+ Konu Cevapla
1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Benim Başka Bir İnsanla Evlenmem İçin Bana Boş Ol Demesi Mi Lağzım ?

 İnanc Dünyası Katagorisinde ve  Sorularla İslamiyet Forumunda Bulunan  Benim Başka Bir İnsanla Evlenmem İçin Bana Boş Ol Demesi Mi Lağzım ? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>...

  1. #1
    Kayıtsız
    Misafir

    Tanımlı Benim Başka Bir İnsanla Evlenmem İçin Bana Boş Ol Demesi Mi Lağzım ?





    Contact Us form by şerifeee.

    selamünaleyküm benim bi sorum olcaktı size?eşim beni boşadı üç ay iddet dolmadan barıştık ama sözle barıştık.sonra tekrar ayrıldık.bu durumda boşanmış olmamız için beni tekrar boşamasımı lazım?yani ben başka bir insanla evlenmem için bana tekrar boş ol demesimi lazım?teşekkürler..

    Referring Page: iletişim
    From Mail: silindi
    IP Address: silindi
    User Name: Kayıtsız
    User ID: yok

  2. #2
    I'm Muslım Don't Panıc Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    'de Sütçü İmamlar var // Sen Bilirmisin Sütçü İmam'ı? VATAN; 46!
    Mesajlar
    10.105
    Blog Yazıları
    41
    Tecrübe Puanı
    107375015

    Tanımlı Ce: Benim Başka Bir İnsanla Evlenmem İçin Bana Boş Ol Demesi Mi Lağzım ?

    Kardeşim bu önemli bir konu bu yüzden boşanma hakkında buraya bazı kaynaklar vereceğim.
    Size bir tavsiyem daha var böyle konuları size ne kadar da buraya kaynak yazsam tatmin olamazsınız çünkü konu çok karmaşık kendi bilgilerimden yorum yapacağım bu seferde vebal altında kalırım. bu yüzden size tavsiyem bulundugunuz yerde, bölgedeki bir müftülüğe gidip durumunuzu anlatıp bire bir görüşerek sorununuzu çözmeniz daha iyidir.
    Vesselam.




    Soru
    koca karısına sinir anında defol git istemiyorum seni gibi kelimeler kullanırsa nikah düşermi?



    Evliliğin sona ermesi değişik yollarla olmaktadır. Bunlardan biri, kocanın hanımına, "ben seni boşadım" gibi "açık ifade" kullanmasıyla meydana gelmektedir.

    Boşanma yollarından biride, “kinaye” yoluyladır. Yani açıkça boşama ve boşanma kelimeleri geçmediği halde, boşama ve evliliğin sona ermesini belirten kelimelerin söylenmesiyle olur. Örneğin, Koca; defol git, ayrılalım, başının çaresine bak, istemiyorum gibi kelimeleri hanımına söylese ve bu kelimeleri söylerken niyeti evliliğin sona erdirilmesi ise, boşanma gerçekleşmiş olur.

    Böyle kinayeli ifadeler söyleyen kimse boşama mânâsını değil, ikinci mânâsını kasd ettim dese sözü tasdik edilir. Mesela bir kimse zevcesine "sen serbestsin" dese, maksadı "boş olduğun için serbestsin" olursa bir talâk ile boşanır, yoksa "serbestsin" demekle "nasıl istersen yapabilirsin. Çünkü sana güvenim var." kasdederse talâk diye bir şey icab etmez. Hulâsa kendi zevcesi hakkında kinaye kelimesini söyleyen kimsenin maksadı onu boşamak ise boşanır, yoksa o kelimenin mânâsını murad ederse boşanmaz.



    TALÂK




    İslâm hukukunda, nikâhla kurulan evlilik bağını çözmek, ortadan kaldırmaktır. Boşama anlamında tatlîk şeklinde kullanılır.

    İslâm'a göre evlilikten maksat, huzurlu bir aile hayatı kurmak ve böyle bir yuvada iyi bir nesil yetiştirmektir. Ama, böyle yüce gayelerle kurulan evliliklerin hepsinin başarıya ulaşması mümkün değildir. Bazan ölüm ve hastalık gibi tabii engeller, bazan da geçimsizlik, münaferet, eşlerin birbirini sevmemesi, anlaşamama gibi eşlerden kaynaklanan engeller evliliğin başarı ve devamına mani olur. İslâm, evliliğin asıl gayesinden uzaklaştığı, eşlerin bir arada huzurla yaşamalarına imkan kalmadığı, ihtiyaç ve zaruretlerin gerektirdiği hallerde evliliğin sona erdirilmesine izin vermiştir. Bu izin doğrultusunda evliliğe, erkek tarafından doğrudan ya da kadından aldığı bir bedel karşılığında son verilebileceği gibi, talâk hakkını elinde tutan kadın tarafından, hakim veya hakem kararıyla da son verilebilir.

    Talâkın Hikmeti:

    Evliliğin huzur ve mutluluk içinde devam ettirilebilmesi, her şeyden önce eşlerin birbirini sevip saymalarına bağlıdır. Hemen her evlilik bu düşünceyle kurulur. Fakat hepsinin bu hedefe ulaştığı söylenemez. Bõyle güzel ve samimi duygularla evlenenler daha sonra mutlu olamamışlar ve olmaları da mümkün değilse, ömür boyu bu müşterek hayata katlanmalarının bir anlamı yoktur. Bu durumda evliliğe son vererek ızdıraptan kurtulmaları gerekir.

