Yabancı Sözcükler


Toplumlar arasındaki kültür, sanat ve siyaset ilişkileri toplumların sözvarlıkları üzerinde de etkili olmakta; ilişkide bulunulan ulusun dilinden sözcükler alınmakta ve o uluslara sözcükler verilmektedir. Günümüzde bir toplumun, diğer toplumlarla bütün bağlarını koparması, dış dünyayla ilişkilerini keserek yaşaması olanaksız olduğuna göre her dilde şu veya bu ölçüde yabancı öğelerin bulunması doğaldır. Bir dilbirliği yabancı sözcükle karşılaştığında çeşitli sorunlar ortaya çıkar. Çünkü her dilin ses dizgesi, sözcük ve cümle yapısı birbirinden farklıdır. Örneğin Türkçedeki ünlü ve ünsüz uyumları yabancı dillerden gelen sözcüklerin söylenişinde de etkili olmaktadır. Bu nedenle;

Far.haste > hasta, Ar. mumkin > mümkün

biçiminde Türkçeye yerleşmiştir.


Kimi zaman yabancı sözcükler, etkiledikleri dili konuşan insanların kültürlü kesiminde bir süre aslına uygun biçimde söylenmeye çalışılır. Ancak zamanla sözcüğün aslını söylemekte zorlanan halkın söyleyiş biçimi yaygınlaşır. Yerlileştirme adını verdiğimiz bu olayda yabancı sözcük çağrıştırdığı yerli sözcükle yer değiştirir.

temr-i hindî > demir hindi
hortensia > ortanca
atlı koroça > atlı karınca, gibi.

Doğa Aksan, Türkçeye Fransızcadan geçen bergamot bitki adını sözcük alışverişi açısından dikkat çekici buluyor ve söyle açıklıyor:"Türkçe bey armudu tamlaması İtalyanlarca, İtalyan kent adı Bergama'ya yaklaştırılarak bergamotta biçimine döndürülmüş, bu sözcük Fransızcaya bergamotte olarak geçtikten sonra yeniden Türkçeye dönmüştür. Aynı sözcük İngilizceye bergamot, Almancaya bergamotte biçiminde geçmiş bulunuyor." (Aksan, 1990, s. 33)

Türkçeye girmişyabancısözcüklerden kimi farklıkanallardan farklıbiçimlerde gelmiştir. Örneğin Yunanca mousike sözcüğü Türkçeye; Fransızca aracılığıyla müzik,Arapça aracılığıyla musiki, italyanca aracılığıyla da mızıka sözcüklerini kazandırmıştır.

Yabancı sözcüklerin birçoğu girdikleri dillerde anlam değişmesine uğrarlar. Örneğin Arapçada daha çok "büro, yazıhane" anlamında kullanılan "mektep" sözcüğü Türkçede sadece "okul" anlamıyla kullanılmıştır.

Bugün dilimizde sayısız yabancı sözcük vardır. Bilindiği gibi Türkçe XI. yüzyıldan sonra önce Arapçanın özellikle de yazı yoluyla da Farsçanın etkisi altına girmiştir.

Cumhuriyet dönemine kadar süren bu dönemin sonucunda Osmanlıcaadınıverdiğimiz Türkçe, Arapça ve Farsça karışımıbir yazıdili oluştu. Bu yabancılaşmanın giderilmesinde en önemli adımlar Türk Dil Devrimiyle atılmıştır. Ancak dilimiz son yıllarda bu kez de Batı kaynaklı yabancı sözcüklerin etkisi altına girmiştir. Arapça,Farsça dışında Türkçenin sözvarlığında bulunan yabancı sözcükler arasında:

İngilizce;

tost (toast)
sprey (spray)
tişört (T-shirt),
teyp (tape recorder'dan),
lider (leader),
miting (meeting);

italyanca ;

pusula (bussola)
acente (agente),
kambiyo (cambio),
gazino (casino);

Fransızca;

kamyon (camion),
kanepe (canepé),
gardrop (garderobe),
mersi (merci),
konferans (conférence),
sekreter (secrétaire)

gibi sözcükler sayılabilir.


Görüldüğü gibi bir sözcük başka bir dile girerken o dilin sadece dış yapısında değil iç yapısında da bazızorlamalara neden olmakta, anlam değişikliğine uğramaktadır.

Bir dilde yabancısözcük sayısının artmasıkavram kargaşasına yol açar, düşüncelerin anlaşılmasını güçleştirir, dilin kendi özellikleriyle üretimini engeller.

Yabancısözcükler konuk sözcükler olarak kabul etmeli, dilimizde tam karşılığı olan yabancı sözcükleri anlatımlarımızda kullanmamaya çalışmalıyız.

Örneğin 30-35yıl önce Fransızcadan Türkçeye geçen "enventısman" sözcüğü, "yatırım "sözcüğü ile karşılanmış ayrıca yatırımcı, yatırımcılık gibi yeni biçimler de Türkçeye kazandırılmıştır.

Yabancısözcüklerin yazımında alınan sözcüğün kendi dilindeki yazımına uyulması bütün kültür dillerinde yaygın bir gelenektir