Yayla Turizmi - Yayla Turizmi nedir - Yayla Turizmi hakkinda

Yayla turizmi denilince akla ilk önce Trabzon, Rize ve Artvin gelir. Oysa ünlü yaylalara sahip olan Orta Karadeniz Bölgesi de turizme açılmayı bekliyor. Samsun Turizmciler Derneği Başkanı Mustafa Yavuz, Orta Karadeniz Bölgesi’nde turizme açılmayı bekleyen nitelikli yaylaların bulunduğunu, yayla turizminin Doğu Karadeniz Bölgesi ile sınırlı kaldığını, buna alternatiflerin eklenmesi gerektiğini söyledi. Yayla turizmine özellikle yerli turistlerin ilgi gösterdiğini belirten Yavuz, genellikle sıcak bölgelerde yaşayan vatandaşların, tatillerini serin bir bölgede geçirmek için yaylaları tercih ettiklerini kaydetti.

“İnsanları buraya çekmeliyiz”
Karadeniz Bölgesi’ne gelen yabancı turist sayısının kısıtlı olduğuna da dikkat çeken Yavuz, buna sebep olarak ise yurt dışında yeterli tanıtım yapılamamasını ve bölgedeki tesislerin yetersizliğini gösterdi. Yurt dışındaki tur operatörlerinin talep olmadığı için Karadeniz Bölgesi’ni genellikle listelerinden çıkarmak zorunda kaldıklarını dile getiren Yavuz, “Karadeniz’i fiyat olarak ucuzlatarak, güzel tesisler yaparak, uzun vadeli fedakarca yatırımlar yaparak insanları buraya çekmeliyiz” dedi.

“Görülmeye değer”
Türkiye’ye kültür turizmi için gelmek isteyen yabancıların bulunduğunu, bunların uygun fiyat alternatifleri ile Anadolu’ya yönlendirilmesi gerektiğini belirten Yavuz, Orta Karadeniz Bölgesi’nin de görülmeye değer olduğunu söyledi. Yavuz şöyle konuştu: ‘’Yayla denilince akla önce Trabzon, Rize ve Artvin yaylaları geliyor. Oysa Orta Karadeniz Bölgesi’nde de turizme açılmayı bekleyen nitelikli yaylalar var. Örneğin Samsun’un hemen yanı başında ve ulaşımı kolay olan Kunduz, Kocadağ, Alçakbel yaylaları, Ordu’nun sahip olduğu birbirinden güzel yaylalar var. Ancak buralarda yatırım yapılmadığı, tesis olmadığı için yayla turizmi de söz konusu olmuyor.’’

“Devlet yol gösterici olsun”

Bölge insanının kendi memleketlerinde turizm yatırımı yapmaktan kaçındığını söyleyen Yavuz, devletin yol gösterici olmasını istedi. Yavuz şöyle konuştu: ‘’Biz devletten yaylalara tesis yapmasını beklemiyoruz, ancak alt yapıyı hazırlayıp, yol gösterici olmasını istiyoruz. ‘Gelin buraya yatırım yapın, biz buranın alt yapısını hazırladık, yolunu yaptık, elektriğini getirdik, burada iki katlı, üç katlı doğaya uygun, şu ihtiyaçlara cevap verecek tesisler yapın’ demesini bekliyoruz.’’
Yaylalar turistini bekliyor
İklimi sebebiyle deniz ve güneş turizmi açısından tercih edilmeyen Doğu Karadeniz, bozulmamış tabii yapısı, rafting ve trekking parkurları, yaylaları, boğa güreşleri ve tarihi eserleriyle alternatif turizm arayışında olanlara birçok seçenek sunuyor. Tatilini tarihi ve kültürel mekanları gezerek geçirmek isteyenler için Trabzon’da ilk akla gelen mekan ise dünyaca ünlü Sümela Manastırı. Varlığını 13. yüzyıldan itibaren sürdüren manastır, yerli ve yabancı turistlerin ilk ziyaret ettiği mekanların başında yer alıyor. Atatürk’ün 1934 ve 1937 yıllarında Trabzon’u ziyaretinde konakladığı çam korusu içindeki Atatürk Köşkü ise Trabzon Belediyesince dekore edilerek müze haline getirilmiş. Müze her yıl binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Bununla birlikte şehir merkezindeki Ayasofya ve Trabzon müzeleri de gezilmesi gereken mekanlar arasında.