    İnsanı maddi ve manevi özellikleriyle ele aldığımızda, onun her yönüyle mükemmel olmadığını görürüz. Bu nedenle, taraflardan biri, evliliğin kuruluşunda veya devamı sırasında bir hata, kusur yapmış olabilir. Bu hata veya kusurların telafisi imkansız da olabilir. Tarafların bunun cezasını bir ömür boyunca çekmeleri doğru değildir. Öyleyse çözüm, çekilmez hale gelen evliliği sona erdirmek, tarafların belki de mutlu olabilecekleri diğer bir evliliğe imkan tanımaktır.

    Talâkın Hükmü:

    İslâm gerçekçi bir dindir. Yani hükümleri, insan fıtratında var olan gerçekler dikkate alınarak konulmuştur. İnsanı en iyi tanıyan Cenab-ı Hak, bu durumlardan haberdar olduğu için, çekilmez hale gelen evliliklerin son verilmesine müsade etmiştir: "Talâk (boşama) iki keredir. Sonra ya iyilikle geçinmek ya da güzellikle ayrılmak gerekir. (el-Bakara, 2/229). "Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda iddetleri vaktinde boşayın, iddeti de sayın.." (et-Talâk, 65/1). Hz. Peygamber de "Allah nezdinde helalin en sevimsiz olanı boşamadır." buyurmuştur (Ebû Davûd, Talâk, 3).

    Bu naslardan da anlaşılacağı gibi talâk caizdir, mübahtır. Ancak, ihtiyaç ve zaruret halinde başvurulması gereken bir çaredir. talakın genel hükmü bu olmakla birlikte, bu hüküm yerine göre değişir. Meselâ, bid'i boşamalar haramdır. Kusuru bulunmayan bir eşi usulüne uygun olarak boşamak mekruh; dindar ve iffetli olmada eşi boşamak mendub; geçimsizlik halinde hakemlerin gerekli bulunduğu boşama farz; sevilmeyen eşin boşanması ise caizdir.

    Talâk Yetkisi:

    a- Boşama hakkı prensip olarak erkeğindir. Evlilik hayatında yüklendiği sorumluluk ve külfet açısından erkek buna daha layık görülmüştür. Ne var ki, talâkın geçerli olabilmesi için erkeğin bazı şartlara sahip olması gerekir. Bunlar, akıl ve bulûğdur. Mükrehin (zorlanan, ölümle tehdit edilen), sarhoşun, medhuşun (öfke halindeki kimse, talâk ehliyetine sahip olup olmadığı, yani bunların talaklarının geçerli olup olmadığı alimler arasında ihtilaflıdır. Hanefilere göre bunların talakları geçerlidir.

    b- Nikah akdinde şart koşulursa, talâk hakkı kadına veya üçüncü bir şahsa devredilebilir. Talak hakkının devredilmesine tefviz; boşama hakkı kendisine devredilen kadına mufavvaza denir. Bu durumda kadın istediği zaman talâk hakkını kullanabilir. Erkek dilerse, boşama hakkını nikahtan sonra da kadına devredebilir.

    Talâkın Çeşitleri:

    Biçimi ve sonuçları bakımından talâk çeşitlere ayrılır. Biçiminin Kur'an ve sünnetin belirlediği kurallara uygunluğu açısından talâk sünni ve bid'i olmak üzere ikiye ayrılır. Sonucunda evlilik hayatına dönüş imkanı tanıyıp tanımaması bakımından da talâkın ric'î ve bain olmak üzere iki çeşidi vardır.

    a- Sünnî Talâk:

    Sünnî talâk (talâk-ı sünn), Kur'an ve sünnetin talimatına uygun olan boşama biçimidir. Bu talâk biçiminin üç temel şartı vardır. Bunlar eşin hayız halinde bulunmaması, hayızdan temizlendikten sonra cinsî temasın olmaması ve boşanmanın yalnız bir talakla yapılmasıdır. İmam Mâlik, Evzaî, Sevrî ve bir görüşünde İmam Şafiî'ye göre bir temizlik içinde üç defa ve birbirini izleyen üç temizlik içinde üç kere boşamak sünnete aykırı ve bid'attır. Buna göre temizlik durumunda ve cinsi temas olmadan yapılan boşamadan sonra iddet sayılmalı, iddetin bitiminde ikinci boşama yapılmalı, ikinci iddet süresinden sonra da üçüncü boşama ile evlilik sona erdirilmelidir.

    Hanef hukukçular ise bir temizlik süresinde üç defa boşamayı bid'at kabul etmekle birlikte, üç temizlik içinde üç kere boşamayı bid'at değil sünni boşama sayarlar.

    b- Bid'î Talâk:

    Kadını hayız günlerinde veya temizlik halinde cinsi temastan sonra yahut temizlik halinde birden fazla boşamak sünnete aykırı olduğundan bid'î talâk (talâk-ı bid') adını alır. Bu çeşit boşama dinen haram kılındığı için, bu yola başvuran koca günahkar olur; buna rağmen boşama geçerlidir, hukukî sonuçlarını doğurur.

    Hanefi, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre bid'î talâkla boşama muteberdir. Ancak, bu yola başvuran kimse İslâm'ın koyduğu kurallara uymadığı için günaha girer. Bu konu, aşağıdaki meselelere benzetilmiş ve kıyas yapılmıştır:

    1- Cuma namazı kılmakla yükümlü olan kimseler, cuma saatinde alış veriş yaparlarsa, "Cuma günü namaz için nida olunduğu zaman Allah'ın zikrine (cuma namazına) koşunuz. Alış verişi bırakınız" (el-Cum'a, 62/9) ayetine muhalefet ettikleri için günahkar olurlar. Ancak, yaptıkları alış veriş hukuki açıdan geçerlidir; satıcı bedeli, alıcı da satılan malı almaya hak kazanır.

