+ Konu Cevapla
1 / 7 Sayfa 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 31 Sayfa bulundu

Şeytan - Şeytan Nedir? - Şeytan Hakkında Herşey..

 İnanc Dünyası Katagorisinde ve  Sorularla İslamiyet Forumunda Bulunan  Şeytan - Şeytan Nedir? - Şeytan Hakkında Herşey.. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Şeytan Kötü ruhun, kötü birinin, kötülüğe teşvik edenin, kötülüğün temsilcisinin, karanlık ve delaletin önderinin, Allah'ın ve O'nu seven, O'na kullukta ...

  1. #1
    Selametle... KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    9.186
    Blog Yazıları
    33
    Tecrübe Puanı
    107374954

    new Şeytan - Şeytan Nedir? - Şeytan Hakkında Herşey..





    Şeytan
    Kötü ruhun, kötü birinin, kötülüğe teşvik edenin, kötülüğün temsilcisinin, karanlık ve delaletin önderinin, Allah'ın ve O'nu seven, O'na kullukta bulunan herkesin büyük düşmanının müşahalaştırılmış şekli veya kötülüğün sembolü olmuş varlık.

    Evren'de Hz. Adem (a.s.)'den önce yaratılmış melek ve cin adında iki varlık mevcuttu.

    Şeytan, cin denen varlık grubuna mensup idi. Yüce Allah'ın Adem'e secde emrine karşı gelip isyan ettiği için ilahi rahmetten kovulan ve insanların amansız düşmanı olan, cin taifesinin inkarcı kesiminden gizli bir varlıktır.



    Hz.Adem'e (a.s) karşı büyüklük taslaması ve secde emrine isyanı neticesinde ilahi rahmetten ebediyen kovuluşu "İblis" adını almasına sebep oldu. O'nun küfrü inkar şeklinde olmayıp, emri yerine getirmeyi kabul etmeme ve itiraz şeklindedir.


    Lanetlenmesi ve Cennetten Kovulması
    Hz.Adem'e (a.s) secde emrine kadar hissiyatına dokunan bir teklif yapılmamış ve imtihan olunmamıştı. Onun bu ana kadar, Allah'ın emirlerine göre mi, yoksa öz nefsinin isteklerine göremi hareket ettiği bilinmiyordu. Emir hissiyatına ters düştü ve emri yerine getirmekten kaçındı. Gerekçesi, kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratılmış olmasıydı. Böylece o, ateşin topraktan üstünlüğü gibi iki madde arasında, aslında olmayan bir farklılık görmüştü. Her iki maddenin yaratıcısının da Allah olduğunu itiraf etmesine rağmen Adem'in yeryüzünde Allah'ın halifesi olması, Allah'tan bir ruh taşıması gibi asıl üstünlüklerini bilmezden gelmişti. Adem'de toprak toprak, kendisinde ateşten başka bir mahiyet görmemiş; ölüden diri, diriden ölü yaratan ve bütün meziyetleri bahşeden Allah'ı maddeye mahkum sanmıştı.

    Bu anlayış, Şeytan'a Allah huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete kadar O'nun lanetini haketme dışında hiçbirşey kazandırmadı. Çünkü o dar görüşlüydü, maddenin ötesini görememişti. Maddeyi tek ve gerçek ölçü sanmakla şeytanca bir yanılgıya düşmüştü.

    Şeytanın bu itirazı, büyüklük taslamaya ve neticede kendisini inkara götüren bir isyana dönüştü. Çünkü o, neticede sahibini alçaltacak olan bir büyüklük anlayışına sahipti.

    Cenab-ı Hak buyuruyor:

    Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık!
    Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.