Uzungöl’de su sporları
Tatilini sporlarla geçirmek isteyenler için ise dünyaca ünlü Uzungöl eşsiz imkanlar sunuyor. Trabzon’a 99, Çaykara ilçesine 19 kilometre uzaklıkta, deniz seviyesinden 1090 metre yükseklikte bulunan Uzungöl, yeşili, yöreye uygun tarzda yapılmış eski ahşap evleri, trekking, kuş gözlemciliği, botanik amaçlı turların yanı sıra, Şekersu, Demirkapı, Yaylaönü gibi yaylalara geziler düzenleme fırsatı da sağlıyor.Trabzon’un hemen hemen bütün ilçelerine bağlı yaylalarda trekking, hiking ve cip safari için uygun alanlar bulunuyor. Çeşitli turizm şirketleri tatilini bu yönde geçirmek isteyenler için tur programları düzenlerken, TEMA Vakfı Temsilciliği ile kentteki dağcılık kulüpleri de her hafta sonu gezi programları organize ediyor.

Rize’de Heliski
Rize ve yaylaları ise rafting, heliski, trekking, hiking ve dağcılıkla ilgilenenler ile kuş gözlemciliğine meraklı olanlar için eşsiz seçeneklere sahip. Debisi yüksek ve hızla akan bir dere olma özelliği taşıyan Fırtına Deresi, rafting için oldukça uygun. Ayrıca İkizdere ilçesindeki İyidere Deresi’nde de iki rafting parkuru bulunuyor. Rize’nin güney kesimindeki yaylalarda özellikle trekking, hiking, cip safari gibi etkinler düzenleniyor. Yeşilin binbir tonuyla dereler ve şelaleler arasında yapılan tabiat yürüyüşleri, günlük hayatın stresini atmak isteyenler için ideal.

Avrupalı dağcılar Kaçkar’a
Dağcılıkla ilgilenenlerin tercihleri arasında yer alan Kaçkar Dağları, geçen yıldan itibaren heliski tutkunlarının da tercihi haline geldi. Avrupa’dan heliski tutkunlarının geldiği Kaçkar Dağları, muhteşem manzaraları, buzulları, gölleri, ormanlarından sonra heliski sporuyla da adından söz ettirmeye başladı. Çamlıhemşin ilçesinin Ayder Yaylası, 3 bin metreyi aşan doruklar ve 2 bin metreye kadar yükselen ormanlarıyla göz kamaştırıyor. İkizdere ilçesine bağlı Anzer Yaylası, muhteşem doğası ve dünyaca ünlü Anzer balının yanı sıra çok sayıda endemik türde çiçeğe ev sahipliği yapıyor. Ayder Yaylası ve çevresindeki birçok yaylayı içine alan 550 hektarlık Kaçkar Milli Parkı ise sadece Doğu Karadeniz’de bulunan “dağ horozu” ve çengel boynuzlu dağ keçisinin yaşadığı yer olma özelliği taşıyor.

Gümüşhane’nin gölleri
Gümüşhane’nin 17 kilometre kuzeybatısında, Torul ilçesine bağlı Cebeli köyünde bulunan Karaca Mağarası’nın, toplam alanı 1500 metre kare, uzunluğu ise 105 metre. Mağarada, sarkıtlar, dikitler, sütunlar, bayrak şekilleri, org desenli duvarlar, mağara çiçekleri, mağara incileri, traverten havuzları ve traverten basamakları bulunuyor. Torul İlçesi Gülaçar Köyü sınırları içindeki Artabel Gölleri, gerek jeolojik ve jeomorfolojik gerekse flora ve fauna yönünden oldukça zengin değerlere sahip. Saha içinde yer alan 18 buzul krater gölü yer alıyor.

> Çoruh’ta rafting keyfi...
Çoruh Nehri, Türkiye’nin debisi en yüksek nehri olma özelliğiyle, yöreye her yıl rafting yapmak üzere gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Bayburt’tan başlayarak İspir ve Yusufeli güzergâhıyla Artvin’den geçen 260 kilometre uzunluğundaki nehirde, 4 farklı etapta rafting yapılabiliyor. Artvin’in Şavşat ilçesine 25 kilometre uzaklıkta bulunan Karagöl, yol güzergahındaki Meşeli ve Veliköy köylerindeki ahşap işlemeli geleneksel Şavşat evleri ve eşsiz manzarasıyla büyük şehirlerin yoğunluğundan bunalanlar için ideal mekanlardan biri. Artvin merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan Hatila Milli Parkı’nda, çadırla, karavanla ve belirli kapasitelere sahip bungalov tipi tesislerde konaklanabilir. Borçka ilçesine bağlı Camili (Macahel) yöresi UNESCO İnsan ve Biyosfer Programı koruma alanı içinde bulunuyor. Zengin endemik bitki türleri ve ormanları ile Kafkas arı ırkının gen merkezi olan doğa harikası bir yöre olan Camili, doğal yapısıyla bakir, korunması gereken peyzaj, eko sistemler, hayvan ve bitki türleri bakımından oldukça zengindir. Şavşat ilçesi, her yıl şubat ayında yapılan Karüstü Karakucak Güreşleri ile de yurt içi ve yurt dışında ilgi odağı haline geliyor.

