Türkiye'de folklor

Türk toplum yaşamının Anadolu öncesi ve sonrası dönemlerine ilişkin ilk bilgilere İbnülfakih'in Kitab ül-büldan (X. yy.) adlı yapıtında,X. yy. gezginlerinden İbnülfadlan'ın gezi notlarında, Kaşgârlı Mahmut'un Divanü lügat it-türk (XI. yy.) adlı sözlüğünde ve Evliya Çelebi'nin Seya/ıafname'sinde (XVII. yy.) rastlanmaktadır. Bu kaynaklarda anlatılan gelenek, görenek, inanç ve âdetler, XIX. yy.'da fol klorun bağımsız bir bilim dalı olarak gelişmeye başlamasıyla yeniden ele alındı ve incelendi. XIX. yy. başlarında Ch. Rellovvs, R. Harmann, A. Lendl gibi bilim adamları, türk folklorunun çeşitli konuları üzerinde araştırmalar yaptılar, 1880'de de antropolog ve etnolog Felix von Luschan, Anadolu'nun çeşitli yörelerinde yaşayan etnik grupları, özellikle de Tahtacılar ve Türkmenleri inceledi. Yabancı bilim adamlarının başlattığı bu ilk çalışmaların yanı sıra XIX. yy.'in ikinci yarısında bazı türk bilim adamlarının da folklor konularına eğildiği görüldü. Ahmet Vefik Paşa, Şi-nasi, Ebüzziya Tevfik, Tekezade Sait, Çaylak Tevfik, Çelebi Abdülhalim Hakkı Bey'in folklor, özellikle atasözleri ve deyimler üzerine yaptıkları çalışmalar, bu alanda yapılmış anılmaya değer incelemelerdir.

XX. yy. başlanndaysa folklor araştırmalarının dil araştırmalarından, folklorun temel konularına yönelmeye başladığı görülür. Bu dönemde Ziya Gökalp'in Halka doğru dergisinde çıkan 23.7.1913 tarihli "Halk medeniyeti I" adlı makalesinde ilk kez "halkiyyat" sözcüğünü kullanması; Fuat Köprülü'nün 6.2.1914 tarihli ikdam gazetesinde yayımlanan "Yeni bir bilim dalı: halkiyyat" adlı makalesinde milliyetçiliğin güçlenmesi ve yayılması için folklorun bir araç olduğunu öne sürmesi; Rıza Tevfik'in 20.2.1913 tarihli Peyamı edep' te çıkan "Folklor" adlı tanıtıcı yazısı folklor alanında yeni bir atılımın başlangıcı sayılır. Bundan sonra folklor, kapsadığı tüm konularla birlikte ele alınmaya, gelenekler, görenekler, âdetler, inançlar, çeşitli törenler, yerel ağız özellikleri, müzik etnolojisi, din etnolojisi ve halk sanatları vb. alanlarda araştırmalar yapılmaya başlandı. Macar türkolog Ignacz Kunos'un 1887' den beri derlediği türk halk hikâyelerinin yayını da bu dönemdedir (1925).

Cumhuriyet öncesinde yapılan bu çalışmalarla ana dilin kaynaklarına eğilinme-ye çalışıldı, halk edebiyatı incelendi, halkbilim konusunda ilk araştırmalar başlatıldı. Bununla birlikte bu çalışmalar daha çok kişisel bir inceleme konusu olarak kaldı, sistemli ve düzenli bir biçimde ele alınıp geniş kitlelere mal edilemedi. Bu dönemde ele alınan ve tanıtılan bu yeni bilim dalının gerek adlandırılmasında gerekse alanının belirlenmesindeki kararsızlıklar da kavram kargaşasına yol açtı. "Halkiyat", "etnografya", "folklor", "etnoloji", "halkbilim" ve daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan "budunbilim" sözcükleri ya birbirlerinin yerine kullanıldı ya da dar alanlara sıkışıp kaldı. Bu kavram kargaşası günümüze değin süregeldi, giderek "folklor" ve "etnografya" terimlerini içeren "etnoloji" kullanılmaz oldu, bu kavramların tümü "folklor" sözcüğüyle karşılandı.

