Marshall Planı


Marshall Yardımı"yla sömürüldük
Hibe adı altında borçlandırmayı amaçlayan Marshall Yardımı, Türkiye"yi emperyalist tekellere açmaktan başka bir işe yaramadı
Türkiye"yi her zaman yolunacak kaz gibi gören ABD için ülkemiz aynı zamanda ileri bir karakoldu. Haziran 1947"de Harvard Üniversitesinde bir konuşma yapan dönemin ABD Dışişleri Bakanı George Marshall, Avrupa ekonomilerini tekrar kalkındırmak için çok geniş kapsamlı bir program önerdi. Dünyadaki durumun son derece karışık olduğunu ifade eden Marshall, şunları söylemişti: "Avrupa"nın önemli miktarda ek yardıma ihtiyacı var. Amerika Birleşik Devletlerinin, dünyadaki ekonomik durumu eski normal haline getirmek için elinden gelen yardımı yapması gerekiyor. Bu iyileşme sürecine yardımcı olmaya istekli ülkeler, eminim ki Amerika Birleşik Devletlerinden tam bir işbirliği ve destek görecektir."
Borç değil, tuzak
Marshall Planı; buna katılmak isteyen her Avrupa ülkesine Amerikan mali yardımı, malzeme ve makinesini öngörüyordu. ABD, kamuoyunda "Marshall Yardımı" olarak bilinen bu anlaşma çerçevesinde, 1949-1951 yılları arasında Türkiye"ye ekonomik yardımlar yaptı. Türkiye, artık Batı yanlısı bir politika izlemeye başladı. 1948"de Marshall Planı"nın diyeti Türkiye"yi emperyalist tekellere daha fazla açmaktan başka bir işe yaramadı. Bu yardımla Türkiye, ABD"nin bölgedeki taşeronu yapılmak istendi. Hedef, Amerikan sanayiine pazar açmaktı. Bir borç tuzağı olan Marshall Yardımı ile Türkiye hibe adı altında borçlandırımış ve ekonomisi adeta çökertilmiştir.
Tavuk ithal ettik
Ayrıca Türkiye 11 Mart 1947"de IMF"ye, 14 Şubat 1947"de de Dünya Bankası"na üye oldu. Türkiye"nin yediği diplomasi kazığının bir benzeri de dünyayı sömüren bu iki kuruluşa üye olmasıyla başladı. Yıkım halindeki Avrupa ekonomisine ve üçüncü dünya ülkelerine verilen kredilerin adı, Dünya Bankası"nın döokümanlarında, "İhraç Kredileri" idi. 1950"li yıllarda Türkiye, ABD"den
tavuk bile satın aldı.
Savaş artıkları Türkiye"ye
1946 yılında yapılan 10 milyon dolarlık anlaşma, ABD"nin işine yaramayan malzemeleri satın almamızı öngörüyordu
ABD ile 1945 yılında yapılan anlaşmanın ardından Türkiye tavizler vermeye başladı. 27 Şubat 1946 tarihinde yapılan 10 milyon dolarlık anlaşmaya göre Türkiye, ABD"nin işine yaramayan savaş artığı malzemeleri satın alacaktı. Ancak bunların ya fabrikaları kapanmış, ya da üretimleri durmuştu. ABD, işine yaramayan bu malzemeler için Türkiye"yi bir pazar olarak kullanıyordu. Bu artıkları kullanamadığımız gibi, ithal ettiğimiz yedek parçalar için de 4-5 kat döviz ödemiştik. Bu durum, ABD"nin Türkiye üzerinde oynadığı kazık atma diplomasilerindenden biri olarak tarihe geçiyordu.
Truman Doktrini
1946 yılında dünyanın en tartışmalı kurumu olan CIA"yı kuran ABD Başkanı Truman, 12 Mart 1947"de Kongre"de yaptığı bir konuşmada, Sovyet tehdidine karşı hazırlanmış, kendi adıyla anılacak Truman Doktrini"ni açıkladı. Truman, ABD"nin "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını söyledi. Truman"a göre Amerika, komünizm ile silahlı mücadele veren ve dış ülkelerin baskısı altında bulunan devletlere mali ve askeri yardım yapmalıydı (Burada kastedilen ülkeler Yunanistan ve Türkiye"dir).
Bize 1, Yunan"a 3
Bu amaçla Kongre"den 400 milyon dolar kullanma izni istedi. Kongre"nin 22 Mayıs"ta bu isteğini kabul etmesi üzerine Türkiye"ye 100 milyon, Yunanistan"a ise 300 milyon dolar yardım yapıldı. Doktrin, Amerika Birleşik Devletleri"nin uluslararası politikasının değiştiğini ve Sovyet düşmanlığının bu yeni politikada temel esas olduğunu dünyaya ilan etti. Askeri yardım amaçlı doktrin, ABD"nin desteğini arayan Türkiye"de başlangıçta memnuniyet yaratsa da daha sonraki yıllarda ikili anlaşma ile getirilen sınırlamalar bir takım sıkıntılar doğurmuştu. Truman Doktrini, dünyanın iki bloğa ayrıldığını ve Sovyet-ABD mücadelesinin, yani soğuk savaş döneminin başladığını ilan etmişti.