    (Araf, 13)


    Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun.
    Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi
    .
    (Hicr,34-35)


    Yücelik sıfatları kendisine ait olan Yüce Allah, bu emirle onu bulunduğu makamdan derhal azledip indirdi. Kibirine karşılık küçüklüğe ve hakarete mahkum etti. Aslının ateş olmasına güvenerek, hayırlılık ve fazileti kendisinde aslından intikal eden bir miras, elinden alınmaz bir kişisel özellik gibi varsayarak bu imtihan zamanına kadar bulunduğu o mutluluk makamından düşmeyeceğini zanneden ve bu zannıyla:
    Yaratıcı'nın emrini eleştirmeğe kalkışan İblis'e bu ilâhî emir, eşyanın bütün özelliklerinin sadece bir Allah vergisi olduğunu, bu şekilde bir defada fiilen anlatıverdi.
    (Elmalı Tefsiri, Araf Suresi)


    Cennet'ten Niçin kovuldu?
    Yüce Allah, İblis'i isyanından dolayı kovuvermemiş, sorguya çekmiştir. Sorgusunda özür beyan etme yerine kibir ve gururla gösterdiği inat ve küfürden dolayı da bulunduğu makamdan indirmiş, yerinden çıkarmış "in oradan çık, artık alçaksın, küçüksün" diye yerinden atıp düşürerek, aşağılamış ve alçatmış, birinci "çık" emrinin mutlak oluşuna göre o anda bu çıkarmanın henüz ebedî bir kovma olmadığı anlaşılmaktadır.

    Eğer İblis uslanıp edebini takınsa, düzelmeye yüz tutsaymış affı muhtemel bulunuyormuş. Nitekim, zaman tanıma ricası bir dereceye kadar yerine getirilmiştir. Fakat bunun üzerine şükür ve düzelme yerine bütün bütün şımarıp hak yola ve iman edenlere ve doğru yolda bulunanlara karşı kötülük etmeye ebediyyen, azmettiğini ortaya koyduğu zamandır ki emriyle tamamen kınanmaya, kovulmaya ve ahirette de kendisine uyanlarla beraber ebedî azaba mahkûm edilmiştir.

    İblis'in, yaratıcıyı ve ahireti inkar etmediği halde bu düşme ve bedbahtlığına sebep kibir ve gurur ile hissiyata tabi olması ve bu şekilde arzusuna uygun olmayan hususlarda, ilâhî emre sataşıp saldırma fikrinde bulunması olmuştur. Onda bu hasletin ortaya çıkmasına da, insanın özel bir şeref ile yaratılması ve secde emrini kazanması sebep olmuştur. Buna karşılık İblis'in ecelinin tehir olunmasında da insanın düşmesine yakın sebep, kendi hatalarıdır. Fakat bu hataların karşılıklı olarak birbirleriyle ilgili yönleri vardır.

    Allah'a karşı serbest kalmak isteyen İblis insan ile imtihan olmuş bulunduğu gibi, İblis gibi serbest kalmak sevdasına düşecek olan insanlar da İblis ile imtihan kılınmışlardır. Şu halde yaratılışlarıyla İblis'in düşmesine sebep olmuş insanlar, kendi iradeleriyle onun akıbetine düşmemek için yaratılışlarına bahşedilen bu ezelî nimetin şükür hakkını yerine getirmeli ve İblis'in izine gitmekten son derece sakınmalıdır. Ve bilmelidir ki, İblis'in gösterdiği huylardan hangisi bir kimsede varsa, onda şeytandan bir huy var demektir ve onun düzeltilmesine çalışmalıdır.
    (Elmalı Tefsiri, Araf Suresi)

    'alıntı'

  2. #2
    Selametle... KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    9.186
    Blog Yazıları
    33
    Tecrübe Puanı
    107374954

    new Mühlet Verilişi - Şeytan'ın Görevi - Havva (a.s)'ın Yaratılışından Sonra..


    Mühlet Verilişi
    Tamamen yalnız kalan şeytan bu defa intikam peşine düştü. Hedef insandı. Çünkü insan yüzünden ilahi rahmetten uzaklaştırılmıştı. Amacına ulaşabilmek için de Allah'tan kıyamete kadar mühlet istedi.
    Şeytan,
    "
    İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver"
    (Araf, 14)
    diye Allah'a yalvardı. İnsanların tekrar dirileceği günden maksat ise sur'a ikinci üfürülüş zamanıdır. Bu şekilde yalvarmakla, tekrar dirilmeden sonra artık ölümün olmayacağını biliyor ve böylece ölümden kurtulacağını sanıyordu.


    Hiçbir yaratığın herhangi bir dilek ve duasını toptan reddetmek, şânından olmayan yüce Allah, huzurundan kovduğu İblis'in bile ricasını mutlak suretle reddetmiyerek:


    Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi.
    (Araf, 15)
    Belirli bir zamandan maksat ise, sur'a birinci üfleniş zamanıdır. Bununla o, zillet ve hakaret dolu bir hayatı ölüme tercih etti. Onun için esas düşüş de bu oldu.