Türk folklorunun bilimsel kuruluşlar yoluyla ele alınıp incelenmesi ve geniş kitlelere mal edilmesi. Cumhuriyet döneminden sonradır. Kurtuluş savaşı'mn coşkusu ve milliyetçilik duygularıyla daha 1920 yılında Ankara hükümeti'nin milli eğitim bakanı Dr. Rıza Nur okuliara bir genelge yollayarak, folklor ve kültür ürünlerinin toplanmasını istedi, ayrıca bakanlık bünyesinde bir Hars (kültür) dairesi kuruldu. İlkin Besim Atalay, Hilmi Tanyolaç ve Mübarek Galip'in görev aldıkları bu kuruluşun müdürlüğüne, daha sonra Hamit Zübevr Koşay getirildi (1925-1926). Böylece Anadolu'nun birçok yöresinde folklora ilişkin çalışmalar başUiıldı, 1927'de Türk halkbilgisi derneği'nin Kurulmasıyla da bu verilerin bir elde toplanıp değerlendirilmesi sağlandı. Bu dönemde Selim Sırrı Tarcan mayıs 1924'te Türkiye edebiyat mecmuası' nın 6. sayısında yayımlanan "Halkilmi (halkiyat)" adlı makalesinde uluslararası kişiliklerinin belirlenmesinde folklorik öğelerin tanıtılması ve incelenmesi gerektiğini öne sürüp folklorun önemini vurgulayarak; Rauf Yekta da 1926'da yayımlanan "Darülelhan külliyatı: Anadolu halk şarkıları" adlı makalesinde, halkbilimsel verilerin özen ve ciddiyetle değerlendirilmesi ve kullanılması gereği üzerinde durarak, bu yeni bilim dalının tanınması, öneminin anlaşılması ve elde edilen verilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi konularına yeni görüşler getirdiler.

Cumhuriyet'in ilk yıllarından başlayıp 1938'e değin süren bu dönemin en önemli özelliği, yapılan çalışmaların ulusal kültüre yönelik olmasıdır. Bu süre içinde türk tarihine ilişkin çok sayıda inceleme yapıldı, türk kültürü, dil, tarih, etnoloji yönünden araştırıldı. Türkiye'de bu tür çalışmaların öncüsü sayılan birçok kuruluşun temeli bu dönemde atıldı, türk folklorunun klasiklerinden sayılan birçok yapıt yayımlandı. Macar türkoloğu Meszaros' un istanbul Darülfünunu'na gelişi ve üniversite düzeyinde halkbilim ve halk edebiyatı derslerinin okutulması da gene bu dönemdedir. Fuat Köprülü başkanlığında 1924'te kurulan Türkiyat enstitüsü de Türkiye'de etnografya, etnoloji konularına eğilen, bu konuda araştırmalar ve yayın yapan ilk bilimsel kuruluşlardan oldu.

Enstitü yayımladığı eserler ve Türkiyat mecmuası adlı yayınında yer alan etnografyaya ilişkin makalelerle, türk folkloruna katkılarda bulundu. Bu alandaki atılımlardan biri de, 1927'de Türk halkbilgisi derneği'nin 1930'da da Ankara Etnografya müzesi' nin kuruluşu oldu. Halkbilgisi derneği 1932'ye değin folklor alanında araştırma ve incelemeler yaptı, bu tarihten sonra da Halkevleri'ne devredildi. Türk ocakları'nın kaldırılmasından sonra (1931) kurulan Halkevleri de (1932), türk folklorunun gelişmesi ve yaygınlaşmasına katkılarda bulundu. Halkbilgisi derneği'nin çalışmalarını, bünyesindeki tarih, edebiyat, folklor ve dil kollarına aktararak sürdüren Halkevleri, tüzüğünde türk folklorunun araştırılıp değerlendirilmesine de yer vererek, giderek sayıları artan şubeleriyle birlikte folklor çalışmalarının da yurdun her yöresine yayılmasını sağladı.

