-i fâni (çok yaşlı kimse).
    Ve dahi oruçta niyet iki nevidir:
    1. Ramazan (orucu), nafile (oruç), nezr-i muayyen (belirli adak orucu). Bu üçünün niyeti birdir. Evvel vakti günün dolunması, âhır (son) vakti gün zevale{Zeval: Güneşin tam ortada olduğu farzedilen, dik duran bir cismin gölgesinin sıfir olduğu vakit. Güneşin hataya doğru geçmeye başlamasıyla öğlenin vakti de girmiş olur.} gelmeksizin yememiş içmemiş olsa niyet eder. Orucu tutarken gün zevale geldikten sonra niyet caiz olmaz.
    2. Kaza (orucu), keffaret (orucu), nezr-i mutlak (mutlak adak orucu). Bu üçünün niyeti birdir. Evvel vakti günün dolunması, âhir vakti tan yeri ağarmazdan evvel niyet caizdir; tan yeri ağardıktan sonra üçüne dahi niyet caiz değildir.
    Ve dahi oruç tutanlar üç nevidir: Cahiller(in) orucu, âlimler(in) orucu, enbiyaların) orucu. Cahiller orucu; yemezler, içmezler, cima etmezler, gayrı masiyeti (diğer günahları) işlerler. Âlimler orucu; yemezler, içmezler, cima etmezler, gayrı masiyeti de işlemezler. Enbiya orucu; onlar şüpheli olan şeylerden kaçarlar.
    Oruç tutanların bayramı üç nevidir: Cahiller(in) bayramı, âlimlerin) bayramı, enbiya ve evliya(nın) bayramı. Ve cahiller bayramı; akşam oldukta iftar ederler, istediklerini yerler ve içerler, "bizim bayramımız budur" derler. Âlimler bayramı; akşam oldukta iftar ederler, "eğer Âllahu azimü'ş-şan tuttuğumuz oruçtan razı oldu ise bizim bayramımız budur, eğer razı olmadı ise bizim halimiz nice olur?" deyü tefekkür ederler. Amma enbiya ve evliya bayramı rü'yetullahtır (Allah'ı görmektir), onlar Allahu azimü'ş-şan'ın rızasına müştakdırlar.
    Ve dahi cümle müminlerin bayramı beş nevidir:
    1. Oldur ki kaçan bir müminin sol yanındaki melek kötü amel olarak yazmağa bir şey bulamaz ise,
    2. Sekerâtu'l-mevtte (ölüm sırasında) müjdeci melekleri gelip "merhaba ya mümin sen Cennetliksin" deyü müjde ederler ise,
    3. Kabre vardıkta kabrini Cennet bahçelerinden bir bahçe bulur ise,
    4. Arşu'r-Rahman (Allah'ın Arşı) altında enbiya ve evliya ve ulema ve suleha (salih kişiler) ile gölgelenir ise,
    5. Kıldan ince ve kılıçtan keskince ve gecenin karanlığından karanlık, bin yıl eniş ve bin yıl yokuş, bin yıl düz olan Sırat Köprüsü üzerinde yedi yerde olan suale cevap verip geçerse. Eğer veremez ise her birinde bin yıl azap olunsa gerektir. Ol yedi sual:
    1. İmandan,
    2. Namazdan,
    3. Oruçtan,
    4. Hacdan,
    5. Zekâttan,
    6. Kul hakkından,
    7. Gusülden ve istinca{İstinca: Dışarı çıktıktan sonra su ile temizlenmek.} dan ve abdestten.
    Ve dahi bir kimse Ramazan-ı şerifte kast ile bir gün oruç yese keffaret ve kaza lazım gelir. Keffaret; bir kul (köle) azat eder, ona gücü yetmezse Ramazan ve oruç tutmak haram olan günlerden mâda günlerde arasını kesmeden altmış gün oruç tutar, ona da gücü yetmezse altmış fukarayı doyurur, Bir gün kaza; ol günün yerine bir gün oruç tutar.