Türkiye, ABD"nin bölgedeki taşeronu yapılmak istendi. Yardımın hedefi Amerikan sanayiine pazar açmaktı
Üretimleri durmuş askeri malzemeleri kullanamadığımız gibi, yedek parçaları için de 4-5 kat döviz ödemiştik
Avrupa"ya ekonomik desteğe, işte bu adam ismini verdi
Üstteki fotoğraf, dönemin ABD Dışişleri Bakanı George Marshall"ın nasıl biri olduğunu anlatmaya yetiyor da artıyor bile. Marshall, sözde komünizmi önlemek
gayesiyle yapılan ve aralarında Türkiye"nin de bulunduğu bazı ülkelere yapılan Marshall Yardımı"nın isim babasıydı. Marshall, II. Dünya Savaşı"ndan sonra Avrupa"nın iktisadi kalkınmasına ve dünya barışına yaptığı katkılardan dolayı 1953"te Nobel Barış Ödülü almıştı. Aynı zamanda general de olan Marshall, altta dönemin ABD Başkanı Harry Truman"la birlikte görülüyor. Truman"ın kim olduğunu hatırlatmakta fayda var. Hiroşima ve Nagazaki"ye atom bombası atılması kararını veren, 1948 yılında İsrail"in kurulmasını destekleyen, Soğuk Savaş dönemini başlatan ve CIA"yı kuran isim Truman"dı.
Doğu Bloku ülkeleri istemedi
Türkiye dahil 16 Avrupa ülkesi, Amerika"ya sunulmak üzere bir Avrupa ekonomik kalkınma programı hazırlamıştı. Bu program üzerine Amerika 3 Nisan 1948"de Dış Yardım Kanunu"nu çıkardı. Amerika bu kanuna dayanarak yürürlüğe koydu-ğu Marshall Planı ile daha ilk yılında İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre, İzlanda, Avusturya, Norveç, Danimarka ve İsveç"e 6 milyar dolarlık bir ekonomik yardım yaptı. Marshsall Planı, Sovyetler Birliği"ni kapsamasına rağmen, Doğu Bloku üyeleri buna katılmak istemedi.
Rockefeller: Hiçbir masraftan kaçınma
MARSHALL Yardımı"nın ne olduğunu ünlü Amerikan tekeli Rockefeller"in patronu olan Nelson A. Rockefeller, dönemin ABD Başkanı Eisenhower"e 1956 yılında yazdığı mektubunda şöyle anlatıyor: "İktisadi yardımlarda, ABD"nin karşılık beklemeden yardım ettiği ve işbirliği yapmak isteğinde samimi olduğu intibası oluşturulmalı. Elimizdeki bütün propaganda imkanlarıyla durmaksızın, az gelişmiş ülkelere yapılan Amerikan yardımının karşılıksız bir yardım olduğunu, ard niyet taşımadığını bütün kafalara sokmalı, bu konuda hiçbir masraftan çekinmemeliyiz. Bu arada ideolojik savaşa ara vermemeliyiz. Bu ülkelere yatırım yapan kapitalistlerimiz, teknik eksperlerimiz ve diğer uzmanlarımız az gelişmiş ülkelerin milli ekonomilerinin bütün dallarına girmeli, onları bizim çıkarlarımıza göre geliştirmelidir. Bu ülkelerdeki politik bakımdan güvenilir yerli işadamlarının ulusal çabaları da teşvik edilmelidir."
Churchill, İnönü"yü ikna için Adana"ya geldi
ABD ile ilişkilerin seyrine bakıldığında, Atatürk döneminde bağımsız iki devlet ilişkisi İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden Türkiye aleyhine dönmeye başladı. 1941-1944 yıllarında, ABD ve batılı ülkeler Türkiye"yi kendi yanlarında savaşa sokmak için büyük uğraş verdi. 1940"ta Almanya"nın Fransa"ya saldırması, İtalya"nın da Almanya"nın yanında yer almasıyla savaş Akdeniz"e de yayıldı. Bu durumda İngiltere ve Fransa, üçlü ittifak gereği Türkiye"nin de savaşa katılmasını istedi. Müttefikler özellikle Kuzey Afrika"da yenilen Almanya"yı, Balkanlardan atmak için, Avrupa ve Balkanlarda Almanya"ya karşı girişecekleri savaşlarda, Türkiye"nin de yer almasını istiyordu. Müttefiklerin bu kararı 1943"de Adana"ya gelen Churchill tarafından Cumhurbaşkanı İnönü"ye iletildi. Ancak, İsmet İnönü"nün izlediği ince dış politika sayesinde Türkiye bu savaştan kayıpsız çıktı. Türkiye, tüm baskılara rağmen, tarafsız kalmayı başarabildi.
ABD"yi aktif hale getirdi
Truman Doktrini"nin, önemli bir sonucu, aldığı yardım sayesinde Türkiye"nin Sovyetler"e karşı kendini daha rahat hissetmesiydi. Ayrıca bu yardım Türkiye ile Batı Bloğu arasındaki ilişkileri iyileştirmiş ve Türkiye"nin NATO"ya girmesini sağlayacak sürece katkıda bulunmuştu. Doktrin, kendisinden sonra gelecek olan Marshall Planı"na da öncülük etmişti. Doktrinin ardından ABD, geleneksel dış politikasını değiştiriyor ve I. Dünya Savaşı sonundaki tutumunun aksine dünya siyasetinde aktif bir rol üstleniyordu.

alıntı
vikipedi