TÜRKBAŞLAR (TORBEŞLER)



Balkanların dolayısıyla Makedonya’nın Türklerle tanışması IV. yüzyılda Hun Türklerinin buralara gelişlerine dayanır. Özelikle Osmanlı’nın bu bölgeyi fethinden sonra Türkleşen bölge, Osmanlı’nın bu bölgeden çekilmesiyle beraber ortaya yeni devlet ve uluslar türemiştir.Ulusal devletlerin ulusalcı siyasi eğilimleri neticesinde birçok millet egemen güç tarafından haksızlıklara maruz kalmıştır.

Bu tutumun bariz örneklerinden biri de Makedonya’daki Türkbaşlara karşı sergilenen tutumdur. Avarlar’ın torunları olarak bilinen “Pomaklar” Makedonya’da farklı tasnif edilmektedir. Türkbaşlar olarak bilinen bu boy, Makedonlar tarafından “Müslüman Makedonlar” veya “Torbeşler” olarak nitelendirilmesi savunulan bu tezin göstergesi niteliğindedir.Bu çalışmada aranan cevap, IV. yüzyıldan günümüze kadar bu Türk kavminin nasıl bir yozlaşma sürecinden geçtiği ve bu tutum neticesinde etkilerin hangi boyutta ulaştığı, araştırmanın esasını oluşturmaktadır.

Giriş

Bilinen eski çağlardan bu yana insanlar dünyada çeşitli uygarlıklar kurmuş, her ulus kendi tarihini oluşturmuştur. Yaşanılan coğrafi yer, komşuları, sosyal ve kültürel yapısı toplumların tarihlerini etkilemiştir. Türkler dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşamakla birlikte ağırlıkla Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar ekseni üzerinde bulunmuşlardır. Anadolu Balkanlar ekseni Orta Asya’dan göçler sonunda oluşmuştur. Türklerin ana vatanı Orta Asya olmakla birlikte bu gün bu kavram değişmiş görevi Anadolu üstlenmiştir. Türkler tarihin genel akışı içinde Orta Asya’dan Anadolu’ya geçip Ortadoğu ve Anadolu’nun tarihini değiştirmiştir. Geçtikleri yerler gibi geldikleri Anadolu ve Balkanlarda insanlarla, coğrafyayla bütünleşmişler ve dost olarak yaşamışlardır. Gittikleri yerlerdeki kültürleri koruyarak oralara adalet, hoşgörü ve uygarlık götürmüşlerdir.(1)

Balkan yarımadası, bir coğrafya parçası olarak adını dahi Türkçe’den almış, Türk kültürüne beşik olmuş, Türk, Slav ve Germen kültürlerinin dönem dönem hakimiyet mücadelelerine sahne olmuş bir bölgedir.

Balkanların uygun doğal koşulları, yarımadayı insanlar için çekici bir hale getirmiştir. Çeşitli saldırı ve göçler sonucu oluşan dalgalanmalar, birleşim ve ayırım yolu ile şimdiki Balkan topluluklarının doğmasına neden oldu.

Tarihte etkili bir liste halinde uzayan barışçı ya da savaşkan halk hareketleri, bu çok eski dönemlerden beri aralıksız sürmüştür. Bu sürekli dalgalanmalar ret ya da özümseme karışımıyla günümüz Balkan halklarını doğurmuştur.

Dilleri ve kültürel gelenekleriyle belirlenmiş bu temel oluşumlara tarih kendi kimlikleri altında yaşamaya yetecek, ancak geçmiş dengeleri temelden de değiştirmeye yetmeyecek güce sahip kuvvetli grupları da etkilemiştir. Farklı Müslüman grupların kimliği konusunda ortaya çıkan karışıklık Balkanlar’da dinin etnik farklılaşma bakımından taşıdığı muazzam önemi bir kez daha gösterir. Türkbaşlar (yerel söylemle Torbeşler), Pomaklar olarak bilinen Türk Makedonyalılar bu durumu daha açık bir biçimde ortaya koyarlar.

Osmanlı’dan önce Makedonya’ya ve Balkan yarımadasının diğer yerlerine iskân eden Türk boyları, bu toprakların tarihinde çok önemli rol oynadılar. Yaptıkları icraatlarla Balkan yarımadasının sosyo-etnik yapısını, olayların ve tarih akışının yönünü ve adı geçen yarımadanın kaderini değiştirdiler.