    Altı kimseye keffaret lazım gelmez:
    1. Marîz (hasta),
    2. Misafir,
    3. Emzikli hatun -çocuğuna zarar olup tutmadı ise
    4. Şeyh-i fâni (çok yaşlı kimse),
    5. Açlıktan yahut susuzluktan helak olmaktan havf eden (korkan) kimse.
    Bu altı kimseye keffaret lazım gelmez, özrü gittikten sonra ancak gününe gün olarak kaza lazım gelir.
    Ve dahi yevm-i şek{Yevm-i şek: Şüphe ve tereddüt günü; Ramazan olması muhtemel olan fakat Ramazan hilâlinin görülmediği, Şabanın son günü mü yoksa Ramazanın ilk günü mü olduğu tam kestirilemeyen gün.}te niyet bir kaç nevidir: Bir nevi kerahetle caizdir; yevmi-i şekte Ramazana niyet etmek yahut vâcip-i âhara (başka bir vacip oruca) niyet etmek yahut Ramazan ise Ramazan, değil ise nafileye veya gayrı vacibe niyet etmek. Bunlar kerahetle caizdir. Bir nevi dahi kerahetsiz caizdir; ol mutlak oruca niyet etmiş yahut Şabana yani nafileye deyü niyet etmiş. Bunlar kerahetsiz caizdir. Bir nevi dahi hiç caiz olmaz; ol "Ramazan ise niyet ettim, değil ise niyetsizim" dese hiç caiz değildir.
    Ve dahi bir kimse Ramazanda savma (oruca) niyet etmese, geru öğleden (öğleden önce) yese İmam-ı Azam'a göre keffaret lazım değil, İmameyn katında keffaret lazım gelir. Ve eğer öğleden sonra yese bi'l-ittifak (ittifakla) keffaret lazım gelir -kütüb-i fikhıyede mesturdur-.
    Ve dahi bir kimse iki (ve)ya üç Ramazandan birer gün oruç yese, her birinden ötürü birer keffaret mi eder yoksa üçüne bir keffaret mi eder, ihtilaflıdır. Ehvat (en ihtiyatlı) olan her birinden ötürü birer keffaret eder.
    Ve dahi bir adamın Ramazandan borcu olsa, ol adam tutmasa, üzerinden yıl geçse bazı ulemanın beyanına göre ol adam günahkâr olur.
    Ve dahi bir kimse keffaret tutar iken Ramazan-ı şerif gelse Ramazandan sonra tekrar tutmak lazımdır, evvelkiler sayılmaz.
    Ve dahi bir kimse müddet-i sefere (yolculuk müddetine){Bir kişinin -oruç tutma, Cuma namazı kılma mecburiyetlerinin kalkması, namazların kısa kılınması gibi-yolculuk (sefer) kolaylıklarından faydalanabilmesi, yani şer'an yolcu sayılabilmesi için normal araçlarla en az 18 saatlik bir yolculuğa çıkmış olması gerekir. Gidilen yer vatan veya oturulan yer değilse ve 15 günden az kalınacaksa seferîlik (yolculuk) hükümleri devam eder.} niyet etmeksizin orucun(u) yese, badehu (sonra) sefere niyet etse, gitse hem kaza ve hem keffaret lazım gelir.
    Ve dahi bir kimse Ramazanda sefere niyet etse, orucun(u) yese, badehu sefere gitmese kaza lazım olur, keffaret lazım olmaz. Velâkin akşama kadar yemek haramdır, sonra gününe gün olarak kaza tutar.