Sıcaklar arttı yaylalar doldu
Deniz turizminin alternatiflerinden biri olan “yayla”ların ziyaretçileri her geçen gün artıyor. Yaz sıcaklarından bunalanlar artık soluğu yaylalarda alıyor. Yerlisinden, yabancısına, gurbetçisinden, çalışanına birçok insan tabiatla baş başa olmak ve yeşilin tadını mavi ile birlikte çıkarmak için Batı Karadeniz’den Doğu Karadeniz’e kadar bölgenin her yöresine akın ediyor. Gün geçtikçe cazibesi giderek artan bu yeni turizm dalı için de belediyelerin çalışmaları günden güne katlanarak devam ediyor. Konaklama, problem olmaktan çıkıyor. Bungalo ve kerpiçten gömme evler, ziyaretçilerin beklentilerini her geçen gün artarak karşılıyor. Yollar büyük bir hızla düzeltilerek asfaltlanıyor. Karadeniz yaylalarında düzenlenen şenliklerde, ünlü sanatçılar en beğenilen parçalarını seslendiriyor, kemençeciler de kıvrak seslerle, yerli ve yabancı tüm ziyaretçileri doyasıya eğlendiriyor. Dört mevsimin bir arada yaşandığı ülkemizde artık yayla turizmi tatilciler için yepyeni ve farklı bir tatil alternatifi oluyor...

Doğu Karadeniz'i yaylalar kurtaracak
Dağ ve yayla turizmine talebin artması, Doğu Karadenizli'nin umudu oldu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Araştırma Grubu ile 5 kişilik akademisyenler grubu tarafından hazırlanan raporda, yayla turizminin Doğu Karadeniz Bölgesinin kalkınmasında kaldıraç etkisi yapabileceği bildiriliyor. Raporda, bölgede yayla turizmini geliştirmenin sadece Turizm Bakanlığı'nın çabalarına bağlı kalmaması, bölgedeki belediyelerin, il özel idarelerinin, mesleki kuruluşların, seyahat acentalarının, hatta taksi şoförlerinin bu çabalarının 'mücadele' ruhu ile desteklemeleri gerektiğini belirtiliyor.


Raporda ayrıca, yayla turizminin çevreyi yoğun yapılaşma baskısı altında bırakmaması için çevre düzeni planları ve bunlara bağlı imar planlarına uyulması zorunluluğu da vurgulanıyor. Yaylalar için öngörülen çevre düzeni planlarının hedef ve ilkeleri arasında yerel halkın geleneksel yayla kullanımı ve yayla şenliklerinin engellenmemesi, yayla kültürünün şenliklerle tanıtılması yer alıyor.


Bugüne kadar Doğu Karadeniz bölgesinde 21 yayla turizm merkezi ilan edildi. Bunların 12'inde İller Bankası ile Turizm Bakanlığı tarafından çevre düzeni planları hazırlandı. Ayder, Kaçkar, Uzungöl turizm merkezlerinin imar planları da var. Rapor, gerek yayla turizmi projeleri, gerekse kırsal alan yerleşimleri için bölgenin doğal, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısı ile uyumlu ahşap yapıların tercih edilmesini öneriyor.

> İşte Karadeniz yaylaları
Sakarya; Doğancıl, Sogucak, Kırca, Kirpiyan, Keremali, Sultanpınar, Acelle, Dikmen, Düzce; Kocayayla, Torkul, Odayeri, Kardüz... Bolu; Değirmenözü, Sarıalan, Gölcük, Ardıçtepe, Üstyaka... Sinop; Güzfındık, Türkeli, Ayancık... Samsun; Ladik-Akdağ, Vezirköprü - Kunduz dağı... Ordu; Perşembe, Keyfalan, Çambaşı, Giresun; Bektaş, Sisdağı, Kulukkaya, Kazıkbeli, Kümbet... Gümüşhane; Şiran, Kalis, Tonya, Sazalanı, Trabzon; Kadırga, Sultanmurat, Uzungöl, Karadağ, Zigana, Hıdırnebi, Haçka, Lapazan, Çakırgöl, Mavura... Rize; Ayder, Anzer, Cimil, Cağırankaya, Ovit, Kavran... Artvin; Meşeli, Kurudere, Yığılı, Kapik, Çamlıca, Hanlıköy, Ballı, Yoncalı , Taşköprü, Meydancık, Keşoğlu, Dikme, Taşkınlık ve sayamadığımız birbirinden güzel daha birçok yayla...