Hazar denizinin kuzeyindeki steplerde hüküm süren Hun Türkleri, Balkanlar ve Avrupa’ya ilk ayak basan Türkler’dir. 4. yüzyılın başından itibaren batıya doğru ilerleyen Hunlar, 376 yılında Volga nehrini geçerek Balkanlar’da yerleşmeye başlamıştır.(2) İlerleyen yıllarda Hun İmparatoru Attila liderliğindeki ordular Fransa ve İtalya’ya kadar ulaşmışlardır. Ancak bu ilerleyiş uzun sürmemiş, Türk boyları kısa süre içinde eski etki ve güçlerini kaybetmişlerdir. Özellikle Slav göçlerini takip eden dönemde Türk boyları bölge halkının arasında asimile olmuştur. Bu asimile sürecinde günümüzde Makedonya’da da yaşayan Türkbaşları etkilemiştir.

Türkbaşların Tarihi Geçmişi



Balkanların dolayısıyla Makedonya’nın Türklerle tanışması IV. Yüzyılda Hun Türklerinin buralara gelişlerine dayanır.(3) Hun Türklerini Avar, Bulgar, Kıpçak ve Peçenekler takip ettiler.(4) Kuman Türkleri’nin Balkanlara akın etmesi Şimali Çin’de milâdi 916 tarihinde Hitay (Çin) devletinin ortaya çıkasıyla başlamıştır.

Kumanlar, Çin kuzeyinden, Orta Asya ve Kafkaslardan Rus Bozkırlarına gelince Kıpçak adını almıştırlar. Sahip oldukları bozkırlara da onlara izafeten “Desti Kıpçak” yanı Kıpçak Bozkırları adı verilmiştir. Bizanaslılar bu öz-Türk unsuruna Komani, Macarlar Kun, Kuman ve Paloç, Almanlar ise Falon ve Falp, Ermeniler de “ Charteş” , Latinler “Cummani”diye hitap etmişelerdir.(5)

Çin kuzeyinden ve Orta Asya’dan batıya doğru hareket eden Kuman Türkleri XI. Yüzyıl başlarında İdil’in aşağı mirzağında Hazarlar’la karışarak kuzeye sokulmuşlar ve burada İdil-Kama Bulgarların büyük bir kısmını bünyesine kaptmışlarıdır. Bu yüzyılın ortalarına doğru Kuman Türkleri X.yüzyılda İslamiyet’i kabul t etmiş olan bulgar Türkleri’nin (İdil Bulgarlarının) bir kısmını da aralarına alarak Romanya Üzerinden Balkanlara inmeğe başlamışlarıdır.(6) İlk olrak Kuzeyden Tuna boyu ve Dobruca bölgelerine, ardından Rodop ve Makedonya’nın dağlık kesimlerine yerleşmişlerdir. Yerleştikleri bölgelerde kendine has coğrafi isimlerini vermişlerdir. Mesela: Makedonya’daki Kumanova, Soyfa’da Kumantsi, Nevrokop’ta Kumanca, Niğbolu’da Komana gibi yer ve köy isimleri onların eserleridir.(7)

Pomak-Türkbaş Tabiri

Pomak tabiri, Kuman Türkleri’nin Osmanlı akıncı beylerine Balkanlar’daki fütuhatlarında yardımlarından ötürü, Osmanlı öncesinde Balkanlarda yerleşmiş olan Türk kavimlerine atfettikleri bir sıfattır. Bu kelime Slavca “yardım eden” anlamına gelmektedir. Pomak tabiri bir milletin veya kavmin adı değildir.

Slavlar onlara “pomoç”, “pomaga”, yani yardımcı oldukları “Pomagaç”, “yadımcı” olarak nitelendirmişlerdir. Zamanla bu sözcük “Pomak” olarak telafüz edilmiştir.Avarlar’ın torunları olarak bilinen “Pomaklar” Makedonya’da farklı tasnif edilmektedir. Torbeş kelimesi Makedonya’da saf etnolojik anlamda Pomakları isimlendirmek için kullanılan bir kelimedir. Türkbaşlar olarak bilinen bu boy, Makedonlar tarafından “Müslüman Makedonlar” veya “Torbeşler” olduklari iddia edilmektedir. Bu tabir, Kumanların Balkanlar’a ilk gelişinden Osmanlı sonrasına kadar (hatta günümüze kadar) cebren saflarını dört-beş kez değiştirmeğe zorlandıklarından ötürü, “dört-beşler” olarak anılmışlardır. Bu iki kelime’den Torbeş(8) kelimesi türetilmiştir.Fakat bu tabirin Osmanlı arşivlerinde yer almayışı ve bunların aslen” Türkbaş” olarak nitelendirildikleri bilinmektedir.