    Şeytan'ın Görevi
    Şeytan, hatasını anlayıp tevbe ederek suçunu affettirme yoluna gitmedi Bilakis daha da azgınlaştı. Kendisine, kıyamete kadar meşgul olabileceği bir hedef seçti. Bu insandı. Gönlündeki intikam duygularını cüretkar bir eda ile Yüce Allah'a şöyle açıkladı:



    "İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. "

    (Hicr, 39-40)

    O bilinen vakte kadar mühlet müsadesini alan İblis Ya Rabbi! dedi, beni azdırmana karşılık yemin ederim ki veya azgınlığıma hükmetmen sebebi ile; yani Allah katından kovulmuş, iyilik ve rahmetten uzaklaştırılmış bir melûn, böyle bir mühlet müsaadesini elde edince şımarır da onu azgınlığa bir teşvik vasıtası olarak kabul eder.

    Böyle şımartman hakkı için veya çamurdan yaratılanı küçümseyip secdeetmediğimden dolayı benim azgın âsi olduğuma hükmetmenden dolayı mutlaka ben, yeryüzünde onlara süsleme yapacağım. Yani maddelerini bahane ederek o kuru çamuru, o kokar balçığı, onlar için süsleyip insanlığın esas yükselmesine vesile olan ruhtan daha hoş, daha süslenmiş, daha kıymetli göstereceğim. Ve mutlaka hepsini azdıracağım.

    Ayetdende anlaşılacağı gibi şeytana, Allah'ın halis kulları üzerinde etki olabilecek hiç bir güç verilmemiştir. Binanyaleyh düşüncesinde, yaşayışında ve huyunda şeytana karşı olan insan, "Allah'ın kulu" sıfatını koruyacaktır. Şeytana ait bir vasfı taşıyan kimsede ise, şeytandan bir haslet var demektir.

    Havva(a.s)'ın Yaratılışından Sonra

    Hz.Adem Adn Cenneti'nde ikamet ediyordu. Kendi cinsinden ve nefsinden eşi de yaratıldı. Eşinin adı Havva idi. Bu arada şetan öç almayı planlıyordu. Bunun üzerine Adem ve eşini Allah şöyle uyardı:

    "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
    (Bakara 35)

    Aslında Adem'e ve eşine yaklaşılmaması tavsiye edilen ağaç bir imtihan sahasıydı. Onun meyvasından yemek ise, yasak bir fiilin işlenmesi, sorumluluk sahsına çıkılması ve Allah'ın koyduğu bir yasağın çiğnenmesi demekti.
    Adem ve eşi, melek olma veya Cennet'te ebedi kalma ihtimallerini duyunca, şeytanın kendilerine düşman olduğunu unuttular.

    "Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı:

    "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. Ve onlara:

    "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.
    "
    (Araf 20-21)
    "Ağaca yaklaşmayın" emrine sabırsızlık edip ondan yediler. Ağaçtan meyve tadınca ayıp yerleri kendilerine açılıverdi.


    "Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı Ağacı tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar."
    (Araf 22)


    Allah Adem'e görevini hatırlatarak:
    "... Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"
    (Araf 22)


    Fakat hatalarını çok çabuk anladılar, derhal tevbe ettiler.

    "Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!"
    (Araf 23)


    Allah'da tevbelerini kabul etti. Fakat cennet de daha fazla kalmalarına müsaade etmedi ve şu emri verdi:


    "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız!"

    'alıntı'

  3. #3
    Selametle... KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    9.186
    Blog Yazıları
    33
    Tecrübe Puanı
    107374954

    new Şeytana Karşı Uyarı - Şeytanın Hileleri..