Karadeniz Bölgesi'nde, Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) üyesi ülkelerden gelecek konuklar ile doğa sporu tutkunları, bu yıl önemli potansiyel oluşturacaklar. Trabzon'da 1749 yatak kapasiteli

20 konaklama tesisin yanı sıra, bu yıl 248 kapasiteli iki tesis daha hizmete girecek. İldeki tesislerde rezervasyonlar başlarken

geçen yıl gelen 104 bin Avrupalı, 181 bin BDT'li ve 265 bin yerli olmak üzere toplam 550 bin olan turist sayısında yarı yarıya artış bekleniyor.Kentte, belediye tarafından bazı otellerin odalarına Kuranıkerim konuldu. Sağlık Bakanlığı ile Almanya arasında yapılan teknik işbirliğiyle yürütülen ‘‘aile sağlığı projesi’’ çerçevesinde, otellere prezervatif otomatı yerleştirilmesine de yakında başlanacak. Karadeniz Bölgesi'nde yayla turizmi, doğa sporları, yamaç paraşütü, rafting ve tarihi yerler, önemli turizm potansiyeli oluşturuyor.

Rize'de, yaz turizmi faaliyetleri devam ediyor. ‘‘Uzaylı’’ olduğu öne sürülen Sürmeneli Meyveş Nine adına anıt yaptırmak için, eylül ayında, çok sayıda UFO meraklısının ilçeye gelmesi bekleniyor.

Samsun'da, turistik işletme belgeli 6 tesisin yatak kapasitesi 709, ayrıca toplam bin kişi kapasiteli belediye belgeli tesis ve pansiyon bulunuyor. Yörede yayla ve deniz turları yönündeki çalışmalar sürdürülüyor. Karabük'te ise Safranbolu evleri yurtiçi ve yurtdışından gelecek turistlerin gözde ziyaret yerlerinden biri olacak.
Yaylalar şenleniyor
Türkiye’nin en sıcak yörelerinden olan Çukurova’da, son günlerde bunaltıcı seviyeye ulaşan sıcak ve nemli hava, Toros Dağları’nın yüksek kesimlerindeki yaylalara göç hazırlığını artırdı. Yılın büyük bölümünü Toros Dağları’nın yaklaşık bin 500 rakımlı kesimlerindeki yaylalarda geçiren Çukurovalılar, serin bir yaz için hazırlıklara bu aylarda başlıyor. Her yıl bir milyon kişinin göç ettiği yaylalardaki belediyeler de hizmetlerin aksamaması için hazırlıklarına şimdiden başladı. Yayla esnafı ise işlerinin açılması için vatandaşları bekliyor. Yörenin bilinen 15’ten fazla yaylası bulunurken, Akçatekir yaylasında, kışın 3 bin olan nüfus yaz aylarında 250 bine ulaşıyor. Belde Belediye Başkanı Derviş Oruç, aniden bastıran sıcaklar yüzünden yaylacıların beldeye gelmeye başladığını belirterek, “Sıcak ve nemli havadan kaçanlar, havası serin, oksijeni bol yaylaları tercih ediyor. Mayıs ayıyla birlikte yaylalar da şenlenmeye başlıyor. Henüz okullar tatile girmediği için şimdilik sadece hafta sonları canlılık yaşanıyor” dedi.

İkizdere'de kano turizmi
Rize'nin İkizdere ilçesi, turizmde yaylalardan sonra yeni bir alanının heyecanını yaşıyor. Bozulmamış doğal güzelliği ile özellikle yabancı turistlerin ilgisini çeken İkizdere’de kanocular spor yapmaya başladı. Yaylaları ve Anzer balıyla ünlü ilçede, İkizdere Irmağı boyunca Alman, İngiliz ve Belçikalı turistler kano sporu yapıyor. Turistlerin kendi belirlemeleri ile İkizdere’ye geldikleri belirtilirken, İkizdere Irmağı’nın kano yapmaya oldukça elverişli olduğu kaydedildi. İkizdereli yetkililer yayla turizmi ve kano sporu için de yatırım çalışmaları yapılmasını istiyorlar.