Makedon idialarının tarihi gerçeklerle hiçbir ilgisi olmadığı çünkü belgeler tetkik edildiğinde Türkbaşların XI. Asırdan itibaren Pirin ve Vardar Makedonya’sıyla Rodoplara yerleşmiş olan Kuman Türklerinin torunları olduğu ortaya çıkmaktadır.

Balkanlarda, Müslüman azınlığın bazı lehçe ve şive farklılıklarını türeterek daha küçük guruplara bölmek amacıyla yıllarca sistemli bir politika takip edilmiş ve bunlar arasındaki dil, din ve kültür bütünlüğünü zedelemeye amaç edinilmişti.Bu meyanda dil faktörünü ileri sürerek Müslüman-Türkbaşları “Makedon Müslümanlar” olarak göstermekten geri kalınmamıştır.Fakat bu insan topluluğunun milliyetini tayin hususunda dilin kâfi bir delil olmadığı herkesçe malum bir hakikattir.(9) Bu halk topluluğunun kendi maşerî vicdanında vereceği hükmün kıymeti vardır.

Makedonya hariç bütün Balkan ülkelerinde Pomak olarak bilinen bu topluluk, kendilerini Makedonlara uzak oduklarını, kendilerini Türk hissetiklerini ve büyük tazyikler altında bile Slavlaşmaya(Makendonlaşmaya) yanaşmayarak, ölüm tehlikesine rağmen çoğu kez gizlice veya kitlevi göçlerle anavatan Türkiye’ye sığınmak suretiyle bunu kanıtlamışlardır.(10)

Makedon resmi rakamlarının iddialarına göre “Osmanlı Türk kolonizatörleri Pomak Türklerini zorla müslümanlaştırmışlardır”( !). Bilimsellikten çok uzak olan bu iddia söz konusu ülkenin belirlediği hedeflere ulaşabilmek için iç ve dış politikalarında sadece bir propadanda unsurudur. Osmanlı tarihini ve Osmanlı-Makedon ilişkilerini iyi bilen Hollanda’lı araştırmacı Dr. Michael Kiel’e göre savunulan bu tezler ve delil-olayların gerçek dışı birer hayal ürünü ve siyasi amaçlı olduğunu iddia etmektedir.(11)

Osmanlı arşif belgeleri Türklerin, Balkanardaki bütün azınllıklara ve milletlere din, dil, ve her çeşit hürriyeti sağladıklarını bilinmektedir. Öne sürülen iddialar gerçetke uygulansaydı, Balkanlardaki milletler ve azınlıklar benliklerini günümüze kadar muhafaza etmeyi başaramazlar ve ayrı birer millet olarak varlıklarını devam ettiremezlerdi. Gerçeklere şahitik eden tarih, Türkler, Balkanlara İslâmiyet’i neşretmek için girmemişlerdir. Türklerin balkanlara ve Avrupa’ya akınları siyasi bir harekettir.Müslüman olan Türkler girdikleri ve kaldıkları yerlerde yaşayan diğer milletleri ne cebren nede tedricen temsil etmeyi bile denememiştirler. Türkler bulundukları yerde “İslâmiyet’te cebrin olmayışı Türklerin siyasi eğilimlerine yön vermiştir. Slavların iddialarını çürüten diğer bir tez ise Osmanlı azınlık-millet sisteminin adilce uygulanmasıdır. Mesela, Makedonların ne kiliselerine, ne lisan ve nede milliyetlerine dokunmamıştır.Buna yalnız tarih değil, bugün cihanda Makedon milletinin mevcudiyeti şahittir. Hatta Yavuz Sultan Selim’in İstanbul’dan Tuna’ya kadar olan sahada yapmak istediği tehcir siyasetine İslamiyet namına zamanın Şeyhülislamı Zembilli Ali efendi mani olmuştur. Beş asır devam eden idarelerinde Türkler hiçbir vakit Slavların dolayısıyla Makedon’ların din ve milliyet ruhları üzerinde tazyik yapmamşlardır.(12)

