Hükümetin açığa aldığı `Üç General üzerindeki tartışmaların ardı arkası kesilmiyor.
Cumhuriyet gazetesinin okuyucu yorumları ise neredeyse kelle avına çıkmış beyaz adamların söylemlerini andırıyor.

Bir gazeteciye ilk öğretilen şey doğru ve tarafsız haber yazmasıdır. Gazeteciliğin ikinci dersi ise tarafsızlığın, oturduğu sandalyeyi altına veren patronun hoşuna gidecek şekilde taraf tutmak olduğudur.
Bu bir ayıp mı? Evet! Bugün hangi gazeteciye ‘Yüzde 100 özgür müsün’ diye soracak olursanız, ağzını doldura doldura evet diyemez size..
Peki, bu oran dünyanın hangi ülkesinde arzulanan seviyede ki? ABD? Daha birkaç ay önce İsrail’i eleştiren Helen Thomas işinden oldu. Beyaz Saray’ın sanıldığı kadar beyaz olmadığını ‘belgeleyen’ Wikileaks’in patronu şimdi tecavüz suçlamasıyla aranıyor. Bir tecavüz olduğu kesin de, kimin kime ettiği meçhul.
Demek ki tarafsızlık diye bir şey yokmuş. Etik ise tabağınızdaki etin damağınızda bıraktığı tad kadar bile gerçeklik bulamayan bir avuntuymuş mesleğe dair.
E, bunda da anlaştık.
Geriye ne kalıyor? Basın yoluyla toplumsal linç psikolojisi. Dördüncü kuvvet medyanın ciddi bir tetikleme gücü var. Bu aşikar. Hatta yayın yoluyla işlenen suçlara da azımsanmayacak cezalar getirildi. Yani bir gazeteci eğer adı Engin Ardıç, Emin Çölaşan, Bekir Coşkun değilse ona buna hakaret eden satırları kaleme alamaz haberinde, köşe yazısında vs vs…
E o zaman ne yapmak lazım?
Söyleyemediğini, gözünün yemediğini, başkalarına söyletirsin olur biter. Basın mevzuatında bu tip durumlar için bolca ‘Cık cık cık, bu yaptığınız da ne ayıp canım’ diyen kaideler var elbette de; aman aman bir yaptırım söz konusu değil. Ola ki başınız derde girdi, hemen basın özgürlüğü, düşünceye müdahale diye zırıldarsınız olur biter. Fakat inceden inceye dürtüklediğiniz okuyucu yorumları –hele ki internet mecrasında- bastırmaya çalıştığınız düşüncelerinizin mastürbasyonu gibidir. Ona küfür edemedin mi, gazla okuyucuyu senin yerine halletsin. Bir nevi uzaktan kumanda gibi.
Ulusalcı kesimin başvuru kaynağı, yerli Pravda, patalojik İslam düşmanlarının Kabe’si, zamanında Adolf Hitler’i yere göğe koyamayacak kadar demokrat, türbanlı ‘karafatmaların’ yönünü İran’a çevirecek kadar bu ülkeye hakim Cumhuriyet gazetesi de naftalin kokan solculuğunu kesekağıdına sararak internetteki sitesine koyuyor. Koyuyor da, söyleyemediklerini, esasen söylemek istediklerini okuyucuya söyletiyor:
- Karanlik emelleri icin artik her seyi acik acik yapiyorlar.Diyelim Bu cumhuriyetin her seyini ele gecirdiniz.Ya gonulden ATATURK CUMHURIYETINE bagli gerektiginde canini verebilecek bizleri ne yapacaksiniz.Tek kisi kalana kadar mucadele edecegiz bunu untmayin (inayet dikici)
- TÜRK ORDUSUNU PADİŞAH CEMAATİ ORDUSU AMERİKA DESTEĞİ İLE ESİR ALDI.NE YAZIK.BU HALK SUSUYOR.KORKAK KORKAK ALTINA İŞEYEN HALK ANA KUZUSU.TÜRKİYEDE YAŞAMAYA HAKKIN YOK.HANİ NEREDE YA SEV YA TERKET.DİYENLER.LAF LAF. (Oktay Kara)
- Bunlar AKP hükümetinden beklenen adımlardı. Defalarca burada yazıldı. Bu olanlardan yüzde 58 oy verenler utansınlar. Eğer ki insanlık damarları hala çalışıyorsa? (Ahmet Temel)
Yüzde 58’lik kesimi dahili bedhahlar olarak gören bu acayip demokrat okuyucular, patalojik korkuları olan şeriati ısıtıp ısıtıp bahane ediyor yorumlarında.