    Şeytana Karşı Uyarı
    Şeytanla Adem ve Havva arasında geçen bu hadiseden sonra Allah, şeytana karşı tedbirli olmaları için, insanları da uyardı ve şöyle buyurdu:



    "Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık. "

    (Araf 27)


    İblis de cinden olduğundan, o şeytan ve onun hemcinsleri nesil ve insan askerleri gözünden gizlenebilen cin toplulluğundandırlar. Hafiye ve casus gibi insanı görmediği tarafından vurur avlarlar. Tefsirciler demişlerdir ki, bundan insanın şeytanı hiç görmeyeceği sanılmamalıdır. Görülmeyecek yönden görebilmek hiç bir şekilde görülememeyi gerektirmez. Gerçekte bir insan bile diğer insanı göremiyeceği yönden görebilir, şeytan da insanı böyle görmediği tarafından aldatır ve hatta bazan görünür de şeytan olduğunu sezdirmez, şeytan olduğunu gizlemiyerek göründüğü de olur. "Şeytan sizi belaya uğratmasın." yasaklaması da gösterir ki, bir insan için şeytanın fitnesinden geri durmak ve çekinmek mümkündür.

    Demek ki şeytan, gözle görünmediği halde bile onun şeytanlık ve aldatma noktaları bilinebilir. Ve bilinemediği halde bile takva giysisi, iman ve korku hissi onun fitnesine en kuvvetli bir engel teşkil eder. İnsan dışıyla ve içiyle maddî ve manevî bakımdan silahlanmış olur. Takva elbisesi, ile içinden dışından giyinmiş bulunursa, şeytan ona görmediği tarafından, gördüğü halde bile etki edip aldatamaz. Şu halde şeytandan takva elbisesi ile sakının. Muhakkak ki biz şeytanları iman etmeyen imansızların dostları kılmışızdır. İmansızlıkla şeytanlık arasında bir çekicilik vardır. Korusuz bahçeye haşerelerin üşüştüğü gibi.

    "Muhakkak biz kâfirlere şeytanları gönderdik, onları günaha sevkediyorlar."
    (Meryem, 83) âyeti delaletince imansız kalblere de şeytanlar musallat olur. İmansızlar şeytanlığı sever, şeytana mahsus hasletlere, hareketlere meftun olurlar. Hayırsız, hayırsızla düşer kalkar, eşkiyanın reisi, en büyük haydut olur. Bunun gibiimansızların bütün eğilimleri şeytanlıkta olduğundan önlerine şeytanlar düşer, başlarına şeytanlar geçer ve artık onları diledikleri yere sevkeder, soydurur, soyarlar.

    "Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister."
    (Bakara - 168-169)

    "Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar. Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi.Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir. Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar."
    (Bakara 117-121)

    Bu ayetler aynı zamanda insanın, şeytanın fitnesinden sakınmasının mümkün olduğunu da gösterir.

    Şeytanın Hileleri

    Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin SECERET' ÜL KEVN eserinden özetlenerek alınmıştır.
    Muaz b, Cebel rivayet ediyor :
    - Bir gün Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ansardan birinin evinde toplanmıştık.. Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık.
    Bu arada, dışarıdan bir ses geldi :
    - Ev sahibi..... içerdekiler... Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var.
    Resullullah (s.a) Efendimiz,
    -Bu seslenen kimdir bilir misiniz?
    -En iyi bilen ALLAH ve Resuludur.
    - O, lain iblistir. 'Şeytandır' Allah'ın laneti onun üzerine olsun.
    Hz. Ömer :
    -Ya Resullullah, bana izin veriniz onu öldüreyim.
    - Dur ya Ömer, biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir... Öldürmeyi bırak. Kapıyı ona açın gelsin... O buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz.

    Kapı açıldı...
    Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası, büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudağına benziyordu.
    Sonra, şöyle bir selam verdi ;
    -Selam ya Muhammed; selam size ey cemaat-i müslimin.
    -Selam Allah'ındır ya lain. Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?
    -Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
    -Nedir o mecburiyetin ?
    -İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki;
    "Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor: Muhammed'e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın. Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne sorarsa doğrusunu diyeceksin."
    Sonra ... Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
    "Söylediklerine bir yalan katarsan, doğruyu sölemezsen... seni kül ederim; rüzgara savurur... Düşmanlarının önünde, seni rüsvay ederim."


    İşte ... böyle; ya Muhammed, o emir üzerine sana geldim. Arzu ettiğini bana sor. Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem;düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak ki , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.