Aslında Pomakların (Türkbaşların) cebren İslâma dahil edildikleri yanlış bir nazariye, çürük bir safsatadır. Eğer Türkler Balkanlarda iddia edildiği gibi tedricen siyaset takip etmiş olsalardı evella İstanbul’dan başlayarak Tuna’ya kadar yayılmış ve aslen Türk olan, Türkçe’den başka bir dil bilmeyen Gagavuzları Müslüman yapmak,(13) dili, dini ve kültürü ayrı olan Makedonları müslüman yapmaktan çok daha kolay olurdu. Makedonlar’ın “Müsliman Makedonlar” olduklarını iddia ettikleri Müslüman Türkbaşları öz be öz Türk’tür. Onlar Orta Asya’dan kuzey göç yolunu (Hazar denizi,Karadenizin kuzeyini)takp ederek Ukrayna ile Besarabya’ya giden, buradan da XI.asırda balkanlara inen Peçenek’lerin yardımı ile 1034’ten itibaren Rodoplar, Batı Trakya, Pirin ve Vardar Makedonya’sını hakimiyetleri altına alan Kıpçakların veya Batı’lıların Kuman olarak adlandırdıkları kabilelerin torunlarıdır.(14)

Türkbaşlarda Göç

Makedonya’daki Türkbaşlar arasında göç hareketleri nüfusun demografik yaspısının değişmesinde etkili olmuştur.Ülkeden göçler daha fazla sosyalizm rejiminin ilk periodunda gerçekleşmiştir. Balkan savaşları esnasında Tikveş bölgesinde bulunan 24 Türkbaş köyünden sadece Kavadartsi göç vermiştir. Göçler 1918’den sonra daha yoğunlaşmış ve Balkan savaşları esnasında 18.000 Türkbaş nüfusuna sahip olan tikveş bölgesinin nüfusu 1931 yılında 4.100’e günümüzde ise bu sayı 452 düşmüştür. XIX.yüzyıl sonlarında buradaki 8.605 kişilik Türkbaş nüfusu 1931’de 3.166’ya, günümüzde ise yok denecek kadar cüzzi mikrada bir nüfus yaşamaktadır.Üsküp’ün güneyinde Türkbaş yöresinden de 1912-1925 yılları arasında 101 aile anavatana göç etmek zorunda kalmıştır.(15) 1952’de gerçekleşen Türkiye ile Yugoslavya arasında imzalanan ‘Serbest Göç’ anlaşması ile birlikte 1953’ten sonra Gorno Vranovtsi köyünden 3.600, Melnitsa Köyünden ise 820 kişi anavatana göç etmişleridir.Kırçova yöresinden dde pek çok Türkbaş asırlar boyunca yaşadıkları yurtları terkedip anavatana sığınmışlardır. Bu göçler ilk olarak 1912-1913 yılında Sılp köyünden başlamış ve I.D.S. sonra Sırbiyani, Plasnitsa, Druguvo köylerinden 40-50 ailesinin göçüyle devam etmiştir. 1954 yılında bu bölgenin merkezi sayılan Kırçova şehrinden 550 aile,Plasnitsa köyünden 40 aile, Çelopetsi köyünden 25 aile, Preglovo köyünden 17 aile, Sırbyani köyünden 10 aile göç etmek zorunda kalmıştırlar.(16)

Günümüz Makedonya Türkbaşları

Günümüzde Türbaşlar Makedonya’nın batı kesimlerindeki:Jirovnitsa, Reka,Jupa,Golo Bırdo,Debre, Ustruga Kırçova, Kalkandelen, Köprülü ve Pirlepe bölgelerinde yaşayıp 40.000 kadar bir nüfusa sahiptirler.(17) Özellikle,dağlık bölgelerde yaşamaları ve dağınık bir vaziyette bulunmaları birçok sorunu beraberinde getirmektedir.Sosyo-kültürel-ekonomik sorunların yanında eğitim konusunda yaşadıkları sorunlar kayda değerdir.Kendilerini Türk olarak algılayan(18) ve bu kültürü yaşayan topluluk anadilde (Türkçe) eğitim görmelerine mani olunmuştur.(19)