Ayder'de yayla şenlikleri
Doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Doğu Karadeniz'de yayla şenlikleri devam ediyor. Yörenin ünlü yaylaları arasında yer alan Rize'nin Çamlıhemşin İlçesi'ne bağlı Ayder Yaylası'ndaki şenlikler, bugün ve yarın gerçekleştirilecek. ‘‘4. Çamlıhemşin Ayder Kültür, Turizm Şenlikleri ve Ödüllü Boğa Güreşleri’’ adıyla düzenlenen etkinliğin ilk gününde folklor gösterileri ve kültürel değerlerin tanıtımına yönelik geziler düzenlenecek. El sanatları ve fotoğraf sergilerinin yanı sıra geleneksel Hemşin düğününün canlandırılması, atma türkü yarışması ve 5-8 yaş grubu çocuklarda yöresel kıyafetlerle güzellikle yarışması yapılacak. Şenlikte, yarın karakucak ve boğa güreşleri düzenlenecek.

Kop Dağı'nda turizm atağı
Son yıllarda dağ ve yayla turizmi ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye başlayan Doğu Karadeniz Bölgesi'nde, Turizm Bakanlığı'nca ‘‘Turizm Merkezi’’ ilan edilen yöreler arasında yer alan ve bir bölümü Bayburt ili sınırları içinde kalan Kop Dağı'nda, konaklama ve dinlenme tesisleri inşaa ediliyor.


Bayburt Valisi Ali Haydar Öner, Kop Dağı'nın Bayburt kısmında kalan kesiminde geçen yıl Özel İdare Müdürlüğü kanalıyla 36 milyar liraya ihale ettikleri tesisin kaba inşaatının tamamlandığını bildirdi.


Öner, yaptığı açıklamada, 70 yataklı sosyal tesislerin bu yıl sonuna kadar bitirilmesinin hedeflendiğini belirterek, ‘‘Kop Turizm Merkezi'nde 4 mevsim dinlenme ve spor yapabilme imkanı var. Halen biri 2 bin, diğeri ise bin 750 metre uzunluğunda olan 2 pistte kar kayağı yapılabiliyor. Tesisler açılmamış olmasına rağmen çok sayıda insan kayak yapmak için buraya geliyor. İdeal pist bulunduğu için kayakçılar da burada çalışma ve yarışma yapıyorlar’’ dedi.


Vali Öner, yörede yazın da çim kayağı yapılabileceğini, bunun için ön çalışmalara başladıklarını, ayrıca yaz döneminde futbol takımlarının kamp ve çalışma yapabilmeleri için merkezde saha inşaa etmeyi planladıklarını bildirdi.


Bayburt-Erzurum karayolunun 35'inci kilometresinde yer alan Kop Turizm Merkezi'nde, daha önce yine Özel İdare tarafından yapılarak işletmeye açılan alabalık tesisleri de bulunuyor.

Yaylaya 5 milyon turist
Karadeniz Bölgesi'nde Trabzon, Rize, Artvin ve Giresun'da her yıl Mayıs ayının sonunda başlayıp Eylül ayının ortalarına kadar 45'i büyük organizasyon olmak üzere 100'e yakın şenlik düzenleniyor. Bu yıl yapılacak olan şenlik ve festivallere yerli ve yabancı olmak üzere 5 milyona yakın turistin katılması bekleniyor. Valilikler, yayla şenlikleri için tüm hazırlıkların tamamlandığını, Karadeniz'in şenliklere hazır olduğunu bildirdiler.


Boğa güreşinden, at yarışlarına kadar çeşitli etkinliklerin yapıldığı, horonların tepildiği, yasak olmasına rağmen yine de silahların atıldığı şenliklerin ilki dün Rize'deki Ayder Yaylası'nda başladı. İki gün sürecek olan ‘‘Ayder 5'inci Kültür Turizm Şenlikleri ve Ödüllü Boğa Güreşleri' kapsamında bölgeye yurdun dört bir yanından yerli ve yabancı turist grupları geldi. Folklor gösterileriyle başlayan şenlikler, gezi ve kültür değerlerinin tanıtımı ve çeşitli sergilerin açılması gibi programlarla devam edecek. Ayrıca, mahalli kıyafetler giymiş 5-8 yaş grubu çocuklar arasında güzellik yarışması yapılacak.


Öte yandan, Trabzon'daki dağ ve yayla turizmi için de yarın Zigana Dağı'nda açılış yapılacak. Zigana Tatil Köyü'nde düzenlenecek törenle yayla turizmine resmen start verilecek.
Uzungöl sonunda sit alanı oldu
Yerli ve yabancı turistlerin ilgisinin giderek arttığı dağ ve yayla turizminin önemli merkezlerinden Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl beldesi, sit alanı ilan edilerek koruma altına alındı.