    Halk Arasında En Çok Sevmedikleri
    Bundan sona Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle sordu :

    -Madem ki, sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat:Halk arasında en çok sevmediğin kimdir ?
    Şeytan şu cevabı verdi :
    -Sensin ya Muhammed. Allah' ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilirki?
    -Benden sonra, en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?.
    -Müttaki bir gence ki ... varlığını Allah yoluna vermiştir.
    -Sonra kimi sevmezsin?
    -Kendisini sabırlı bildiğim şüpheli işlerden sakınan alimi ...
    -Sonra ?
    -Temizlik işinde... yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.
    -Sonra ?
    -Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz... Halinden şikayet etmez.
    -Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?
    -Ya Muhammed, ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı , onun sabrını; halinden, tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.
    -Sonra kim ?
    -Şükreden zengin.
    -Peki, ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ?
    -Onu görürsem ki , aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki: şükreden bir zengindir.


    İbadet Esnasında Şeytanın Hali

    Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu :
    -Peki, ümmetim namaza kalkınca, senin halin nice olur?
    -Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar. Titrerim.
    -Neden böyle olursun; ya lain ?
    -Çünkü bir kul, Allah için secde edince bir derece yükselir.
    - Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?
    -O zaman da bağlanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
    -Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ?
    -O zaman da çıldırırım.
    -Peki, ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ?
    -O zaman da, eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.
    -Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ?


    -Ha, işte.. o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren, bir testere alır eline, ve beni ikiye böler.
    -Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ?
    - Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ;
    1-Allah-ü Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
    2-O, sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.
    3-Allah-ü Teala, onun verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.
    4-Allah-ü Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder
    Şeytan

    Kimi Yanıltamıyor?


    Resullullah (s.a.) Efendimiz, yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen bittikten sonra, şöyle buyurdu:
    - Ümmetime saadet ihsan eden; seni taa, belli bir vakte kadar şeki kılan Allah'a hamd olsun.
    Resullullah (s.a.) Efendimiz' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :
    - Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben, o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın?.. Ben, onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar, benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah'a yemin ederim ki: Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini... Ümmilerini ve okumuşlarını... Facirlerini ve abidlerini .. Hasılı, bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat, Allah'ın halis kullarını... Evet, bunları azdıramam.
    (yanıltamam)


    Bunun üzerine Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
    -Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ?
    -Bilmez misin? ya Muhammed, bir kimse ki, dirhemini ve dinarını sever ... O Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki; dirhemini dinarını sevmez; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz.. bilirim ki o : ihlâs sahibidir... Hemen onu bırakır kaçarım.


    Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği süre, kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddet, o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misin ki: mal sevgisi, büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed, baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır.

    Ya Muhammed, bilmez misin? Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım. Bir kısmını da, meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere gelince, aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz. Çocuklara gelince... onlarla da, bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne ... hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki; başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye... İşte... böylece, onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama , bu hallerin farkında olmazlar. Bilmez misin; ya Muhammed, Rahip Borsisa: tam yetmiş yıl ihlas ile Allah' a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle bir hal ihsan edilmişti ki ; Her dua ettiği hasta, duası ve bereketi ile şifa oluyordu. Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona şöyle anlatır :
    "Şeytan hali gibidir ki; o insana: 'Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu.: bu defa ona şöyle dedi: Ben senden uzağım... Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." (59/16)
    Kötü Huylardan İstifade Edişi

    YALAN
    - Bilmez misin ya Muhammed, yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse ... o benim dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse ... o da benim sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed , ben Adem'e ve Havva'ya yalan yere Allah adına and içtim. "Muhakkak ben size nasihat ediyorum." (7/16) Dedim... Bunu yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.
    GIYBET - KOĞUCULUK

    -Gıybet ve koğuculuğa gelince .... Onlarda benim meyvelerimdir ve şenliğimdir.
    NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK

    -Her kim talk üzerine yemin ederse ... günahkar olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun .. İsterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına alırsa .. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.

    'alıntı'

  4. #4
    Selametle... KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    9.186
    Blog Yazıları
    33
    Tecrübe Puanı
    107374954

    new Namaz ve Şeytan - Şeytanın Arkadaşları - Şeytanın Allah'tan On Talebi..