Makedonya Cumhuriyeti anayasasına (madde 44.) göre; Makedonya vatandaşlarının ana dilleriyle ilköğrenim (lise öğrenimi dâhil) görme hakları vardır. Anadilde eğitim, anayasa ile teminat altına alınmış olmasına rağmen, Türkbaşların anadille eğitim hakkına bütün Makedonya’da ulaşmış oldukları söylenemez. Jupa, Koliçani,Kırçova, Debre köylerinde ve Ustruga başta olmak üzere Türkçe eğitimde yaşanan sorunlar bunun en somut örnekleridir.(20)

Özellikle, Türkbaşlara karşı eğitim konusunda inişli-çıkışlı bir tutum sergilenmiştir. Sosyalizm döneminde ana dilde eğitim göremedikleri için bazı Türkbaşlar, Makedonca konuştukları bilinmektedir. Fakat son dönemde Türkçe’ye karşı duyulan ilgi, bu zümrenini aslının ne olduğu bir kez da ortaya çıkmaktadır. Makedonya genelinde Türklerin, eğitimi kısıtlı ve anayasaya uygun temin edilmediği için en çok etkilenen kesim Türkbaşlar olmuştur.(21)

Ekonomik darboğaz ve rejim baskısı yüzünden göç etmek zorunda kalan Türkbaşlar,Türkiye’de genellikle İzmit,Adapazarı, Bursa, İzmir ve Manisa bölgelerinde ikamet ettikleri bilinmektedir. Öte yandan, kamuda iş imkanı sağlanamadığı için birçok kişi İtalya, Kanada ve ABD’ye göç etmiş “işçilerin” sayısı da kayda değerdir.(22)

Makedon yetkililer bu topluluğun her fırsatta “Makedon Müslüman” olduklarını beyan etmesi ve bu yönde tutum sergilemesi, zaman zaman baskıya maruz kalmalarıyla birlikte sürekliliği devam eden bir baskı ve psikolojik mücadele söz konusudur. Bunun en bariz örneği eğitimin ana dilde yapılamaması ve bu topluğa ait siyasi bir partinin kuruluşunda Makedon yetkililerinin yardımları dikkat çekmektedir. Makedonya Türkleri hiçbir ideolojik farkı gütmeyen birkaç siyasi partinin mevcudiyeti ve bu örgütlenmelerin bu zümreyi dikkte almayıp küçümsemeleri sonucunda, Türbaşlar son dönemde farklı bir yapılanmaya gitmelerine zemin hazırlamıştır. PEİ adı altında gerçekleşen bu siyasi yapılaşmanın önderleri Türkbaşlara hitap etmekten çok, Makedon tezleri doğrultusunda örgütlenme eğiliminde bulunmuştur.(23)

Sonuç

Oğuz Türk zümresine ait olan Türkbaşlar, XI’nci asırda Makedonya’da yerleşmiş olan Kuman Türkleri’nin torunlarıdır. Onların Slav unsurlarıyla katîyyen etnik ve ihtilât münasebetleri yoktur. Türkbaşlar, 1091’de yıkılan “Kuman-Peçenek Türk Federasyonu” ’ndan sonra Makedonya’da kalmış olan muayyen Kuman-Türk boylarından meydana gelmiş ve zamanla Anadolu Yörük-Türkmen aşiretleri ile ihtilâtlar yapmış saf Türk unsurlarıdır. Müslüman-Türbaş’ların aslı unsurunun Türk’lüğü her yönden sarih ve barizdir. Fakat Balkanlı Kuman-Türkleri hakkında ciddi araştırmalar olmadığından (olduysa da dikkkate alınmadığından) günümüzde karşımıza Makedon idarerecileri tarafından Torbeş “iddiası” yada faciası çıkarılmıştır. Son yıllarda’da Müslüman Türkbaşlar dini inançlarından ve milli benliklerinden mahruh edilerek sahneye “neo-etnik” bir unsur olarak oluşturulma durumu ile karşı karşıya bırakılmışlardır. İnsan hak ve hürriyetlerinin engellenmesiyle Slav-Makedon veya Hıristiyanlığa kabul etmeğe mecbur edilen Türkbaşlar,bu seviyesiz uygulamalara karşı çetin mücadeleler vererek,dini ve milli kimliklerini ve dinamik Türk etnik özelliklerini korumayı gayret etmiştirler..

Abdülmecid Nuredin
makturk
Makedonya Türklüğünün Sesi