    Ve dahi bir kimse sefere niyet etmeksizin orucun(u) yese, badehu cebren sefere sürseler ihtilaflıdır; esah (en doğru) olan hem kaza ve hem keffaret lazım olur.
    Ve dahi bir kimse Ramazanda yirmi altı gün yahut eksik yahut ziyade; el-hâsıl bütün Ramazan olmaksızın mecnun (akıl hastası) olsa badehu ifakat bulsa (ayılsa, iyileşse) ol günleri kaza eder. Eğer Ramazanın evvelinden âhirine kadar hiç ifakat bulmayıp cünunu (akıl hastalığı) müstemir (devamlı) olur ise ol Ramazanın orucu sakıt olur (düşer).
    Ve dahi bir kimse sehven (unutarak) yese yahut sehven cima etse savmı (orucu) fasıt olmaz. Eğer savmı fasıt olur zan edip yese kaza lazım olur, keffaret lazım olmaz. Eğer savmı(nın) bozulmadığını bilip yese hem kaza ve hem keffaret lazım olur.
    Ve dahi bir kimse deriyi yutsa yahut bir kimse boyalı ipliği çiğnese, boyasını yutsa yahut bir âher (başka) kimsenin tükrüğünü yutsa yahut kendi tükrüğünü taşra (dışarıya) çıkarıp yutsa yahut dişinin arasında olan taamı (yemek parçasını) yutsa, nohuttan ziyade olduğu takdirde bu suretlerin cümlesinde kaza lazım olur, sûret-i ahîrede ihtilaflıdır, esah olan bozar.
    Ve dahi bir kimse avuç miktarı tuz yese, savmı bozar lakin yalnız kâza lazım olur, amma azacık yese orucu fasit olur -Eşbah'da mezkûrdur- Bir kimse hizmeti işlemek ile bunalsa, ikindiden sonra savmı yese hem kaza ve hem keffaret lazım olur; amma bir avret (kadın) ya cariye bunalsa, yese ancak kaza lazım olur -eğer hizmet işlemese erkeği yahut mevlâsı döğecek ise-.
    Ve dahi bir kimse susam tanesini yalnız çiğnese savmı fasit olmaz, amma yutsa-çiğnesin çiğnemesin- her halde savmı fasit olur, kaza lazım olur.
    Ve dahi oruç on beş nevidir: Üçü farz, üçü vacip, beşi haram, dördü sünnet. Farz olan; Ramazan, kaza, keffaret, bu üçü farzdır. Vacip olan; nezr-i muayyen, nezr-i mutlak (adak oruçları) ve nafileyi geri çevirmek (başlanıp bozulan nafile bir orucu kaza etmek), bu üçü vacip. Haram olan; Ramazan bayramında bir gün, kurban bayramında dört gün, yılda beş gün oruç tutmak haram. Sünnet olan; eyyâm-ı beyiz{Eyyâm-ı bîz (veya beyiz): Ay takvimine göre her ayın 13, 14 ve 15. günleri.}, ve savm-ı Davud (gün aşın oruç) ve düşenbe (pazartesi) ve perşembe ve yevm-i aşura ve yevm-i arefe emsali eyyâm-ı mübarekede oruç tutmak sünnet.
    Ve dahi oruç tutmanın on bir faidesi vardır:
    1. Cehennem'e kalkan olur,
    2. Sâir ibadeti kabul olur,
    3. Bedeninin zikri olur,
    4. Kibri kırar,
    5. Ucbu (kendini beğenmişliği) kırar,
    6. Huşûu ziyade eder,
    7. Sevabı, mizanı (tartıyı) doldurur,
    8. Allah Taâlâ ol kulundan razı olur,
    9. İman ile vefat ederse Cennet'e erken dahil olur,
    10. Kalbi nurlanır,
    11. Aklı nurlanır.