    2- Gasbedilen bir tarla üzerinde veya gasbedilen bir elbiseyle namaz kılma halinde, gasbdan dolayı günahkar olunur. Buna rağmen kılınan namaz geçerlidir.

    Diğer yandan, Hz. Ömer'in oğlu hayız halindeki karısını boşamıştı. Hz. Ömer durumu Allah Resulune arzetti. Resulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: "Ona emret, karısına dönsün. Sonra, onu temizlenip hayız görünceye ve sonra temizleninceye kadar nikâh altında tutsun. Bundan sonra da isterse tutsun, isterse birleşmeden boşasın. İşte Allahu Teâlâ'nın kadınların içinde boşanmasını emrettiği iddet budur" (Buharî, Talâk, Bab 1).

    Bu hadis-i şerife göre Resulullah (s.a.s) İbn Ömer'e bid'î talâkla boşadığı karısına dönmesini emretmiştir. Boşanan eşe dönmek ise ancak boşamanın gerçekleşmesinden sonra mümkün olabilir. Hatta Buharî'nin bir başka rivayetinde İbn Ömer'in şöyle dediği belirtilir: "Karımı hayız halinde iken boşamam, benim hakkımda bir talâk hesab edildi" (el-Askalanı, Büluğu'l-Meram, Terc. A. Davudoğlu, c. 3, s. 363).

    Bazı şii ve Mutezile hukukçularına göre bid'î talâk geçerli değildir. İbn Hazm, İbn Teymiye ve İbn Kayyim de bu görüşe uymuşlardır. Bunlar şu hadise dayanmaktadırlar: "Kim bizim emrimize uymayan bir amel işlerse, bu amel merduddur, makbul değildir" (İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadir, c. 3, s. 24-25).

    c- Ric'î Talâk:

    Yeni bir nikâh akdi yapılmadan erkeğin eşiyle normal aile hayatına dönmesine imkan veren boşama şekline ric'î talâk denir. Ric'î talâkın başlıca üç şartı vardır. Bunlar;

    1- Boşadığı karısıyla daha önceden fiilen evlenmiş, karı-koca hayatı yaşamış bulunmak;

    2- Hanefilere göre sarih boşama sözleriyle boşamış olmak ve şiddet, mübalağa ifade eden bir kelime söylememiş olmak;

    3- Üçüncü boşama hakim kullanmamış olmaktır.

    Ric'î boşamadan sonra erkek eşine, "Evliliğimizi devam ettirmek istiyorum", "Sana dönüyorum" gibi sözle; eşini öpmesi, şehvetle yaklaşması ya da cinsî temasta bulunması gibi fiillerle geri dönebilir.

    d- Bain Talâk:

    Yeni bir nikâh akdedilmeden erkeğin normal evlilik hayatına dönüşüne imkan vermeyen boşama şekline bain talâk denir.

    1- İddet süresi içinde evliliğe dönülmeyen ric'î boşama,

    2- Nikâhtan sonra, fakat birleşmeden ve halvet-i sahihadan önce yapılan boşama,

    3- Hanefilere göre kinai sözlerle veya mübalağa ve şiddet ifade eden sözle boşama,

    4- Kadının isteğiyle bir bedel üzerine anlaşarak boşama (muhalaa),

    5- Hakim kararıyla gerçekleşen boşanma,

    6- Üçüncü talâkın kullanıldığı boşama bain talâk sonucunu doğurur. Üçüncü talâkın kullanılması dışındaki boşamalarda kadınla erkeğin ayrılığına beynunet-i sugra (küçük ayrılık) denir. Bu durumda eşler yeni bir nikâh akdiyle evlilik hayatına dönebilirler. Üçüncü talâkın kullanılması durumunda ise eşler birbirinden kesin biçimde ayrılır. Buna, beynunet-i kübra (büyük ayrılık) denir. Beynunet-i kübrada kadın başka bir erkekle gerçek bir evlilik tecrübesi yaşamadan ilk kocasıyla yeniden evlenemez.

    Bain talâkın doğuracağı çeşitli sonuçlar vardır. Buna göre,

    1- Evlilik bağı sona erer. Karşılıklı haklar düşer. Sadece iddet süresince kadının koca evinde kalması ve nafakasının koca tarafından sağlanması hakkı devam eder.

    2- İddet sırasında kocanın ric'at hakkı yoktur. Ancak iki tarafın rızasıyla ve yeni bir mehirle yeniden evlenmeleri mümkündür.

    3- Talâk hakkının bir bölümü kullanılmış ve eksilmiş olur. Eğer üçüncü talâk hakkı kullanılmışsa, bu durumda beynunet-i kübra meydana gelir.

    4- Müeccel mehrin ödenmesi gerekir .

    5- Tevarüse engel olur.

    Talâkta Şahit Bulundurma:

    Boşama ile ilgili konulara yer verilen Talâk Suresi'nde, boşamada şahit bulundurma konusunda, "Kadınlar iddetlerini doldurunca onları ya güzelce evinizde tutun veya onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki adil kimseyi de şahit tutun..." (65/1) buyurmaktadır. İmam Buharide sünni talâkı, "Sünnet olan boşama kadını temiz iken, birleşmeden boşamak ve iki de Şahit bulundurmaktır."(Buharî, Talâk, I) şeklinde tarif etmiştir.

