TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİ


Mıstık ile Selo köy meydanında karşılaşır. Tokalaşıp sarılırlar.
SELO : Ooo! Nassın? Bugünnede heç görünmeyon, Coluk Cocuh nassı?
MISTIFA : Eyiyim, eyiyim Selo. Napalım, iş güç uğreşiyoz
SELO: Duydun mu? Kömüze durizle gelyomuş.
MISTIFA : Duydum duydum ağa. Bak bi yo Engilterecen gonuşma bilem hazır eddim.
SELO : Ooo! Beg gözel emisin. Eyi eyi. Höle bir dolaşıverelim.
(Biraz yürürler, karşıdan turistler gelir.)
MISTIFA : Abooo! Bag iki dene denişik insan geliyo. Buna begledimiz durizle oomasın aceb?
SELO : Telaş eme. Ben de yazılı gonuşma va ya. Eee işi bilecen duriz dimeg yeşil para dimeg.
MISTIFA : Doru sölüyon ağam. Hemi de beg doru.
JOHN : Hello, What is this ( Mıstık’ın şalvarını gösterir.
MISTIFA : Şincik bag ni didi? “Sizin diziniz va mı ?” didi (John’a dönerek) ağam biz meşhur muyuk dizimiz ossun? Sen bizi garışdıdın herhal?
JOHN : Yes yes’ Thank you, thank you.
SELO : Buna savaşın tankla yapılceni bilyola, bag sana sölüyola.
MISTIFA : Eee, dabi onna cahal deel. Öle ossa bura gelile mi?
JOHN : (Shakira’ya dönerek) What time is it?
SHAKİRA : (Saatine bakarak) It’s two a clock (Bunu söylerken Selo ve Mıstıfa konuşmaya başlar.)
SELO : Annaaaa! Bu Şakir Ağa didi bu gıza. Ekek ismi amma bi bildigleri vadır herhal. Aceb nirenin ağası. Önemli şahsiyet görüyon mu? Möhüm insan.
JOHN : Biz gitmek istemek. Tarihî yer görmek.
SELO : Mıstıfa Ağa, bu gidmeg isteyo herhal?
MISTIFA : Bizim eve götürelim ozman. Bizim ev bubadan hatta Ozmanlıdan gamla evdir. Soymuz, sülalemiz möhüm insan.
SELO : Hayda gidelim ozman sizin eve
MISTIFA : Hadi gidek. Hem Engilterecen öreniriz hem de Türk misafirperverliğini gösteririz. Emme bunarı gızdırmecen haaa!
SHAKİRA : I’m hungry.
SELO : Bu bi şee didi hangır mangır. Ni dimeg bu? Sen bilyon mu Mıstıfağa?
MISTIFA : Elimdeki kada bi bakem. Oda ne deyo (Kağıda bakar.) Haaa! Acıgmış buna. Hangır mangır dimeg delmiş bu? İykim hazırlamışım bu kadı.
SELO : Çok oyalandık Zati sizin eve gidmeceg miydik?
MISTIFA : Yörü yörü, gidek.
(Eve giderler. Evde Mıstıfa’nın karısı ekmek yapmaktadır.)
MISTIFA : Hanım, hanım! Bag eve gimleri getidim? Bag göryon mu? Duriz getidim, duriz. Bu müsafileri beg gözel ağarlayalım. Türk misafirperverliğini göstürelim.
FADİME : Ooo! Bey, beg eyi emisin hoş gemişle, Emen bi debsisi bişmiş idi. Şincik onu geiriverem. Yanına da souk bi ayran yapıvedim mi tamam.
MISTIFA : Hadi goş gap ge ozman. Zati bunarın garnı acıgmış. (Turistlere dönüp yemek yeme işareti yaparak.) yemeg gelyo, yemeg.
(Fadime çıkar.)
SELO : Bagın şinci. Burada y,ceniz, işceniz, yadcanız. Otele goyvemecez size.
MISTIFA : Öle bi gice galmag da yok. Hem her yeri gezdircez ( bu arada Fadime’ye bağırır.) Hanım! Nir de galdın? Gapıp ge şu emegleri. (Ekmekler gelir. Ayranlar içilir. Turistler beğendiklerini gösteren işaretler yaparlar.)
FADİME : Ooo bey beğendile. Daa istiyonuz mu?
SELO : Fadime yenge, Hunlara bi gayfe yapıve de Türk gayfesi nassı olumuş bi gösünne
SHAKİRA : Ben var uyumak istemek (Eliyle gösterek söyler.)
MISTIFA : Anna tühh! Biz heç düşünemedig bunarın uyumak istediğini.
SELO : Doru sölüyon ağam. İşte bi kusur eddig.
MISTIFA (Turistlere) : Biz şincik size yatag sirelim. Siz eccik beklen e mi? Hadi Selo, Biz bunnara yatag sirelim. Sen de bene yardım et bakem.
SELO : Olu ağam, gelyom.
(Sahneden çıkarlar, Shakira ve John yalnız…)
ZEYNEP : İyi ki İngilizce’yi öğrenmişiz Ertan.
ERTAN : Benim fikrim nasıldı ama Zeynep?
ZEYNEP : Evet, sayende birkaç gün bedavadan tatil yapacağız. Oh be dünya varmış!!!
