Silivri'de süren soruşturmadan hazzetmeyenler, uzun süre şu soruyu gündemden düşürmediler: 'İddia edildiği gibi Danıştay saldırısı Ergenekon'un kanlı eylemiyse, Ankara'daki mahkeme bunu neden görmedi?' Gerçi, aynı çevreler, Yargıtay'ın iki davayı birleştirme kararından sonra bu sorudan vazgeçmişti. Ama soru şimdi yeniden gündemde:




Ankara'daki savcılar, cinayeti yeterince soruşturmamış olabilir mi? Bu sorunun güncellenmesinin nedeni, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların önceki günkü duruşma esnasında Danıştay saldırısı ile ilgili olarak gündeme getirdiği taleplerde gizli. Savcılar mahkemede ona yakın talepte bulunuyor. Mesela, Alparslan Arslan'ın kullandığı telefonların 17 Mayıs 2006'dan geriye dönük kayıtlarının tespiti. Saldırı sırasında bozuk olduğu açıklanan Danıştay binasının güvenlik kamerası kayıtlarının OYAK güvenlik şirketinden istenmesi. Saldırganın kullandığı aracın otoyol ve köprü geçişlerinin geriye dönük olarak bulunması bunlardan bazıları. Danıştay saldırısından sonra bunların çoğu gazeteciler tarafından araştırılmış ve haber olarak yayınlanmıştı. Alparslan Arslan ile Muzaffer Tekin arasında çok sayıda telefon görüşmesi olduğu tespit edilmiş, hatta bu ikilinin ticari ilişkileri bile gündeme gelmişti. Danıştay girişindeki x-ray cihazının iki gün önce bozulduğu, Alparslan Arslan'ın arabasının bir gün önce hangi parkta kaldığı bile haberlere konu olmuştu. Bazı gazeteler Alparslan Arslan'ın aracında bulunan gazeteye kadar yazmıştı. Savcıların taleplerine bakınca Danıştay saldırısı ile ilgili soruşturmanın asıl şimdi başladığını söylemek mümkün. Çünkü savcıların talepleri, sıradan bir cinayette bile ilk yapılması gerekenler arasında yer alıyor. Katilin telefonunun geriye doğru soruşturulması, saldırganın cinayet bölgesine nasıl geldiğinin tespiti, geldiği araçta yalnız olup olmadığının bulunması. Bunları bulmak gelişen teknolojide çok kolay. Köprü ve otoyol kameraları her şeyi kaydedebiliyor. İstanbul'daki savcılar şimdi bunları istiyor. Malum, Danıştay cinayetini önce Ankara'daki savcılar soruşturmuştu. Acaba onların soruşturmasında bu bilgiler mevcut değil mi? Alparslan Arslan, arabasıyla İstanbul'dan Ankara'ya gelirken kiminle yolculuk etti? Bu bilgiler davayı irtica gerekçesiyle karara bağlayan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Orhan Karadeniz'in önüne gelmedi mi? Karadeniz, emekli olduktan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada Ergenekon'la bağlantılı delil bulamadıklarını söylemişti. Hâkimlerin önüne delilleri getirecek olan elbette savcılardır. Mesela davanın soruşturmasında bulunan Salim Demirci. Kamuoyu kendisini internete düşen ses kaydından tanıyor. Diyarbakır'ı nasıl mum edeceğini anlatıyordu uzun uzun. Başbakan ve bürokratına karşı ağır sözler söyleyebilecek kadar cesur bir savcı. Böyle bir savcının cinayeti yeteri kadar soruşturmaması düşünülebilir mi? Ama görülen o ki, Ankara'dan gelen dava dosyasında eksiklikler var. Ve savcılar cinayetin soruşturulmayan kısmına bakıyor.

Zaman