    Namaz ve Şeytan

    - Ya Muhammed, o her ne zaman ki, namaza kalkmak ister; tutarım .
    • Ona vesvese veririm. Derim ki: "henüz vakti var. Sende meşgulsün. Hele şimdilik işine bak sonra kılarsın." Böylece o: Vaktinin dışında namazını kılar. Ve bu sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup ederse; ona insan şeytanlarından birini yollarım... Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar.
    • O, bunda da beni mağlup ederse; bu sefer onun hesabını namazında görmeye bakarım. O namazın içinde iken; sağa bak, sola bak derim. O da bakar. O ki böyle yaptı. Yüzünü okşar alnından öperim. Bundan sonra ona: Sen ebedi yaramaz bi iş yaptın. Derim ve böylece onun huzurunu bozarım. Sende bilirsin ki ya Muhammed, her kim namazda , sağa ve sola çokça bakarsa , Allah onun namazını kabul etmez.
    • Bunda da ona mağlup olursam. Yalnız başına namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da, başlar; namazını çabuk çabuk kılmaya. Tıpkı horozun, gagası ile yerden birşeyler topladığı gibi.

    • Bu işi yaptırmakta da ona başarı kazanamazsam bu sefer, cemaatle namaz kılarken onun yanına varırım. Orada başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve rükü'dan kaldırırım. İmamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. İşte o böyle yaptığı için, kıyamet günü, Allah onun başını eşek başına çevirir.
    • O kimse bunda da beni yener ise. Bu defa, ona namazda parmaklarını çıtlatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama bu işi ona namaz içinde yaptırmaya muvaffak olursam.
    • Bunda da mağlup olursam, bu sefer ona tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna üflerim. Ben üfleyince, o esnemeye başlar. Şayet o, bu esneme esnasında elini ağzına kapamazsa; onun içine küçük bir şeytan girer, dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır. İşteb undan sonra o kimse, hep bize itaat eder. Sözümüzü dinler. Dediklerimizi yapar.
    Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti :
    -Sen ümmetin hangi saadetinten ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar kurarım... ne tuzaklar. Miskinlerine, çaresizlerine ve zavallılarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki :
    -Namaz size göre değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir.
    Sonra hastalara giderim :
    -Namaz kılmayı bırak " derim çünkü Allah-ü Teala: "hastalara zorluk yok....." (24/61) buyurdu. İyi olduğun zaman kılarsın. Ve böylece o, namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o, hastalığında namazı terkederek ölüp giderse, Allah'ın huzuruna çıkarken, Allah-ü Teala'yı öfkeli bulur.

    Sonra şöyle dedi :
    -Ya Muhammed, eğer bu sözlerime yalan kattımsa, beni akrep soksun. Sonra.... Eğer yalan varsa .. Allah 'tan dile beni kül eylesin.

    İblis bundan sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi :
    -Ya Muhammed, sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun ? Halbuki ben onların altı da birini dininden çıkardım.


    Şeytanın Arkadaşları


    Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ona, yani İblis'e aşağıdaki şekilde kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi :
    -Oturma arkadaşın kim ?
    -Faiz yiyen.
    -Dostun kim ?
    -Zina eden.
    -Yatak arkadaşın kim ?
    - Sarhoş
    -Misafirin kim ?
    -Hırsız.
    -Elçin kim ?
    -Sihirbazlar.
    -Gözün nuru nedir?
    -Karı boşamak.
    -Sevgilin kim ?
    -Cuma namazını bırakanlar.
    -Senin cismini ne eritir ?
    -Tevbe edenlerin tevbesi.
    -Ciğerini ne parçalar?
    -Allah'a yapılan bol bol istiğfar.
    -Yüzünü ne buruşturur ?
    -Gizli sadaka.
    -Gözlerini kör eden nedir ?
    -Gece namazı.
    -Başını eğdiren nedir ?
    -Çokça kılınan cemaatle namaz.
    -İnsanların en şakisi kimdir ?
    -Cimriler
    -Seni işinden ne alıkoyar ?
    -Ulema meclisleri
    -Yemeğini nasıl yersin ?
    -Sol elimle parmaklarımın ucu ile.