  4. #4
    I'm Muslım Don't Panıc Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    'de Sütçü İmamlar var // Sen Bilirmisin Sütçü İmam'ı? VATAN; 46!
    Mesajlar
    10.104
    Blog Yazıları
    41
    Tecrübe Puanı
    107375005

    Tanımlı Ce: Mızraklı İlmihal

    3 Gusül

    Ve dahi guslün farzı üçtür:

    1. Bir kere ağzına su vermek,
    2. Bir kere burnuna su vermek,
    3. Bir kere cemî-i bedenini (bütün vücudunu) yıkamak.
    Gusül dahi onbeş nevidir: Beşi farz, beşi vacip, dördü sünnet, biri müstehap. Farz olan: Hatunun hayızdan ve nifastan kesildikte, dahi (erkeğin) sünnet yeri avretin fercine (tenasül uzvuna) dahil oldukta, ve şehvetle meni geldikte, ve ihtilâm olup döşeğinde (ve)ya donunda meni buldukta; bu beş yerde gusül etmek farzdır. Vacip olan: Meyyiti (ölüyü) gasl etmek, dahi bir sabi (çocuk) bulûğa ermiş gusül etmek, ve eriyle avretin arasında meni bulunmuş, hangisinin olduğu bilinmese, ikisi de gusül etmek, ve bir adamın üzerine meni bulaşmış ne zamandandır bilmese gusül etmek, ve bir hatun dünyaya sabi getirmiş kan gelmedi ise gusül etmek -eğer kan gelmiş ise gusül farzdır- Sünnet olan: Cuma gün(ü) ve bayram günleri, ve ihram vakti -hangi niyete olursa-, ve Arafat vakti gusül eylemek. Müstehap olan: Bir kâfir imana gelmiş; küfür halinde cünüp ise gusül farz, değilse müstehaptır.
    Dahi guslün haramı üçtür:
    1. Erler erlere ve avretler avretlere gusül vaktinde göbeği altından dizi altına gelince olan mahalli birbirlerine göstermek,
    2. Âlâ kavlin (bir görüşe göre) Müslüman hatunları kâfir avretlerine gusül ederken görünmek -sâir vakitlerde de hüküm böyledir-,
    3. Suyu israf etmek.
    Ve dahi guslün sünnetleri on dörttür:
    1. Su ile istinca etmek,
    2. Ellerin(i) bileğine kadar yıkamak,
    3. Bedeninde necaset-i hakikiye (gerçek pislik) var ise gidermek,
    4. Mazmaza ve istinşakta (ağza ve burna su vermede) mübalağa ederek (guslün) evvelinde adeta abdest almak,
    5. Gusül abdestine niyet etmek,
    6. Her azasını, suyu dokunurken oğuşturmak,
    7. Evvel sağına sonra soluna sonra başına üçer kere su dökmek,
    8. Eli ve ayağı(nın) parmaklarını hilallemek,
    9. Ardını, önünü kıbleye döndürmemek,
    10. Gusül ederken dünya kelâmı söylememek,
    11. Mazmaza ve istinşakı üçer kere etmek,
    12. Her azada sağdan başlamak,
    13. Gusül ettiği yerde bevl etmemek (işememek),
    14. Gusül ettiği yerde namaz kılmamak.
    Bundan mâda guslün dahi nice sünnetleri Halebî'de ve gayride zikr olunmuştur.

  5. #5
    I'm Muslım Don't Panıc Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    'de Sütçü İmamlar var // Sen Bilirmisin Sütçü İmam'ı? VATAN; 46!
    Mesajlar
    10.104
    Blog Yazıları
    41
    Tecrübe Puanı
    107375005

    Tanımlı Ce: Mızraklı İlmihal

    4 Teyemmüm

    Ve dahi teyemmümün farzı üçtür:

    1. Niyet etmek -bu şarttır—,
    2. Ellerin(i) pak toprağa vurup yüzüne kaplayu mesh etmek,
    3. Ellerin(i) bir dahi toprağa vurup evvel sağ koluna sonra sol koluna bura bura mesh etmek. Bunlar (ikisi) rükündür.
    Ve dahi teyemmümün farz olduğuna delil: "Temiz toprağa teyemmüm ediniz" (Maide 5/6). .
    Ve dahi teyemmüm altı şeyden caiz değildir -meğer üstlerinde toz ola- Demirden, bakırdan, tunçtan, kalaydan, alfandan, gümüşten. Bu altı şeyden mâda her şeyden caizdir, lakin yer (toprak) cinsi olmak şartındadır. Suyu aramak ve arayıp bul(a)mamak ve bir âdile (güvenilir kişiye) sormak ve ol âdil dahi salih olmak şartındadır.
    Ve dahi teyemmümün şartı beştir:
    1. Niyet etmek,
    2. Mesh etmek,
    3. Teyemmüm ettiği şey yer cinsinden olmak -yer cinsinden olmazsa üzerinde toz olmak lazımdır-,
    4. Yer cinsi yahut toz pak olmak,
    5. Suyun istimaline hakikaten yahut hükmen kudreti olmamak.
    Ve dahi sünneti yedidir:
    1. Besmele okumak,
    2. Ellerin(i) pak toprağa vurmak,
    3. Ellerini vurdukta bir kere Öte beri(ye) çekmek,
    4. Parmakların(ı) açmak,
    5. Elini silkmek,
    6. Evvela yüzüne mesh etmek,
    7. Kolların(ı) bura bura mesh etmek.
    Ve su aramanın şartı dörttür:
    1. Mamurluk ola,
    2. Su haber verdilerse,
    3. Zann-ı galibi (kesin bilgiye yakın zannı) var ise,
    4. Korkuluk değil ise su aramak şartındandır.
    Dahi bir kimse suyu bulsa amma suyun olduğu mahal bir milden ziyade ise, eğer (namaz) vakti geçecek ise ol zaman teyemmüm caizdir; eğer bir milden eksik ise ve vakit geçmeyecek ise ol zaman teyemmüm etmek caiz değildir.
    Dahi bir kimse suyu arasa, bul(a)masa, teyemmüm etse, namazı kıldıktan sonra su görse, namazı iade eder mi etmez mi? ihtilaflıdır, esah olan etmez.
    Ve dahi bir kimse ıslansa amma abdest almağa su bulmasa, teyemmüm edecek yer dahi bulmasa, bir parça çamur kurutup ondan teyemmün eder.
    Ve beş kişi teyemmün etse içinden birisi suyu görse beşinin de teyemmümü bozulur. Dahi bir kimse bir bardak su getirse, "içinizden biriniz abdest alın" dese beşinin de teyemmümü fasit olur. Amma "beşiniz de abdest alın" dese, halbuki o su bir adama kifayet etse beşinin de teyemmümü sahih olur.
    Dahi bir kimse cünüp olsa, bir yerde su bul(a)masa, illa camide bulsa, teyemmüm eder, ondan suyu almağa girer. Eğer camiye girip su bulamazsa namaz için başka teyemmüm lazımdır. Bir kimse cami içinde oturur iken ihtilâm olsa teyemmüm eder ondan çıkar.
    Dahi bir kimsenin elleri kesik olsa teyemmüm eder, lâkin ol kimsenin istinca edecek kimsesi var ise istinca sakıt olmaz (düşmez), eğer yok ise sakıt olur. Ve eğer elleri ve ayakları kesik olsa İmameyn'e göre namazı dahi sakıt olur, İmam-ı Ebu Yusuf a göre kılar.
    Ve dahi cuma namazında teyemmüm caiz değildir, yani abdest alsa, geç kalıp cuma fevt olur deyü acele teyemmüm eylese caiz değildir—bedeli olduğundan ötürü{Kılınamadığı zaman Cuma namazının bedeli öğle namazıdır.}-. Hurma suyu ile abdest almak caizdir.
    Bir kimse yolda ihtilâm olsa, teyemmüm eder namazı kılar. Öğleye dek gider, ikindinin vakti gelip öğlenin vakti çıkacak, ol zaman teyemmün eder, öğleyi kılar. İkindiden sonra su bulsa sabah namazı ile öğle namazını iade eder mi etmez mi? ulema ihtilaf ettiler; bir kavilde çevirir, bir kavilde çevirmez, -bu mesele sahib-i tertibe{Sahib-i tertib: Üzerinde kaza namazı bulunmayan veya en fazla beş vakit namazı kazaya kalmış olan kişi.} göre olmak muhtemeldir-.
    Bir adamın merkebinde su olsa, merkebi gaip etse, teyemmüm eder, namaz kılarken himar (merkep) çağırsa (bağırsa) adbesti bozulur.
    Dahi bir adam binekli olsa, ayakdaşları onu beklemese, atının üzerinde iken teyemmüm eder, îmâ ile namazı kılar. Amma korkuluk yok imiş lâkin hava ziyadesiyle soğuk; eğer gusül eylese donacak, teyemmüm ile namazı kılar. Lakin yola giden adam heybesinde kiremit (ve)ya bir tuğla taşımak lazımdır, zira teyemmüm edecek olsa ortalık yaş ise ol zaman tuğla ile teyemmüm eder, namazı kılar, -kiremit ve tuğla ile teyemmüm caizdir diyenlere göre-.
    Dahi bir kimse bayram namazına dursa, abdesti bozulsa; eğer tekrar abdest alsa, bayram namazına yetişemez ise yahut ziyade izdiham olmak havfı (korkusu) olsa teyemmüm eder, namaza durur İmam-ı Azam'a göre, İmameyn kavline göre abdest alır.

+ Konu Cevapla
1 / 7 Sayfa 1 2 3 ... SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Diyanet'ten Caferi ve Şafiilere özel İlmihal
    By Kahramankentli in forum Türkiyeden Haberler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-08-2010, 17:42
  2. Ramazan Orucu Hakkında İlmihal Bilgileri
    By Kahramankentli in forum Sorularla İslamiyet
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 08-27-2009, 00:30
  3. Şakalaşmak Hakkında İlmihal bilgileri
    By Kahramankentli in forum Sorularla İslamiyet
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-01-2009, 11:09
  4. Mutlaka İlmihal Okuyun...!
    By Kahramankentli in forum İnanc Dünyası
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-13-2008, 18:19

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375