    Bu delillere dayanan İsnaaşeriye ve İsmailiye mezhepleri, iki adil şahit önünde yapılmayan boşanmanın geçerli olmadığı görüşünü benimsemişlerdir. Buna karşılık cumhur, Hz. Peygamber ve sahabe devrindeki uygulamalara bakarak, "Nasların hükmü amir (emredici) değildir, şahitsiz boşama da geçerlidir" demişlerdir. Çağdaş hukukçulardan Muhammed Ebu Zehra, boşamayı güçleştireceği, anormal boşamaları önleyeceği, gerektiğinde ispatı kolaylaştıracağı gerekçeleriyle, "Eğer bize imkan verilse, boşamanın muteberliği için şahitlerin şart olduğu görüşünü tercih ederdik" diyerek anılan görüşün günümüzdeki önemini ifade etmiştir (Hayreddin Karaman, Mukayeseli İslam Hukuku, c. 1, s. 310).

    Boşama mehri:

    Mehir, evlenirken erkeğin karısına vermesi gereken maddî bir meblağdır. Bu, para, altın, gümüş, ziynet eşyası, ev, tarla, dükkan, mal, mülk vb. olabilir. Aslolan mehrin nikâh esnasında peşin verilmesi iken, kadın kabul ederse mehrinin tamamını veya bir kısmını te'cil edebilir. Yani, kocasının ödeme işlemini sonraya bırakabilir. İsterse, aldığı veya alacağı mehrin tamamını veya bir kısmını kocasına hibe de edebilir. Erkek, karısını boşadığı zaman, daha önce ödememişse mehrini ödemek mecburiyetindedir. Bu mecburiyet, bir nevi geçici boşama olan ric'î talakta değil, boşamanın tamamen kesinleşmiş hali olan bâin talâkta ortaya çıkar, Erkek nikahlandığı karısını, birleşme (yatma) veya sahih halvetten önce boşarsa, mehrinin yarısını verir. Birleşme veya sahih halvetten sonra boşarsa, mehrin tamamını vermesi gerekir. Birleşme veya sahih halvetten önce, kadının sebep olmasıyla ayrılık vaki olursa, kadının mehir alma hakkı olmaz, yani mehir düşer. Sahih halvet, kimsenin göremeyeceği ve ansızın gelemeyeceği bir yerde nikâhlı çiftlerin baş başa kalmalarıdır. Bu şartlar bulunmaksızın çiftlerin bir arada bulunmasına da fasid halvet denir. Meselâ, nikâhlı çiftlerin sokakta, insanların içinde, kapı ve penceresi açık evde yan yana gelmeleri gibi.

    Nikâh kıyılırken mehir tayin edilmişse, böyle bir kadını boşayan kocanın mehr-i misil (benzer mehir) ödemesi gerekir. Mehr-i misil, kadının emsaline bakılarak takdir edilen mehirdir. Bu hususta göz önüne alınacak ölçüler, yaş, güzellik, servet, yasadığı çevre, akıl, dindarlık, bekarlık veya dulluk, bilgi, güzel ahlak, sosyal ve kültürel seviye gibi hallerdir.

    Yemin Kasdıyla Talâk:

    Dil alışkanlığı ile her sözün arasında "vallahi" diyen kimse, yemine niyet etmedikçe sorumlu olamayacağı gibi, aynı şekilde yemine ve boşamaya niyet etmeksizin "şart olsun", "boş olsun" sözlerini kullanan kimse, bu sözleri ile karısını boşanmış olmaz (lağv yemini gibi). Fakat bir kimse boşama niyetiyle değil de yemin niyetiyle bu sözleri söyler ve meselâ "şu işi yaparsam veya yapmazsam karım boş olsun" derse, bunun hüküm ve neticesi ne olur mevzuu tartışılmıştır. "Böyle bir yeminin mevzuu gerçekleşmediği takdirde karı boş olur" şeklindeki fetva, sahâbe devrinden sonra ortaya çıktığı için, bid'î talâk sayılabilir.

    Yemin niyetiyle kullanılan talâk kelimesinin hükmü mevzuunda üç görüş vardır:

    1- Cumhûra göre, bu boşamanın bir şarta bağlanması (ta'lik) kabilindendir şartı gerçekleşince boşama da tahakkuk etmiş olur. Buna delâlet eden naslar ve sahâbe fetvaları vardır.

    2- İbn Teymiyye'ye göre yemin niyetiyle söylenen talâk boşanma neticesi doğurmaz; fakat yemin kefareti gerekir.

    3- İbnu'l Kayyim'e göre, ne boş olmayı, ne de kefareti gerektirir. Çünkü Hz. Peygamber ve sahâbeden nakledilen rivâyetler yemin kastıyla yapılan ta'lik'e değil, belli bir işin neticesine göre boşama niyetiyle yapılan ta'lik'e aittir. Yemin kastiyle olan ta'lik'in böyle bir netice doğuracağına ait hiçbir nas yoktur. Ayrıca Hz. Ali, Şurayh ve Tavûs "talâk üzerine yemin edip yeminini yerine getiremeyen kimseye bir şey lâzım gelmez" diye fetvâ vermişler; buna muhâlif bir sahâbi de çıkmamıştır.

    Muhalaa:

    Herhangi bir nedenle evlilik hayatını sürdürmek istemeyen kadının kocasına ödediği bir bedel karşılığında evlilik bağından kurtulmasına muhalaa denir. Bu boşanma biçiminde kadın istemediği evlilikten kurtulurken, erkek de uğrayabileceği maddi zararı telafi ederek yeniden evlenme imkanını elde etmiş olur.

    Allah-u Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de, "...Kadınlara vermiş olduğunuz bir şeyi geri almak helal değildir. Meğer ki karı ve koca Allah'ın çizdiği sınırlara riayet edememekten korkalar. Şayet onların, ilahi sınırlara riayet edemeyeceklerinden korkarsanız zevcenin kurtulmak için bir şey vermesinde ikisi için de günah yoktur..." (el-Bakara, 2/229) buyurarak muhalaa yoluyla boşanmayı meşru kılmıştır.