    Şeytanın Allah'tan On Talebi


    1. Allah'tan diledim ki, beni ademoğullarının malına ve evladına ortak ede. Bu ortaklık talebimi yerine getirdi. Ki bu: "Onlara ortak ol... Mallarına ve çocuklarına. Onlara vaad et. Halbuki şeytan onlara gurur vaad eder..." (17/64) Ayet-i Celilesi ile sabittir.
    • Her besmelesiz kesilen hayvan etinden yerim, faiz ve haram karışan yemeklerden yerim. Şeytandan Allah'a sığınılmayan malın da ortağıyım.
    • Cinsi münasebet anında; Allah'a şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile birleşirim. Ve o her birleşmeden hasıl olan çocuk, bize itaat eder. Sözümüzü dinler.
    • Her kim hayvana binerken, helal yola gitmeyi değil de, aksini isteyerek binerse, bende onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek arkadaşı olurum. Bu da Ayet-İ Kerime ile sabittir. "Onlar üzerine süvarilerinle, piyadelerinle yaygara çıkart." (17/64)
    2. Allah-ü Teala'dan diledim ki : Bana bir ev vere .. Bu dilediğim üzerine hamamları bana ev olarak verdi.
    3 .Diledim ki bana bir mescid vere. Pazar yerlerini bana mescid yaptı.
    4. Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı olarak verdi.
    5. İstedim ki; bir ezan vere , Mezmurları verdi.
    6. Diledim ki; bana bir yatak arkadaşı vere.. Sarhoşları verdi.
    7. Diledim ki; bana yardımcılar vere... Bunun içinde kaderiye mensuplarını verdi.
    8. İstedim ki; bana kardeşler vere... Mallarını boş yere israf edenleri verdi. Bir de masiyet yoluna para harcayanları. Bunlarda şu Ayet-i Kerime ile sabittir :

    "O kimseler ki ; mallarını boş yere harcarlar... Onlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır." (17/27)
    Bir ara Resullullah (s.a.) Efendimiz şöyle buyurdu :
    - Eğer söylediklerini, Allah'ın kitabındaki ayetlerle ispat etmeseydin. Seni tastik etmezdim.
    Bundan sonra İblis devam etti :
    -Ya Muhammed, Allah'tan diledim ki; ademoğullarını ben göreyim; ama onlar beni göremeyeler. Bu dileğimi de yerine getirdi. Diledim ki; ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa; Bu da oldu. Böylece ben, onlar arasında akıp giderim. Gezerim. Hem nasıl istersem. Bütün bu isteklerimi verdi . " Hepsi sana verildi, buyurdu. " Ve ben bu hallerimle iftihar ederim. Sonra şunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber olanlar , seninle beraber olanlardan daha çoktur. İşte... Böylece kıyamete kadar, ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar.

    Bundan sonrasını İblis şöyle anlattı :
    • Benim bir oğlum vardır. Adı: ATEME'dir. Bir kul, yatsı namazını kılmadan uyursa gider; onun kulağına bevleder. Eğer böyle olmasaydı; imkan yok, insanlar namazlarını eda etmeden uyuyamazlardı.
    • Benim bir oğlum daha vardır ki; onun adı da MÜTEKAZİ 'dir. Bunun vazifesi de ; yapılan gizli amelleri yaymaya çalışmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat işlerse .. ve bu yaptığını da gizlemeye çalışırsa MÜTEKAZİ onu dürter. En sonunda o gizli amelin yayılmasına ve açığa çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ; Allah-ü Teala onun yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir kulun yaptığı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.
    • Sonra .. Benim bir oğlum daha vardır . Onun adı da KÜHAYL dir. Bunun işi de, insanların gözlerini sürmelemektir. Bilhassa, ulema meclisinde ve hatip hutbe okurken. Bu sürme onların gözüne çekildi mi , uyuklamaya başlarlar. Ulemanın sözlerini işitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.
    Bundan sonra İblis şöyle anlattı :
    -Hangi kadın olursa olsun .. Onun kalktığı yere şeytan oturur. Sonra kadının kucağında mutlaka bir şeytan durur. Ve onu, bakanlara güzel gösterir. Sonra o kadına bazı emirler verir. Mesela: Elini kolunu dışarı çıkar ; göster. Der .. o da bu emri tutar. Elini, kolunu açar, gösterir. Bundan sonra, o kadının haya perdesini tırnakları ile yırtar.
    İblis bundan sonra ; Resullullah (s.a.) Efendimiz' e kendi durumunu anlatmaya başladı :