1938 e değin olan dönemin yayınlarından biri de 1933'te çıkmaya başlayan Türk tarih, arkeologya ve etnografya dergisiyle Zonguldak'ta yayımlanan Bartın gazetesidir. 1927'de yayımlanan bu gazete folklora geniş yer verdi, yörede yapılan araştırmalardan elde edilen verileri yayımladı. Türk tarih kurumu (1931) ve Türk dil kurumu da (1932) yaptıkları çalışmalar ve yayınlarıyla bu alana katkılarda bulundular. Söz derleme kılavuzu (1933), Söz derleme dergisi (1933), bu konuda anılmaya değer yayınlardır.

1938'den sonraki dönemde yapılan çalışmalarda, dış dünyaya yönelik bir yol izlendiği görülür. Bu dönemde Milli Eğitim Bakanlığı etnoloji, etnografya, müzik etnolojisi çalışmalarını yürüten kuruluşları bünyesinde topladı, Batı klasikleri dizisini yayımladı, gelişen hümanist akımın ulusal kültür çalışmalarını kimi zaman ikinci plana itmesine karşın, folklor araştırmalarına devam edildi, daha önceki dönemde oluşturulan kurumlar ürün vermeyi sürdürdü.

1950'den sonra kırsal kesime yönelik bir akımın başladığı, bu akımın çeşitli sanat dallarının yanı sıra, sosyal araştırmaları da etkilediği dikkati çeker. Bu eğilim 1960'tan sonra daha da yoğunluk kazandı, değişen sosyo-ekonomik koşulların ortaya çıkardığı sorunlar, kırsal kesim ve kırsal kesim kültürünü ön plana çıkardı. Hızlı toplumsal ve kültürel değişimler, etnografik çalışmaları ve derlemeleri de zorunlu kıldı. Sorunların çok yönlü olması, sosyoloji, ekonomi, tıp, mimarlık gibi çeşitli bilim dallarından kişilerin de bu çalışmalara katılmasını ve konuya yeni yaklaşımlar getirmelerini sağladı. Bu dönemde Milli folklor enstitüsü adıyla kurulan (1966) ve daha sonra Kültür ve turizm bakanlığı'na bağlanarak Milli folklor araştırma dairesi adını alan (1981) kuruluş bir folklor arşivinin kurulmasına öncelik verdi, 10 000'e yakın malzeme bu arşivde toplandı. Daha sonra bir folklor kütüphanesi oluşturuldu, eski yeni tüm folklor yayınları bu kütüphanede toplandı. Bu arada yayım çalışmaları da yapıldı, danışma kaynağı niteliğindeki Açıklamalı türk halk müziği kitap ve makaleler bibliyografyası (1969) ve Türk folklor ve etnografya kılavuzu (1969) yayımlandı. Bu yapıtlar birleştirilip geliştirilerek Türk folklor ve etnografya bibliyografyası (1971) oluşturuldu.

Milli folklor enstitüsü'nün çalışmalarına yön vermek üzere toplanan 1. Türk folklor danışma kurulu (1971) uluslararası bir folklor seminerinin toplanmasını önerdi, iki yıl süren hazırlık çalışmalarından sonra 1. Uluslararası folklor semineri gerçekleştirildi (1973). Seminerde Türkiye'nin folklor zenginliklerinin uluslararası bir kongrede ele alınması savunuldu, bu amaçla Milli folklor araştırma dairesinin ön ayak olduğu 1. Uluslararası türk folklor kongresi toplandı (1975). Kongreye 112 bildiri sahibi katıldı ancak Prof. ilhan Başgöz ve Prof. Pertev Naili Boratav'ın ilkin kongreye çağrılması, daha sonra da çağrının geri alınması tepki ve tartışmalara yol açtı, delegelerden bir bölümü kongreden çekildi.