- Adım adım şeriat geliyor.tek engel turk silahlı kuvvetleri.onlarıda boyle korkutarak ılerliyorlar.nur icinde yat buyuk ustad Aziz Nesin Turk halkı icin doğru söylemişsin. (serdar takan)
- İmamlar dünyaya hükümdar oldu.. (nuran küçük)
- Sivil irade darbe yapmıştır. Örnekleri dünyada vardır. İranda HUKUK kullanılarak irticai darbe yapılmıştır. (attila şimşek)
- AKP ve onun cumhurbaskani, askeri de polis gibi F'lestirmekte kararli gözüküyor. Büyük ihtimalle, peygamberlerinin ülkesi ABD'den de destek aliyorlar. (Tunç Ali)
Peki bu durumu en basitinden Basın Konseyi bilmiyor mu? Bilmez mi? Ama başında Oktay Ekşi’nin ‘durduğu’ bir Konsey’in objektif bir tavır alabileceğini düşünecek derece saf mısınız? Yazık size!
Kendilerinden başka herkes faşisttir onlara göre, Türkiye’nin normalleşme süreci bilfiil anormalleşme aşamasıdır yılmaz Cumhuriyet okuyucusu için:
- Anormallik ne zaman normallik oldu.Fasist kafatascilarin yönettigi bir ülkede demokrasi zaten beklenmez. (eda hale)
Beğenin veya beğenmeyin ama Başbakan Erdoğan’ın Adolf Hitler ile kıyaslanmasına neden olacak bir icraatını yazın boş bir kağıda.. Ama vicdan kriterleri çerçevesinde! Hatasız kul kadar politikacı da olmaz, yine de bir siyasetçiyi Hitler ile eş tutmak yine Cumhuriyet okuru için satırlık bir hadisedir:
- %37 oy alan Adolf Hitler 1933 yilinda sivil darbe yaparak iktidar olmustur. Secim kampanyası sırasında endüstri, finans ve sigorta devlerinden büyük miktarda mali destek saglamisdir. Aynen akepe. Para nerden geliyor nereye gidiyor belli degil. %40 oy alan, meclisin %60ini kontrol ediyor. Sizin demokrasinizi seveyim. Sivil darbe buna denir. (Taner Kilic)
Şimdi Cumhuriyet kalkıp ‘İnternet edisyonundan biz sorumlu değiliz’ diyebilir.
Yemezler!
Sitenin editörleri ‘Okuyucu yorumları bizi bağlamaz’ diyebilir. O zaman da sormak lazım ‘Galiz küfürler etse, hadi etmese ama çıkıp ‘Bir meydanda toplanıp gidip AKP’li öldürelim ey ahali’ şeklinde duyuru yapsalar orada.. Yine seyirci kalacak mısınız?’
Demokrasiyi sadece katılaştırılmış Kemalistler için isteyen bir zümrenin düşünce özgürlüğünü, ola ki siteniz aracılığı ile sesini duyurmak isteyen bir türbanlıya, Kürt’e, eşcinsele de verecek misiniz?
Hani mahkeme filmlerinden aşina olduğunuz bir replik vardır ya…
‘Sanığa başka sorumuz yok’
Aynen ondan!


Kaynak: haber365 / OZAN İNCESARÇ