    Boşamaya ehil olan erkekle boşanmaya ehil olan kadın, aynı zamanda muhalaaya da ehildir. Cumhura göre, muhalaa, kadının istediği üzerine kocasıyla karşılıklı anlaşmaya bağlıdır ve anlaşma gerçekleşince neticesi de meydana gelir. Buna karşılık Hasan Basrî ile İbn Şîrîn boşanmanın meydana gelmesi için hakimin hükmünü şart koşmuşlardır.

    Tefviz-i Talâk:

    İslâm hukukunda, boşama hakkı prensip olarak kocaya tanınmıştır. Bazı durumlarda kadının talebi üzerine hâkimin de evliliğe son vermesi mümkündür. Mahkemede boşanma sebebi olabilen haller mezhepler arasında ihtilaflı olmakla birlikte, hastalık ve kusur, kocanın nafakayı kesmesi, kayıplık ve hakem yoluna başvurulmuş olması bunlar arasında sayılabilir. Koca, hanımını mahkemeye başvurmadan bizzat boşayabileceği gibi, vekil aracılığı ile de boşayabilir. Yetkili kılınan vekil, hanım da olabilir. Koca boşama yetkisini bizzat eşine vermişse, bu yetki vermeye "tefviz" karısına da "mufavvaza" denir. Böylece tefviz, kocanın boşama yetkisini karısına vermesi, diye belirlenebilir. Bu vekâleten farklı bir tasarruf olup, bundan kocanın rücû etmesi mümkün değildir.

    Tefviz-i talâk'ın dayandığı deliller. Kitap ve sünnettir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Ey Peygamber, zevcelerine de ki: Eğer siz dünya hayatını ve onun zinet ve ihtişamını arzu ediyorsanız, gelin size boşanma bedellerini vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim. Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız şüphe yok ki, Allah, içinizde güzel hareket edenler için büyük bir mükafat hazırlamıştır." (Ahzâb, 33/28-29). Bu ayet, Hz. Peygamber'in zevcelerinin onda olmayan bazı zinet ve eşyayı istemeleri üzerine nâzil olmuştur. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre, karıların dünyayı tercihinden maksat boşanmayı istemeleridir. Bu Ayet inince Allah'ın elçisi, hanımlarını muhayyer bıraktı, dileyen kalır, isteyen de boşanabilirdi. Ancak ayetin hükmü karsısında Hz. Peygamberin pâk zevceleri çok üzülmüş ve hepsi onu tercih etmişlerdir.

    Hz. Âîşe (r.a)'den rivâyete göre şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.s) bizi muhayyer bıraktı ve biz Allah'ı ve Resulunü tercih ettik. Bu muhayyerlik bizim aleyhimize bir hüküm meydana getirmedi." Diğer bir rivâyette ise "Resulullah bunu bir boşama olarak saymadı" demiştir (Buhârı, IX, 302). Bu hadis, kadın boşama yetkisine sahip olduktan sonra, kocasını değil de kendi nefsini tercih ederse, bunun bir boşama sayılacağına delâlet eder.

    Koca, karısına boşanma yetkisini, başlangıçta nikâh akdi sırasında verebilir. Kadın, erkeğe, "Bir boşama hakkı elimde olmak üzere seninle evlendim" dese, erkek de "O şekilde seni karılığa kabul ettim" diye kabulde bulununca tefviz gerçekleşir. Evliliğin devamı sırasında da kadına boşanma yetkisi verebilir.

    Ancak şunu da belirtelim ki, erkekle kadını, boşanmada eşit duruma getiren tefviz-i talâk hakkı, uygulamada pek az görülmüştür. Müslüman kadın, bilinçlenip diğer haklarına sahip çıkarken tefviz-i talâk hakkını da gözden uzak tutmamalıdır. Bu hakkı evliliğin eşiğindeki gençlerin düşünmesi ve ilerisini görerek sahip çıkması bazı güçlükler doğurabilir. Daha işin başında, bunun evlenecek erkekle pazarlık konusu yapılması, müstakbel eşlerin birbirine güvensizliği anlamına gelebilir. Bu nedenle, konunun genel bir hak olarak ele alınması ve nikah akdi ile birlikte doğan bir prosedüre bağlanması daha uygudur.

    Hakim Kararıyla Boşanma (Tefrik):

    İslâm hukukunda boşama, prensip olarak kocanın tek yanlı iradesiyle ve mahkeme kararına gerek olmaksızın meydana gelir. Koca, bizzat boşayabileceği gibi, vekil aracılığı ile de boşanabilir, ya da karısına boşama yetkisi (tefviz) verebilir. Ancak bazı boşanma sebepleri ortaya çıkınca, kadının da mahkemeye başvurarak evliliğe son verdirmesi mümkündür. Evliliğin bu şekilde sona erdirilmesine "tefrik" denir. Bu boşanma sebeplerini dört maddede toplayabiliriz. 1- Hastalık ve kusur, 2- Nafakayı kesmek, 3- Kayıplık, 4- Şiddetli geçimsizlik ve pek fena muâmeleler.

    1- Hastalık ve kusur: Evlilik akdi sırasında mevcut olan veya daha sonra meydana gelen bazı hastalık ve kusurlar nedeniyle karının boşama davası açma hakkı vardır. Kocanın mahkemeye başvurmadan evliliğe son verme imkânı her zaman bulunduğu için, bu durumda onun dava açma hakkı söz konusu olmaz. Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf'a göre, kadına boşanma için hâkime başvurma imkânı veren kusurlar beş tanedir. Kocanın iktidarsız (innin) olması, husyelerinin çıkarılmış bulunması, cinsiyet uzvunun kesik olması, onun büyü, sihir vb. etkilere bağlı olması, erkeğin cinsiyetinin erkek mi, kadın mu olduğunun belirli olmaması.