Mıstık ile Selo köy meydanında karşılaşır. Tokalaşıp sarılırlar.
SELO : Ooo! Nassın? Bugünnede heç görünmeyon, Coluk Cocuh nassı?
MISTIFA : Eyiyim, eyiyim Selo. Napalım, iş güç uğreşiyoz
SELO: Duydun mu? Kömüze durizle gelyomuş.
MISTIFA : Duydum duydum ağa. Bak bi yo Engilterecen gonuşma bilem hazır eddim.
SELO : Ooo! Beg gözel emisin. Eyi eyi. Höle bir dolaşıverelim.
(Biraz yürürler, karşıdan turistler gelir.)
MISTIFA : Abooo! Bag iki dene denişik insan geliyo. Buna begledimiz durizle oomasın aceb?
SELO : Telaş eme. Ben de yazılı gonuşma va ya. Eee işi bilecen duriz dimeg yeşil para dimeg.
MISTIFA : Doru sölüyon ağam. Hemi de beg doru.
JOHN : Hello, What is this ( Mıstık’ın şalvarını gösterir.
MISTIFA : Şincik bag ni didi? “Sizin diziniz va mı ?” didi (John’a dönerek) ağam biz meşhur muyuk dizimiz ossun? Sen bizi garışdıdın herhal?
JOHN : Yes yes’ Thank you, thank you.
SELO : Buna savaşın tankla yapılceni bilyola, bag sana sölüyola.
MISTIFA : Eee, dabi onna cahal deel. Öle ossa bura gelile mi?
JOHN : (Shakira’ya dönerek) What time is it?
SHAKİRA : (Saatine bakarak) It’s two a clock (Bunu söylerken Selo ve Mıstıfa konuşmaya başlar.)
SELO : Annaaaa! Bu Şakir Ağa didi bu gıza. Ekek ismi amma bi bildigleri vadır herhal. Aceb nirenin ağası. Önemli şahsiyet görüyon mu? Möhüm insan.
JOHN : Biz gitmek istemek. Tarihî yer görmek.
SELO : Mıstıfa Ağa, bu gidmeg isteyo herhal?
MISTIFA : Bizim eve götürelim ozman. Bizim ev bubadan hatta Ozmanlıdan gamla evdir. Soymuz, sülalemiz möhüm insan.
SELO : Hayda gidelim ozman sizin eve
MISTIFA : Hadi gidek. Hem Engilterecen öreniriz hem de Türk misafirperverliğini gösteririz. Emme bunarı gızdırmecen haaa!
SHAKİRA : I’m hungry.
SELO : Bu bi şee didi hangır mangır. Ni dimeg bu? Sen bilyon mu Mıstıfağa?
MISTIFA : Elimdeki kada bi bakem. Oda ne deyo (Kağıda bakar.) Haaa! Acıgmış buna. Hangır mangır dimeg delmiş bu? İykim hazırlamışım bu kadı.
SELO : Çok oyalandık Zati sizin eve gidmeceg miydik?
MISTIFA : Yörü yörü, gidek.
(Eve giderler. Evde Mıstıfa’nın karısı ekmek yapmaktadır.)
MISTIFA : Hanım, hanım! Bag eve gimleri getidim? Bag göryon mu? Duriz getidim, duriz. Bu müsafileri beg gözel ağarlayalım. Türk misafirperverliğini göstürelim.
FADİME : Ooo! Bey, beg eyi emisin hoş gemişle, Emen bi debsisi bişmiş idi. Şincik onu geiriverem. Yanına da souk bi ayran yapıvedim mi tamam.
MISTIFA : Hadi goş gap ge ozman. Zati bunarın garnı acıgmış. (Turistlere dönüp yemek yeme işareti yaparak.) yemeg gelyo, yemeg.
(Fadime çıkar.)
SELO : Bagın şinci. Burada y,ceniz, işceniz, yadcanız. Otele goyvemecez size.
MISTIFA : Öle bi gice galmag da yok. Hem her yeri gezdircez ( bu arada Fadime’ye bağırır.) Hanım! Nir de galdın? Gapıp ge şu emegleri. (Ekmekler gelir. Ayranlar içilir. Turistler beğendiklerini gösteren işaretler yaparlar.)
FADİME : Ooo bey beğendile. Daa istiyonuz mu?
SELO : Fadime yenge, Hunlara bi gayfe yapıve de Türk gayfesi nassı olumuş bi gösünne
SHAKİRA : Ben var uyumak istemek (Eliyle gösterek söyler.)
MISTIFA : Anna tühh! Biz heç düşünemedig bunarın uyumak istediğini.
SELO : Doru sölüyon ağam. İşte bi kusur eddig.
MISTIFA (Turistlere) : Biz şincik size yatag sirelim. Siz eccik beklen e mi? Hadi Selo, Biz bunnara yatag sirelim. Sen de bene yardım et bakem.
SELO : Olu ağam, gelyom.
(Sahneden çıkarlar, Shakira ve John yalnız…)
ZEYNEP : İyi ki İngilizce’yi öğrenmişiz Ertan.
ERTAN : Benim fikrim nasıldı ama Zeynep?
ZEYNEP : Evet, sayende birkaç gün bedavadan tatil yapacağız. Oh be dünya varmış!!!

alıntı