Soğanlı Dağları eteklerine yakın kısımda yer alan, doğal güzelliği, gölü ve alabalığı ile ünlü, yaklaşık 700 yataklı Bungalow türü konaklama tesislerinin yer aldığı beldede, artık gelişigüzel yapılaşma yapılamayacak.


Uzungöl Belediye Başkanı Kadir İnan, yörede Sit Kurulu'nun çalışmalara başladığını bildirirken, öncelikle İmar Koruma Programı'nın, bu yıl tamamlanacağını söyledi. İnan, şöyle dedi:


‘‘Program tamamlanıncaya kadar, yapılaşmaya ara verilmesi gerek. İlk etapta ruhsatsız ve projesiz yapıldığı ve doğayla uyumlu olmadığı belirlenen 50 inşaatı durdurup mühürledik. Gerekli şartları yerine getirenlere, tekrar inşaat izni verilecek.’’
150 yayla şenliği yapıldı
Dağ ve yayla turizmine olan ilginin giderek artmasına paralel olarak bu yıl Doğu Karadeniz'de 150'yi aşkın dağ ve yayla şenliği yapıldı. Haziran ayında başlayan yayla sezonu ile birlikte yörenin tanıtımında etkili olduğu için sayıları hızla artan şenlikler Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Rize ve Artvin'de bu yıl geniş kapsamlı etkinliklere sahne oldu. Belediyeler, turizm il müdürlükleri, il özel idareleri ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından desteklenerek gerçekleştirilen yayla şenliklerinde ilginç gösterilerde bulunuldu. Giresun'da Kümbet, Bektaş ve Kuşköy, Trabzon'da Kadırga, Sisdağı, Sultan Murat, Şolma ve Hıdırnebi, Rize'de Ayder ve Hemşin, Artvin'de Kafkasör ve Şavşat Pancar, Gümüşhane'de Zigana, Bayburt'ta ise Soğanlı şenlikleri, diğerlerine göre daha kapsamlıydı. Şenliklerin ağustos ve eylül ayında yapılması planlananların bir kısmı ise deprem felaketi nedeniyle iptal edildi. Bu yılın son şenliği, Rize'nin Fındıklı İlçesi'nde ‘‘Çaya Şükran Şenliği’’ adı altında gerçekleştirildi. Şenliklerde çeşitli gösterilerin yanı sıra halkoyunları da sunuldu, en büyük ilgiyi ise ilkel şekilde elle çevrilen tahta dönme dolaplar gördü. Doğu Karadeniz'deki şenliklerde ilginç gösteriler arasında koç ve horoz dövüşleri, boğa güreşleri, köpek dalaşları, at yarışları, kuşdili ile haberleşme, hızar biçme, balık tutma, atmaca avlamalar da yer aldı.