    Ancak, bu kusur ve hastalıklar bilinerek evlenilmişse, artık bunlara dayanarak boşama talebinde bulunamayacağı konusunda görüş birliği vardır.

    2- Nafakayı kesmek: Bir erkek, hanımının maişetini sağlamakla yükümlüdür. Koca, bunu kendiliğinden sağlarsa mesele kalmaz. Aksi halde kadının başvurusu üzerine hâkim nafakaya hükmeder. Ancak koca fakir olur ve hâkimin hükmettiği nafakayı ödeyecek malı bulunmazsa durum ne olur? Acaba kadın buna dayanarak boşanma davası açabilir mi? Bu konuda iki görüş vardır.

    a- Ebû Hanîfe'ye göre, bu sebebe dayanarak hâkimin boşamaya karar vermesi caiz değildir. Kadının sabretmesi, gerekirse kocasının izni ile çalışması ve kocasının nafakayı borçlanması gerekir. Kadın borçlanma yoluyla da nafakayı temin edemezse, kocası ölseydi ona kim nafaka verecek idiyse, ondan alır. Bunlar sonradan kocaya rücu ederler. Delil şu ayettir. "Eğer borçlu darlık içinde ise, o halde ona genişlik vaktine kadar mühlet vermek vardır" (el-Bakara, 2/280).

    b- İmam Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b. Hanbel'e göre, kadın bu sebeple boşanma davası açabilir. Delili şu ayettir: "Siz kadınları cayılabilir (ric'ı) talâkla boşadığınız zaman, iddetlerini bitirmeye yakın, onları ya iyilikle tutun veya iyilikle boşayın. Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın" (el-Bakara, 2/231). Bu ayet, nafakası temin edilmeyen kadının zorla nikâh altında tutulamayacağını ifade etmektedir (eş-Şirazî, el-Mühezzeb, I, 174, 175).

    1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesi bu konuyu Ebû Hanife'nin görüşüne uygun olarak düzenlemiştir.

    3- Kayıplık: Bulunduğu yer ve hayatta olup olmadığı bilinmeyen kimseye "mefkûd" denir. Hayatta olduğu halde evine gelmeyen kimseye de "gaib" denir.

    Ebû Hanîfe ve Şâfi'ye göre mefkûdun ölümüne hükmetmek için, karısı ve malı için akranlarının hayatı kadar bir süre beklemek gerekir. Böyle bir karar evliliğini de sona erdirir. Gâiblik hâlinde ise, boşanma davası açma hakkı bulunmaz.

    İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel'e göre hâkim, kocanın yeri bilinmez ve üzerinden bir yıl da geçmiş bulunursa, kadının isteği üzerine evliliğe son verir. Yeri bilinen gâib kocaya ise ihtar eder ve eve dönmesi için makul bir süre tanır. Bu süre geçtiği halde dönmezse evliliğe son verir.

    4- Şiddetli geçimsizlik ve kötü muamele:

    Koca, eşine karşı iyi davranmaz ve zulme varan muâmelelerde bulunursa, karı hâkime başvurarak boşanma dâvası açabilir mi? Prensip olarak karı, kocanın zulmünü önlemek için her zaman mahkemeye başvurabilir. Hâkim zulmünü önler ve ona karısına iyi muâmele etmesi için nasiatte bulunur. Geçimsizlik her iki eşten olabilir. Mağdur olan eş, hakem yoluna başvurabilir.

    Hakem yoluyla boşanma:

    Anlaşmazlığa düşen kimselerin arasını bulmak üzere görevlendirilen kimseye "hakem" denir. Hakem kararlarının uygulanması genellikle tarafların rızasına bağlıdır. Hâkim kararı ise zorla uygulanır. Hakem muamelatın pek çok konularında söz konusu olabilir. İslâm aile hukukunda daha çok eşlerin birbiriyle anlaşamaması halinde başvurulan bir yoldur.

    İslâmda karı-koca birbirine iyi davranmak ve iyi niyet kurallarına uymak zorundadır (en-Nisâ, 4/19), Geçimsizlik halinde erkeğin karısına öğütte bulunması, onu yatağında bir süre yalnız bırakması veya te'dîpte bulunması hakkı vardır (en-Nisâ, 4/34). Kocanın eşine iyi davranmaması hâlinde, onun zulmünü önlemek için her zaman mahkemeye başvurma hakkı vardır. Hâkim haksızlığı önler, karısına karşı iyi muâmele etmesini kocaya emreder ve öğütte bulunur. Tekerrür hâlinde hâkim onu cezalandırır. Geçimsizlik kimi zaman her iki eşten kaynaklanabilir. Mağdur olan eş hâkime başvurarak hakem yolu ile ara bulma veya boşanma isteğinde bulunabilir.

    Hakem tayini ile ilgili ayette şöyle buyurulur:

    "Eğer karı ile kocanın aralarının açılmasından korkarsınız, o vakit kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar, barıştırmak isterlerse, Allah aralarındaki dargınlık yerine geçime, onları uyuşmaya muvaffak buyurur" (en-Nisâ, 4/35). Bu ayette hitap hâkimleredir. Koca, geçimi sağlamaya muvaffak olamamışsa, eşlerden birinin hâkime başvurarak hakem tayinini talep etmek hakkı doğar.

    Hakemlerin eşlerin hısımlarından olması daha uygundur. Çünkü eşleri iyi tanır, geçimsizlik sebeplerini bilir ve ara bulmaları daha kolay olur. Fakat hâkimin, hakemleri yabancı kişilerden seçmesi de mümkündür (Alûsî, Rûhu'l-Beyân, V, 26).