    -Ya Muhammed bir insanı delalete sürüklemek için elimde bir imkan yoktur. Ben ancak vesvese veririm. Ve bir şeyi güzel gösteririm. O kadar. Eğer delalete sürüklemek elimde olsaydı, yeryüzünde; "Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın resülüdür." diyen herkesi, oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini delalete düşürürdüm. Nasıl ki senin elinde de, hidayet nevinden bir şey yoktur. Sen ancak Allah'ın Resulusun. Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı, yeryüzünde tek kafir bırakmazdın. Sen Allah'ın halkı üzerinde bir hüccetsin. Bende , kendisi için ezelde şekavey yazılan kimselere sebebim. Said olan kimse, taa, ana karnında iken saiddir. Şaki olan da yine ana karnında iken şakidir. Saadet ehli kılan da Allah, Şekavet ehli kılan da Allah .
    Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz şu iki Ayet-i Kerimeyi okudu.
    "Bunlar, taa sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek... Ancak Rabbın esirgedikleri hariç.."
    (11/118-119)
    "Allah'ın emri behemehal yerini bulan bir kaderdir." (33/38)

    Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz, İblise şöyle buyurdu :
    -Ya Ebamürre, acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün değil mi ? Cennete girmene kefil olurum.
    Bunun üzerine İblis şöyle dedi :
    -Ya Resullullah, iş verilen hükme göre oldu. Karar yazan kalemde kurudu. Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni peygamberlerin efendisi kılan, cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan, beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O: bütün eksik sıfatlardan münezzehtir.

    Ve İblis cümlelerini şöyle tamamladı :
    -İşte bu söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de doğru dedim.

    Evvel, ahir, zahir batın, alemlerin Rabbı olan Allah' a hamd olsun.

    Efendimiz Muhammet Nebiye Allah salat eylesin. Keza onun ailene de ashabına da ...
    (Amin.)

    'alıntı'


  5. #5
    Selametle... KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ Baktabul'un Çılgını KARLALESİ - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    9.186
    Blog Yazıları
    33
    Tecrübe Puanı
    107374954

    new İblis'in İman Eden Oğlu Oldu mu? - Şeytan Başka Cin Başkamıdır?..

    İblis'in İman Eden Oğlu Oldu mu?
    İblis'in oğlu "Hame" Peygamberimize (sav) erişmiş ve kendisine gelerek iman etmiştir. Bu cinni, Efendimiz'in ashabı arasına girmiş bulunmaktadır. Bahsi Geçen cinni "Hame bin İblis" Peygamber Efendimiz'e Hazret-i İsa'nın selamını tebliğ etmiştir.


    Şeytan Başka Cin Başkamıdır?

    Şeytan ile cin yaratıldıkları made itibariyle birbiirnden ayrı bir er varlık değildirler. aralarındaki fark sadece iman edip etmemeleriyle olmaktadır. (6)
    KAYNAKLAR
    1) Elmalı Tefsir
    2) Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali
    3) Şeytan, Ahmet Güç, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Şamil İslam Ansiklopedisi
    4) Gençlere Öğütlerim, Mehmed Emre
    5) Fetava-i Hadisiyye, s.171
    6) Günümüz Meselelerine Açıklamalı Cevaplar, Mehmet Emre

    'alıntı'


+ Konu Cevapla
1 / 7 Sayfa 1 2 3 ... SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Grup Asil - Şeytan(Şeytan Şarkı Sözü)
    By goℓge.* in forum Türkçe Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-13-2009, 20:31
  2. Şeytan Sev Diyor Şarkı Sözü-Ege(Şeytan Sev Dİyor)
    By şheqergirls in forum Türkçe Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-28-2008, 17:13
  3. Şeytan Şarkı Sözü-Serdar Ortaç(Şeytan)
    By XxCANISIxX in forum Türkçe Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-04-2008, 19:14
  4. Şeytan - Serdar Ortaç (Şeytan Şarkı Sözü)
    By kalbiimsinn in forum Türkçe Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-21-2008, 12:26
  5. Şeytan-Özgün(Şeytan şarkı sözü)
    By XxCANISIxX in forum Türkçe Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-13-2008, 14:38

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375