Karadeniz’de turizm rüyası

Nihayet şeytanın bacağını kırdım; Karadeniz’e adım attım. Geçmiş günlerde bana: “Hep Güneydoğuya gidip oraları anlatıyorsunuz; biraz da Karadeniz’e gelin de buraları anlatın!”diyen muhterem okuyucumun kulakları çınlasın! Bir kere adım atıldı mı artık gerisi gelir...
Geçtiğimiz cuma günü, medyada hep uykulu görüntüleriyle yer alan (ancak, kabine üyeleri arasında belki en fazla çalışıp en az uyuyan) Kültür ve Turizm Bakanı Attila Koç’un bir günlük Giresun gezisine katıldım. Hatırlarsınız, geçen yazılarımın birinde onun çalışmalarını fırsat buldukça yakından takip edeceğimi yazmıştım. Sözümde duruyorum.
Karadenizli vatandaşlarımız, dünyanın cennet köşelerinden biri olan Karadeniz bölgesini uluslararası bir turizm merkezi haline getirme sevdasına kapılmışlar. Giresunlular, buranın meşhur Sis Dağı yaylasını uluslararası kayak merkezi yapmak için proje hazırlamışlar. Kültür ve Turizm Bakanından yardım ve destek bekliyorlar. Kültürün korunması ve beslenmesi için turizme özellikle önem veren sayın Bakanın tavrı açık ve net: “Ben, yapamayacağım şeyin sözünü vermem. Verdiğimde de mutlaka yerine getiririm. Önce görüp araştırma ve inceleme yapmam gerek.” diyor.
Konvoy halinde Sis Dağına çıkıyoruz.Yollar bozuk.Yolculuk iki saate yakın bir zaman alıyor. Şüphesiz çok güzel bir konuma ve görünüme sahip olan yaylaya çıktığımızda sisten göz gözü görmüyor. Aslında, arazi eğilimleri kayak sporuna pek uygun olan, yılın sekiz ayı karla kaplı Sis Dağında bu sis örtüsü seyrek olurmuş. Yaylaya çıkmış yazlıkçılardan bir hanım; “Bir saat önce her taraf pırıl pırıldı” diyor. Şans da bize rast geldi işte!
Giresun Valiliğini ziyaret sırasında sayın Koç, pek heyecanlı olan proje sahiplerine hem moral veriyor hem tavsiyelerde bulunuyor: “Ülkemiz için hepimiz güzel rüyalar görüyoruz. Bu iyi bir şey! Ancak, gerçekleri de göz ardı etmeyelim. Turizm için hayati önemi olan iki ıey var; ulaşım ve konaklama. Sahillerin beş yıldızlı otellerle donatılması gerekiyor. Şimdiden başlanırsa iki yılda biter. Biz gerekli planlamaları ve yatırımları yaparız. 2005 yılı sonuna kadar Samsun-Hopa yolunu, çevre park ve bahçelerin tanzimini tamamlarız. Kış ve yayla turizmi geliştirildiği takdirde başta Rusya’dan olmak üzere buraya yılda en az on milyon turist çekebiliriz. Kış turizmini açmak inşaallah bana nasip olacak!”.
Daha önce Giresun Valiliği yapmış olan Sayın Koç’a gittiğimiz her yerde halk, sevgi gösterilerinde bulundu. O da vefa görmenin hazzı içinde yaşlı, genç herkesi kucakladı, dertlerini dinledi. Yapılması gerekenler konusunda danışmanlarına not tutturdu. Danışmanı Hilmi Beyin söylediğine göre not edilen her şeyi zamanında takip edermiş. Belediye, parti, müze ziyaretleri derken öğle yemeğini yiyecek zaman bile bulamadık. Bu kadar hızlı tempoya dayanmak kolay değil ama tonton bakan, halinden hiç şikayetçi değil, başkaları gibi kasım kasım kasılmıyor, alçakgönüllü bir tavır ve çocuksu bir mutluluk içinde daima güleryüzlü, hatırşinas...
Akşam, tezahüratla karşılandığı Görele’de tertiplenen Kemençe ve Horon şenliğinde halkla beraber horon oynarken de yorgunluk emaresi göstermedi. Kameramanların onca fırsat kollamalarına rağmen şenlik arasında uzun konuşmaları dinlerken de uyuklamadı.
Sayın Bakanın çok hızlı bir çalışma temposu olduğu ve geceleri üç-dört saat uyuduğu dikkate alınırsa, bazı zamanlarda saniyelik içinin geçişlerini de “insanlık hali” deyip hoş görmek gerekir diye düşünüyorum. Zira; ertesi gün yorgunluktan benim kımıldayacak halim yoktu. Ama düşüncelerim, hayallerim ve umutlarım capcanlıydı.
Şimdi yurdumun cennet köşesi Karadeniz Bölgesinde turizmdeki gelişmeyi, Sis Dağına aydınlık bir günde teleferikle çıkmayı, kayanları seyretmeyi, sahilde beş yıldızlı otellerin bahçelerinde denize bakarak çay yudumlamayı hayal etmeğe başladım.
Netice olarak; rüyalarıma Karadenizli kardeşlerimin rüyası da eklendi... Haydi hayırlısı!

Turizmin yeni türküsü: Yaylalar yaylalar
Tatil denince gözlerin denize çevrildiği ülkemizde, yayla turizmi keşfedilmeyi ve tanıtılmayı bekliyor. Gelişmiş ülkelerin yıllık 90 milyar dolar kazanç sağladığı yayla turizminde biz hâlâ "Yaylalar Yaylalar" şarkısı eşliğinde yürüyoruz. Denizden başımızı kaldırabilirsek yaylaların serin tepelerini gö-rebileceğiz.