    Ebû Hanîfe ve Ahmed b. Hanbel'e göre, eşler özel yetki vermedikçe hakemler boşamaya karar veremez. Çünkü onlar vekil durumunda olup verilen yetki dışına çıkamazlar. Ayette hakemlerin yetkisi ise "ıslâh"tan ibarettir. Ancak eşler hakemlere özel yetki vermişse, bu takdirde boşamaları mümkündür. Evlilik düzeninin bozulmasında kusurlu olan eşin özel yetki vermek istemeyeceği açıktır.

    İmam Şâfiî'nin bu konuda iki görüşü vardır. İlk görüşü Hanefiler gibidir. İkinci görüşüne göre ise, ayetteki hakem, hâkim demektir. Hâkim kendine gelen davayı tarafların rızası olmasa da hükme bağlama yetkisine sahiptir (es-Sâbûn, Tefsru Âyâti'l-Ahkâm, I, 472).

    Hakem yolu ile boşanma da tefvîz-i talâkta (kadına boşama hakkı vermek) olduğu gibi, erkekle kadını boşanmada eşit duruma getiren haklardandır. Ancak bu usûl, Osmanlı İmparatorluğu uygulamasında geniş yer bulamamıştır. Çünkü hâkimler, başvuru hâlinde arabuluculuk (ıslâh) görevini kendileri yapıyorlardı. Hâkem usûlü, boşama değil arabulma müessesesi olarak yaygınlaşmıştı (eş-Şirâz, el-Mühezzeb, II, 74; er-Remlî, Nihâye, VI, 44).

    1917 tarihli Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnâmesi hakem usûlünü geçimsizlikte kusur prensibinden hareketle Mâlikî mezhebine göre düzenlemiştir. Konuya ilişkin 130. madde şöyledir: "Karı koca arasında anlaşmazlık ve geçimsizlik meydana gelip de taraflardan biri hâkeme başvurursa, hâkim iki tarafın ailelerinden birer hakem tayin eder. Bir veya iki taraf ailesinden hakem tayin olunacak kimse bulunamaz veya bulunup ta hakem olacak vasıflara hâiz olmazsa hariçten münasiplerini tayin eder. Bu sûretle teşekkül eden aile meclisi tarafların iddia ve savunmalarını inceleyerek aralarını ıslâha çalışır. Bu mümkün olmadığı taktirde kusur kocada ise aralarını tefrik eder. Kusur karıda ise mehrin tamamı veya bir kısmı üzerine muhalaa eyler. Hakemler ittifak edemezlerse hâkim gerekli vasıfları haiz diğer bir hakem heyeti veya taraflara akrabalığı olmayan üçüncü bir hakem tayin eder. Hakemlerin vereceği hüküm kesin olup itiraz edilemez. " Aynı kararnâmenin 131. maddesinde; yukarıdaki usûle göre olan boşanmanın bir bâin talâk sayılacağı ve usûlüne göre tescil edileceği belirtilir.

    Eşlerin hakem kararına itiraz edememesi, bu hükmün şahitliğe değil, geçimsizlik sebepleri incelendikten sonra hakemlerin takdirine dayanması ile açıklanır (Hukuk-ı Âile Kararnâmesi 130. madde esbâb-ı mucibe layihası, Cerîde-i ilmiye, yıl: 4, sayı: 34, s. 1021 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, İstanbul 1983, s. 398-400).


    Hamdi DÖNDÜREN

  3. #3
    I'm Muslım Don't Panıc Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli Baktabul'un Çılgını Kahramankentli - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu Yer
    'de Sütçü İmamlar var // Sen Bilirmisin Sütçü İmam'ı? VATAN; 46!
    Mesajlar
    10.105
    Blog Yazıları
    41
    Tecrübe Puanı
    107375015

    Tanımlı Ce: Benim Başka Bir İnsanla Evlenmem İçin Bana Boş Ol Demesi Mi Lağzım ?

    Soru:
    Aklıma takılan bir konu var ve bunu size kısaca sormaya çalışacağım.
    Dinimizce bir evli çift üç kez boşandıktan sonra kadın ancak başka bir erkekle evlenirse ve daha sonra boşanırsa eski eşiyle tekrar evlenebiliyor. Bu durum benim biraz aklımı karıştırıyor ve sebebini anlamakta güçlük çekiyorum
    Eğer mümkünse ve vaktiniz müsade ettiği ölçüde cevap yazarsanız çok sevinirim.


