Alperenlik

--------------------------------------------------------------------------------

Alp", eski Türklerde kahraman, bahadır, yiğit sıfatlarını ifade eden bir isimdir.
"Eren", ermiş, erişmiş, iyi yetişmiş, vasıl olmuş demektir.

Alperen kafilesinin başında Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve O'nun seçkin dört arkadaşı (Dört Halife) bulunuyor. Bizim Alperenler, madde ve mânâda, cenk ve cesaretle, sevgi ve merhametle, insaniyete, İslâmiyete, ümmete, millete hizmette daima Hz. Muhammed'i ( S.A.V.) örnek tuttuğu ölçüde ulaşıyor, destanlaşıyor. Bakıyoruz Oğuz Han, Ahmed Yesevî, Dede Korkut, Fatih Sultan Mehmed bütün varlıkları ile peygambere benzemek istemişlerdir.

Bir büyük Alperen olarak da Fatih Sultan Mehmed'i hatırlayalım. Hocası Akşemseddin Efendi'nin önünde diz çöküp, Hakk divanına durmayı, sarayında safa sürmeye yeğ tutan da, İstanbul'un fethi sabahı Topkapı ordugâhında yüzbinlerce askerine, beyine, paşasına imam olup, zafer namazı kıldıran da O'dur. Ama dualarla, tekbirlerle beraber Urban Usta'ya, Musluhiddin Bey'e döktürdüğü topları Bizans'ın katil kulelerine yönelten de Sultan Mehmed olup, Dolmabahçe'den Beyoğlu tepelerine gemiler çıkarıp, donanmayı kızaklarla Haliç'e indiren de yine O'dur. Yine madde ve mânâ dengesini, örnek aldığı Peygamberimiz gibi O da saklamış, uygulamış, Alperenlik töresinin timsal kişilerinden olmuştur.

Esasen yücelikleri koruyabilmek, ancak büyüklüğünü muhafaza edebilen milletlere vergidir. Rabbim fillere çiğnetmedi, filleri ebabil kuşları ile kovaladığı kabesini koruyacak cevherini elbette biliyordu. Nitekim Yavuz Sultan Selim, kendisini Harameyn'in hakimi ilan etmek isteyenlere, "Hayır, Harameyn'in Hadimiyim" diyerek Alperenlik dersi veriyordu.

Alperen gayba inanan adamdır. Herşeyi Allah'ın işi olarak yorumlar, o sebeble her işte hayır bulur. "Mevlâ görelim neyler. Neylerse güzel eyler." onun için tek gerçektir.

Nefsine arsa yapıp, onun üzerine Allah sevgisi, insan sevgisi, vatan sevgisi binalarını ihtişamla inşa eden, kanatlarını geniş ufuklara açtığı için geniş manzarada kimseyi bıktırıp usandırmayan "İnsan-ı Kâmil"dir, Alperen. Yunus Emre şu iki mısrasında hem kendini, hem de kendisine keramet izafe edilen ve milletin herşeyini benimseyip överek yorumladığı Alperen kişiyi anlatmaktadır:

"Her dem yeni doğarız. Bizden kim usanası"

Alperen, dünyanın sufliliklerinden arınmış, nefsini boğazlamış, başkalarının görüş sınırlarını aşmış, "dünyaya gelişin hüner " olmadığını kavramış, mutlaka bir ulvi iddiası, zirvede ise aşkı olan adamdır. Kendisini yenemeyen düşmanını yenemez ve hiçbir gence de peşimden gel diyemez.

Kavgamız inancımızın ve imanımızın düşmanlarıyla olacaktır. Cahillikten, yobazlıktan, zalimlere itaata, şartlanmış kölelik anlayışından, taklide meyletmekten, kutsal idealleri dünyevi menfaatler için pazarlamaktan geçen yollar bizim yolumuz olmayacaktır. Helâl ve haram kavramlarını dinimizin emrettiği şekilde, önce nefislerimizde tatbik edeceğiz, sonra da başkalarını bu çizgiye çekeceğiz. Alperenlik iddiamızın temel felsefesi budur. Buna riayet etmezsek, muvaffakiyetimiz nisbi olur, batıl olur. Halbuki bizler, her türlü kötülükten arınmış, nihaî hedefin yolcularıyız.

Alperen; eşref-i mahlukat olarak Allah'a kulluk ve ibadet için varolduğuna inanır.
Alperen; bu gaye içinde kendi benliğini gayesine teslim etmiş ve gayesi içinde erimiş insandır.
Alperen; kalbi diliyle, dili de kalbiyle beraber olan, sözü işine uyan kişidir.

Alperen; "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim." buyuran Peygamber Efendimiz'in hayatını örnek alarak, zevki ve saadeti O'nun yaşadığı güzel ahlâkta bulan insandır.

Alperen; kula kulluğu reddeden, kuvvet karşısında boyun eğmeyen, Hakk yolundan dönmeyen insandır.

Alperen; Hz. Ebu Bekir (ra) gibi adil, Hz. Osman (ra) gibi nezaket ve ilim sahibi, Hz. Ali (ra) gibi cesur insandır.

Alperen; çağın getirmiş olduğu problemlere İslâm'ın değeryargılarıyla çelişmeyen önlemler bulan insandır.

Alperen; paranın hükmettiği insan değil, paraya hükmeden insandır.


alıntıdır