Ülkemizde deniz turizmine alternatif olabilecek onlarca turizm sektörü mevcut. Bunlardan en öne çıkanı ise yayla turizmi. Mersin'in Ayvagediği Yaylası, turizmin önemli merkezlerinden biri olmaya aday. Yayladaki 2 bin 500 hanenin 250'sini çardaklar oluşturuyor. Rize'ye bağlı Ayder Yaylası'nda ise yaz nüfusu 20 bine kadar çıkıyor. Şu anda daha çok yerli turistlere hizmet veren yaylalara yabancı turist getirilmesi için Turizm Bakanlığı'nın tanıtım CD'sinde yayla turizmine de yer verilmesi isteniyor. Ülkemizde Adana, Antalya, Artvin, Bayburt, Gaziantep, Giresun, Gümüşhane, Hatay, Mersin, Muğla, Ordu, Osmaniye, Rize, Sinop, Trabzon'un meşhur yaylaları mevcut. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan ve bugün göçer durumda olan insanlar hâlâ yaylaklar kiralıyor.
Mersin'in Ayvagediği Yaylası'nın Fatih Belediye Başkanı Ergün Özdemir, kışın 2 bin olan nüfuslarının yazın okulların kapanmasından sonra 15 bini bulduğunu ifade ediyor. Özdemir, "Ulusal bir tanıtımımız çok ciddi yapılamıyor. Yaylamıza çok katlı apartmanlar yaptırmıyor ve yaylanın özelliğini koruyoruz. Ünlü spor yorumcusu Erman Toroğlu'nun yaylamızda çok sayıda mülkleri var." diyor. Karadeniz'in ün yapmış Rize'ye bağlı Ayder Yaylası'na turlar düzenleyen Ayder Turizm Seyahat Acentesi, gelişen yayla turizminden memnun. 1992 yılından bu yana haftalık Karadeniz turları düzenleyen firmanın 1998'den sonra yayla-doğa turizminin ilgi görmesiyle yüzü gülüyor. Acente sahibi Selami Haşimoğlu, deniz turizmine alternatif olarak yayla turizminin diğerlerine göre bir adım daha önde olduğunu açıklıyor. Haşimoğlu, "Kış, sağlık, kongre turizmine ülke olarak açılabilsek daha memnun olacağız. Bu yıl 30 milyon turistin gelmesi bekleniyor. Bu turistler Antalya'ya gelecek ve 10 gün sonra dönecek. Yayla turizminde önümüz tıkanmasa, acenteler kendi hallerine bırakılsa, prosedürler katı olmasa sezonluk Karadeniz'e iki bin kişi götürüyoruz. Kültür Bakanlığı Türkiye tanıtım CD'si çıkartılırken iki saniyelik yayla turizminin de gösterilmesini istiyoruz. Dünyanın her yerinde deniz denizdir. Dünyanın hiçbir yerinde bir Uzungöl yoktur. Örneğin Trabzon'da 16 tane manastır var, bunu bilen yok." şeklinde konuşuyor. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü (UNEP)'nün araştırmalarına göre dağların uluslararası turizm endüstrisinin yüzde 15-20'sine ev sahipliği yaptığını ve yılda 70-90 milyar dolar arası turizm girdisi sağladığını söylüyor. Ulusoy, tanıtım konusunun köklü reformlar içerdiğini ve yayla turizminin özel ilgi turizminin bir parçası olarak kitlesel turizmden farklı pazarlama aktivitesine ihtiyaç duyduğunu anlatıyor. Bunun için bölgesel özel kuruluşların kurulabileceğini öneren Ulusoy, yerel yöneticilerin yaylaları butik oteller, organik tarım ürünleri, doğa sporları olanakları, sağlık olanakları ve wellness aktiviteleri ile menkul bir marka haline getirmelerini istiyor. Ulusoy, "Tanıtımda kamu, yerel yönetimler ve özel sektörün ortak yönetimi ve özellikle dağ ve yaylalarımızda ekoturizm anlayışına uygun bir mevzuat ve yönetimsel yapılanma en azından yaylalarımızdaki turizm potansiyelini ortaya çıkarabilecektir diye inanıyoruz."
UNEP'in araştırmasına göre gelişmiş ülkeler, turizmin yayla kolundan 90 milyar dolar kazanıyor. Dünya Turizm Örgütü (DTÖ) ise 2003 yılında tüm dünya turizminin 514,4 milyar dolara gerçekleştiğini belirtiyor. Türkiye geçen yıl ekonomiye, 14 milyon yabancı ziyaretçiden 13,2 milyar dolar döviz girdisi sağladı. Ülkemizde yat, av, sağlık, kültür, kongre, inanç, kış, golf, botanik, mağara, dağcılık, hava, rafting, su-sualtı gibi turizm çeşitleri mevcut. DTÖ'nün verilerine göre ülkemiz en çok döviz girdisi sağlayan ülkeler sıralamasında dünyada 9'uncu sırada yer alıyor. 65,1 milyar dolar ile ABD birinci, 41,7 milyar dolar ile İspanya ikinci ve Fransa 36,6 milyar dolar ile üçüncü sırada yer alıyor. Ülkemizi ise komşu Yunanistan 10,7 milyar dolar ile 10'uncu sırada takip ediyor.

alintidir