Bunların yanı sıra Erzurum Atatürk üni-versitesi'nin Halk edebiyatı kürsüsü'ne bağlı olarak kurulan Folklor arşivi, Ankara Kız teknik öğretmen okulu'nun kurduğu giyim müzesi, türk folklor araştırmaları konusunda anılmaya değer çalışmalardandır. Konya Turizm derneği'nin 1966'dan bu yana sürdüregeldiği geleneksel âşıklar bayramı ve 1972'de başlatılan Türkiye Cirit birincilikleri yarışması da türk folkloru alanında önemli girişimlerdendir.

Üniversitelerde uzun süre bağımsız bir folklor kürsüsü kurulamadı. 1938-1950 döneminde Ankara Üniversitesi dil ve tarih -coğrafya fakültesi'nde Türk dili ve edebiyatı bölümü'ne 1938'de konan halk edebiyatı dersleri, 1946'da Halkbilim kürsüsü'ne dönüştürüldü. Pertev Naili Bora-tav yönetimindeki bu kürsü, 1948'de kapatıldı. Böylece aynı fakültedeki Halk edebiyatı ve folklor arşivi'nin çalışmaları da sona erdi. 1941'de Pertev Naili Boratav yönetiminde kurulan bu arşivde halk edebiyatı, gelenekler görenekler, törenler inanışlar halk sanatları vb. konularda 5 000'i aşkın malzeme bulunuyordu.

Ankara Üniversitesi dil ve tarih-coğrafya fakültesi'nde 1961'den bu yana Sosyal antropoloji ve etnoloji kürsüsü'nde, antropoloji ve etnoloji derslerinin yanı sıra, halkbilim dersleri de okutulmaktadır. Aynı fakültede 1980-1981 öğretim yılında Prof. Dr. Sedat Veyis Örnek Halkbilim kürsüsü' nü kurdu, onun ölümünden sonra kürsünün başına Prof. Dr. Orhan Acıpayamlı getirildi. Ayrıca Tiyatro kürsüsü'nde Metin And başkanlığında "geleneksel türk tiyatrosu" konusunda yapılan özgün araştırmalar, folklor alanına katkılarda bulundu. Folklor konulan Hacettepe Üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümü'nde de halk edebiyatı konuları içinde ele alınmakta; masallar, deyimler ve atasözleri konusunda araştırma ve incelemeler yapılmaktadır. İstanbul Üniversitesi edebiyat fakültesi sosyal antropoloji ve etnoloji bölümü'nde de halkbilim konularına yer verilmekte, izmir 9 Eylül üniversitesi tiyatro bölümü'nde geleneksel türk tiyatrosuna yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Prof. Dr. Özdemir Nutku başkanlığındaki bu çalışmalar geleneksel seyirlik oyunları ve kökenlerini açığa çıkarmasıyla türk folkloruna katkılarda bulunmaktadır. Ege Üniversitesi edebiyat fakültesi'nde folklor konuları halk edebiyatı kapsamı içerisinde ele alınmaktadır. Aynı fakültenin sosyoloji bölümündeki sosyal antropolojkdersleri kapsamında lisans ve lisansüstü düzeyde folklor içerikli dersler, Ali Rıza Balaman tarafından verilmiş, 1984'e değin çeşitli araştırma ve yayım çalışmaları yapılmıştır. Ortadoğu Teknik üniversitesi'nde de halk edebiyatı dersleri kapsamında folklor konularına yer verilmektedir. Bunların yanı sıra, Erzurum Atatürk üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümü'ne bağlı Halk edebiyatı kürsüsü'nde 1959'dan bu yana folklor derlemeleri yapılmaktadır. Doğu Anadolu illeri taranarak çevrenin halk edebiyatı verileri toplanmakta, ses bantları arşivlenmekte ve bu çalışmaların sonuçları fakültenin Araştırma adlı dergisinde yayımlanmaktadır.

Kaynak: Büyük Larousse, Cilt 7, sf 4184-4185