    Cevap:
    Aile kurumu insan ferdi ve cemiyeti bakımından çok önemli bir kurumdur. Bu önemli fonksiyonunu yerine getirebilmesi için de istikrarlı, huzurlu, mutlu olmaya elverişli olması gerekir. Geçimsizliğin, kavganın, gerginliğin, ayrılıp ayrılıp yeniden birleşmenin süregeldiği bir aile düşünelim, bu ailenin iki tarafı da mutlu ve huzurlu olamaz, olamayınca dünya ve ahirete yönelik faaliyetlerinde de verimli ve başarılı olamazlar. Kafalarında daima "ben ne olacağım, biz ne olacağız..." sorusu bulunur. Çocuklara gelelim; onlar da mutlu, huzurlu ve başarılı olamazlar, aile kurumunun saygınlığı, aile yuvasının en sıcak, en güvenli yuva olduğu konularında yanlış bilgi, olumsuz duygu ve şuur edinirler. Bu sebeple İslam, evlilik birliğini, başka dinlerde ve hukuk sistemlerinde olduğu gibi, şartlar ne olursa olsun devam edecek veya eşya alımı gibi kutsallığı ve saygınlığı bulunmayacak bir akit olarak telakki etmemiş, orta bir yol tutmuştur. Boşanma Allah'ın sevmediği bir tasarruftur, bu sebeple boşamadan önce sabırla ve ısrarla devam etmeyi denemek gerekir. Ancak iki tarafın veya tek tarafın olanca gayretine rağmen evlilik birliğinin, yukarda işaret edilen fonksiyonu yerine getirerek devam etmesi mümkün görülmediği, bu kanaat hasıl olduğu zaman da ayrılma meşru olacaktır. Denemenin bir boyutu da, geri dönüş mümkün olacak şekilde boşanmadır. Böyle bir boşanma sonunda da iddet dolunca (kadının bir başkasıyla evlenmesi yasak olan süre geçince) kadın, önceki kocasıyla evlenmek mecburiyetinde değildir, onunla olduğu gibi başka biriyle de evlenebilir. Diyelim ki bir başkasıyla evlendi, bununla da sürdüremedi veya bu kocası öldü, şimdi isterse eski kocasıyla yeniden, istemezse başkasıyla evlenebilir. Geri dönüşü mümkün olmayan boşama, üç ayrı zamanda (kadın âdet görüp temizlendikçe cinsel temas yapmadan üç ayrı ay içinde) yapılan üç boşamadır. Bir ay (temiz hal) içinde birden fazla boşama bir boşama olarak değerlendirilir. Ailenin istikrarını koruyabilmek için "boşanıp boşanıp yeniden evlenmeyi zorlaştırarak sınırlayan bir tedbir zorunlu olmaktadır. İşte bu tedbir, üçüncü kez boşamadan sonra, aynı çiftin yeniden evlenmesini yasaklamaktır. Bu yasak da ebedi değildir; bir başkası ile aile kurup yaşamak üzere evlenip sonra geçimsizlik yüzünden veya başka sebeplerle ayrılan kadın -kendisini vaktiyle üç kere boşamış olan- eski kocasıyla isterlerse evlenebilecektir; çünkü muhtemelen çocukları vardır, ayrılığın doğurduğu problemler olmuştur. Yalnızca beklemek değil, bir başka ciddi ve samimi evlilik yaparak deneyimi geliştirmek, insanlar tanımak, evlilik birliğini koruma ve aksaklıklara tahammül etme gücünü arttırmış olabilir. İşte bu vb. gerekçelerle, öyle bir deneyimden sonra yine geçimsizlik, yine boşanma veya ölüm olur da eski eşle yeniden bir deneme yapma ihtiyaç ve isteği bulunursa buna izin ve imkan verilmiştir.
    Tarihte ve günümüzde hülle diye meşhur olan, fakat meşru olmayan, İslam'a aykırı olduğu halde ona yamanan bir uygulama vardır. Buna göre, çoğu kez geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde boşama gerçekleşmediği halde önce karının -bir başka kocaya varmadıkça- eski kocası ile yeniden evlenemeyeceğine fetva verilmekte, sonra bunu sağlamak için bir geçici koca (hülleci) bulunmakta, bununla bir evlenme akdi yapılarak kadınla cinsel temas yapması sağlanmakta, sonra -bazan zor kullanarak- hüllecinin kadın boşaması temin edilmekte, zorunlu süre beklendikten sonra -hatta cehalet yüzünden bazan süre de beklenmeden- eski kocaya nikahlanmaktadır. Bu uygulamanın İslam'a aykırı, iğrenç ve çirkin tarafların sıralayalım:
    a) Bir kadın boşanınca âdet görüyorsa üç âdet görüp temizleninceye kadar beklemesi (iddet) gerekir, beklemeden başka bir kocaya varamaz. Kocası ölen kadının iddeti ise dört ay on gündür.
    b) Geçici evlilik yapmak haramdır. Hülle evliliğinde taraflar, akit yaparken söylemeseler bile daha önce bu evliliğin geçici olduğu, birleştikten sonra boşama yapılacağı üzerinde anlaşmaktadırlar.
    c) Peygamberimiz, aile kurmak için değil de, boşanmış kadının eski kocası ile evlenmesini sağlamak için nikah yapan erkeğe "kiralık teke" adını vermiş ve bunu yapanlara lanet okumuştur.
    d) Hülleci, ortada geçerli bir sebep bulunmadığı halde karısın boşamakta, Allah'ın sevmediği bir şey yapmaktadır.
    Hüllecilik İslam'a aykırıdır, üç ayrı zamanda, geçerli bir şekilde boşanmış bir kadının, aynı koca ile dördüncü kez evlenmesi caiz değildir.
    Yukarda açıklanan gerekçelere dayalı olarak, üç kere boşanmış, iddetini doldurmuş, samimi ve ciddi olarak (aile kurup yaşamak amacıyla) başka birisiyle evlenmiş, ama bu evliliği de sürdüremediği için boşanmış veya bu ikinci kocası ölmüş bir kadın, yine iddetini doldurduktan sonra eski kocası ve muhtemelen çocuklarının da babası olan adamla isterlerse yeniden evlenebilirler. Geçirilen bunca tecrübe bu ikinci evliliğin sürekli olmasına yardımcı olabilir.

    HTML Code:
    Kaynak: http://www.hayrettinkaraman.net/sc/00088.htm


+ Konu Cevapla

Benzer Konular

  1. Bana Kısa bir efsane lağzım
    By Kayıtsız in forum Sorun Cevaplayalım
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03-31-2011, 17:52
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-06-2008, 19:34
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-26-2008, 18:10
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-08-2008, 19:04
  5. Evlenmem-Mahsun Kırmızıgül(Evlenmem şarkı sözü)
    By XxCANISIxX in forum Türkçe Şarkı Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-14-2008, 15:56

Etiketler

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375